11 Mart 2026 Çarşamba

Akın Karadeniz'den Vecize

 

 


                                                                    Akın Karadeniz - Vecize

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

 

Kuşu Ölene Başsağlığı Dileyen Ümmet Nerede?

  


 

ABD ve İsrail'in okul katliamını Japonlar Çizdi, İslam dünyası sustu! Kuşu ölene başsağlığı dileyen ümmet nerede?

Japon animasyoncuların Minab’daki kız okuluna yönelik ABD ve İsrail'in katliamını anlatan anime tarzı kısa filmi sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, paylaşımlar “Kuşu ölene başsağlığı dileyen ümmet nerede?” sorusuyla İslam dünyasının sessizliğini de tartışmanın merkezine taşıdı.

 ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'ın Minab kentindeki bir kız ilkokulunu vurarak 170 masum çocuğu şehit etmesi, siyasi hesapların gölgesinde unutturulmaya çalışılırken, insanlığın vicdanı hiç beklenmedik bir yerden, Japonya'dan ses verdi. Katliamın boyutlarını ve bir babanın evladını enkaz altında bulduğu o kahredici anları anime tarzı bir kısa filmle dünyaya duyuran animasyoncular, İslam dünyasının içine düştüğü derin ikiyüzlülüğü de yüzlerine vurdu: "Kuşu ölen bir çocuğa başsağlığına giden bir peygamberin ümmeti, 170 kız çocuğunun parçalanmasına nasıl bu kadar sessiz kalabilir?"

Orta Doğu'da "rejim değişikliği" ve "askeri hedefler" kılıfı altında yürütülen savaşın en karanlık, en vahşi yüzü, İran'ın güneyindeki Minab kentinde yaşandı.

28 Şubat 2026 tarihinde, ABD ve İsrail ortak hava harekâtı sırasında, Minab'daki Şecere-i Tayyibe Kız İlkokulu doğrudan Amerikan menşeli füzelerin hedefi oldu. Sınıflarında ders dinleyen 170 masum kız çocuğu ve öğretmenleri, atılan füzelerle feci şekilde can verdi. Ancak Batı medyasının "ikincil hasar" diyerek geçiştirdiği, İslam dünyasının ise siyasi kutuplaşmalar uğruna görmezden geldiği bu devasa savaş suçu, vicdan sahibi sanatçıların kalemiyle ölümsüzleşti.

AMERİKAN BAYRAKLI FÜZE VE KANLI AYAKKABILAR

Sosyal medyada viral olan ve milyonlarca kişiyi gözyaşlarına boğan anime tarzı kısa film, Minab'daki katliamın dondurucu gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Videoda, kızını sevgiyle okula bırakan bir babanın veda anının hemen ardından, üzerinde ABD bayrağı çizili olan devasa bir füzenin doğrudan ilkokul binasını hedef aldığı anlar gösteriliyor. Patlamanın ardından enkaz alanına dönen okul, kanlar içindeki çocuk bedenleri ve kızının kanlı ayakkabılarına sarılarak feryat eden bir babanın acısı, savaşın gerçek bedelini ödeyenlerin kimler olduğunu haykırıyor.

Videonun sonunda yer alan yan yana dizilmiş 170 mezar taşı ve "Sınıflarında güvende olması gerekenleri hedef aldılar. Bu affedilemez bir insan hakları ihlali ve bir savaş suçudur" mesajı, katliamın boyutlarını tarihe not düşüyor.

İSLAM DÜNYASINA "ANİME" TOKADI: İKİYÜZLÜLÜK

Bu kahredici videonun yayılmasıyla birlikte, en büyük tepki ABD ve İsrail'in savaş suçlarına sessiz kalan İslam ülkelerinin liderlerine ve kamuoyuna yöneldi.

