1 Nisan 2026 Çarşamba

Umutsuzlukların Şiire Dökülmesi

             


        Bu sabah, yorgun, halsiz ve bitkin kalkmadım. Maşallah bana.

Yere hiçbir ağırlık vermiyor gibiyim. Kuş gibi hafif hissediyorum kendimi. Allah’a (cc) şükürler olsun.

Bir müddet sonra bilgisayarımın yani tek oyuncağımın yanı başındayım.

Gazete yazarlarına da maşallah. Onlar da bugün açık seçik yazmışlar. Transit geçmek şöyle dursun önceki yazılarını da okuyorum. O yazılar da güzel mi güzel. Peki, aynı yazılara önceden bu kadar güzel demiyordum?.. Yoksa? Evet evet, bugün kafamda da bir dinçlik var, gençlik var. Tıpkı eskisi gibi mi oluyorum…

Hayırlara gitsin. Ne oldu da böyle birdenbire…? Bin kere şükür olsun ama? Ne oldu da?

Yoksa? Eceli gelen hastalar ölümüne yakın iyi olur muş…

Sus! Ağzından yel alsın. Ağzını hayra aç…

İşte kaygı bozukluğu denen şey böyle bir şey…

Ama ben alıştım. Daha önce de dolaylı biçimde belirtmiştim ya bu bozukluktan da yararlanmaya çalışıyorum.

Ya işte böyle olur. Kaygı bozukluğu da kontrolüm altında. Ne var ki çocuklar ilâçlarını yine iç diyorlar. Falancı ilacını içmeyi bir gün unutmuş ve kafasında pıhtı attı.

Böyle sözlere de kafamın tası atıyor. Bana bunu niye hatırlatıyorsunuz: Rahmetli eşimin kafasında da pıhtı atmıştı.

Nereden nereye? Ben kaç defadır söyledim: Saatim saatime uymuyor.

Saatim saatime uymuyor derken tramp gibi ve ona benzer başkanlar gibi demek istemedim. Allah korusun. Hani bazen halsiz düşüyorum, bazen de hallice…

Sabahattin’den böyle yazı beklenmez. Niçin beklenmesin. Günlük değil mi bu. Halden hale geçişini yazıyoruz ya… Günlük de olsa okkalı sözler gerekir. Öyle mi?

İşte buraya yazıyorum: Tecrübeli yazarlarımız dahil bütün yazarlarımız ve gazetecilerimiz umutsuz. Bu umutsuzluk öteden beri vardı belki ama bu kez başka. İslam’da umutsuzluğun olmadığını gayet iyi bilen yazar ve gazetecilerde umutsuzluğu okumak canımı acıttı. Öyle ki açık açık da belirtemiyor ve umutsuzluklarını şiire döküyorlar. Gözlerim doldu.

Zaten yurttaşlarımızın hali ortada. Siyasetçiler ha keza. Bir de aydınlatıcı konumda olanların ışığı sönerse vay halimize.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 01.04. 2026 

 

 

Tolstoy'dan Vecize

 


                                                                     Tolstoy - Vecize

Avcı Olarak Bir Çocuk

 


Paylaştığınız bu eser, Hollandalı ressam Nicolaes Maes'e (1634–1693) aittir.

Tablonun adı genellikle "Avcı Olarak Bir Çocuk" (Portrait of a Child as a Hunter veya A Young Boy as a Hunter) olarak geçmektedir. 17. yüzyıl Hollanda resim sanatının karakteristik özelliklerini yansıtan, hem portre hem de alegorik/mitolojik unsurları birleştiren oldukça zarif bir çalışmadır.

Sanatçının, özellikle ışık kullanımı ve doku detayları konusundaki başarısını bu tabloda da net bir şekilde görebilirsiniz. 


İstanbul'umuza Böyle Ne Oldu?


(…)

Yukarıda şaire Nigâr Hanım’ın güncesinden bir bölüm yazmıştım. 1917’de ne diyordu Nigâr Hanım?

“Aman Yarabbi! İstanbul'umuza böyle ne oldu? Kalabalıktan tramvaylara girmek kabil değil ki! Toptan gülle çıkar gibi zorla bir vagona attım. Bu, tramvaya girmek değil, ezilmek, üst baş parçalamak… Ne oldu halkımıza Yarabbi? Bu her yeri dolduran kifayetsiz, kaba, kötü dilli insan kalabalığı nereden geldi?” Bu sözlere bir şey eklemem gerekli mi?

Kalabalığı görünce Nigâr Hanımın sözleri aklıma geliyordu. Başka şeyler de tabii. Nasıl başka şeyler?

(…)

______________________________

SabahattinGencal, Anahtar Deliği GÜNLÜK, Cinius Yayınları, İstanbul, 2020

Rabbani'nin Mektupları- 039

 İmam-ı Rabbânî Hazretleri'nin 39. Mektup'u (Mektubat-ı Rabbani, 1. Cilt), Mirza Bediüzzaman’a yazılmış olup, dünya ve ahiret saadetinin anahtarını "Sünnet-i Seniyye’ye tabi olmak" olarak belirleyen, temel itikadi ve ameli esasları içeren çok kıymetli bir nasihatnamedir.

