20 Ocak 2026 Salı

Ahkâm Kesmek İyi Değil

 


Merhaba,

Klavye başına oturduğum bu anda sizleri karşımda görüyor gibiyim. Peki, sizler de beni görüyor gibi misiniz? Ne güzel. Demek ki, işte karşınızda arkadaşınız, ağabeyiniz, amcanız, dayınız ya da dedeniz Sabahattin Gencal, dediğim anda bu olay bitmiştir. Olay dedimse yanlış anlaşılmasın “günce” bitmiştir. Günce yazarken ne ben seni düşüneceğim ne de kendimi düşündürteceğim.

Günce yazmak da deneme yazmak gibi oldukça zor. Denemede de aynı durum var. Yazar okuyucuya kendini hissettirmeyecek bile. Çok uğraştım ama olmuyor işte. İki yüzlülük oluyor. Aslında seni düşünüyorum ama sanki düşünmüyor gibi yazacağım. Bu riyakârlığın ta kendisi. Nefret ederim riyakârlardan. Biraz ağır kelime kullandım. Özür dilerim. Biz öğretmenlerin nefret etme hakkı yoktur. Hani ya insanı kurtarma insanlığı inşa etme durumundayız ya…

Deneme yazarken bir formül bulmuştum. Empati yapıyordum. Yani ben sen oluyordum. Şu oluyordum, bu oluyordum. Sonra aynaya bakıyordum. Bilenler bilir masamın tam karşısında büyük boy ayna var ona bakınca kendimi görüyordum yani empati yapmış halimi, yani sizler olan kendimi. Böylece kendi kendime yazıyorum, ben de denemeciyim. Anladığım denemeciler hep böyledir. Bütün denemeciler öyledir, öyledir.

Şimdi de günceyi yozlaştırma sırası gelmiş herhalde ki klavye başındayım. Ne yazayım? Sabahtan kalktım erkenden. Zamanımı bozuk para gibi harcadım internette. Az da değil bir buçuk saatim gitti. Oysa bacaklarım yarım saat sonra alarm veriyor. Onlar da ayrı bir konu. Az hareketsiz durunca şişiyorlar. Hareketli Karadeniz müziği bile kâr etmiyor.

Öğle üzeri de televizyon. Ah bu televizyon, vah bu televizyon diyerek yakınma hakkımız da yok. Az önce dedim ya öğretmen olarak yakınmak bize yasak. Yasaklara öyle alıştık ki maaşımızı azıcık artırın da diyemeyiz. Gelişim raporu kıvırzırını kaldırın da diyemeyiz. Biz çocuk bekçisi, değiliz de diyemeyiz… Deriz deriz ama kendi kendimize…

Televizyondan söz ediyorduk. Öğleyin yemek yerken TV. İzledik her zamanki gibi. Bu da sakıncalıymış. Bir noktaya odaklanacakmışız. Ne biri ne ikisi alimallah her noktaya hazır ve nazırız. Emekli aylıklarından tutun da Suriye meselesine hatta Tramp’ın ne haltlar karıştırdığına kadar. Niye biz hep böyleyiz? Elli altmış sene önce bile İngilizler dalga geçiyordu bizlerle: “Türkler çok akıllıdır. Kahvelerde hükümet yıkarlar ve hükümet kurarlar.” diye yazıyorlardı. Bu İngilizler var ya. Sessizliklerine kanmayın. Bunlardan korkulur. İsrail kadar, Tramp kadar tehlikelidirler, desem. Olur mu, desem? Boş konuşma bu. Öğretmene yakışmayan. Delil göstereceksin delil. Okuyucu böyle istiyor. Efendim denemede ispat kaygısı yoktur, güncede de… Okuyucu denemedir, güncedir tanımaz. Sabahattin mi yazdı? Denemeymiş günceymiş, oyumuş buyumuş bilmem, yazı yazı gibi olacak.

Televizyondan söz ediyorduk. Evet, Yemeklerden sonra bir ağırlık çöküyor bana. Ben de çöküyorum divana. Biraz daha televizona devam: Vav televizyonunda bir sohbet vardı. Ona takıldım: Fars ve Türk Edebiyatında Miraciyeler. Miraç Kandili geçeli burada kaç gün oluyor? Arap edebiyatında yer almıyor veya fazla yer bulmuyor. Fars ve Türk edebiyatındakiler de birbirlerini pek tutmuyorlar. Şairlerin, yazarların rivayetlerden devşirdiklerini güzelleştirerek… Bakın önemli bir şey söyleyeceğim: Biz öğretmenler küçük çocuklara bir konuyu anlatırken, kafalarına iyice girsin diye bazı benzetmeler yaparız ya sanırım bu şairler ve yazarlar da… Aslında çok önemli konuları “teşbihte hata olmaz” diye çarçur ediveriyorlar. Biz de ne yapıyoruz? Miraç kandili toktur deyip bunları toptan atıyoruz. Biz bu işler de toptancı tüccarlarız. Bırakalım bu toptancılığı da öze bakalım. Özde ne var? İnsanlık mertebelerinde bir ilerleme var arşa doğru. Sonra namazla karşılaştırma ve namaz müminin miracıdır. Bunun üzerinde hocalarımız duruyor. Durmasa farz-ı kifaye deyip anlatabilir miydim? Böyle coşmuşken anlatamazdım ama o zaman sakin sakin…

Öğle uykusuna da yattım. Öyle alıştım ki yatmasam olmaz, uyumasam olmaz.

