13 Nisan 2026 Pazartesi

İlk Özgürleşme Zevkini Tatmak

 


Üzeyir Gündüz’ün1 Özgün sanat ve edebiyat, siyaset erkinin sulayıp gübrelediği bir hıyar tarlasında yetişmez. O, Huda–i nabittir2 ve hormonsuzdur.” sözü az düşündürücü değil. Siyaset erki ekonomiyi, eğitimi, hukuku ve kamu yönetimini de Gündüz’ün deyişiyle sulayıp gübrelememeli. Tabii sanat ve edebiyatı da…

Çağımızda özgün olmak mümkün mü? İlk bakışta olmaz gibi görülüyorsa da oluyormuş. Sordum Gogle’a Can Yücel ve Sabahattin Ali’den söz etti. Sabahattin Ali’yi didik didik inceledim. (Kitaplardan alıntılarda) Demek ki Can Yücel’i de incelemem gerekir. İnşallah Allah (cc) ömür verir de… Şimdilik bir paragrafıyla yetinelim:

“… Kendime haksızlık ettim, kimseye etmediğim kadar. Herkesi dinledim, kendimi dinlemediğim kadar. Kimse benim yüzümden mutsuz olmasın diye, hiçbir şeyin sebebi ben olmayayım diye… Ama bir gün bir bakmışım ki paramparça olmuşum. Tutunacak tek duygu bırakmamışım kendime. Kendimi teselli edecek tek şey yokmuş hayatımda. Allak bullak olmuşum. Kendimi aramaya çıktığımda yorgun, yılgın, bitkin bir köşede saklanıp ağlayan bir erkek çocuğu olarak buldum. Ve ona elimi uzattım diyebildiğim tek şey GEÇTİ, bir daha seni kimse üzemeyecek. Şimdi senden özür diliyorum. Seni bu kadar hiçe saydığım için, insanların seni bu kadar üzmelerine müsaade ettiğim için, seni hiçbir zaman dinlemediğim için, üzerine bu kadar sorumluluk yüklediğim için, hakkın olan bütün duyguları sana yaşatmadığım için çok özür diliyorum. Galiba ben almadan vermenin Allah’a mahsus olduğunu unutmuşum…” (Can Yücel, https://helezondergisi.com/turk-siirinde-kendine-ozgu-bir-anlayis-gelistiren-sair-can-yucel-hizir-ilyasoglu/ ).

Allah rahmet etsin. Ben de ondan esinlenerek kendimden özür diliyorum.

Peki, günümüzde yaşayan özgün edebiyatçı/sanatçı var mı?

Herhalde vardır, diyerek bu konuyu geçiştirelim.

Geçiştirmek4 bizim kitabımızda yoktu. (Okula veda ettikten sonra açık deyişle 1999’dan sonra ne olduysa oldu. Zaten bu zaman aralığında ne olmadı ki?)

Kısaca her şey birbirine bağlı oluyor.

Siyasal erkin bağlarını çözemeyiz belki ama kendi kendimize sardığımız bağları çözelim.

Aaa, kalem beni nereye getirdi? Tam bir vecize yazmışız da farkında değilmişiz:

Kendi bağlarından kurtul ki ilk özgürleşme zevkini tat.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 13. 04. 2026

_________________________________

1.

Üzeyir Gündüz

Çocuk Edebiyatı Yazarı.

Doğum 1 Mart 1950 Kırşehir, Türkiye

Eğitim Erciyes Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi

2.

hudâyinâbit – hudâinâbit

(ﺧﺪﺍﻳﻰﻧﺎﺑﺖsıf. (Fars. Ḫudā “Tanrı, sâhip”, nispet eki -і ve Ar. nābit “biten” ile ḫudāyі nābit)
1. Ekilmeden kendiliğinden biten (bitki): Kimsenin yed-i temellüküne geçmemiş olan dağlardaki hudâyinâbit ağaçlar mubahtır (Cevdet Paşa).
2. mec. Sâhipsiz, başıboş, kendi kendine yetişen (kimse): “Hudâyinâbit bir delikanlı.”

3. AI Bakışı

Özgün olmak, bir başkasını taklit etmeden, fikir çalmadan, kişinin kendi duygu, düşünce ve değerleriyle yeni bir tarz veya fikir oluşturmasıdır. Orijinal, taklit olmayan, benzerlerinden ayrı ve farklı olma durumu (otantiklik) olarak tanımlanır. Özgünlük, içsel bir süreçtir; kişinin gerçek benliğiyle uyumlu hareket etmesi ve kendine has kimliğini yansıtmasıdır. Ekşi Sözlük +4

Özgün Olmanın Anlamı ve Özellikleri:

·                     Kendi Doğrularıyla İlerlemek: Toplumsal beklentilerin dışına çıkarak, kendi inanç ve değerlerine göre davranmaktır.