İstediğiniz sistematik özet aşağıdadır:

39. MEKTUP: SİSTEMATİK ÖZET

1. Mektubun Temel Konusu ve Muhatabı

  • Muhatap: Mirza Bediüzzaman.

  • Ana Tema: İki cihan saadetine ulaşmanın tek yolunun Hz. Muhammed'e (s.a.v.) tam bir bağlılık (mütabaat) olduğu.

2. Saadet ve Kurtuluşun İki Temel Şartı

İmam-ı Rabbânî, Peygamber Efendimize tabi olmanın iki ana kanadı olduğunu vurgular. Bu iki kanat olmaksızın manevi yükselişin mümkün olmayacağını belirtir:

  • Birinci Kanat: İtikadın Düzeltilmesi: Kurtuluşun ilk adımı, inanç esaslarını Ehl-i Sünnet ve Cemaat âlimlerinin bildirdiği şekilde düzeltmektir. Yanlış bir itikat üzerine kurulan hiçbir amel fayda vermez.

  • İkinci Kanat: Fıkıh Hükümlerinin Öğrenilmesi ve Amel: İkinci adım; helal, haram, farz, vacip, sünnet ve müstahap gibi temel fıkhi bilgileri öğrenmek ve bunlarla yaşamaktır.

3. Manevi Yükselişin Doğası

  • Kanatsız Uçuş Olmaz: İtikad ve amel "iki kanat" gibidir. Bu iki kanat tam olmadan mukaddes âleme (manevi mertebelere) uçmak mümkün değildir. Bunlar eksik olduğunda insan "yerlerde sürünen dökülmüş bir ağaç kabuğu" gibi kalır.

  • Dünyanın Hakikati: Bu alçak dünyanın geçici ve değersiz olduğunu hatırlatır. Akıllı insanın, bu değersiz şeyler yerine ebedi ve kıymetli olanın (Allah’ın rızasının) peşinden koşması gerektiğini vurgular.

4. Tasavvuf ve Şeriat İlişkisi

  • Mektubun derinliğinde, tasavvufi hallerin ve keşiflerin ancak şeriat (itikad ve amel) temeli üzerine inşa edilebileceği mesajı vardır. Şeriata uygun olmayan hiçbir hal veya keşif muteber değildir.

5. Dua ve Temenni

  • İnsanın kendi başına kurtuluşa ermesinin güçlüğüne değinerek, sebepler dairesinde Allah’tan hidayet ve yardım istenmesi gerektiğini belirtir. Mektubunu, muhatabına sağlık ve selamet dileyerek bitirir.


Genel Değerlendirme

Bu mektup, İmam-ı Rabbânî’nin "Müceddid" kimliğini en iyi yansıtan metinlerden biridir. Müslümanlara, mistik tecrübelerden veya felsefi tartışmalardan önce doğru inanç (Ehl-i Sünnet) ve doğru ibadetin (Fıkıh) vazgeçilmez olduğunu hatırlatan bir yol haritasıdır.

Her Şey Dönüyor

 


Bu şarkı, sevdiğinin geri dönmeyeceğini bilmenin verdiği derin bir hüznü ve kalpteki boşluğu anlatıyor. Her şeyin döndüğü bir dünyada, geri dönmeyen bir aşkın izleri zamanla silinmez. Her bir sözcük, ayrılığın gerçekliğiyle yüzleşen bir kalbin haykırışı. Döngülerin içinde bile durağan kalan tek şey, özlem ve sevgidir. Umut her zaman vardır, ama bu şarkı o umutsuz bekleyişin hikayesini anlatıyor.



Şarkı Sözleri: 

Her Şey Dönüyor Ama Sen Değil Her şey dönüyor bu aralar Dünya dönüyor güneş dönüyor Ay dönüyor her gün her saat Sen dönmeyeceksin biliyorum

Kalbim duruyor zaman hızlı Ey sevgilim dönmek olmaz mı Bir kerecik belki bir anlık Sen dönmeyeceksin biliyorum

Ah neden neden böyle Dönmüyor kalbim sen beni sevme Her şey dönüyor aşk bu değil Sen dönmeyeceksin biliyorum

Gözler dönüyor bakışlar sert Kelimeler dönüyor anlamlar gerçek Sözler dönüyor dilimden düşen Sen dönmeyeceksin biliyorum

Yollar dönüyor başımda dönerken Hayaller dönüyor düşlerim evren Gerçekler dönüyor başa sarıyor Sen dönmeyeceksin biliyorum

Ah neden neden böyle Dönmüyor kalbim sen beni sevme Her şey dönüyor aşk bu değil Sen dönmeyeceksin biliyorum

Ahmet Gencal



Ortadoğuda Bitmeyen Savaş

 


Ortadoğuda Bitmeyen Savaş, Prof. Dr. Hasan Onat

Bir toplumda akıl düşmanlığı din ile meşrulaştırılıyorsa, bu o toplumun intiharı demektir… Prof. Hasan Onat (Rahmetle… )

Benzemez Kimse Sana