31 Mart 2026 Salı

Dürüst Kalma Cesareti

 


Erhan Keskin

Dünya bizden her zaman 'çiçek açmamızı', parlamamızı ve ne pahasına olursa olsun kazanmamızı bekler. Ama bazen en büyük zafer, elindeki boşluğa rağmen dürüst kalma cesaretidir. 


Hepimiz o saksılara sahte çiçekler dikip alkışlanmanın peşinde miyiz, yoksa hakikatin o sessiz ve 'boş' ama onurlu duruşuna razı mıyız? 


Bu hikaye sadece bir kralın veliaht seçimi değil; her gün kendi içimizde verdiğimiz dürüstlük sınavının bir yansıması. 


Sahi, herkesin sahte başarılarla parladığı bir dünyada, sen o saksıyı 'boş' getirebilir miydin?

Schopenhauer'dan Vecize

 


                                                                 Schopenhauer  Vecize

Elma Tutan Meryem ve Çocuk İsa

 


Paylaştığınız bu tablo, erken dönem Flaman resminin en önemli temsilcilerinden biri olan Hans Memling'e aittir.

Tablo, genellikle "Elma Tutan Meryem ve Çocuk İsa" (Virgin and Child with an Apple) olarak bilinir.

Tablo Hakkında Kısa Bilgiler:

  • Sanatçı: Hans Memling (yaklaşık 1430–1494).

  • Dönem: Erken Kuzey Rönesansı (15. yüzyılın son çeyreği).

  • Özellikleri: Memling'in eserlerinde sıkça görülen o huzurlu, içe dönük yüz ifadeleri ve detaylı işlenmiş arka plan detayları (pencereden görünen manzara ve sol üstteki armalı pencere) bu eserde de kendini gösterir. Meryem'in elinde tuttuğu elma, Hristiyan ikonografisinde genellikle "Yeni Havva" ve İsa'nın insanlığın günahını üstlenişini (kurtuluşu) simgeler.


Rabbani'nin Mektupları- 038

 Belirttiğiniz URL'de yer alan "İmam-ı Rabbani – 38. Mektup", Muhammed Çetrî'ye yazılmış olup temel olarak Allah Teâlâ’nın zatına duyulan muhabbet, sıfatların mahiyeti ve tasavvuftaki "fena" (yokluk) mertebelerini konu almaktadır.

Metni sistematik olarak şu başlıklar altında özetleyebiliriz:

1. Allah’ın Zatına Bağlılık ve Masivadan Uzaklaşma

Mektubun girişinde, kişinin kalbinin her an Allah ile beraber olması ve O’ndan başka her şeyden (masiva/gayr) kopması gerektiği vurgulanır. Tasavvufi anlamda gerçek kurtuluş, kalbin Allah’tan başka hiçbir şeye yer vermemesiyle mümkündür.

2. İlahî Sıfatların Mahiyeti ve Kelam Alimlerinin Görüşü

Metinde Allah’ın sıfatları üzerine derin bir analiz yapılır:

  • Sıfatların Tanımı: Allah’ın isim ve sıfatları, O’nun zatının "gayrı" (başka bir şey) olarak nitelendirilir.

  • Kelamcıların Yaklaşımı: İslam alimleri (ilm-i kelam), sıfatlar için "Zatın ne aynısıdır ne de gayrısıdır" demişlerdir. Mektup, bu ifadenin teknik bir terim olduğunu, lügat anlamıyla bakıldığında sıfatların Zat-ı ilahîden farklı (gayrı) kabul edilmesi gerektiğini belirtir.

  • Tenzih İlkesi: Allah ancak "selbî sıfatlar" (O’nun ne olmadığı) ile hakkıyla anlatılabilir. O’nu mahlukata benzeyen herhangi bir sıfatla sınırlamak yanlış bir yoldur.

3. "Bîçûn ve Bî-çigûne" (Nasılsız ve Niceliksiz) Kavramı

Allah Teâlâ’nın hiçbir şeye benzemediği (Şura Suresi 11. Ayet: "O’na benzeyen hiçbir şey yoktur") vurgulanır.

