19 Ocak 2026 Pazartesi

Üç Noktalı Yazı

 


Özdemir İnce, Cumhuriyet’teki 18.01.2026 tarihli yazısında “İskenderiye Dörtlüsü’nü küçük büyük bütün romancılara, roman yazmaya niyetli olanlara tavsiye ederim. Döne döne okumaları için. Çünkü bu dörtlü “giriş, gelişme, düğüm, sonuç ilkesi”ni havaya uçurmakta: Hepsi var ama hiçbiri yok, bir başka boyutta anlatı var…” diye yazınca merak ettim doğrusu. “Nasıl oldu da gözümden kaçar bu?” dedim kendi kendime. Sonra,

Sabahattin, çok ileri gidiyorsun. Sanki bütün şaheserleri okumuşsun da… Sonra kendime geliyorum:

Ben ancak okul kütüphanelerinde veya şehir Kütüphanelerinde olan eserleri okuyabildim. Para mı vardı ki… Sonra yine Sabahattin! dedim.

Doğru doğru. Kütüphanedeki bütün eserleri okuma imkânı da yok.

Peki Öğretmenlerin tavsiye etmediler mi?

Yoksa tavsiye edilecek bir eser değil miydi?

Yazar Lawrence Durrell’i merak ettim. Goog’dan öğrendiğime göre çok yerler gezmiş, gezmiş görmüş ilginç bir yazar. Merakım artınca internetten peşine düşerek bir tarama yaptım. Tabii alıntılar da… Alıntılar karışık olunca onları Gemini’ye verdim. Sağ olsun bir özetleme yaptı. Gazetelerden alıntılarda bu özeti okumak mümkün.

Özet ya da özetler yerine kitapları okumak gerek ama önceden de belirttiğim gibi kitap okuyamıyorum bu aralar. Bilgisayardan okuyorsam büyütme sayesinde… Buna rağmen yazdım ki belki bir okurumuz… Bir kişi bile olsa…

Başkalarına, internette fazla zaman harcamamalarını tavsiye ederken ben epeyce zaman israf etmiş oldum.

Bir de blogumu düzenledim bugün. Okuyucular daha rahat okusun diye. Konu blog mimarlığına gelince şunu itiraf edeyim ki bu konuda hiç ilerleyemedim. Oğlum, öyle deme çoklarından ilerisiniz diye teselli etmeye çalışıyor. Bu arada yine kendime kızıyorum: “Sabahattin! Genç misin evladım. Gençlerle aşık mı atacaksın!”

Zaman zaman kendimle didişirim. Böyle zamanlarda şiir de resim de para etmiyor. Hatta Karadeniz türküleri…

Sanat sanki diğer günlerde para ediyor da…

Bugünkü yazımız nedense hep üç noktalı oldu.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 19. 01. 2026

GAZETELERDEN

MÜZİK

RESİM

VECİZE

ŞİİR

KİTAPLARDAN

                                   Not: Etkinliklerin tümünü bir arada görmek isteyenler

                     aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler.

 

 

Karadeniz Türküleri

 

Unutulmayan Karadeniz Şarkıları [KESİNTİSİZ - 2021]
https://www.youtube.com/watch?v=KUajvYO7gHQ
                                           GELDİĞİNİZ YERE DÖNEBİLİRSİNİZ

Hızar Çekme

 


 

TABLO KÜNYE BİLGİLERİ

Eserin Adı

 Hızar Çekme

Ressam

Sabahattin Gencal

Türü

Pastel

Çalışma biçimi

Serbest

Çalışma Yeri ve Tarihi

Akyazı, (Kuzuluk), 17. 08. 2023

 GELDİĞİNİZ YERE DÖNEBİLİRSİNİZ 


Ahmet Gencal/Sesli Şiir

 


YALNIZ ADAM
https://www.youtube.com/playlist?list=PLVwhMRVTmQIoRwMfSNnhFlkeifZw3RXYj
                                                                      GELDİĞİNİZ YERE DÖNEBİLİRSİNİZ

Kendimizi Görme Denemesi

     


 “Kendimizi Görme Denemesi  veya Bilimsel Dedikodu ” adlı bu kitabı yazdım; fakat kendimi göremedim. İhtimal siz de kendinizi göremeyeceksiniz. Ama hiç olmazsa bu konuda düşünebileceksiniz. Beni de az çok görebileceksiniz gibime geliyor. “Senden bana ne?” diyenlere diyeceğim yok; ancak Montaigne’nin “Bir insanda insanlığın tüm halleri, sorunları bulunur.” sözünü dikkate alanlar, kim bilir, bakarsın kendilerini de görmeye başlarlar.

 Bu yazdıklarımı, aslında kitabın içinde belki de defalarca yazmışımdır. Şimdi, yazmak istediğim şu:

  Kitaba yapacağım eklerin altlarını çizeceğim. Önemli şeylerin altları çizilir derler, siz böyle düşünmeyin. Bu kısım sonradan eklendi diye düşünün yeter.