Ee, nasıl mı geçiyor günlerimiz? Bilgisayar, televizyon, yemek içmek, yatmak kalkmak… Oh ne güzel diyeceğimi mi sandınız. Aldandınız. Keşki çalışıyor olsaydım. Emeklilik iyi değil. Sanki fazladan gibi görülüyor insan. Ben Sayın Mehmet Şimşek’e kırgınım. Daha önce de söylemiştim ya yineleyeyim. Sayın bakanın önceki yıllardaki bakanlığı döneminde bir sözü vardı: “Emeklilerin emeklilik ömürleri ortalama 27 yıl Bizde ise daha fazla yaşıyorlar.” Valla ne yalan söyleyeyim emeklilikte 27 yılı doldurduktan beri bu sözü hatırlayarak gözlerim dolar. Bakanlığına diyeceğim yok. Bu durum senin kabahatin değil ama bu sözü söylemeseydin keşke. En azından yanlış anlaşılma oldu, ben öyle demedim veya demek istemedim falan filan diyebilirdin…Tabii bizde yerdik.

Yanlış anlaşılmasın Allah’a hamd olsun hiçbir şikâyetim yok. Allah (cc) devletimize milletimize bir zeval vermesin. Bütün sağlık giderlerimizi devletimiz karşılıyor. Sonra benim kirâ gelirlerim de var. Kirâda da oturmuyorum. Şu kadarını söyleyeyim parayla pulla işim yok. Her şeyle çocuklar ilgileniyor. O kadar ki ekmeğin fiyatını da bilmiyorum. Tarlada bostan yan gel Osman da demiyorum. Arada bir yani doktora gittiğim zamanlar dışarıda ne var ne yok diye gözlem yapıyorum. İçerde de haber, yasaklar kısmen kalktığı için dinliyorum. Ama öyle ahkâm kesecek kadar bilgim yok. Duyuyorum ki herkes ahkâm kesiyor.

Ahkâm kesmek iyi değil be kardeşim.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 20. 01. 2026

GÜNCE

GAZETELERDEN

MÜZİK

RESİM

VECİZE

ŞİİR

KİTAPLARDAN

                     Not: Etkinliklerin tümünü bir arada görmek isteyenler

                     aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler.

                                     ……………………………………………………………………………………………………………

 

 

 

 

 

 

2025 Yılı Kavramı Dijital Vicdan

 

https://www.akdenizgazetesi.com/tdk-2025-raporunu-acikladi-yilin-kavrami-dijital-vicdan

 Kültür ve Turizm Bakanı Yardımcı Dr. Batuhan Mumcu, 12. 01. 2026 tarihli Karar gazetesinde ‘dijital vicdan’ı yazdı. (https://www.karar.com/gorusler/dijital-vicdan-dijital-cagda-insanligin-yeni-imtihani-2021008) Okunmaya değer bulduğum bu yazı üzerinde, sözde çalışacaktım. Bu çalışmamı da uygulanması gerekli uyarısıyla paylaşacaktım. Nedense beceremedim. Bugünlerde yapamadığımı asistanım Gemini’ye havale ediyorum.

İşte Gemini’ye özetlettirdiğim yazı: 

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu tarafından kaleme alınan bu makale, hızla dijitalleşen dünyada bireylerin ve kurumların üstlenmesi gereken etik sorumluluğu "Dijital Vicdan" kavramı üzerinden ele almaktadır.

Yazının kısa bir özeti aşağıdadır:

Dijital Vicdan: Etik ve Manevi Bir Pusula

  • Kavramsal Tanım: Dijital vicdan; bireyin internet ortamında içerik üretirken, paylaşırken veya tüketirken bu eylemleri etik, ahlaki ve insani değerler süzgecinden geçirme yetisidir. Yazıda, Türk Dil Kurumu'nun bu kavramı 2025 yılı kavramı olarak belirlediği vurgulanmaktadır.
  • Bireysel ve Sistemsel Sorumluluk: Dijitalleşme sadece teknik bir süreç değil, hakikatle kurulan bağın yeniden inşasıdır. Bu bağlamda sorumluluk sadece kullanıcıda değil; algoritma tasarımcılarından medya kuruluşlarına kadar tüm paydaşlardadır. "Her yapılabilen şey, yapılmalı mıdır?" sorusu bu etik çerçevesinin merkezinde yer alır.
  • Teknolojik Tehditler ve Hakikat: Makale; dezenformasyon, bilgi düzensizliği ve özellikle deepfake gibi teknolojilerin hakikati tahrif etme potansiyeline dikkat çeker. Bu tür dijital ihlallerin sadece hukuki değil, derin ahlaki sorunlar yarattığı ifade edilir.
  • Manevi Boyut ve "Kul Hakkı": Yazar, konuyu İslam ahlakı ve "kul hakkı" perspektifiyle de değerlendirir. Dijital ortamda yapılan iftira, gıybet ve linç girişimlerinin manevi bir vebal olduğu; "nefs-i levvâme" (kendini kınayan nefis/içsel denetim) kavramının dijital dünyada da işlemesi gerektiği belirtilir.