Orta Doğu'daki bir çocuk katliamının acısını, o coğrafyadan binlerce kilometre uzaktaki Japon animasyon ekolünün yansıtması, Müslüman toplumların kendi acılarına ne kadar yabancılaştığını ve duyarsızlaştığını kanıtladı. Sosyal medyada videoyu paylaşan vicdan sahipleri, İslam dünyasının içine düştüğü bu derin ahlaki çöküşü çok çarpıcı bir metaforla eleştirdi:

"Peygamber Efendimiz, kuşu ölen bir çocuğun üzüntüsünü paylaşmak için ona başsağlığı dilemeye gidecek kadar ince bir vicdana sahipti. Peki, 'kuşu ölene başsağlığı dileyen' o peygamberin ümmeti, bugün 170 kız çocuğunun Amerikan bombalarıyla okullarında parçalanmasına nasıl bu kadar kör, sağır ve dilsiz kalabiliyor?"

Batılı güçlerin füzeleriyle her gün biraz daha kan gölüne dönen Orta Doğu'da, Şecere-i Tayyibe İlkokulu katliamı; sadece ABD ve İsrail'in işlediği affedilmez bir savaş suçu olarak değil, aynı zamanda İslam dünyasının vicdanını kaybettiği gün olarak da tarihe geçecek.

08/03/2026 20:31KAYNAK: KARAR

https://www.karar.com/dunya-haberleri/abd-ve-israilin-okul-katliamini-japonlar-cizdi-islam-dunyasi-sustu-kusu-2034568


"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

 

Yazmak İyileştirir




             Her zamanki gibi okumakla başladım güne.

Okudukça geçmişi hatırladım. Okudukça günümüzdeki durumu tespit etmeye çalıştım. Okudukça geleceği düşündüm.

Kitaplardan bölümünde Kandil Olmak İsteyen Çocuk’tan birkaç paragraf alıntı yaptım, O birkaç paragraf birkaç kitap olabilir:

“Son devir Bektaşî şairi olan Edib Harâbî’nin şu dörtlüğüyle sözlerimizi bitirelim:

“Kandil geceleri kandil oluruz. / Kandil içinde fitil oluruz.

Hakkı göstermeye delil oluruz, / Fakat kör olanlar görmez bu hali”

Bir an için dörtlükten hareketle düşündüm:

Kimimiz fitil olsak, kimimiz yakıt, kimimiz kandil, kimimiz tutuşturucu, kimimiz…

Kısaca iş birliği ve iş bölümü yapabilsek aydınlık yarınlara ulaşırız gibime geliyor.

Siyonistlerle emperyalistlerin İran’a canavarca saldırmalarını maç yayınlar gibi yayınlıyoruz. Ama bundan ders ve ibret alarak mutlaka aydınlanmamız gerektiğini aydınlıkta her şeyi görerek bilinçli olarak her türlü tehlikelere karşı önlem almamız gerektiğini söyleyen yok.

Evet, herkes içinden böyle düşünüyordur belki ama bu konu üzerinde ciddi olarak, planlı olarak durmak gerekmez mi?

Bunları düşünürken, medyadan bölümüne aldığım bir yazıda geçen bir cümle içime bir gariplik düşürüyor ve bu dalga dalga bütün hücrelerime yayılıyor: “Kuşu ölene başsağlığı dileyen ümmet nerede?”

Bu haldeyken Günlük sitesinin diğer sayfalarını hazırlıyorum.

Resim bölümünde Mona Lisa var. Bahçecik yıllarımızda evimizin koridor duvarına koskoca Monaliza Röprodüksiyonu asmıştım. Ona bakınca O’nu görüyordum…

Şiir bölümünde şair ve yazar Ahmet Gencal’ın Yalnızlık Geceleri var:

Yazmak iyileştirir

Yalnızken karakterler

Birini yaratır dost olur

Sevmekle başlar her şey…


“Yazmak iyileştirir.” diyor genç düşünürümüz. Ben de hep yazıyorum.

İyileşmek umuduyla…

Sabahattin Gencal, İstanbul, 11. 03. 2026


"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

 

 

Rabbani'nin Mektupları- 018

 İmam-ı Rabbani Ahmed el-Faruki es-Serhendi Hazretleri tarafından mürşidi Muhammed Bakibillah Hazretlerine yazılan 18. Mektup, tasavvuf yolculuğundaki en derin makamları ve tevhid inancının hakikatini konu alan çok önemli bir metindir.

