20 Nisan 2026 Pazartesi

Oku, Anla ve Uygula

 


“İnsan ne yaptım ne yapıyorum ve ne yapacağım?” diye sormalıdır kendine. Bilindiği üzere sorular insan beynindeki nöronları harekete geçirir.

Bu anda, “Hocamız ne demek istiyor?” diye düşünmüşseniz sizin de beyninizdeki nöronlar harekete geçmiştir.

Beyinde ne kadar nöron olduğunu biliyor muyuz? “İnsan beyninde yapılan modern sayımlara (izotropik fraksiyonasyon yöntemi) göre ortalama 86 milyar nöron (sinir hücresi) bulunmaktadır. (…) Nöronların yanı sıra, nöronları destekleyen, koruyan ve besleyen yaklaşık aynı miktarda (86 milyar) glial hücre bulunur. (…)”

Allah’ın mucizelerinden biri her nöron bütün nöronlarla bağlantı kurar. İyice düşünürsek bu anda beynimizde okyanustaki dalgalar var, diyebiliriz.

Tabii dalgalanacağız ama durulup düşünmesini de bileceğiz. Yani sorumuza döneceğiz?

Ben ne yaptım? 35 yıl öğretmenlik ve yöneticilik yaptım. Emekli olduktan sonra da blog yazarlığı yanı sıra kitaplar yayınladım. Para pul için mi? Hayır. Şan şöhret için mi? Hayır. Bu gibi işlerde para olsaydı, şöhret olsaydı bize bırakırlar mıydı? Mümkün değil.

Ben siyasete girmedim, zaten giremezdim de. Ama herkese özellikle siyasetçilere dolaylı mesajlar verdim. İçimden biri diyor ki, güldürme beni, senin bloglara tıklayan sadece 40 bilemedin 50 kişi. Bunların da yüzde kaçı okudu Allah bilir… Siyasetçiler nereden duyacak. Doğru, siyasetçi işine gelmezse sağır sultanların duyduklarını bile duymaz. Görmez de üstelik. Ne mutfağı görür ne pazarı… Ama konuşmaya gelince…

Hemen konudan çıkıyor gibi oluyoruz. Ama topun yarısından fazla sahanın içinde olduğu için taç olmamıştır.

Ne diyorduk? Bizim yazdıklarımızı kimse okumaz. Okusa da kimse üzerine almaz. Öylesine sessiz, sakin akar ki cümleler… Diyorum ki Alayısa Yaylası’na çıksam, orada, çokça gittiğim Kukuli Kaya’dan bağırsam duyulur muydum sesim?

Bakın geçenlerde eski yazılarımı karıştırırken HEEY/GENCAL masasından söz ettim. Ta 2011’de hukuk, eğitim, ekonomi ve yönetimin bir bütün olarak öncelikli olarak ele alınmasını söyledik.

Bugün de başka bir yazıma rastladım. Birkaç paragrafı medyadan bölümüne aldım. Bakın nasıl yazmışım: Mevcut durumu ortadan kaldırmadan yenilik getiremezsiniz. Kambur üstüne kambur olmaz.” Bu durumu en az bizler kadar biliyordur Sayın Bakanımız. Elbette bir bildiği vardır. Ya düzeltir, ya da “Düzeltme fırsatı bulamadığı durumda görevinden onurla ayrılır.”

Bu yazıyı 23. 11. 2019’da yazdığımı da hesaba katarak düşünü verin.

Bu son zamanlarda kaç Milli Eğitim Bakanı geldi geçti. Onları bilgisizlikle itham etmiyorum. Hepsi de benden çok daha fazla donanımlı ama bakın nasıl yazdım: “Düzeltme fırsatı bulamadığı durumda görevinden onurla ayrılır.” Bugün istifa, istifa diyenler oluyordur. Haklılar ama işi zamanında yapacaksın.

İşler daha fazla sarpa sapmadan, bozulmadan önlemler alınmalıdır. Bakın ne diyor Tolstoy: "Bozulduğu zaman insandan daha korkunç yaratık yoktur."  Kahramanmaraş’taki olayı hatırlayınca nutkum tutuluyor, ne diyeceğimi bilemiyorum. Onca tecrübemize, uzmanlığımıza rağmen bir şey diyemezken görsel ve işitsel medya’da ahkâm kesenleri okuyunca izleyince…

 Sözünü yarıda bırakma. Öneri sun falan filan, demeyiniz lütfen. Kırmızı kart görmek istemiyorum.

Bakın söz geldi nereye dayandı. Hep öyle oluyor. Başta ne güzel bir giriş yapmıştık. Muhasebe yapmanın yararlarını dolaylı biçimde anlatarak dünü, bugünü ve yarını düşünmemiz, planlamamız, planımızı uygulamamız gerektiğini ihsas1ettirdik. Sonra…

Benden bu kadar. Asistanımın yazdığı dipnotu okursanız umarım yazımızı daha iyi anlarsınız.

