19 Mart 2026 Perşembe

Haddini Bilmeyen Boğulur

 

 



Merhaba,

Ben Sabahattin Gencal.

09 Ocak 2026’dan beri GÜNLÜK blogunda yazıyorum.

Zaman zaman özeleştiri yapmışımdır. Bu yazım da onlardan biri. Ama bu kez, dolaylı değil açık açık eleştireceğim kendimi. Eleştirmek iyi-kötü, güzel-çirkin, yararlı- yararsız vb. yanlarını belirtmek demektir. Burada sadece kendimdeki olumsuzlukları anlatmaya çalışacağım. Tabii kendimizi bilebildiğimiz ölçüde.

Kendimizi bilmek çok kapsamlı bir konu. Evreni bilmek gibi… Burada kendini bilmenin bir alt konusu olabilecek haddimizi bilmek konusu üzerinden kendimi eleştirmeye çalışacağım.

Sözlüklerde, Had sınır, uç, derece, yetki ve değer; haddini bilmek ise, kendi değer ve yeteneğini olduğundan üstün görmemek olarak tanımlanır. Bu tanıma göre hamd olsun haddimizi bildik. İnşallah bilmeye de devam edeceğiz.

Yalnız yazılarımızda az da olsa haddimizi aştığımızı gördüm. Tabii ki pişman oldum. Bu ruh hali içinde bu yazıyı yazıyorum:

Haddini bilmek bu konuyla ilgili bilgileri hatmetmek değil bu bilgilerin gereğini yapmaktır. Açık deyişle haddini bilmek bir davranış, bir uygulama biçimidir.

“İnsanın haddini bilmesi:

İnsanın kendini tanıması, görmesi, bilmesi, fark etmesi ve anlamasıdır.

Kendi seviyesini, kapasitesini, duygularını, artı ve eksilerini, olumlu ve olumsuz taraflarını, yapabileceğini veya yapamayacağını bilmesidir.

Gerektiği yerde durmasını bilmesidir.”

İnsanın kapasitesi her zaman aynı olmuyor. Önceki günler yaylaya rahatça çıkabiliyordum. Dün günde 3-5 kilometre yürüyebiliyordum ama bugün evin içinde bile zor adım atıyorum. Bütün konularda bu benzetme geçerlidir.

Kısaca konuşurken de yazarken de artık boyumu aşan sulara girmeyeceğim. Örneğin günümüzde devam eden savaşları tarihçiler ve analistler bile doğru dürüst değerlendiremezken biz hemen ahkâm kesip insanlığın kaybolduğunun bir göstergesi olarak dolaylı dolaylı olarak yazdık. Belki bu teşhis doğrudur ama teşhisi doktorlar yapar. Biz haddimizi aştık gibime geliyor.

Ayrıca iç politika konularına da giriverdik. Evet bir yurttaş olarak toplumumuz ve yurdumuz için siyaset yapmak hakkımız ve görevimizdir. Ancak bu konuda da ahkâm kestik. Hükümet biçiminden tut da ekonominin, yargının ve eğitimin vb. hiç de iyi olmadığını yazdık. Bu da doğru belki ama biz bu konuların uzmanı değiliz ki. Evet söylediğimiz konularda diplomalarımız var ama maalesef o eski bilgiler kalmadı bizde. Eski bilgi kalsa ne yazar. Âlimlerimizin söylediğine göre 72 saatte bilgiler yenileniyormuş. Kısaca güncellenemiyoruz. Buna rağmen bu konularda yazmakla haddimizi aşıyoruz.

Ayrıca şunu da eklemeliyim: Gerek Facebook gerekse blog yazıları pek okunmuyor. Hele de benin yazdıklarım. Blog sayacına göre 24-63 tıklama oluyor. Her bloga girenin okuduğu da söylenemez. Yani beni, ne kadar okuyabiliyorsanız sizler okuyorsunuz. Tanıdığım kadarıyla hepiniz benden daha ileri derecede konulara hâkimsiniz. Yani tereciye tere satmak gibi oluyor yazılarımız. Bu da bir nevi haddi aşmak oluyor.

Uzatmak pahasına şunu ekleyeyim: Günlük demek her gün yazılan yazı demek değil. Günün izlerini taşıyan duygu ve düşüncelerine işaret eden yazı demektir. Bizim izler belli olmuyor. Açık deyişle gençler, özellikle dijital bilgileriyle donanmış geçler bizim izlerimizi hiç göremiyor. Onun için bu sorunu da ayrıca ele almam gerekir.

