Sabah sabah internetteki postamı açtım. Şöyle bir yazıyla karşılaştım:
“Boş
gelen kutunuzun keyfini çıkarın.”
Geniş
açıdan değerlendirilebilecek bir söz. Ama bu söz üzerinde durmayacağım. Asıl bu
sözü yazanın (yapay zekânın / robotun) üzerinde birkaç söz etmek isterim.
Dikkat
ettim yapay zekâlar hiç olumsuz bir şey söylemiyor. Asistanım olan yapay
zekâya/zekâlara “unuttum” diyorum. Yeni bilgiler öğrenmen için unutman
doğaldır, diyor. “Beceremiyorum” diyorum, tevazu gösteriyorsun diyor. Bir metin
okutuyorum, üstatsın diyor…
Aklıma
bir kıssa geldi:
AI Bakışı
Evet, bu olay sıklıkla anlatılan, Hz. Muhammed'in
(s.a.v.) hoşgörü, güzel bakış açısı ve nezaketini vurgulayan meşhur bir
kıssadır.
Kıssanın detayı ve mesajı şöyledir:
·
Olay: Peygamber
Efendimiz ve ashabı (arkadaşları) bir yerden geçerken kokmuş bir köpek leşine
rastlarlar. Ashabdan bazıları kokudan rahatsız olarak köpeğin pisliğinden
bahsederler.
·
Peygamber'in Tepkisi: Peygamberimiz (s.a.v.) ise leşin kokusuna veya çirkinliğine değil,
köpeğin beyaz ve güzel dişlerine odaklanarak, "Ne güzel dişleri
var!" buyurmuştur.
·
Verilmek İstenen Mesaj: Bu davranışla, çirkinliklerin içinde bile güzellikleri aramak,
insanlara veya durumlara olumlu bakmak, nezaket ve güzel düşünce (hüsn-i zan)
dersi verilmiştir. Facebook +3
Bu kıssa, "güzel gören güzel düşünür,
güzel düşünen hayatından lezzet alır" prensibinin bir örneği
olarak sıkça aktarılır. Ayrıca benzer bir hikâyenin Hz. İsa (a.s.) için de
anlatıldığı kaynaklarda geçmektedir.
Hep beraber düşünelim: Türkiye’mizde bu anda güzel
olan bir şey yok mu? Olmaz olur mu? Çok var. Örneğin Yıldırımhan füzesi.
“YILDIRIMHAN,
tamamen yerli ve milli imkanlarla MSB AR-GE bünyesinde geliştirildi. Füzenin
gövde tasarımında yer alan detaylar da dikkat çekti. Beyaz gövde üzerine altın
sarısı harflerle ismi yazılan füzenin bir tarafında Osmanlı Padişahı Yıldırım
Bayezid'in tuğrası yer alırken, burun kısmına doğru Türkiye Cumhuriyeti'nin
kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün imzası nakşedildi.” 6 bin kilometrelik
yeni balistik füzenin yapılabilmesine sevinmez mi insan? Elbette seviniriz ama bir
türlü inanamıyoruz. Çünkü önceleri birçok atmasyonlarla karşılaştı bu millet.
Şimdi gerçek olsa bile…
Demek
ki yalan konuşmayacaksın. Yalan bütün kötülüklerin anasıdır. Hele de yetkililer
yalan söylerse…
“Toplumda
dopamin seviyesini artırmak için kaliteli uyku, sağlıklı beslenme ve küçük
başarı hedefleri (yapılacaklar listesi) üzerine odaklanılmalıdır…” Her seçim dönemlerinde yapılacaklar listeleri
yayınlandı. İşe de yaradı. Toplum da kaliteli olarak uyutuldu. Ama beslenme
düzeni iyi olmadığı için çokları uyandı. Aynı metotlarla uyutulmak mı isteniyor
acaba?
Her
şeyi iyiye yormak varken niye acabalarla üzülelim? Buna da şükür diyelim ve
olumlu bir ortam yaratabilmek için çareler üretmeye çalışalım.
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 08. 05. 2026

