12 Ocak 2026 Pazartesi

Bu Adam



 Huzur Parkı’nın bir bankında orta boylu, şişman ve yaşlı bir adam oturuyor.

Saçlarının tamamına yakını dökülmüş, uzamış kaşları beyazlaşmış, göz kapakları da buutları gibi sarkmış. Elâ gözlerinde fer kalmamış bu adam bir emekli öğretmen.

İnsan henüz kendini tanıyamamıştır.” cümlesini bloglarında kullanan bu adam “Nefsini bilen Rabbini bilir.” hadisinden hareketle kendini tanıma uğraşısı içinde.

Ot dahil bütün yaratılmışların özel bir görevi olduğunu düşünen bu adam, hâlâ kendine has görevinin ne olduğunu arama peşinde.

100 kiloluk ağır bedeni bankta dinlenirken o küçük gözleriyle çevreyi gözlüyor. Gördükleri işittikleriyle birleşince beyni kayıtlar alıyor. Ses alma gücü, koku alma gücü zayıflamış olan bu adam ne sıcağa dayanabiliyor ne de soğuğa.

Namaz vakitlerinde 5-10 dakika bu bankta oturan bu adam, namazdan sonra Çekmeköy Huzur Camisi’nin hemen yakınında olan ikametgâhına gidecek. Bilgisayarına girecek. Tek oyuncağı bilgisayar olan bu adam, eşi vefat edeli beri televizyonu da çok az izliyor.

Okumaktan başka hobisi olmayan 76 yaşındaki bu adam, okuma oburu olduğunun yeni yeni farkına vardı. Ama yine okuyor. Can çıkar huy çıkmaz misaline örnek teşkil edecek bu adam eşi öldükten sonra anti depresyon ilâcı kullanıyor.

(…)

SabahattinGencal, İnsan Manzaraları veya İkindi Sohbetleri, Cinius Yayınları, 2029

 https://cinius.shop/product/insan-manzaralari-veya-ikindi-sohbetleri/


Geldiğiniz Sayfaya dön

 

 

Flüt Sesi

 

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=Gn_w4fGvNuE
                                  

                                                        Geldiğiniz Sayfaya dön

Ahmet Gencal (Sesli şiir)

 

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=gFDppmu1TRY&list=PLVwhMRVTmQIoRwMfSNnhFlkeifZw3RXYj&index=11

                                                                   Geldiğiniz Sayfaya dön

Farkında Olmadan Farklılık Yaratmak

 


              Bugün de birçok gazete makalesi okudum. Kimseyi değerlendirecek durumda değilim. Ancak şunu söyleyebilirim: Hiçbiri açmadı beni.

Düşünebiliyor musunuz, kemençe havaları bile titretmiyor beni. Eskiden öyle miydim? Kemençe sesi duydum mu saniyesinde doğduğum yöreye ışınlanırdım ve …

Olsun. Bugün de böyle olsun, dedim ve kemençeyle, Karadeniz müziğiyle de ilgili sayfalar açtım. Alıntı sayfalarını da ihmal etmedim. Hatta bu kez bloglardan da alıntı yaptım.

Aksilik, olur ya bu sayfalara bu kez tıklayacağınız tutar. Önceki sayfalar gezilmedi de böyle diyorum. Yoksa?

Gerçekten farkında olmadan farklılık yaratıyorum. Ne söz değil mi? “Farkında olmadan farklılık yaratmak.” Başlık bile olabilir.

Gerçekten birkaç gündür yaptığım çalışmalar insanı bir acayip düşündürüyor. Örneğin iki yıl önce yaptığım pastellere bakıyorum. Pastel olmasına pastel ama bir yerde çocuk resimlerini hatırlatıyor. Az sonra minyatür akla geliyor. Az sonra renkler giriyor birbirlerine… Kitaplardan alıntılara bakıyorum. Ha keza… hakeza deyince havalı oluyor.