·                     Yaratıcılık ve Farklılık: Daha önce yapılmamışı yapmak, benzersiz bir sanat eseri, fikir veya tasarım ortaya koymaktır.

·                     Kusurlarla Görünür Olmak:

 Sadece dışarıya sunulan mükemmel bir imaj değil, kişinin tüm savunmasızlığı ve gerçekliğiyle var olmasıdır.

·                     İçsel Dürüstlük: Kendi motivasyonlarını yaratıp, başkalarının eleştirilerinden etkilenmeden hareket etmektir. Ekşi Sözlük +5

4.

AI Bakışı

geçiştirme

Geçiştirme, bir işi, sorunu veya durumu ciddiye almayarak, üstünde durmadan, başından savma veya idare ederek atlatma anlamına gelir. Genellikle yüzeysel cevaplar vererek, oyalamaca yoluyla ya da işi baştan savma yaparak zaman kazanmak veya sorumluluktan kaçmak için kullanılır. Vikisözlük +2

Kullanım Alanları ve Anlamları:

·                     Baştan Savmak: Sorulan bir soruyu ciddiye almayıp, geçici veya beylik cevaplarla üstünü kapatmak.

·                     İdare Etmek/Oyalamak: Bir durumla tam olarak ilgilenmeyip, anı kurtarmak için geçici çözümler üretmek.

·                     Hafif Atlatmak: Bir tehlikeyi veya zararı en az etkiyle geride bırakmak. Vikisözlük +2

Örnek Cümleler:

·                     "Bütün sorularımı geçiştirme cümleleriyle cevapsız bıraktı."

·                     "Olayı ciddiye almayıp gülerek geçiştirdi."

 

Carl Jung'tan Vecize

 


                                                                    Carl Jung - vecize

Otoportre- Van Gogh

 



Bu görsel, ünlü Hollandalı Post-Empresyonist ressam Vincent van Gogh'a aittir.

Fotoğrafta, sanatçının karakteristik kısa ve kalın fırça darbeleriyle (impasto tekniği) oluşturduğu bir otoportresinin yakın çekimi görülmektedir. Van Gogh, kariyeri boyunca psikolojik durumunu ve sanatsal gelişimini belgeleyen çok sayıda otoportre yapmıştır.

Bu eserlerdeki yoğun doku ve renk kullanımı, duygu dünyasını doğrudan tuvale aktarma çabasının bir göstergesidir. Sanatçının diğer ünlü eserleri arasında Yıldızlı Gece, Ayçiçekleri ve Buğday Tarlası ve Kargalar yer alır.


Rabbani'nin Mektupları- 051

 İmam-ı Rabbani Ahmed el-Faruki es-Serhendi hazretlerinin kaleme aldığı 51. Mektup, dönemin önemli devlet adamlarından ve Peygamber soyundan gelen Seyyid Şeyh Ferid Buharî’ye hitaben yazılmıştır.

Metnin sistematik özeti aşağıda maddeler halinde sunulmuştur:

1. Mektubun Temel Amacı ve Mevzuu

Mektubun ana ekseni, Şeriat-ı Garra’nın (İslam hukukunun ve hükümlerinin) yayılması, güçlendirilmesi ve üstün tutulması için teşviktir. İmam-ı Rabbani, bu mektubuyla İslam'ın emirlerinin her yerde hakim kılınması gerektiğini vurgular.

2. Ehl-i Beyt'in Önemi ve "Kurtuluş Gemisi" Vurgusu

  • Kurtuluşun Kaynağı: İslam'ın garip kaldığı ve sapkınlık (dalalet) denizinin her yeri sardığı bir dönemde, müslümanların tek kurtuluş ümidinin Hz. Peygamber’in (sav) nesli olan Ehl-i Beyt olduğu belirtilir.

  • Nuh'un Gemisi Benzetmesi: Hz. Peygamber’in "Ehl-i beytim, Nuh’un gemisi gibidir; ona binen kurtulur, ondan ayrılan helak olur" hadis-i şerifi hatırlatılarak, Seyyid Şeyh Ferid’e kendi asil soyunun bu manevi sorumluluğu hatırlatılır.

3. Makam ve Mevkinin Hizmete Tahsis Edilmesi

  • İlahi Nimetler: Allah'ın muhataba (Seyyid Şeyh Ferid) mevki, azamet, kudret ve tesirli söz söyleme yeteneği ihsan ettiği ifade edilir.

  • En Büyük Saadet: Bu dünyevi imkanların, Şeriat-ı Garra’nın güçlendirilmesi için kullanılmasının kişiyi akranlarından üstün kılacağı ve gerçek saadete ulaştıracağı belirtilir.

