23 Mart 2026 Pazartesi

“Huzurlu Bir Final Sanatı"

 



         “Huzurlu Bir Final Sanatı

Hayatın geri kalanını bir "bitiş" değil, bir "ustalık eseri" olarak kurguluyorum.

Vizyon: Yaşamı noktalamak, karanlık bir son değil; altına gururla imza atılmış bir huzur hikayesi olmalı. Günlerimi "iyi ki"lerle doldurarak, her anı daha dingin ve kendiyle barışık yaşamak tek hedefim.”

Uz. Dr. Psikiyatrist Mustafa Güveli’nin, Günebakış (Trabzon) gazetesinin 17 Mart 2026 tarihli “57. Yaşımın İlk Günü: Yeni Bir Senfoni, Yeni Bir Rota,” başlıklı Makale Yazısı çok etkiledi beni. Yazının her cümlesi güzel. Başa aldığım cümleler ise, niçin daha önceleri ben böylesi bir rota çizmedim, dediğim ve altına ben de imza atacağım ifadeler. İyi ki yerel gazeteleri de okuyorum. İyi ki Güveli’nin yazısını okudum.

Ben hamd olsun bütün tanıdıklarla barışık yaşayan biriyim. İnşallah bundan böyle kendimle de barışık yaşamaya çalışacağım.

Bilindiği üzere içimde öğretmen var, Hacı Mehmet Efendi’nin torunu var, uslu çocuk var, hata yapmaz Sabahattin var, Sabahattin Bey var, avukat var, kamu yönetim uzmanı var, yazar olmaya çalışan edebiyatçı var, var oğlu var… Bütün bunlara içten bir teşekkür edeceğim. “Artık varlığınızla yokluğunuzun bir anlamı kalmadı bu dünyada. Onun için sizler çayınızı kahvenizi içerek artık bana yol verin.” diyeceğim.

Böyle demek pek kolay olmuyor. Bakın içimdekilere “Kütüphaneniz de sizde kalsın…” demeye hazırlanırken gözüm yaşardı. Bu demektir ki ayrılmak çok zor. Çoğu kez kullandığım bir Çin atasözü var: “Zorun meyvesi tatlı olur.”

Artık içimdekiler kanepe sefası yaparken bütün ağırlıklardan sıyrılarak, yaş ve zaman kavramını hatta yer ve mekân kavramını da unutarak ve de en önemlisi genç fikirli olarak klavyenin başında olacağım inşallah.

Ne mutlu genç fikirli olana.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 23. 03. 2026

 

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

Evler

 


Bu canlı ve etkileyici tablo, çağdaş sanatçı Jean-Marc Janiaczyk'e aittir.

Janiaczyk, özellikle Provence (Fransa'nın güneyi) manzaralarını konu alan, izlenimci (impressionist) tarzda eserler üreten, kendi kendini yetiştirmiş bir ressamdır. Bu eserinde de sanatçının karakteristik özelliklerini net bir şekilde görebiliyoruz:

Eserin Öne Çıkan Özellikleri:

  • Teknik: Sanatçı bu tabloda boyayı tuvale kalın katmanlar halinde sürmesini sağlayan palet bıçağı (spatula) tekniğini kullanmıştır. Bu sayede resim, neredeyse üç boyutlu bir doku kazanır.

  • Renk Paleti: Janiaczyk'in imzası haline gelen aşırı canlı renkler; güneşli sarılar, parlak kırmızılar ve derin maviler ön plandadır.

  • Konu: Akdeniz atmosferini yansıtan beyaz duvarlı, kırmızı çatılı evler, lavanta veya çiçek tarlaları ve klasik selvi ağaçları sanatçının en sevdiği temalardır.


Not: Bu tarz tablolar genellikle huzur, neşe ve güneşli bir Akdeniz yazını hissettirmek amacıyla yapılır. Sanatçının amacı, doğanın en parlak ve pozitif halini tuvale yansıtmaktır.


"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

Şeytan Şerrinden Allah’a Sığınırım

  

 


Bu son birkaç sayfayı yazmamalıydım. Kaç kere, sileyim, silmeyeyim, sileyim silmeyeyim, dedim. Ama işte görüyorsunuz ki yazmış bulundum.