İnşallah üslup bakımından haddi aşmamışım. Aştımsa özür dilerim. Bu konuya da açıklık getirmeliyim. Bilindiği üzere deneme ve güncelerde yazar kendi için yazar. Kendi kendine konuşur. Ben Mevlana’nın “ben sen oldum, sen ben” sözünü dayanak göstererek size hitabı kendime, kendime hitabı size kabul ettim… yani bir kılıf buldum. Herkesin böyle kılıf bulması da uygun değil tabii.

Rahmetli Demirel nasıl diyordu? “Söylenecekler söylenmiştir. Binaenaley…”

Bundan böyle, yüzme bilmediğim için derinlere dalmayacağım inşallah.

Haddini bilmeyen boğulur…

Sabahattin Gencal, İstanbul, 19. 03. 2026

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

 

 

 

 


Sözün Önemi ve Sözün Kime, Ne Zaman, Nasıl söyleneceği

  


 Söz Allah’ın Kelâm sıfatının insanda bir tecellisidir. Söz insanı insan eden bir kavramdır. Kutsal Kitap TevratÖnce söz vardı.” İfadesi ile sözün önemini vurgular. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) “Dinleyenlerin anlayacağı biçimde konuşmakla emrolunduk.” buyurmaktadır. Yunus Emre de sözün önemine vurgu yapmaktadır:

Söz ola kese savaşı

Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Bal ile yağ ede bir söz

Kişi bile söz demini

Demeye sözün kemini

Bu cihan cehennemini

Sekiz uçmak ede bir söz

Yürü yürü yolun ile

Gafil olma bilin ile

Key sakın ki dilin ile

Canına dağ ede bir söz

Yunus imdi söz yatından

Söyle gözü gayetinden

Key sakın o şeh katından

Seni ırak ede bir söz,

                                 Yunus Emre

   Yunus Emre sözün ne denli önemli olduğunu belirtme kalmıyor sözün kısa ve öz olmasında da yarar görüyor.

Az söz erin yüküdür

Çok söz hayvan yüküdür

Biline bu söz yeter

Sende gevher var ise

                           Yunus Emre

   Yunus Emre Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) buyurdukları gibi halkın anlayabileceği biçimde şiirler yazmıştır.

Kara taşa su koyarsan,

Elli sene ıslatır isen

Hemen taş yine bayağı,

Hünerli taş olur değil

 

Yunus olma cahillerden,

Irak kalma ehillerden

Cahil ne var mümin ise,

Cahillikte kalır değil

                              Yunus Emre

  Cahillikten kurtulmak için, insanları da cahilliklerinden kurtarmak için muhatapların psikolojik durumları, kapasiteleri, içinde bulundukları durumlar dikkate alınarak söz söylemeli. Yarar sağlamayacak sözlerden sakınmalı.

   “Yunus Emre, kelimelerden bir Süleymaniye kurmuş büyük bir dil mimarıdır." diyen Samiha Ayverdi Yunus’un şiirlerinde özün biçimden önce geldiğini belirtmektedir.

Keleci bilen kişinün

Yüzünü ağ ide bir söz

Sözü pişürüp diyenün

İşüni sağ ide bir söz                                                   

demesi bundandır. Çünkü şiir, bir söz sanatıdır.

Yunus, bu yüzden şiire öncelikli olarak bu dikkatle bakar ve sözün şiir olabilmesinin şartını "sözü pişirmek" şeklinde ifadelendirir. Son derece ilginç sayılması gereken bu ifade tarzı sözün şairin zihin ve gönül dünyasında bir işlemden geçmesi, çiğ yiyeceklerin pişirme işlemiyle nasıl lezzetli ve faydalı hâle geliyorlarsa sözün de benzer bir işleme tabi tutulmasını belirtmektedir.”1

__________________

1.   http://www.yunusemre.gov.tr/

 

SabahattinGencal, Yunus Emre, Cinius Yayınları, İstanbul, 2020


"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

 

Sakın - Sessiz Aşkın Melodisi

 



Bu şarkı, kumsalda yapılan uzun bir yürüyüşün huzurunu, kalbin derinliklerindeki sessiz aşkı ve sonsuzluğu anlatıyor. Dalgaların fısıltısında ve aşkın esintisinde kaybolmak isteyenler için yazdığım bir parça. Umarım dinlerken aynı huzuru bulursunuz. Abone olmayı ve beğenmeyi unutmayın. Teşekkürler!

