İŞTE O CÜMLE
Her zaman okurların zamanını alacak değiliz ya,
bu kez de okurlarımıza zaman kazandıralım. Zaman kazanmak kazançların en güzeli
bence. Zaman kazanma, benim sağladığım ek kazanç olacaktır. Bu paylaşımı
okuyanlar için asıl kazanç Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın’ın insanla ilgili
cümlesini kavrayanların olacaktır.
İnsanın hâlâ meçhuldür. Bilindiği üzere Kendimizi
Görme Denemesi adlı kitabımızı yazmaya başladığım 40-45 yıl öncesinden beri
(Unutkanlığım çok arttı kendi kitabımı bile ne zaman yazmaya başladığımı
unuttum) nefsimi bilmek istiyorum ki Allah’ı (cc) da bilebilelim. İnanın ki bu
konuda bir arpa boyu yol alamadım. Tabii yöntemsizlikten, imkânsızlıktan dahası
da var dil bilmemekten. Evet, evet, bu konuda yazılan ne Yabancıların yazdığı
kitapları asıl dillerinden okuyabiliyorum, ne Arapça biliyorum, ne Osmanlıca...
Çeviri eserler de pek tatmin edici olmuyor...
Kendi kendime “Vakit henüz geçmedi okumaya devam
et” diyorum. Evet, zaten başka bir şey yapamıyoruz, okuyacağız. Bugün ancak bir
cümle okuyabildim. Benim kafa bu cümleyi kaç günde hazmeder bilemiyorum. Bu
hazmetmek önemli bir mesele. Bir cümleyi, paragrafı ya da metni hazmetmeden
diğerine başlamayın, Allah korusun mide fesadına uğrarsınız; pardon beyin
fesadı.
Mide fesadı konusunda uzmanlar çokça uyarıyor
bizleri; ama beyin fesadı hakkında çıt yok. Zaten hiç okumuyoruz mu
diyeceksiniz. Olsun bir kişi bile okusa onu uyarmak gerekir. Ne diyordu Prof.
Dr. Niyazı Kahveci yabancı bilim adamları 10 saat okuyorlarsa en azından 10
saat da düşünüyorlar. Tabii en azından diyoruz. Çünkü okunan metinlere göre
değişir bu. Örneğin Aydın’ın yazdığı aşağıdaki cümleyi bir iki dakikada okuduk
diyelim. Eee sadece bir iki dakika mı düşüneceğiz? Ne dersiniz sadece
bilemediğimiz kelimelerin araştırılması şu kadar sürer... İşte yukarıda da bunu
diyordum. Siz bu araştırmayı yapmayacaksınız, bir kelime hariç bütün
kelimelerin anlamlarını kısaca yazdım. Umarım yararlı olur. Yani genel olarak
diyorum. Yoksa bu cümleyi kavramak, özümsemek hele de cümlede belirtildiği gibi
olmak için bir ömür ister.
Henüz cümleyi okumaya sıra gelmedi. Okuyunca,
eminim ki, ya, ne cümleymiş be diyeceksiniz. Sabahattin Hocamızın 353 sayfalık
kitabında anlatılamayanı Aydın Hoca bir cümlede anlatmış. Bravo Hocamıza.
Benden de bir o kadar diyeceğim; ama haddimizi aşmaktan korkarım.
Daha fazla meraklandırmayalım. İşte “O Cümle”. “O
Cümle” deyişimde güzel değil mi. Evet, böylesi cümleler pek nadirdir. Hele
günümüzde hiç kullanılmamaktadır desek yeridir.
İNSAN; Tahammülü, tahassüsü, tahayyülü, tahayyürü,
tasavvuru, teakkulü, teallümü, teammülü, tearrufu, tebahhuru, teceddüdü,
tecemmülü, tecennübü, tecessüsü, tedebbürü, tederrüsü, tedeyyünü, teemmülü,
tefaddülü, tefakkuhu, tefekkürü, tefennünü, tefeyyüzü, tehayyürü, tekemmülü,
temeddünü, temeyyüzü, tesellümü, teşekkürü ve tezekkürü kadar İNSANDIR!Prof. Dr. İsmailHakkı Aydın
Yukarıdaki Cümlede Geçen
Osmanlıca
Kelimelerin Anlamları
Tahammül:
ad 1.(nesneler için) zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilme gücü, dayanma,
kaldırma, dayanç. 2. (insan için)
olumsuz, zor, kötü, güç durumlara dayanabilme gücü,
dayanç, dayanma, kaldırma,
katlanma.