  Ne uzatıyorum ki; size, belki de bundan önce hiç okumadığınız, çok uzun bir zaman diliminde yazılan  bir deneme sunuyorum. Denemeler de kesin bilgi var mı? Yok; ama bu kitapta kesin bilgi de var. Denemeler de     ispat kaygısı var mı? Yok, ama bu kitap da o da var. Şiir de var, fıkra da, anı da… Var oğlu var. O halde denemeyi edebi bir terim olarak düşünmeyelim; denemek olarak düşünelim. 

   Sabahattin Gencal, Önsöz'den, Kendimizi Görme Denemesi  veya Bilimsel Dedikodu, Cinius yayınları, İstanbul, 2019

                                       GELDİĞİNİZ YERE DÖNEBİLİRSİNİZ

İskenderiye Dörtlüsü

 


Lawrence Durrell’ın İskenderiye Dörtlüsü (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea), modern edebiyatın zirvelerinden biri kabul edilen, sadece bir hikâye değil, aynı zamanda bir "biçim ve algı" devrimidir.

Sunduğunuz zengin alıntılar ve eksik parçaları birleştirerek, bu devasa yapıtı ana hatlarıyla şöyle özetleyebilirim:


1. Temel Yapı: Einstein ve Görelilik Edebiyatı

Durrell, bu dörtlemeyi Albert Einstein’ın Görelilik Kuramı üzerine inşa etmiştir. Yazarın amacı, bir olayı tek bir doğruyla değil, zaman ve mekân içindeki farklı bakış açılarıyla (perspektiflerle) sunmaktır.

  • İlk Üç Kitap (Mekansal): Justine, Balthazar ve Mountolive aynı zaman dilimini (II. Dünya Savaşı öncesi İskenderiye) kapsar. Aynı olaylar dizisi, farklı karakterlerin gözünden anlatılır. Bir kitapta "aşk" olarak görünen şey, diğerinde "siyasi bir komplo" olarak karşımıza çıkar.
  • Dördüncü Kitap (Zamansal): Clea, serinin tek devam kitabıdır. Olayları kronolojik olarak ileriye taşır ve önceki üç kitaptaki sis perdesini aralayarak bir tür "çözülme" ve "arınma" sunar.

2. Başrol Oyuncusu: İskenderiye

Dörtlüde şehir, sadece bir fon değil; nefes alan, yönlendiren ve karakterleri adeta bir bitki örtüsü gibi üzerine eken ana karakterdir. * Kadim ve Kozmopolit: İskenderiye; rüzgârı, nemi, kokuları ve tarihsel yüküyle (Eski Kütüphane, Kavafis’in dizeleri) karakterlerin arzularını ve kimliklerini şekillendirir.

  • Ayna Şehir: Karakterlerin içsel parçalanmışlıkları, şehrin çok kültürlü ve melankolik yapısıyla örtüşür.

3. Karakterler ve "Çağdaş Sevgi"nin İrdelenmesi

Romanın odağında "çağdaş sevginin irdelenmesi" yatar. Durrell bunu yaparken Freud (psikanaliz) ve Marquis de Sade (suçlanamaz cinsellik) gibi isimlerden beslenir.

  • Justine: Serinin merkezindeki büyüleyici, gizemli ve "parçalanmış kişilik" sahibi kadın. Durrell’ın eşi Eve Cohen’den izler taşır. Hem bir kurban hem bir avcıdır; özgürlüğü ve yorgunluğu temsil eder.
  • Darley: İlk iki kitabın isimsiz anlatıcısı (ismi sonradan öğrenilir). İskenderiye'nin ve Justine’in büyüleyici etkisinde gerçeği arayan bir yazar.
  • Nessim: Justine’in zengin ve gizemli eşi; entrikaların merkezindeki isim.
  • Pursewarden: Yazar karakteri; Durrell’ın sanat ve hayat hakkındaki felsefi düşüncelerini aktardığı "keskin dilli" bir figür.
  • Clea: Saf sevgiyi ve sanatsal olgunluğu temsil eden, seriye adını veren son kahraman.

4. Anlatım Tekniği: "Upuzun Bir Şiir"

Özdemir İnce ve diğer eleştirmenlerin vurguladığı gibi; bu eser klasik "giriş-gelişme-sonuç" yapısını yıkar.

  • Güvenilmez Anlatıcı: Okur, anlatıcının bildiği kadarını bilir. Ancak bir sonraki kitapta sunulan yeni bir mektup veya günlük, tüm bildiklerimizi altüst eder.
  • Dilin Büyüsü: Ülker İnce’nin eşsiz Türkçesiyle taçlanan anlatı, düz bir metinden ziyade "mensur bir şiir" gibidir. Zamanda sıçramalar yapar, bütünü kavramak için kendi ekseni etrafında döner.

Özetle;

İskenderiye Dörtlüsü; aşkı, ihaneti, politikayı ve sanatı İskenderiye’nin puslu atmosferinde bir araya getiren bir bulmacadır. Gerçeğin asla tek bir yüzü olmadığını, hafızanın bizi her zaman yanıltabileceğini kanıtlayan, okunduktan sonra insanı "çarpılmış" gibi bırakan bir başyapıttır.

GEMİNİ  

                                        GELDİĞİNİZ YERE DÖNEBİLİRSİNİZ

Goethe'den Vecize

 

                                                                 GELDİĞİNİZ YERE DÖNEBİLİRSİNİZ