23 Nisan 2026 Perşembe

Ulusal Egemenlik

 


Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Hepimize kutlu olsun.

Bayram kutlamalarına, rahatsızlığımdan ötürü katılamadığımdan bayramı odamda hatıralarımla kutladım:

Sene 1954 (veya 1955) (Zeno) Akköse Köyü İlkokulu olarak, bayramı diğer okullarla birlikte kutlamak üzere nahiyemiz Dernekpazarı’na gitmek üzere yola koyulduk. 4 kilometrelik yolu şarkılar ve marşlarla kuşlar gibi uçarak aştık sanki.

Nahiyemiz Hükümet konağı önünde toplandık. Konağın ikinci katındaki balkonda yapılan konuşmaları dinledik. Ardından şiirler okunmaya başladı. Bizim okulu temsilen balkona çıktım.

Aşağı bakınca ayaklarım titremeye başladı. Yukarlara yukarılara bakarak ve el kol sallayarak şiir okumaya başladım. Şiiri annem öğretmişti bana. Bu şiirden ancak ilk iki dizeyi hatırlıyordum. Bugün internete bakarak diğer dizelerini de öğrendim ama şairini hâlâ öğrenemedim. İşte bu anlamlı şiir:

CUMHURİYET

Eskiden Türk Milleti  İstibdatla inlerdi

Zalim padişahların  sözlerini dinlerdi.

 

Harabeye dönmüştü Vatanın sağı solu

Vergi yetiştirirdi saraya Anadolu.

 

Belimizi bükmüştü senelerce esaret

Hiç kimse itiraza edemezdi cesaret.

 

Mustafa kemal Paşa bu zincirleri kırdı

Esir değiliz diye padişaha haykırdı.

 

Hürriyet vermek için tuttu halkın elinden

Sarayın istibdadı yıkıldı temelinden.

 

Güneş nurlara boğdu vatanı baştanbaşa

Cumhur reisi oldu Mustafa Kemal Paşa.


Köye dönüşümüzü de az çok hatırlıyorum. Konuşmalarımız, şakalaşmalarımız tatlı bir anı oldu hafızalarımızda…

Daha sonra Erzurum Yavuzselim İlköğretmen okuluna parasız yatılı öğrenci olarak gittim. Oradaki kutlamalar bambaşka. 23 Nisanları nahiyemiz Ilıca'da, 19 mayısları Erzurum stadyumunda kutlardık. 19 Mayıslarda bir askeriyeden bir de Yavuz selimden söz edilirdi. Öylesine muhteşem kutlamalar olurdu.

O günlerde de fotoğraf makineleri vardı ama paramız yoktu fotoğraf çektirmeye. Bazı kurnaz arkadaşlar bize sormadan fotoğrafımızı çekince artık mecbur kalırdık ücretini vermeye. İşte o fotoğraflardan biri. Öndeki izcilerden biriyim. Aslında tüm arkadaşlarımızın her biri birer izciydi:



Bir de öğretmenken yaptığımız konuşmalar var…

Kısaca öğrenci heyecanını bugüne kadar içimizde taşıyoruz. İçimizdeki çocuğu yaşatmaya çalışıyoruz. Ama böylesine bireysel çalışmalar yetmiyor…

Ulusal egemenliğimizi hep birlikte pekiştirmeliyiz.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 23. 04. 2026

 

Atatürkçü Düşünce

 

 

 

ÖZGÜRLÜĞÜN

BİR KISMINI SAKAT ETMEKTENSE

TÜMÜNÜ FEDA ETMEĞİ YEĞLERİZ

**********************************************

 AKSEL - Atatürkçülük nedir? Temel ilkeleri nelerdir?

SAGEN  - Atatürk devrimleri çağdaş bir Türkiye yaratma yolunda atılmış bilinçli adımlardır ve birbirine bağlı gerekli işlerdir.

Bunların temel ilkeleri: Cumhuriyetçilik, lâiklik, ulusçuluk, halkçılık, devletçilik, devrimcilik…

(Sagen bu altı temel ilkeyi anlattı. Doktrinlerden,        bazı düşünürlerin görüşlerinden söz etti. Göz kırpmadan dinliyordu Aksel. Aksel’in anladığını sanıyordu Sagen. Aksel sağlamlaştı yerinde…)

AKSEL   - Bana baksana.

SAGEN  - Dinliyorum.

AKSEL  - Bir avuç fındık içini havanda dövdük diyelim.

SAGEN  - Dövdük…

AKSEL- Bir avuç ceviz içini de dövdük diyelim. Dövdük mü?

SAGEN - Evet.

AKSEL - Un gibi olur, değil mi? Bunları karıştırıp sana verdik. “Ceviz ile fındığı ayır.”dedik. Ayırtabilir misin?