  • Hiçbir akıl, ilim veya keşif (şühud) Allah’ın zatını tam olarak kavrayamaz.

  • Zihinde canlandırılan, görülen veya bilinen her şey "O" değildir. Bunları tanrılaştırmak, Allah’tan başkasına tapınmak (gayrıya tapınmak) anlamına gelir.

4. Tevhidin Hakikati: "Lâ İlahe İllallah"

  • Nefy (Reddetmek): "Lâ ilahe" derken, Allah dışındaki tüm sahte ilahlar ve zihinsel imgeler yok sayılmalıdır.

  • İsbat (Onaylamak): "İllallah" derken, hiçbir şeye benzemeyen, her türlü nitelemenin ötesinde olan tek bir Yaratıcı kabul edilmelidir.

5. Taklit ile Tahkik Arasındaki Fark

Mektup, manevi yolculuktaki iki grubu karşılaştırır:

  • Yolun Başındakiler (Müptediler): Henüz sona varmamış tasavvuf yolcuları, gördükleri tecellileri veya hayalleri Allah sanma yanılgısına düşebilirler.

  • Taklit Eden Müminler: Peygamber efendimizden gelen bilgilere samimiyetle uyan sıradan müminler, bu tip yanılgılara düşen yarı yoldaki tasavvufçulardan daha üstündür. Çünkü peygamberî bilgi hatasızdır, ancak kişisel keşifler yanıltıcı olabilir.

6. Sonuç ve İmam-ı Azam’dan Örnek

Mektup, İmam-ı Azam Ebû Hanîfe’nin bir sözüyle son bulur: "Sana layık ibadeti yapamadık ama seni iyi tanıdık ey Allah'ımız!" Bu ifade, kulun acziyetini itiraf etmesinin ve Allah’ı noksanlıklardan tenzih etmesinin en büyük marifet olduğunu gösterir.

Özetle metin; Allah’ın zatının ulaşılamazlığını, O’nu mahlukata benzetmenin tehlikelerini ve gerçek marifetin "O’nu bilinemez olarak bilmek" olduğunu sistematik bir şekilde anlatmaktadır.

Merakın Ne Olduğunu Merak Ettiniz mi?

  



Merak nedir?

En genel anlamda merak, insanlarda ve hayvanlarda gözlenen bir duygu biçimidir.

Hayvanlarda gözlenen merak konusunu pas geçerek konuyu, sözlük anlamlarını sıralayarak birazcık olsun açalım:

Merak:

1.bir şeyi anlamak, öğrenmek, görmek vb. için duyulan, içten gelen istek.

2.bir şeyi yapmak, bir şeyle uğraşmak, bir şeyi edinmek isteği.

3.aşırı düşkünlük, istek.

4.kaygı, tasa.

5.anlamak, öğrenmek, görmek istemek.

6.kaygılanmak.

7.gizli bir şeyi öğrenmeyi aşırı ölçüde istemek.

8.çok kaygılanmak.

(Köken: Arapça)

Beynin merak işlevi üzerinde de durmayacağız. Merak konusunda geliştirilmeye çalışan teoriler üzerinde de durmayacağız. Duramayız zaten. Bu konuda uzmanlığımız yok. Kaldı ki konunun uzmanları da bu konu üzerinde çok az durmuşlardır. Uzmanların birleştiği tek nokta merak duygusunun tam olarak açıklanamayacağıdır.

Böylesine tam açıklanamayan bir konuya neden girdiğime gelince; açıklamaya çalışayım:

1. Merak, bütün anlamlarıyla içimde.

2. W. Arthur Ward’ın, “Bazen merak etmek iyidir insanı ilme doğru götürür, bazen ise kötüdür insanı uçuruma doğru sürükler.” sözünde doğruluk payı varsa bugüne kadar “hocam olan merak” korkarım ki bundan sonra…