Okumak yetmez anlamak lazım. Anlamak da yetmez uygulamak lazım

Sabahattin Gencal, İstanbul, 20. 04. 2026

 ________________________

AI Bakışı

ihsas

 

İhsas, Arapça kökenli bir kelime olup en genel anlamıyla sezdirme, hissettirme, üstü kapalı anlatma veya ima etme demektir. Duyguyu veya düşünceyi doğrudan söylemek yerine karşı tarafa dolaylı yoldan algılatmayı ifade eder. 

Ekşi Sözlük +2

İhsas Kelimesinin Eş Anlamlıları ve Yakın Anlamları

Ekşi Sözlük +3

Kullanım Örnekleri

Ekşi Sözlük +1

Kelime genellikle "ihsas etmek" şeklinde birleşik fiil olarak kullanılır. 

 

Tolstoy'dan Vecize

 


                                                                   Tolstoy  -  Vecize

"Bozulduğu zaman insandan daha korkunç yaratık yoktur." Tostoy

Müzik Dil Altı İlacı Gibidir

 

Semih Arıkan

MÜZİK DİL ALTI İLACI GİBİDİR
Prof. Dr. ÜSTÜN DÖKMEN

Kambur Üstüne Kambur

  


       (…)

Ben, dışarı pek çıkamadığım için olup bitenden bihaberim diyebilirim. Ama medyadan öğrendiğime göre Sayın bakanımız çok çalışıyor. Şahsen görüşme imkânımız olsaydı, kendisine şunu söylerdim:

Mevcut durumu ortadan kaldırmadan yenilik getiremezsiniz. Kambur üstüne kambur olmaz.” Bu durumu en az bizler kadar biliyordur Sayın Bakanımız. Elbette bir bildiği vardır. Ya düzeltir, ya da “Düzeltme fırsatı bulamadığı durumda görevinden onurla ayrılır.” Bekleyelim bakalım Mevla’m neyler / Neylerse güzel eyler…

(…)

Öyle bir andayız ki hepimiz öğretmen olmak durumundayız. Hepimizin öğretmenler günü kutlu olsun. Sevgi ve saygılarımla.

Sabahattin Gencal, Emekli Öğretmen,

Çekmeköy - İstanbul, 23. 11. 2019

_______________________

SabahattinGencal, ÖĞRETMENLİK AŞKTIR, Cinius Yayınları, İstanbul, 2024

 

Umutsuz Yollarda

 


Yorgun Kalbimin Haykırışı - Umutsuz Yollarda

Bu şarkı, içimde taşıdığım derin yorgunluğu ve hayatın yükü altında ezilmiş hislerimi dile getiriyor. Karanlık yollar, zor geçen zamanlar, kalbimdeki yaralar... Ama her şeye rağmen bir umut ışığı arayan bir ruhun sesi. Yorgun bir kalbin haykırışı olarak bu şarkıyı dinlerken, belki kendi yolculuğunuzda da bir şeyler bulacaksınız.

Şarkı Sözleri: YORGUNUM DOSTLARIM Yorgunum dostlarım ben çok yorgunum Hissedemem artık hislerimi Gönlümde hüzün var derinlerde Hep aynı dertler peşimde Düştüm yollara bir çıkış arıyorum Nereye baksam hep karanlık Hayat çok zor geçmiyor zaman Yorgunum dostlarım haykırıyorum Yorgunum dostlarım çok yorgunum Kalbim ağır yaralı Dermanım kalmadı artık Yorgunum dostlarım çok yorgunum Bir umut var mı uzaklarda Yoksa her şey boş mu hayal mi Geceler uzun sabahlar yok Hep aynı dert peşimi bırakmıyor Bir an olsun dinlenmek mümkün mü Bir tebessüm lütfet hayat bana Yorgunluk kalksın üzerinden Sevgiyle dolsun tüm kalpler Yorgunum dostlarım çok yorgunum Kalbim ağır yaralı Dermanım kalmadı artık Yorgunum dostlarım çok yorgunum Ahmet Gencal 14.09.2024

Fikrimin İnce Gülü

 


Müzeyyen Senar - Fikrimin İnce Gülü (1977)

Beste: Muallim İsmail Hakkı Bey" Makam: Acemkürdî Usûl: Semai Kanalımıza abone olmak için: https://bit.ly/35dv9cs Müzeyyen Senar'ın Tüm Albümleri: https://bit.ly/2DH2d1k Coşkun Plak Popüler Şarkılar: https://bit.ly/2R1Uz4x Şarkı Sözleri (Lyrics) Fikrimin ince gülü Kalbimin şen bülbülü O gün ki gördüm seni Yaktın ah zalim beni Âteşli dudakların Gamzeli yanakların O gün ki gördüm seni Yaktın ah zalim beni Ellerin ellerimde Leblerin leblerimde O gün ki gördüm seni Yaktın ah zalim beni ===========================================

Nazar Boncukları

 


Bu görseldeki nesneler, Türk kültüründe ve Akdeniz coğrafyasında oldukça yaygın olan nazar boncuklarıdır.

