Lawrence Durrell’ın İskenderiye Dörtlüsü
(Justine, Balthazar, Mountolive, Clea), modern
edebiyatın zirvelerinden biri kabul edilen, sadece bir hikâye değil, aynı
zamanda bir "biçim ve algı" devrimidir.
Sunduğunuz zengin alıntılar ve eksik parçaları
birleştirerek, bu devasa yapıtı ana hatlarıyla şöyle özetleyebilirim:
1. Temel Yapı: Einstein ve
Görelilik Edebiyatı
Durrell, bu dörtlemeyi Albert Einstein’ın Görelilik Kuramı üzerine inşa etmiştir. Yazarın amacı,
bir olayı tek bir doğruyla değil, zaman ve mekân içindeki farklı bakış
açılarıyla (perspektiflerle) sunmaktır.
- İlk Üç Kitap (Mekansal): Justine, Balthazar ve Mountolive aynı zaman dilimini (II. Dünya Savaşı
öncesi İskenderiye) kapsar. Aynı olaylar dizisi, farklı karakterlerin
gözünden anlatılır. Bir kitapta "aşk" olarak görünen şey,
diğerinde "siyasi bir komplo" olarak karşımıza çıkar.
- Dördüncü Kitap (Zamansal): Clea, serinin tek devam kitabıdır. Olayları
kronolojik olarak ileriye taşır ve önceki üç kitaptaki sis perdesini
aralayarak bir tür "çözülme" ve "arınma" sunar.
2. Başrol Oyuncusu: İskenderiye
Dörtlüde şehir, sadece bir fon değil; nefes alan,
yönlendiren ve karakterleri adeta bir bitki örtüsü gibi üzerine eken ana karakterdir. * Kadim ve Kozmopolit:
İskenderiye; rüzgârı, nemi, kokuları ve tarihsel yüküyle (Eski Kütüphane,
Kavafis’in dizeleri) karakterlerin arzularını ve kimliklerini şekillendirir.
- Ayna Şehir:
Karakterlerin içsel parçalanmışlıkları, şehrin çok kültürlü ve melankolik
yapısıyla örtüşür.
3. Karakterler ve "Çağdaş
Sevgi"nin İrdelenmesi
Romanın odağında "çağdaş sevginin
irdelenmesi" yatar. Durrell bunu yaparken Freud (psikanaliz)
ve Marquis de Sade (suçlanamaz cinsellik) gibi isimlerden
beslenir.
- Justine: Serinin
merkezindeki büyüleyici, gizemli ve "parçalanmış kişilik" sahibi
kadın. Durrell’ın eşi Eve Cohen’den izler taşır. Hem bir kurban hem bir
avcıdır; özgürlüğü ve yorgunluğu temsil eder.
- Darley: İlk iki
kitabın isimsiz anlatıcısı (ismi sonradan öğrenilir). İskenderiye'nin ve
Justine’in büyüleyici etkisinde gerçeği arayan bir yazar.
- Nessim:
Justine’in zengin ve gizemli eşi; entrikaların merkezindeki isim.
- Pursewarden: Yazar
karakteri; Durrell’ın sanat ve hayat hakkındaki felsefi düşüncelerini
aktardığı "keskin dilli" bir figür.
- Clea: Saf
sevgiyi ve sanatsal olgunluğu temsil eden, seriye adını veren son
kahraman.
4. Anlatım Tekniği: "Upuzun
Bir Şiir"
Özdemir İnce ve diğer eleştirmenlerin vurguladığı
gibi; bu eser klasik "giriş-gelişme-sonuç" yapısını yıkar.
- Güvenilmez Anlatıcı: Okur,
anlatıcının bildiği kadarını bilir. Ancak bir sonraki kitapta sunulan yeni
bir mektup veya günlük, tüm bildiklerimizi altüst eder.
- Dilin Büyüsü: Ülker
İnce’nin eşsiz Türkçesiyle taçlanan anlatı, düz bir metinden ziyade
"mensur bir şiir" gibidir. Zamanda sıçramalar yapar, bütünü
kavramak için kendi ekseni etrafında döner.
Özetle;
İskenderiye Dörtlüsü; aşkı, ihaneti, politikayı ve
sanatı İskenderiye’nin puslu atmosferinde bir araya getiren bir bulmacadır. Gerçeğin asla tek bir yüzü olmadığını,
hafızanın bizi her zaman yanıltabileceğini kanıtlayan, okunduktan sonra insanı
"çarpılmış" gibi bırakan bir başyapıttır.
