25 Mayıs 2026 Pazartesi

Aydınlığa Yürümek

 


Günümüz Türkiye’sinde bu ortamda bir fikir yazısının bir değeri var mı?" Bu şiir; yazar Sabahattin Gencal'ın 25 Mayıs 2026 tarihli "Anlamak Değişimin İlk Adımı" başlıklı köşe yazısından ilham alınarak, günümüz Türkiye'sinin toplumsal, sosyolojik ve psikolojik dinamiklerini felsefi bir derinlikle ele almak üzere kaleme alınmıştır. Toplumun topyekûn çağdaş uygarlık yolunda emin, barışçıl ve kardeşçe ilerlemesi dileğiyle... Gayret bizden, Tevfik Allah'tan.

Anlamak Değişimin İlk Adımı

 


25 Mayıs 2026 Pazartesi.

Günümüz Türkiye’sinde bu ortamda bir fikir yazısının bir hükmü var mı?

Yukarıdaki soruya bin bir cevap verilebilir.

Kimileri kesinlikle yok, der. Kimileri de yazan kişiye göre değişir, der. Kimileri yazının içeriğine bağlıdır, der. Der oğlu der.

Yukarıdaki soruyu değiştirerek şöyle sorsak “Günümüz Türkiye’sinde bu ortamda bir fikir yazısının bir değeri var mı?” Cevaplar aynı olmazdı herhalde...

Kafamız soru ve cevaplarla dolu bugünlerde.

Soru sorulmasına ve cevap verilmesine / üretilmesine yarayan her yazı, her söz, her olay ve her durum kafalarda pencereler açılmasına sebep olur mu, olur. Kafalarda pencere açılması demek aydınlanma demek.

Doğrusu, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde Cumhuriyetimizi ve Türkiye Cumhuriyeti baş Mimarı Atatürk’ü gölgelemek isteyen emperyalistler yerli işbirlikçileriyle hayli yol almışlardı. Kara bulutlar yer yer sağanak yağmurlara, dolulara neden oldu.

Dün Özgür’cüler ıslandı bu yağmurlarda. Özgür’cüler bu yağmuru bereket olarak yorumladı.

Bu yorumlamayı toplumumuz iyice anladı.

Anlamak değişimin ilk adımı. Çinli filozof Lao Tzu'nun da dediği gibi, "Bin millik bir yolculuk tek bir adımla başlar".

Bütün toplumun topyekûn çağdaş uygarlık yoluna girmesi ve emin adımlarla kardeşçe ve barış içinde güvenli olarak ilerlemesini diliyoruz.

Gayret bizden Tevfik Allah’tan (cc)

Sabahattin Gencal, İstanbul, 25. 05. 2026

 Not: Bütün öğeleriye tam bir demokrasiye ilk adımlar atılmıştır.  Eğitimci, şair ve yazar Ahmet Gencal, yukarıdaki yazıdan hareketle DEMOKRASİYE GİDEN YOLDA YILIN ŞİİRİNİ YAZDI. Üstelik AI Yapay Zekâya okuttu. İlgilenenler TIKLASIN.

Sistem mi Çöküyor, Biz mi Değişiyoruz?

 




SESSİZ MASANIN YANKISI | Sistem mi Çöküyor, Biz mi Değişiyoruz?

Bize bir simit, bir dost, bir de onur yeter; Geri kalan her şeye, derinden bir selam..." Bu video, Sabahattin Gencal’ın kaleme aldığı derin ve sorgulayıcı blog yazısından ilham alınarak, Ahmet Gencal tarafından yazılan "Sessiz Masanın Yankısı" şiirini seslendirmek ve ölümsüzleştirmek için hazırlanmıştır. Zamanın, dostluğun, değişen dünyanın ve içimizdeki o eski isyanların sessiz bir sorgulanışı... İlham kaynağı olan blog yazısını okumak için: 🔗 https://gencalsabahatti.blogspot.com/... SESSİZ MASANIN YANKISI Dışarıda zamanın kırılırken dişleri, Ekranda bir gölge, zorluyor kilitleri. Biz ise bir fincan çayın buğusunda, Tuttuk kalbimizde o eski ümitleri. Sözleşilen saat, adanmış bir duruş, Eğilmeden geçen o soylu yürüyüş. Dışarıda fırtına kopadursun varsın, Dostun masasında nihayete erer her uçuş. Suyun sıcaklığı sinsice artar da hani, Uyuşur bilincin, unutursun gideni, canı... Bir kurbağa masalı fısıldar zaman; Alışmak, tüketir içindeki o eski isyanı. Akıl bir kıyıda mahzun, ahlak bir kıyıda, Adalet dediğin uykuda mı, kuyuda mı? İlk düğme yanlış iliklenmiş bir kere, Hüküm çoktan verilmiş, sormazlar bu yolda. "Mutlak" bir karanlık sararken her heceyi, "Nisbi" bir teselli kurtarmaz bu geceyi. Koltuklar ağırlaşır, ayaklar yorgun, Çözemez kimse bu kör kördüğmeceyi. Tunçtan bir kanunla örülmüş o tepeler, Gücü bulanlar hep aynı şarkıyı ezgiler. Aşağıda kitleler unutsa da kendini, Yukarıda hep aynı azınlık hükmeder. Üç saat çeyrek geçe, biter bu derin kelam, Yazılmayan sözlerde gizlidir asıl meram. Bize bir simit, bir dost, bir de onur yeter; Geri kalan her şeye, derinden bir selam... Şiir: Ahmet Gencal
İlham Kaynağı: Sabahattin Gencal