3. Uçuruma sürüklenmek istemiyorum. Kaybettiğim merak anahtarını bulmak istiyorum.

 4. Merak teorilerinden birinde, “Meraklı olmanın nedeninin, merak sonucu yapılan hareketlerin beyin tarafından ödül olarak algılanması olduğunu söylüyor. Bu düşünceye göre yeni bilgiler öğrenmeye çalışmak dopamin salgılanmasına neden oluyor. Beyin tarafından ödül olarak algılanan bu madde insanların kendilerini daha iyi hissetmesine neden oluyor.” ifadelerine rastlıyoruz.1 (Dopamini merak edenler bkz. 2)

5. Merak anahtarını bulursam ki inşallah bulacağım; merakımı öğrenmeye yönlendireceğim. Bu yaştan sonra mı? Evet, son nefesime kadar. Şimdiye kadar öğrenemediğim için içimde ukde olan felsefe konusuna eğileceğim.

6. Umuyorum ki, toplumu merakını dizilere, futbol maçlarına, magazinlere vb. dallara yönlendirilenlerin merakını çekerim. Bu adam felsefeyi işaret ediyor, öğütlüyor diye düşünürler de…

7. Merak konusu ele almamı merak edenler için yazıyorum: Merak Platon’a göre felsefenin başlangıcıdır:

 “Felsefenin başlangıcı olarak görülen Antik felsefede Platon’un bir diyaloğunda, Sokrates, tüm felsefe “thauma” ile başlar, diyor ve “thauma” Türkçeye “merak” ve bazen “hayret”, İngilizceye de çoğunlukla “wonder” şeklinde çevriliyor.”3

8. Felsefe ile ilgileneceğime göre kendimden çıkmaya çalışacağımı anlamışsınızdır. Geçmişime takılı kaldım. Rüyâda mıyım, hayal miyim? Ben böyle olmamalıyım. Rahmetli eşim de yıkılmamı istemez. “Yıkılmadım, ayaktayım.” demek için kendimden kaçmalıyım. Kendimden kaçmak zor; ama topluma zerre kadar da olsa, karınca kadarınca da olsa bir katkı sağlamak için kendimi aşmalıyım. Kendimin dışına çıkmalıyım.

9. Toplumumuzdaki, insanlık âlemindeki sorunlar da az meraklandırmıyor insanı. Ama ben… Yukarıda da dedim ya, bulursam anahtarımla merakın sadece öğrenme kilitlerini açacağım. Diğer kilitler? Siz klikler, partiler, mafyalar, küresel güçler, şunlar bunlar diye düşünebilirsiniz… Evet, tüm bunları merakımın dışında tutacağım.

10. Yanlış anlaşılmaması için bir ekleme yapalım: Ben, inanıyorum ki dolaylı bir katkı sağlarız. Düşünelim bir, herkes artık ipliği pazara çıkmış olanları gündemine almasa…

Bir not yazarak konuyu kapatalım. İlk defa böylesine madde madde yazıverdim. Niçin böyle yazdığımı ben de merak ettim. Artık kendi kendime sorular soracağım.

 

____________

1.http://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/neden merakederiz

   2.Dopaminin aşırı fazlalığı veya eksikliği bazı ciddi sağlık sorunlarına neden olur. Dopamin azlığında Parkinson hastalığı baş gösterir. Uyuşturucu veya sigara kullanımı sonucu dopamin miktarının artması ise bağımlılığa yol açar.

  Dopamin miktarını doğal yollarla artırdığınızda daha mutlu, daha tatmin edici bir yaşam sürmeniz mümkün. Çünkü dopamin ruh hâlinin düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar. Dopamin azlığı ise depresyon, tatminsizlik, enerjisizlik ve bunalım olarak kendini gösterir. Dopamin seviyesini doğal yollarla artırmak için şu yolları deneyebilirsiniz.

    (https://multiyasam.com/dopamin-nedir-dopamin-dogal-yollar-nasil-artirilir/)

    3. Prof. Dr. İlhan İnan, Haber: Şenay Çınar  /  Boğaziçi Dergi Tarih: 05 Haziran 2015

    (http://haberler.boun.edu.tr/tr/haber/merak-insani-insan-yapar)

 ____________________

SabahattinGencal, Yeni Yeni Tazeleniyorum Ben, Cinius Yayınları, İstanbul, 2019