Bu roman tekin değil, desek yeridir. Bir kere konuşma akışımızı bozdu. Sohbetimizi tatsızlaştırdı. Başta güzel bir karar vermiş; Sabahattin Ali’nin başını belâya sokan bu roman üzerinde burada durmak istememiştim. Hatta benim başımı da belâya sokar, diye korkmuştum. Öyleyken şeytana uyarak yazdık bir şeyler. Başım belâya girmedi gerçi; ama okuyucularla bağımızı zayıflatmış oldu mu, oldu. Şimdi de işin yoksa düzeltmeye, aydınlatmaya çalış.

Ömer ve Macide karakterlerini okumuşsanız anlamışsınızdır. Buradaki cümleler tamamen Sabahattin Ali’ye ait. Ama Sabahattin Ali öyle birden bire değil bütün kitaba serpiştirerek portreyi çizmiş. Yani küçük lokmalar halinde sunmuş. Ben onları bir araya toplayarak lokmayı büyüttüm, yemek boğazınızda kaldı gibi herhalde. Başka deyişle sizleri Sabahattin Ali’den soğutuveriyorduk az kalsın.

Bir yanlış daha; bu roman çoklarınca da Ömer ve Macide’nin aşkını işleyen roman olarak görülüyor. Evet, öyledir, ama bir de diğer karakterlerin sahici olmaları, itibarsızlaştırmaları. Bu cümleyi de yanlış mı kurdum yoksa? Sanki itibarlıydılar da itibarsızlaştılar.

Bu eseri okumayan için çok kapalı yazıyorum değil mi? Açık açık yazıp bazılarının tepkilerini çekmek istemem doğrusu.

İşte bizim bir yanlışımız daha ortaya çıktı. Bir yazar, birilerinin nabzına göre yazmaz. Tepki alacağım, almayacağım diye düşünmez. Demek ki yazar olmak için 40 fırın ekmek yemek gerekir.

Ya, Kuyucaklı Yusuf’a ve Kürk Mantolu Madonna’ya haksızlık ederek İçimizdeki Şeytan’a çok yer vermiş olduk.

İşte böyle oluyor. İnsan sürükleniyor kaleminin peşinden. Şimdi de Şeytan diyor ki; bu konudaki polemikleri anlatmasan bile Nihal Atsız’a birazcık olsun yer ver. Meşhur Nihal Atsız mı demeliydim?

Nihal Atsız, “İçimizdeki Şeytanlar” adlı bir risale yazdı. Veryansın etti:

 ________________

Sabahattin Gencal, Sabahattin Ali’ye Borcum Var,Cinius Yayınları, İstanbul, 2022

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

Şimdi Uzaklardasın

 


Şarkı Sözleri
Şimdi uzaklardasınGönül hicranla dolduŞimdi uzaklardasınGönül hicranla dolduHiç ayrılamam derkenKavuşmak hayal olduHiç ayrılamam derkenKavuşmak hayal olduSevda bahçelerininÇiçekleri hep solduÇiçekleri hep solduHiç ayrılamam derkenKavuşmak hayal olduHiç ayrılamam derkenKavuşmak hayal oldu
Kaynak: Musixmatch
Besteciler: Mustafa Sayan / Zeki Muren
Şimdi Uzaklardasın şarkı sözleri © Universal Muzik Taksim Edisyon A S

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ

Rabbani'nin Mektupları- 030

 İmam-ı Rabbani Ahmed el-Faruki es-Serhendi Hazretleri tarafından Şeyh Nizameddin Tehaniserî’ye yazılan 30. Mektup, tasavvufi yolculuğun (seyr u sülûk) en derin makamlarını ve bu makamların şeriatla olan tam uyumunu ele alır.

Metnin sistemli özeti aşağıdadır:

1. Şühud Kavramı ve Mertebeleri (Afakî ve Enfüsî)

  • Afakî Şühud: Kişinin kendi nefsi dışındaki alemde (dış dünyada) bir takım tecellilere şahit olmasıdır. İmam-ı Rabbani’ye göre bu aşamada elde edilenler henüz tam değildir.