Videoyu beğendiyseniz kanala abone olmayı, yorum yapmayı ve dostlarınızla paylaşmayı unutmayın. İyi seyirler.


Anlamanın Eşiği

 

DEĞİŞİMİN SESSİZ DÖNÜM NOKTASI

Bir insanın hayatında bazı anlar vardır ki, ne bir çığlıkla gelir ne de büyük bir sarsıntıyla… Sadece bir cümleyle, bir bakışla, bir fark edişle gelir. İşte o an—Julio Cortázar’ın dediği gibi—"anlamak", bizi sessizce alır ve bir önceki benliğimizden uzaklaştırır.

Artık geriye dönüş yoktur. O farkındalık anıyla birlikte; bir şeyi, birini ya da kendimizi gerçekten anladığımızda, zamanın bir yerinde kalmış olan "eski biz" silinir. Belki bir düşüncenin gölgesi, belki bir kalbin kırılması, belki de bir hakikatin ışığıdır bizi değiştiren. Ama şunu biliriz ki: Anladığımızda, dönüşmek zorundayızdır.


Ve bazen bu dönüşüm sancılıdır, bazen ferahlatıcı. Ama her zaman kaçınılmazdır. Çünkü gerçek anlamak, sadece bilgi edinmek değil; ruhun, bakışın, hatta sessizliğin bile başka bir derinliğe bürünmesidir.

Anlamak, bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Ve o andan sonra, artık aynı kişi değilizdir—bir daha da olamayız. 

        

        Yakup Güneş https://www.facebook.com/photo/?fbid=2874661046074353&set=a.301180446755772

Sözlerim Birini İncitebilir mi?

  

 

 


Sözlerim Birini İncitebilir Mi?

Sözlerim, istisnalar dışında birilerini incitmez. Çünkü herkes kendi aklını beğeniyor. Herkes kendi yaptıklarını beğenerek yapıyor. Bunların incinmesini değil birazcık düşünmesini isterim. Maşaları tutan ellere gelince onlar ne incinir ne de incitir. Onlar ne yapar yapar susturur. Tarih de iş işten geçtikten sonra bunu yazacaktır elbet. Ben yazarsam, korkarım ki “Asıl kafa karıştırıcı sensin.” derler. Derler mi derler. Öteden beri kullanılan taktikler bunlar…

Söz ettiklerim okuyucunun zamanını alacak kadar değerli mi?

Zaman göreli bir kavram olduğu için bu soruya tam olarak cevap veremiyoruz.

Ben en çok bu konuda hassasım. Daha doğrusu en çok korktuğum şey okuyucunun zamanını almaktır.

Bazen korktuğum başıma geliyor üzülüyorum. Bazen de bunu telâfi etmek için yeniden yazmaya çalışıyorum.

Bu yazımız iyi değerlendirilirse kaybettirdiğim zamanlarınızı telâfı edilir gibime geliyor. Kim bilir belki de hayırlara vesile olur. Ve de cüzi iradenizi kullanırsınız. Hep der dururum: Allah (c.c.) cüzi irademizi iyiden, doğrudan, güzelden vb. olumlu işlerden yana kullanmamızı istemekle beraber irademizi kullanmakta bizi serbest bırakıyor. Bizi tahakküm altına almak isteyenler neden allem ediyor kallem ediyor…

Müftüoğlu’dan aktardığım yukarıdaki söz, sizi bilmem; ama beni etkiledi. İnşallah, bundan böyle kullanacağımız kelimeleri birkaç kapıdan geçirerek kullanırız.