Tahassüs:
ad. Duygulanma, duygulanım.
Tahayyül:
ad. İmgeleme, hayal, Hayalde canlandırma, sembolleştirme,
Tahayyür:
i. (Ar. Hayret “gözü kamaşmak, şaşmak”tan teḥayyur) Hayrete düşme, şaşma: Beğenip seçmek, muhayyer olmak.
Tasavvur:
1. Zihinde şekillendirme, fikren kurma, tasarım, 2. Zihinde canlandırma, tahayyül etme, 3. Düşünce,
niyet, maksat, plan
Taakkul: i. (Ar. ‘aḳl
“gerçeği bilmek, idrak etmek”ten te‘aḳḳul), 1. Akıl erdirme, zihin yorarak anlama, 2. Hatırlama.
Taallüm: i. (Ar. ‘ilm “bilmek, anlamak”tan te‘allum) Ders alarak
öğrenme, belleme
Teamül: ad1. iş,
davranış. 2. bir yerde öteden beri olagelen davranış, gelenek.
Tearrüf: Bir şeyi
araştırarak öğrenme.
Tebahhür: i. (Ar. baḥr
“genişletmek; deniz”den tebaḥhur), 1. Bir şeyin içine dalma, çok derinine
gitme, 2. Bir ilimde derin ihtisas sâhibi olma, uzman olma
Teceddüd: 1. Bk.
ıslahat, 2. Tazelenme. Yenilenme. (Bak: Müceddid)
Tecemmül: Ziynetlenmek.
Süslenmek, Ululuk göstermek. Âletler. Sebepler.
Tecennüb: Sakınma.
Çekinme
Tecessüs: ad 1.kendini
ilgilendirmeyen şeyleri, belli etmeden öğrenmeye çalışma. 2. bir şeyi ille de
görme, anlama merakı.
Tedebbür: i. (Ar. dubur
“arka, son”dan tedebbur) Düşünme, tefekkür etme
Tederrüs: i. (Ar. ders
– dirāset “okumak”tan tederrus) Ders alma, ders okuma.
Tedeyyün: i. (Ar. dіn –
diyānet “din edinmek”ten tedeyyun) 1. Belli bir dîni benimseme, ona bağlı
olma. 2. Dîninin hükümlerine
sıkıca bağlı olma ve uyma, tedeyyün, i. (Ar. deyn “borç vermek, borç almak”tan
tedeyyun) Borçlanma, borca girme.
Teemmül: i. (Ar. emel
“ümit etmek”ten te’emmul) İyice, etraflıca düşünme, Teemmülât i. (Ar. çoğul eki -āt ile)
Teemmüller, düşünmeler
Tefaddül: Faziletlilik iddiasında bulunmak. Üstünlük
taslamak. Bir kimseyi inâyet, ihsan ve kerem ile memnun etmek. Üstünlük
taslama.
Tefakkuh: Gül gibi
açılma.
Tefekkür: Fikretmek.
Düşünmek. Fikri harekete getirmek. Allah'ı tanımayı sonuç verecek şekilde
düşünme. İbret alacak ve faydalanacak
şekilde derin düşünme.
Tefennün: Fen
öğrenme. Fen öğrenme. Birçok şeyler
bilme, çeşitli şekilde gösterme.
Tefeyyüz: Feyizlenmek.
İlerlemek. Bollaşmak.
Tekemmül: ad 1.
gelişme, olgunlaşma, erginleşme, yetkinleşme. 2. gelişim, olgunluk, erginlik, yetkinlik.
Temeddün: Medenîleşme.
Medenileşme, uygarlaşma. Medenileşmek. Şehirlileşmek. Medeni olmak.
Temeyyüz: Benzerlerinden farklı ve üstün olma.
Diğerleri arasından kendini gösterme.
Tesellüm: Teslim edilen
şeyi tekrar teslim alma. Verilen bir şeyi alıp kaydetme. Teslim olma. İslâm
olma
Teşekkür: ad yapılan
bir iyiliğe karşı duyulan gönül borcunu ve hoşnutluğu sözle ya da davranışla anlatma.
Tezekkür: ad 1. (bir
sorunu) konuşma. 2. anımsatma.
Bu kelimeler üzerinde bir anaç tavuk gibi
yatılmasını öneriyorum. Sabreden birçok yazı, birçok fikir çıkarabilir bu
kelimelerden. Denemek bedava.
Çekmeköy-İstanbul, 24.08.2018
______________________
SabahattinGencal, DÜŞÜNCE ÇİFTLİĞİ, Cinius Yayınları, İstanbul, 2021