26 Nisan 2026 Pazar

Ne Oluyor Bana?

 


        26 Nisan Pazar, 13.03. Bilgisayarımın başındayım.

Biraz önce Günlük’ün 7 sayfasını yayınladım. Bu anda 8. Sayfayı yazmaya başladım.

Niyetim, bu anda içinde bulunduğum durumu anlatmak.

İçimden geçenleri ekrana çıkarmaya karar veremediğim için işlem yavaş ilerliyor. Bu yavaşlıkta camdan bakıyorum:

Karşımdaki apartmanın yarısından yukarısı güneş ışıklarıyla parlarken yarısından aşağısında bizim apartmanın gölgesi.

Parlayan pencerenin denizliğindeki güvercin mi kumru mu? Uçmasıyla dönmesi bir oluyor sanki. Yoksa iki güvercin mi biri konan biri uçan. Ayırt edemiyorum.

Ezan biraz önce başladı…

Şimdi perde tüllerimizin şekillerine bakıyorum sanki daha önce görmemiş gibi. Katmanlı durum ekrandan başlıyor. Ekran, tül, gölge ve güneş arka planda ezan ve de güvercin…

Çok derin bir sessizlik içinde düşünüyorum:

Rüya âleminden uyandım gerçek âleme sonra girdim sanal âleme. Bazı fotoğraflara takılıp hatıralara daldım. Şimdi hayal kurmak istiyorum. Hayalen en çok da Karadeniz yaylalarına giderim…

Saat: 13.19 şimdi. Bu kadar kısa zamanda bunca âlemi nasıl gördüm? Şaşıyorum.

Hele de bazıları gerçek âlem yoktur bu anda bile bir başka âlemdeyiz demiyor mu? Hepten afallıyorum.

Bu şaşkınlık durumunda ne yazayım?

En iyisi ulusal gazetelerinden birinin manşetine bakayım:

“Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın katılımıyla Washington Hilton Otel’de gerçekleştirilen geleneksel Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeği, bir silahlı saldırı girişimine sahne oldu. Yaklaşık 2 bin 600 davetlinin katıldığı ve canlı yayınlanan etkinlik sırasında yükselen silah sesleri üzerine Gizli Servis ajanları devreye girerek Trump ve kabine üyelerini salondan tahliye etti.

Ooo, çok önemli haber…

Dünyamız kimbilir ne haberlerle çalkalanırken beynimi relaksa almak? Gevşemek, rahatlamak, dinlenmek ve gerginliği azaltmak gibi sözcükler varken relaks kelimesini kullanmamı da affedemiyorum. Böyle böyle önce dilimizi unutacağız sonra da…

“ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania Trump'a geçmiş olsun dileklerini ileten Erdoğan, şu ifadeleri kaydetti:

"Dün gece Vaşington’da Beyaz Saray Muhabirleri yemeğinde gerçekleşen silahlı saldırı girişimini kınıyorum. 

ABD Başkanı Sayın Trump ve değerli eşi Melania Hanım başta olmak üzere kimsenin yaralanmaması, bizler için sevindiricidir. 

Demokrasilerde mücadele fikirle yapılır, şiddetin hiçbir türlüsüne yer yoktur. Başkan Trump’a, eşine, ABD yönetimine ve Amerikan halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum." dedi.

“Demokrasilerde mücadele fikirle yapılır.” Ne güzel bir söz. Altın harflerle bir tabelaya yazmalı. Bu tabelayı nereye asmalı…

13. 38. Güvercinleri göremiyorum.

Kulaklarımda bir şırıltıyı andıran ifade edemediğim sesler geliyor.

İlâçlarımı içmiştim.

Ayaklarımın şiştiğini anlıyorum. Şişince sanki ısırganlanır gibi oluyor.

Bu yazıyı bitirmeliyim. 14.00 uykusuna yatmadan önce yapacaklarım var…

Ne oluyor bana?

Sabahattin Gencal, İstanbul, 26. 04. 2026

 

Hollanda'da Tarım

 


Uğur Kola

 · Takip Et Uğur Kola · Orijinal Ses @ugurkola

Duygu ve Düşüncelerimizi Anlatabilmek

 

    


      (…)

İnsanı anlatmaya çalışacağımız bu eserde kendimizden söz etmemiz - kişisel doyumu saymazsak- okuyuculara ip ucu vermek içindir. Yunus Emre gibi: “Bir siz dahi görün/ Benim bende bulduğumu.” diyemem.