4. Şahsi Mazeret ve Ramazan Ayı Faaliyetleri

  • Ziyaret Arzusu: İmam-ı Rabbani, dini hükümleri ve İslam'ın izzetini bizzat anlatmak için Şeyh Ferid’in yanına gelmek istediğini ancak bazı engellerin buna mani olduğunu dile getirir.

  • Hastalık ve İbadet: Ramazan hilalinin Delhi’de görülmesi, validesinin hastalığı ve Kur'an-ı Kerim hatmini dinleme arzusu gibi sebeplerle yerinde kaldığını ifade eder.

5. Sonuç ve Dua

Mektup, her işin Allah’ın iradesinde olduğu vurgusuyla biter. İmam-ı Rabbani, muhatabı için dünya ve ahiret saadeti dileyerek ve Ehl-i Beyt'e salât-ü selam getirerek mektubunu tamamlar.

Özetle metin; bir devlet adamının elindeki gücü İslam'a hizmet için kullanması gerektiğini, kurtuluşun Peygamber yoluna ve nesline bağlılıkta olduğunu vurgulayan irşad edici bir mektuptur.

Sabahattin Ali

 




        Onun bu yanının karşısında bir de ağırbaşlı, bilgili, zeki ve anlayışlı bir Sabahattin Ali yaşardı. Gürültücü, farfara denecek karlar oynak olan bu adamın aynı zamanda bir filozof kadar Ağırbaşlı yanlarını çok gördüm. 

        Geceleri yalnızlığa çekilip çoğumuzun öğrenmeye tenezzül bile etmediği şeyleri dikkatle okuduğunu çok gördüm. 

        Evine, yanına her saatte gidilebilirdi; hiç birimizin telefonu yoktu. Geç vakitlere kadar Almanca doğa, bitki, hayvan dünyalarının nefis baskılı kitaplarını okumaya verirdi kendini. Psikoloji, felsefe klasikleri, hele edebiyat. Özellikle roman. (...) Öyle olduğu halde Sabahattin bildiklerini, öğrendiklerini bilgiçlik diye satanlardan değildi. 

        Onun belki en temelli özelliği snob'luğa hiç tahammülü olmaması. Öylesine dayanamaz, yüklenirdi. Böyle sahnelerine ben bayılırdım, ona uğrayanlar ona düşman olurlardı. 

        Ne bileyim, o sanki başka bir toplumdan aramıza düşmüş, sıradan olmayan, kendine özgü. Çok kimsece "acayip" bir insandı. Onun için "akıllılar" toplumunda o "deli" sayılabilirdi. Şaşılacak şey değil.

(Niyazi Berkes, Kişisel Anılar, s. 68; Laslo, Filiz Ali – Özkırımlı, Atilla; Sabahattin Ali; Cem Yayınevi, İst., 1979)

 _______________________

SABAHATTİN GENCAL (Derleyip Düzenleyen), SABAHATTİN ALİ VE GÖRÜŞLERİ (Tanıdıklarının ve Tanıyanlarının Kaleminden), Cinius Yayınları, İstanbul,

 

 

 

Gölgeden Gelen Umut

 


YÜZÜMDEN - Gölgeden Gelen Umut

Bu şarkı, yüzleştiğimiz zorluklar ve içsel çatışmalarla dolu bir hikaye anlatıyor. Güneş gibi parlamaya çalışırken gölge gibi düşmek, rüzgarla savrulmak ve zamanla yıpranmak… Her ne olursa olsun, kalbimizdeki yıldızlar hep umutla parlamaya devam ediyor. “Yüzümden korkmadılar hiç Benim yüzümden Güneş gibi parlarken Gölge gibi düştüm…” Bu duygusal ve derin şarkıda, yaşamın getirdiği zorluklarla nasıl başa çıkabileceğimizi ve umudu nasıl koruyabileceğimizi bulacaksınız. Şarkı Sözleri:
YÜZÜMDEN Yüzümden korkmadılar hiç Benim yüzümden Güneş gibi parlarken Gölge gibi düştüm Rüzgâr beni savurdu Benim yüzümden Kaybolmadan duruldum Deniz gibi sustum Yüzümden korkmadılar Gece gibi karardım Kalbimde yıldızlar var Hep umutla baktım Zaman beni yıprattı Benim yüzümden Taş gibi sertim ama Kum gibi dağılırım Yüzümden korkmadılar Gece gibi karardım Kalbimde yıldızlar var Hep umutla baktım Gel yine yanıma gel Benim yüzümden Aşk bizimle hep kalır Hayal gibi yaşarız Ahmet Gencal