Aşağıda bu metnin sistemli bir özeti yer almaktadır:

1. Manevi Durum: Telvin'den Temkin'e Geçiş

Mektup, İmam-ı Rabbani'nin kendi manevi halini arz etmesiyle başlar. Yazar, hallerin değişmesinden (telvin) kurtulup istikrar ve sükun makamına (temkin) ulaştığını belirtir. Bu makamda kişi;

  • Kendi varlığından tamamen geçerek bir "hiçlik" hissine bürünür.

  • Dünyevi ve manevi her şeye karşı bir "soğukluk" ve meyil kaybı yaşar. Bu hal, tembellik değil, kulun Allah karşısındaki acziyetini tam idrak etmesidir.

2. Velayet Mertebeleri ve Makamlar

Mektupta tasavvufi yükselişin hiyerarşisi şu şekilde sıralanır:

  • Velayet Makamı: Tasavvuf yolculuğunun başlangıç aşamalarındandır.

  • Şehadet Makamı: Velayetin üstünde yer alır. Burada kul, eşyanın hakikatini ve Allah’ın tecellilerini daha berrak görür.

  • Sıddıkiyet Makamı: Şehadet makamının da üstündedir. Yükseliş duraklarında bilinen en yüksek makamdır.

  • Nübüvvet Makamı: En üst mertebedir. Sıddıkiyet ile Nübüvvet arasında başka bir makam yoktur.

3. Kaza ve Kader Sırrı

İmam-ı Rabbani, bu makamlarda kaza ve kaderin sırrına vakıf olduğunu ifade eder. Bu sırrın Şeriatın zahiri hükümleriyle tam bir uyum içinde olduğunu, kulun iradesi ile Allah’ın takdiri arasında hiçbir çelişki bulunmadığını "ayın on dördü gibi net bir şekilde" gördüğünü belirtir.

4. Varlık ve Sıfatlar Anlayışı (Tevhidin İncelikleri)

Mektubun en teknik ve doktrinel kısmı burasıdır. İmam-ı Rabbani, "Mahlukatın (yaratılanların) sıfatları" ile "Allah'ın sıfatları" arasındaki ilişkiyi açıklar:

  • Cemadat (Cansızlık) Hakikati: Yaratılanların (insanlar dahil) aslında kendi başlarına bir görme, işitme veya bilme gücü yoktur. İnsanlar ve sıfatları, Allah'ın kudreti karşısında cansız bir taş (cemadat) hükmündedir.

  • Fail-i Hakiki: Gerçekte işiten, gören ve bilen sadece Allah'tır. İnsandaki görme veya işitme, Allah’ın o anda o fiili yaratmasından ibarettir.

  • Ölü Olma Sırrı: "Sen de öleceksin, onlar da ölecekler" ayetine atıfla, salikin (yolcu) mahlukatı ruhsuz ve şuursuz birer "ölü" gibi görmesi, şehadet makamının bir gereğidir.

5. Şeriat ve Hakikat Uyumu

Yazar, tasavvufi keşifler yoluyla ulaştığı bilgilerin, İslam alimlerinin (Ehl-i Sünnet) bildirdiği akait ve fıkıh bilgileriyle kıl kadar farkı olmadığını vurgular. Tasavvufun gayesinin; akıl ve delil yoluyla bilinen (istidlali) bilgileri, kalp gözüyle görülen (keşfi) ve kesin (zaruri) bilgilere dönüştürmek olduğunu belirtir.

6. Talebeler Hakkında Bilgilendirme

Mektubun sonunda, beraberindeki talebelerin (Meyan Şah Hüseyin, Muhammed Sadık, Şeyh Nur) manevi durumları hakkında mürşidine kısa bilgiler vererek dua ve teveccüh talep eder.

Özetle: 18. Mektup; kulun Allah karşısında mutlak bir hiçlik içinde olduğunu, tüm sıfat ve fiillerin gerçek sahibinin Allah olduğunu ve en yüksek manevi keşiflerin bile Şeriatın sınırları içinde kaldığını beyan eden "Vahdet-i Şuhud" eksenli bir metindir.

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ


                     HİKMETNAME (İmam-ı Rabbani'den k.s Nasihatler)