    Montaigne, bir insanda bütün insanlığın sorunları bulunduğuna inanıyordu. Ben, kendimi dolayısıyla insanı anlatıyorum dersem, yukarıda da değinildiği gibi çok iddialı olmuş olurum. Doğru da olmaz bu. Çünkü hiçbir insan hiçbir insana tam olarak benzemez.

    Kendimizi tanıtacağız dedik. Düşünce ve duygulardan söz ettik. Fiziki yapımız, yetişmemiz ve bulunduğumuz ortamlardan söz edeceğimizi belirtmedik. Düşünceler, duygular kuşkusuz ki bu saydıklarımızdan etkilenir. Daha ileri giderek kaynaklanır diyebiliriz.

Dale Carnegie: “İnsana özellik veren şey düşünceleridir. Düşünceleri öğrenilen insanın kim olduğu da anlaşılmış olur.” der.

    Düşünce ve duyguların daha iyi anlaşılabilmesi için, yorumlanması için kişinin bulunduğu ortamın bilinmesi gerekir. Biz içinde bulunduğumuz ortamdan açıkça, ayrıntılı olarak söz etmeyeceğiz. Yani kendimizi eksik tanıtacağız. İnsan tam olarak tanıtılabilir mi?

    İnsan, her düşündüğünü, duyduğunu yasal ve toplumsal sınırlamalardan ötürü de anlatamaz…

    (…)

__________________________

Sabahattin Gencal, KendimiziGörme Denemesi veya Bilimsel Dedikodu, Cinius Yayınları, İstanbul, 2018

Samime Sanay - Bir Sevgi İstiyorum

 



Samime Sanay - Bir Sevgi İstiyorum (2006) | TRT Arşiv

1998’de “Devlet Sanatçısı” unvanına layık görülen usta sanatçı Samime Sanay'dan dinliyoruz: "Bir Sevgi İstiyorum" 🌹

Dönmeyeceksin Biliyorum

 



SEN DÖNMEYECEKSİN BİLİYORUM
Bu şarkı, her şeyin döndüğü bir dünyada, sevdiğinin geri dönmeyeceğini kabullenmenin acısını anlatıyor. Kalbin durduğu, duyguların karmaşıklaştığı bu hikâyede, zamanın akışı ve döngüsü içinde umut ve özlemle karışan derin bir hissiyat var. "Sen dönmeyeceksin biliyorum" sözleriyle ayrılığın kaçınılmaz gerçeğini yansıtıyor.

Şarkı Sözleri: DÖNMEYECEKSİN BİLİYORUM Her şey dönüyor bu aralar Dünya dönüyor güneş dönüyor Ay dönüyor her gün her saat Sen dönmeyeceksin biliyorum Kalbim duruyor zaman hızlı Ey sevgilim dönmek olmaz mı Bir kerecik belki bir anlık Sen dönmeyeceksin biliyorum Ah neden neden böyle Dönmüyor kalbim sen beni sevme Her şey dönüyor aşk bu değil Sen dönmeyeceksin biliyorum Gözler dönüyor bakışlar sert Kelimeler dönüyor anlamlar gerçek Sözler dönüyor dilimden düşen Sen dönmeyeceksin biliyorum Yollar dönüyor başımda dönerken Hayaller dönüyor düşlerim evren Gerçekler dönüyor başa sarıyor Sen dönmeyeceksin biliyorum Ah neden neden böyle Dönmüyor kalbim sen beni sevme Her şey dönüyor aşk bu değil Sen dönmeyeceksin biliyorum Ahmet Gencal

Rabbani'nin Mektupları- 064

 İmam-ı Rabbani Ahmed-i Faruki es-Serhendi Hazretleri tarafından kaleme alınan 64. Mektup, tasavvufi düşüncede ruh ve beden (nefs) arasındaki çatışmayı, bu iki yapının birbirine zıt doğasını ve insanın manevi gelişim sürecini konu alır.