Görselin tam olarak kime ait olduğunu veya hangi sanatçı/fotoğrafçı tarafından çekildiğini belirlemek zordur; çünkü bu tür fotoğraflar genellikle Kapalıçarşı veya benzeri turistik mekanlarda çekilen genel manzara fotoğraflarıdır ve stok görsel sitelerinde sıkça bulunurlar.

Ancak görselin içeriği hakkında şunlar söylenebilir:

  • Kültürel Sembol: Kötü enerjiden veya "nazardan" koruduğuna inanılan, camdan yapılan geleneksel bir tılsımdır.

  • İşçilik: Fotoğrafta hem klasik büyük cam boncuklar hem de küçük boncuklarla süslenmiş anahtarlık, bileklik gibi takılar bir arada görülüyor.

  • Renk Paleti: Hakim olan renk "lapis" veya "kobalt mavisi"dir; bu renk geleneksel olarak koruyucu gücü temsil eder.

Geleneksel Türk el sanatlarını veya Anadolu kültürünü temsil eden harika bir görseldir.


Rabbani'nin Mektupları- 058

 İmam-ı Rabbânî Hazretleri'nin Seyyid Mahmud’a yazdığı 58. Mektup, Nakşibendiyye yolunun esaslarını, manevi mertebeleri ve bu yolun diğer tasavvuf yollarından farkını ele almaktadır. Metnin sistematik özeti aşağıdadır:

1. İnsanın Manevi Yapısı ve Yedi Basamak

İmam-ı Rabbânî, insanın yedi latifeden (manevi cevherden) oluştuğunu ve bu yolun da bu latifelere paralel olarak yedi adımdan ibaret olduğunu belirtir:

  • Âlem-i Halk (Dünya Âlemi): Beden ve nefis ile ilgili olan ilk iki basamaktır.

  • Âlem-i Emr (Emir Âlemi): Kalp, Ruh, Sır, Hafî ve Ahfâ’dan oluşan beş basamaktır.

  • Bu yedi basamaktan her biri geçildikçe, kul ile Allah arasındaki nurani ve zulmani (karanlık) 70.000 perdeden 10.000 tanesi açılır.

2. Manevi Tecellilerin Aşamaları

Âlem-i emrdeki (kalp ve ruh gibi manevi merkezler) ilerleyişte şu tecelliler sırasıyla gerçekleşir:

  • Birinci Adım: Allah’ın fiillerinin tecellisi (Sıfât-ı ef'âliyye).

  • İkinci Adım: Allah’ın sıfatlarının tecellisi (Sıfât-ı hakîkıyye).

  • Üçüncü Adım ve Sonrası: Zat-ı ilahînin tecellileri başlar. Bu aşamalarda salik (yolcu) kendi nefsinden uzaklaşarak Allah’a yakınlık kazanır.

3. Nakşibendiyye Yolunun Özelliği ve Kısalığı

Mektupta Nakşibendiyye yolunun en kısa ve en üstün yol olduğu şu gerekçelerle açıklanır:

  • Başlangıç Noktası: Diğer tasavvuf yolları genellikle nefis terbiyesiyle (âlem-i halk) başlar ve bu süreç yıllar sürebilir. Nakşibendiyye büyükleri ise doğrudan kalp ve ruhtan (âlem-i emr) başlarlar.

  • Sonda Kavuşulanın Başta Verilmesi: Bu yolda, diğerlerinin uzun uğraşlar sonunda ulaştığı manevi haller, yolun başında tattırılır. Bu durum "Nihayetin bidayete dercedilmesi" (sonun başlangıca yerleştirilmesi) olarak ifade edilir.

4. Ashâb-ı Kirâm Yolu ile Olan Bağ

Bu yolun özü, Sahabe efendilerimizin yoludur. Mektupta şu önemli husus vurgulanır:

  • Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) sohbetinde bulunmak, en büyük velilerin en son noktada ulaşabildiği derecelere tek bir anda ulaşmayı sağlar.

  • Bu sebeple, en büyük evliya bile derece bakımından en alt seviyedeki sahabeye (örneğin Vahşî radıyallahu anh) yetişemez; çünkü sahabelik sırrı doğrudan nübüvvet nurundan beslenir.

5. Sonuç: Fena ve Beka

Yedi basamağın sonunda kişi, Fena (kendi varlığından geçme) ve Beka (Allah ile baki olma) makamlarına erişir. Bu mertebe "Velâyet-i Hâssa" (özel velilik) olarak adlandırılır ve kulun Rabbine yakınlığının tamamlandığı noktadır.