Kafaların karışmaması dileğiyle…

Çekmeköy-İstanbul, 04. 02. 2019

_____________________

SabahattinGencal, HAYATIM’DAN SONRA…, Cinius Yayınları, İstanbul, 2020

Sen Kimseyi Sevemezsin

 



Hüner Coşkuner - Sen Kimseyi Sevemezsin (Video Klip)

SEN KİMSEYİ SEVEMEZSİN (Şarkı Sözleri) Sen kimseyi sevemezsin Sevmeyeceksin Sevmeyeceksin Rüzgarların önünde Kuru bir yaprak gibi Sürüklenecek Sürükleneceksin Rüzgarların önünde Kuru bir yaprak gibi Sürüklenecek Sürükleneceksin Sefkat nedir ask nedir? Ömrünce bunu Bilmeyeceksin Bilmeyeceksin Rüzgarların önünde Ah, kuru bir yaprak gibi Sürüklenecek Sürükleneceksin Söz: Doğan Işıksaçan Müzik: Kamuran Yarkın Yönetmen: Halil Karaduman Aranjör: Osman İşmen Elenor Müzik Sosyal Medya Hesapları: Facebook   / elenormuzik   İnstagram   / elenormuzikofficial   Tiktok   / elenormuzikofficial   YouTube    / elenormuzik   Twitter https://x.com/MuzikElenor (SEN KİMSEYİ SEVEMEZSİN) TÜM DİJİTALLERDE:

Kafe Ortamı

 


Göndermiş olduğunuz görsel, dosya adından da anlaşılabileceği üzere (pexels-photo-16590921.jpg), telifsiz ve ücretsiz stok görsel paylaşım platformu olan Pexels üzerinde yer alan profesyonel bir fotoğraftır.

Fotoğraf, nostaljik bir kafe ortamını yansıtan ve internette genel kullanıma açık olan anonim bir dijital içeriktir; şahsınıza veya belirli bir sanatçıya ait bir tablo/eser değildir.


Rabbani'nin Mektupları- 093

  

İmam-ı Rabbânî Hazretleri tarafından İskender Han Lodî’ye yazılan 93. Mektup, esas olarak "vakitlerin Yüce Allah'ın zikriyle ihya edilmesi ve manevi duraksama anlarında yapılması gerekenler" konusunu ele almaktadır.

Metnin sistematik özeti maddeler halinde şu şekildedir:

1. Vakitlerin Zikirle İhyası ve Önceliği

  • İbadet Düzeni: Müminin öncelikli vazifesi beş vakit namazı cemaatle kılmak ve Resûlullah’ın (s.a.v.) hiç terk etmediği müekked sünnetleri eda etmektir.
  • Zikrin Sürekliliği: Bu ibadetlerin ardından en uygun davranış, tüm vakitleri Allah'ın zikriyle geçirmek ve O'nun dışındaki (mâsivâ) her şeyle meşguliyeti bırakmaktır.
  • Durum ve Mekân Önemsizliği: Zikir, hayatın her anına yayılmalıdır; yürürken, uyurken veya yemek yerken bile zikre devam edilmelidir. Kişiye daha önce öğretilen/açıklanan zikir usulüne sadık kalınarak amel edilmesi en doğrusudur.

2. Manevi Kesintiler (Fetret Dönemleri) ve Çözüm Yolları

  • Teşhis ve Analiz: Eğer kişinin manevi toparlanma ve huzur halinde bir kesinti, gevşeme veya duraksama (fetret) meydana gelirse, ilk olarak bu durumun sebebi araştırılmalı, kusurun ne olduğu doğru şekilde teşhis edilmelidir.
  • Telafi ve Tedavi: Kusurun kaynağı belirlendikten sonra, bu manevi eksikliği telafi edecek ve ortadan kaldıracak sebeplere başvurulmalıdır.

3. Yakarış ve Vesileye Tutunma

  • İltica ve Dua: Yaşanan manevi duraksama ve karanlığın (zulmetin) giderilmesi için Yüce Allah'a içtenlikle sığınılmalı, acziyet içinde yalvarılarak (tazarru ile) dua edilmelidir.
  • Vesile Edinme: Bu manevi engellerin aşılması sürecinde, kişiye zikri telkin eden mürşid/şeyh vesile kılınmalı ve Allah'tan yardım istenmelidir.

Sonuç: Mektup, her türlü zorluğu kolaylaştıracak yegâne kudretin Yüce Allah olduğu bilinciyle ve selamet duasıyla son bulmaktadır.

 

Mehmet Okuyan'dan Vecize

 


                                                             Mehmet Okuyan  - Vecize