Sonuç olarak; dijital vicdan, teknolojinin hızı karşısında insanın kaybolan ahlaki pusulasını yeniden bulmasını sağlayan, "ifade özgürlüğü" ile "etik sorumluluk" arasındaki dengeyi kuran hayati bir rehber olarak sunulmaktadır.


Gemini


GÜNCE

GAZETELERDEN

MÜZİK

RESİM

VECİZE

ŞİİR

KİTAPLARDAN

                     Not: Etkinliklerin tümünü bir arada görmek isteyenler

                     aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler.

                                     ……………………………………………………………………………………………………………


Karadeniz Türküleri

 


Rekor Kıran Slow Karadeniz Şarkıları 2025 | Uzun Liste
https://www.youtube.com/watch?v=PV1kDalcvVE

GÜNCE

GAZETELERDEN

MÜZİK

RESİM

VECİZE

ŞİİR

KİTAPLARDAN

                     Not: Etkinliklerin tümünü bir arada görmek isteyenler

                     aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler.

                                     ……………………………………………………………………………………………………………

Önsöz Gibi

 


 

Bir kitap okudum hayatım değişti.” sözünü çok duydum; ama “bir kitap” okuduğu için hayatı değişeni göremedim.” Sen gördün mü?

Bu kitabımızı okumanızdan ötürü hayatınızda bir değişiklik olabileceğini sanmıyorum. Ancak, bu kitabın eşliğinde kendini okuyabilirsen iş değişebilir. Bir de ben olabilsen… Ben yazarken sen olamadım. Sen okurken ben olabilsen…

Ayrı zamanlarda, ayrı mekânlarda, ayrı hallerdeyken yazdıklarımı gelişi güzel bir araya getirdim. Yazdıklarımı diyorum; günce, anı, öykü,  sohbet, deneme, mektup, manzume vb. demiyorum.  Çünkü bu yazıları yazarken “Şu türde veya bu türde yazayım.” diye bir kaygım, bir düşüncem olmadı; onun için bunlara “yazı” diyorum. 

Sabahattin Gencal, Dünya Labirentinde BEN / BİZ, Cinius Yayınları, İstanbul, 2018


GÜNCE

GAZETELERDEN

MÜZİK

RESİM

VECİZE

ŞİİR

KİTAPLARDAN

                     Not: Etkinliklerin tümünü bir arada görmek isteyenler

                     aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler.

                                     ……………………………………………………………………………………………………………



Ahmet Gencal /Sesli Şiir

 

ARKASI YAZILMAMIŞ KAĞIT - Bir Ahmet Gencal Şiiri
https://www.youtube.com/watch?v=8VsDGh6bD9Q&list=PLVwhMRVTmQIoRwMfSNnhFlkeifZw3RXYj&index=4

GÜNCE

GAZETELERDEN

MÜZİK

RESİM

VECİZE

ŞİİR

KİTAPLARDAN

                     Not: Etkinliklerin tümünü bir arada görmek isteyenler

                     aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler.

                                     ……………………………………………………………………………………………………………

Sac Makarnasının Yapılışı

 


TABLO KÜNYE BİLGİLERİ

Eserin Adı

 Sac Makarnasının Yapılışı

Ressam

Sabahattin Gencal

Türü

Pastel

Çalışma biçimi

Serbest

Çalışma Yeri ve Tarihi

Akyazı, (Kuzuluk), 25. 08. 2023


GÜNCE

GAZETELERDEN

MÜZİK

RESİM

VECİZE

ŞİİR

KİTAPLARDAN

                     Not: Etkinliklerin tümünü bir arada görmek isteyenler

                     aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler.

                                     ……………………………………………………………………………………………………………

C. Şahabettin'den Vecize

https://www.aa.com.tr/tr/kultur/turk-siirinde-ahengin-kalemi-cenap-sahabettin/3134780



 


GÜNCE

GAZETELERDEN

MÜZİK

RESİM

VECİZE

ŞİİR

KİTAPLARDAN

                     Not: Etkinliklerin tümünü bir arada görmek isteyenler

                     aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler.

                                     ……………………………………………………………………………………………………………