  • Enfüsî Şühud: Manevi yolculuğun sonunda, kişinin her ne görürse kendi nefsinde (iç dünyasında) görmesi makamıdır. Bu makam "Hakkal-yakîn" mertebesidir ve kemalâtın sonudur.

  • Önemli Uyarı: Enfüsî şühud, Allah'ın kulun içine girmesi veya kulun Allah ile birleşmesi (ittihad) değildir. Allah, her türlü nitelikten (keyfiyetten) münezzehtir. Bu makamda hayret ve acziyet esastır.

2. Fenâ ve Bekâ Kavramları

  • Vücud-u Adem (Yokluğun Varlığı): Bazı saliklerde geçici bir cezbe ile beşeri sıfatlar kaybolur ama sonra geri dönebilir. Bu durum "hal" ve "vakit" ile sınırlıdır, zeval bulabilir (bitebilir).

  • Vücud-u Fenâ: Gerçek fenâdan sonra gelen bekâ (Bekâbillah) ise daimîdir ve bozulmaktan korunmuştur. Bu makama erenlerin halleri değişmez; onlar vakitleri yaratan Zat (Allah) ile meşguldürler.

3. İbadetin ve Aşkın Gayesi: Ubudiyet (Kulluk)

  • Yaratılışın Gayesi: İnsanın yaratılmasından temel maksat, aşk veya keşif değil, sadece kulluk (ibadet) vazifelerini yerine getirmektir.

  • Aşkın Rolü: Tasavvuftaki aşk ve muhabbet, bir amaç değil; kişiyi Allah'tan başka her şeyden (masivadan) koparıp gerçek kulluğa hazırlayan bir araçtır.

  • Velayetin Zirvesi: Velayet makamlarının en üstü "Kulluk Makamı"dır. Burada kul, kendi acizliğini ve ihtiyacını, Allah’ın ise sonsuz zenginliğini (istiğnasını) tam olarak idrak eder.

4. Tevhid-i Ef’al (Fiillerin Birliği) ve Şeriatla Uygunluk

  • Fiillerin Yaratıcısı vs. İşleyicisi: "Fail tektir" (Lâ fâile illallah) diyerek kulun iradesini yok saymak yanlıştır. Doğru olan; fiillerin yaratıcısının (Hâlık) tek olması, ancak işleyicilerinin (fâillerinin) çok olmasıdır.

  • Manevi Sarhoşluk (Sekir): Bazı sufilerin "Her şeyi yapan Allah'tır, ben yokum" gibi sözleri, manevi bir sarhoşluk (sekir) halidir. Hakikat ise Ehl-i Sünnet alimlerinin bildirdiği gibidir.

  • Kriter: Bir keşif veya ilham, Ehl-i Sünnet alimlerinin bildirdiği şer'i hükümlere kıl payı aykırı ise o keşif hatalıdır ve sekir halinin sonucudur.

5. Sülûkün (Tasavvufi Yolun) Neticesi

  • Şah-ı Nakşibend’in ifadesiyle; bu yolun gayesi şeriata ek bilgiler öğrenmek değil, şeriatın bildirdiği bilgilerin (marifetin) delile ihtiyaç duymayacak kadar net bir şekilde kalbe inmesidir.

  • Peygamberlerin vahiy ile aldığı ilimler, kamil velilere ilham yoluyla açılır; ulema ise bu ilimleri delillerle açıklar. Hepsi aynı hakikatte birleşir.

Sonuç olarak; Mektup, tasavvufun nihai amacının şeriattan kopmak değil, şeriatın özüne ve tam bir kulluk (ubudiyet) şuuruna ulaşmak olduğunu vurgular.

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ



Altın Silsile - Hazreti İmam-ı Rabbani kuddise sırruhu

İkinci bin yılın müceddididir. İsmi Ahmed’dir. Hazreti Ömer radıyallahu anhın soyundan geldiği içim kendisine ‘’ Ahmed-i Faruki’’ denir. ‘’ Bedreddin’’ , ‘’Ebü’l-Berekat’’,’’Müceddid-i Elf-i Sani’’, ‘’Serhendi’’ gibi unvanlarıyla tanınır.