Belirttiğiniz metnin sistematik özeti şu şekildedir:

1. Ruh ve Bedenin (Nefsin) Zıtlığı

  • Temel Karşıtlık: Ruh ve beden (nefis) birbirine tamamen zıt iki cevherdir. Birine lezzet veren şey, diğerine elem (acı) verir. Bedenin arzuları ve dünyevi zevkleri arttıkça, ruh zayıflar ve sıkıntı duyar.

  • Ters İlişki: Mektupta vurgulanan ana fikir; bedene acı gelen (riyazet, mücahede, ibadet zahmeti) şeylerin ruh için birer "safâ" ve yükseliş vesilesi olduğudur.

2. Ruhun Hastalığı ve Tedavisi

  • Teşhis: Ruh, bedene olan bağlılığı ve nefs-i emmarenin etkisiyle kendi gerçek zevklerini unutur. Bu durum, safrası bozulan bir hastanın şekeri acı algılamasına benzetilir.

  • Tedavi Yöntemi: Ruhun bu hastalıktan kurtulması için bedenin (nefsin) isteklerine muhalefet edilmesi gerekir. Dünyevi elemlere ve sıkıntılara sabretmek, ruhun üzerindeki karanlık perdeleri kaldırır.

3. Dünyadaki Musibet ve Sıkıntıların Hikmeti

  • Arınma Aracı: Dünyadaki dertler ve hastalıklar, aslında ruhun terbiyesi için birer "ilaç" hükmündedir. Eğer dünyada musibetler olmasaydı, dünya tamamen karanlık ve değersiz kalırdı.

  • Kırıklık ve Tevazu: İnsanın yaratılış gayesi, kendi acziyetini anlayarak Allah’ın huzurunda boyun bükmesidir. Belalar ve sıkıntılar insana bu "kırıklığı" (inkisar-ı kalb) kazandırır.

4. Müslüman İçin Dünya ve Ahiret Dengesi

  • Zindan Benzetmesi: Hadis-i Şerif referans alınarak dünyanın Müslüman için bir zindan olduğu hatırlatılır. Zindanda keyif ve safa aranmayacağı gibi, dünyada da sürekli bir rahatlık beklenmemelidir.

  • Asıl Hedef: Müminin asıl hedefi ahiret nimetleridir. Bu nedenle dünyadaki meşakkatlere katlanmak, ahiretteki sonsuz lezzetlere ulaşmanın bir şartı olarak görülür.

Özet Sonuç

  1. Mektup, dervişe ve hakikat yolcusuna şunu öğütler: Bedenin rahatını terk et ki ruhun huzur bulsun. Dünyevi acılar, ruhu saflaştıran ve kişiyi kibre düşmekten koruyan birer rahmet vesilesidir.

Noel Doğuş Sahnesi

 


Paylaştığınız bu görsel, bir Noel Doğuş Sahnesi (Nativity Scene) setine aittir.

Bu figürler, ünlü Fransız sanatçı Marcel Carbonel’in atölyesinden çıkan ve "Santons de Provence" (Provence'ın Küçük Azizleri) olarak bilinen geleneksel el yapımı pişmiş toprak figürlerdir.

Bu sahnenin kendine has özellikleri şunlardır:

  • Santons Geleneği: Marsilya kökenli olan bu figürler, 18. yüzyıldan beri süregelen bir el sanatı geleneğidir.

  • Karakterler: Görselde bebek İsa, Meryem ve Yusuf'un yanı sıra Üç Kral (Müneccim), bir deve çobanı ve meşhur öküz ile eşek figürleri yer alıyor.

  • Üslup: Carbonel atölyesinin figürleri; canlı renkleri, karakteristik yüz ifadeleri ve detaylı kıyafet işlemeleriyle dünya çapında koleksiyon değeri taşır.

Bu figürlerin her biri genellikle kalıptan çıkarıldıktan sonra elle boyanır ve altlarında atölyenin damgasını taşır. Bu özel set, hem dini bir sembol hem de Akdeniz kültürüne ait önemli bir sanat eseri olarak kabul edilir.

Giordano Bruno'dan Vecize

 


                                                            Giordano Bruno - Vecize