SAGEN- Ayırtamam.

AKSEL- Çok incelemekle ayırtabileceğini düşünelim. Ne kadar zamanda ayırtabilirsin?

SAGEN  - Pösteki saymaya benzer.

AKSEL  - Senin anlattığın Atatürkçülükten de bir şey anlamadım. Un durumuna getirdin. Başka   düşünürlerin düşüncelerinden ayırtamadım. Karıştırdım…

SAGEN  - …

AKSEL- Ceviz gibi, fındık gibi “İşte Atatürkçülük budur.” diyemez misiniz?

SAGEN- Cevizin, fındığın kabuğu mu değerli? Size özünü yedirmek istedik. Atatürk ilkeleri, Atatürk’ün içinde kımıldayacağı bir kabuk haline gelmiştir. Bu kabuk yırtıldığı zaman, onun gerçekçi yüzü gün ışığına kavuşur.

AKSEL- Yanlış anlamayın. Bize vereceğin bir avuç fındık içinden ne olur? Biz şimdilik yemek     istemiyoruz. Tanımak istiyoruz. Tanıyalım ki, yetiştirelim. Sonra biz de bol bol yeriz,         çocuklarımız da…

SAGEN- Tamamen haklısınız. Bu derece ileri görüşlü olduğunuzu, çocuklarınızı düşündüğünüzü öğrenmek mutluluk verdi bana. Yaşamda tam     zevk ve mutluluk ancak gelecek kuşakların    onurlu varlığı, mutluluğu için çalışmakta bulunabilir.

AKSEL  - …

SAGEN - Peyami Safa, “Batı medeniyeti bir ağaca benzetilirse dava onun yemişlerini toplamak değil, o ağacı yetiştirmektir.” diyor. Bu görüşlere sağduyunuzla vararak Atatürkçü düşünceye ulaştınız, ulaşıyorsunuz.

(…)

_____________________

SabahattinGencal, Atatürkçü Düşünce Üzerine Deneme, Cinius Yayınları, İstanbul, 2018


Rabbani'nin Mektupları- 061

 İmam-ı Rabbani Ahmed Faruki Serhendi (k.s.) tarafından kaleme alınan 61. Mektup, manevi yolculukta (seyr-i süluk) "istek" ve "rehber" kavramlarını merkeze alan önemli bir metindir. Belirttiğiniz kaynaktan hareketle metni sistematik olarak şöyle özetleyebiliriz:

1. İsteğin (Taleb) Önemi ve Müjdesi

  • İstek Kavuşmanın Habercisidir: Allah’ı arama arzusu, O’na kavuşmanın en büyük müjdecisidir. Metinde yer alan "Vermek istemeseydi, istek vermezdi" sözüyle, kişinin içindeki manevi yanışın aslında ilahi bir ihsan olduğu vurgulanır.

  • Ateşi Canlı Tutmak: Bu isteğin gevşememesi ve manevi ateşin soğumaması için gayret edilmelidir. Bu hal, vuslatın (kavuşmanın) başlangıcıdır.

2. Manevi Nimeti Koruma ve Şükür

  • Şükür Nimeti Artırır: İbrahim Suresi 7. ayete atıf yapılarak, bu arama arzusuna ve manevi hallere şükretmenin, o halleri artıracağı belirtilir.

  • Tazarru ve İltica: Allah’a sığınmak, ağlamak ve O’ndan başkasının sevgisinden kurtulmak için yalvarmak gerekir. Eğer kalpten ağlamak gelmiyorsa, kişi kendini ağlamaya zorlamalıdır ("Tebaki" hali).

3. Mürşid-i Kamil'in Gerekliliği

  • Aracı İhtiyacı: İnsan, yaratılış gereği eksikliklerle dolu olduğu için Allah’ın huzuruna doğrudan çıkamaz. Bu nedenle Allah ile kul arasında iki yönü (hem zahir hem batın) olan bir "Berzah" (köprü), yani İnsan-ı Kamil lazımdır.

  • Tam Teslimiyet: Hakiki bir rehber (yetişmiş ve yetiştirebilen zat) bulunduğunda, ona "ölü yıkayıcının elindeki ölü gibi" (gassal elindeki meyyit) teslim olunmalıdır. Bu teslimiyet önce rehberde yok olmayı (Fena fi'ş-şeyh), ardından Allah’ta yok olmayı (Fena fillah) sağlar.

4. Sahte ve Nakıs Şeyhlerden Sakınma

  • En Büyük Engel: Manevi ilerlemenin önündeki en büyük engel, yolu tamamlamamış (nakıs) kişilere tabi olmaktır. Süluk ve cezbe aşamalarını bitirmeden şeyhlik iddiasında bulunanlara uymak, talebin içindeki ateşi söndürür.