Şarkı Sözleri:
SAKIN Uzun bir yürüyüş yapalım kumsalda Başını omzuma daya Sessizce nefes alışını duyayım… Fısılda kulağıma… Dalgalar ıslatsın ayaklarımızı… Martılara bakmayalım bile… Kum tanelerini sayalım birlikte… Sonra ben, kalp yapayım parmağımla kumsala Dalgalar silmesin ama… Kalbimin sesini duyuyor musun? Aşkımın esintisini? Bir melodi var kulağımda, Sesin hâlâ yanağımda… Güneş batıyorken uzaklarda, Dalıyorum sonra tatlı bir uykuya, Beni sakın uyandırma… Ahmet Gencal

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

 

Epiktetos'tan Vecize

 


                                                     Epiktetos - Vecize


"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

 

Muazzez Ersoy - Kahverengi Gözlerin

 




"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

 

Rabbani'nin Mektupları- 026

 İmam-ı Rabbani Ahmed Faruki Serhendi Hazretleri tarafından Mevlânâ Hacı Muhammed Lahorî’ye yazılan 26. Mektup, tasavvufi ıstılahtaki "şevk" (arzu, özlem) kavramını ve bu halin hangi manevi makamlarda bulunduğunu ele almaktadır.

Metnin sistemli özeti aşağıdadır:

1. Şevk Kavramı ve "Ebrar" - "Mukarreb" Ayrımı

  • Ebrar İçin Şevk: Şevk ve kavuşma arzusu, henüz yolun başında veya ortasında olan "ebrar" (salikler) için geçerlidir. Çünkü şevk, ayrı olanın duyduğu bir özlemdir.

  • Mukarrebler İçin Sükûn: Allah’a manen yaklaşmış ve vasıl olmuş olan "mukarrebler" için şevk söz konusu değildir. Çünkü onlar "ayrılık" halinden kurtulmuşlardır. Kişinin kendi nefsine kavuşmak için şevk duymaması gibi (çünkü zaten kendisiyledir), mukarreb de ulaştığı makamda bu nevi bir arzu taşımaz.

2. Şevkin Gitmesi ve Makamın Yükselmesi

  • Kemalatın Göstergesi: Bir müridde şevk ve arzunun gitmesi, makamının yükseldiğini ve daha tam bir hale ulaştığını gösterir.

  • Yeis (Ümitsizlik) Makamı: Buradaki yeis, Allah’tan ümit kesmek değil; Allah’ın zatının tam olarak anlaşılamayacağını ve idrak edilemeyeceğini anlamaktan doğan bir "hayret" ve "acz" halidir. Şevk, kavuşulması mümkün görülen şey için duyulur; ulaşılamayacak kadar yüce olanın karşısında ise hayret ve üzüntü (yeis) hasıl olur.

3. Fenâ ve Bekâ Hallerindeki Farklılık

  • Allah’ta fani olan (kendi varlığından geçip Allah'ın varlığıyla baki olan) bir kâmil veli, halkın arasına irşad için geri dönse bile eski şevki geri gelmez. Çünkü o, Allah'ın büyüklüğü karşısındaki acziyetini (yeis halini) muhafaza eder.

4. Hz. Ebubekir (r.a.) Örneği

  • Mektupta Hz. Ebubekir’in, Kur'an okurken ağlayan birini görünce "Biz de böyleydik ama şimdi kalplerimiz katılaştı" buyurması örnek verilir. Bu söz bir noksanlık değil; aksine ilk zamanlardaki coşkulu hallerin (şevk), daha ileri bir makam olan tam teslimiyet ve sekine haline evrildiğini ifade eden bir "övünme" (şükür) makamıdır.

5. Diğer Önemli Hususlar (Zeyl)

  • İtikadın Önemi: Mektubun devamında Allah’ın varlığı, birliği ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) risaletine dair temel inançların her şeyin üzerinde olduğu vurgulanır.

  • Şeriat ve Hakikat İlişkisi: İslamiyet’in emirlerine (Ahkâm-ı İslamiye) uymanın dünya ve ahiret saadetinin tek yolu olduğu, tarikat ve hakikatin ise şeriata hizmet eden yardımcı unsurlar olduğu belirtilir.

  • Ehl-i Sünnet Vurgusu: Kurtuluşun ancak Ehl-i Sünnet alimlerinin bildirdiği yolda ve tevazu sahibi olmakta olduğu hatırlatılır.

Özetle; Bu mektup, tasavvufta duygusal coşkunluktan (şevk) daha üstün bir makam olan "idrakin acziyetini anlamak" ve "şeriat üzere sabit kadem olmak" hallerini açıklamaktadır.


Yüreklere İslamı Yazan Adam İmam-ı Rabbani - İhsan Şenocak Hoca

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