  • Zehir Benzetmesi: Nakıs kimselerin sohbeti talebe için "öldürücü zehir" gibidir. Tıptan anlamayan birinin ilaç vermesinin hastalığı artırması gibi, ehil olmayan birinden alınan manevi ders de kişinin maneviyatını bozar ve istidadını (kabiliyetini) yok eder.

Özetle: Metin, samimi bir arayış içinde olmayı, bu arayışın değerini bilip şükretmeyi ve bu yolda mutlaka ehil bir rehberin (Kamil Mürşid) terbiyesine girmeyi; ehil olmayanlardan ise şiddetle kaçınmayı öğütlemektedir.

Anıtkabir

 


Görseldeki yapı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün Ankara'daki ebedi istirahatgahı olan Anıtkabir'dir.

Anıtkabir'in mimari ve tarihi özelliklerine dair bazı temel bilgiler şöyledir:

  • Mimarları: Prof. Dr. Emin Onat ve Doç. Dr. Orhan Arda tarafından tasarlanmıştır.

  • Mimari Üslup: 1940-1950 yılları arasındaki "II. Ulusal Mimarlık Akımı"nın en önemli örneklerinden biridir. Bu üslup, antik Anadolu uygarlıklarının ve Selçuklu-Osmanlı mimari ögelerinin modern bir yorumunu yansıtır.

  • Bölümleri: Görselde görünen ana yapı "Mozole" bölümüdür. Bunun dışında kompleks; Aslanlı Yol, Tören Meydanı, Barış Parkı ve çeşitli kulelerden oluşur.

  • Anlamı: Sadece bir mezar yapısı değil, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini ve Cumhuriyet ideallerini simgeleyen anıtsal bir komplekstir.


Erol Evgin & Atiye - Tüm Bir Yaşam

 



Erol Evgin & Atiye - Tüm Bir Yaşam (Official Audio)

Erol Evgin & Atiye "Tüm Bir Yaşam" şarkı sözleri: Daha seni ilk gördüğümde Daha yüzüne baktığımda Bana baharı anımsatan Bir umut doldu içime Daha seni ilk gördüğümde Daha elini tuttuğumda Yaşamaya şimdi başlıyorsun Dedim kendi kendime Öyle büyük bir mutluluk Bir anlam verdi ki Seninle geçen o bir yıl yaşantıma Öyle çok sevdim ki seni Öyle çok ki anlatamam O bir yılın anlamını Bin yıl geçse de unutmam Öyle çok sevdim ki seni Öyle çok ki anlatamam Bir tek yıla sığdı herşey Bir tek yıla tüm bir yaşam Daha seni ilk gördüğümde Daha yüzüne baktığımda Bana güneşi anımsatan Bir ateş yandı içimde Daha seni ilk gördüğümde Daha yanına geldiğimde Önümüzde çok güzel günler var Dedim kendi kendime ________________________ Müzik : Melih Kibar Söz : Çiğdem Talu ________________________

Uykum Var

 



Rüyalara Yolculuk - Uykum Var
Bu şarkı, huzurlu bir uykunun ve rüya diyarına olan kaçışın melodisi. Uzaklara gitmek, geçmişi unutmak ve sadece dinlenmek isteyenlere adanmış. Her nefeste huzur bulabileceğiniz bu parçayla, rüyaların sakinliğinde kaybolmaya hazır olun. Keyifli dinlemeler!

Şarkı Sözleri: Uykum Var Gözlerim kapanıyor yavaşça Rüyalar peşimde Huzur dolu bir dünya Uykum var çok uykum var Yumuşak yatak bekler beni Geceler serin ve sakin Düşler diyarında kaybolmak Uykum var çok uykum var Uzanıp dinlenmek istiyorum Uzaklara gitmek istiyorum Her şeyden uzak Uykum var çok uykum var Her nefeste huzur buluyorum Rüyalar beni çağırıyor Geçmişi unut Uykum var çok uykum var Gece dolunay parlıyor Sessizliğe kucak açıyor Gözlerim kapanıyor Uykum var çok uykum var Uzanıp dinlenmek istiyorum Uzaklara gitmek istiyorum Her şeyden uzak Uykum var çok uykum var Ahmet GENCAL 11.10.2024

Hakkarı

 



Tüylü  Mikrofon SOKAK Röportajları

 · Mustafa Kemal Atatürk ;

  • Gün gelecek, Orta Doğu’daki eski Osmanlı vilayetlerini yeniden çatımız altına alacağız ! (bu müthiş bir öngörüdür) 🔴

Atatürk'ten Vecize

 



8. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük//Milli Egemenlik ve Milli Bağımsızlık// LGS//Özlem Hoca