Başkalarını niye kınayayım ki… Onlardan benim gibi havalanmak için Türkçenin içine…

Evet evet, konuşma dilinde geçmeyen yabancı kelimeler kullananları, ağdalı konuşarak bilgiçlik taslayanları çok gördük. Tabii lügat paralayanları da…

Diyeceksiniz ki sayenizde boş konuşup yazanları da görüyoruz. Orada durun. Bu fakirin kalemindeki şarjör daima doludur.

Nereden başladık nerelere geldik?

Ya ne yapsaydım? Türkiye’nin dertleri yetmiyormuş gibi dünyanın dertlerinin de hızla üstümüze gelmekte olduğunu söyleyip sizi rahatsız mı etseydim?

Epeyce önce kopyalayıp yapıştırdığım bir yazıdan hareketle “Sorunları bir kenara bırakalım.” dedik. Şimdilik canım.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 12. 11. 2026

12. 01. 2026 PAZARTESİ ETKİNLİKLERİNDEN

Enstrüman (Müzik aleti)

Kemence dinletisi

Horon havası

Müzik

Karadeniz Müziği

Duygusal şarkılar-türküler

Sesli Şiir

Ahmet Gencal

 Şiir Albümünden

Resim /tablo

Sabahattin Gencal

Süpürme (Pastel)

Kitaplardan alıntılar

Evrensel Ahlak

Ahlak-Etik

Vecize

Konfüçyüs’ten

Düşüncesiz öğrenme

Gazetelerden alıntılar

Sosyal medya ve gazeteler

Sorunları kenara bırakma

Bloglardan alıntılar

Uçun Kuşlar/Makbule Abalı

 Yeniden Doğmak

Sorunları Bir Kenara Bırakmak

 


Bir ders sırasında, bir profesör aniden bir bardak suyu aldı ve onu kaldırdı. Öğrenciler birbirlerine bakmaya başlarken, bir açıklama bekliyordu. On dakika geçti ve hala kolunu indirmedi. Sonunda sordu:

"Söylesene bu cam sizce kaç kilodur?"

” Öğrenciler tahmin etmeye başladılar:

“Belki birkaç ons! ”

“Dört ons! ”

“Beş! ”

Profesör gülümsedi.

“Doğrusu ben de bilmiyorum. Öğrenmek için tartmamız gerekir. Ama asıl soru bu değil. Bu bardağı birkaç dakika tutarsam ne olur?

Öğrenciler

“Hiçbir şey” diye yanıtladı. “Doğru. Şimdi, bir saat tutsam ne olur? “Kolun ağrımaya başlayacak” diye cevap verdi. “Doğru. Ya bütün gün tutmaya çalışırsam? “Kolun uyuşur, ciddi ağrılar içinde olur, belki de tıbbi yardıma ihtiyacın olur," dedi. Profesör sakince başını salladı. 

"Kesinlikle. Ama söyle bana - camın ağırlığı hiç değişti mi? “ Hayır,” cevabı geldi. 

“Peki neden kol ağrısı var? Neden kaslardaki gerginlik? ” Oda sessiz kaldı. Sonra sordu: 

"Acıdan kurtulmak için ne yapmalıyım? ” “Camı yere koy” dedi birisi. "Kesinlikle! " diye bağırdı Profesör. “Hayatın sorunları aynı şekilde çalışır. Birkaç dakika kafanda taşıyorsan, sorun değil. Onları çok uzun süre düşünürsen acımaya başlarlar. Bütün gün onların üzerinde kal, seni felç ederler - başka bir şey yapamazsın. “ Duraksadı, sonra bununla bitirdi: 

“Bu yüzden her günün sonunda sorunlarınızı bir kenara bırakmak çok önemlidir. Onların ağırlığını taşıyarak yatağa gitme. Dinlen, şarj ol ve yarın güç ve berraklıkla yüzleşmeye hazır uyanacaksın. “

(Sosyal Medyadan Alıntı.Birçok yerde yayınlandı ama yazarı belirtilmedi)  https://1000kitap.com/ben-ders-calisirsam--2908377

Geldiğin yere dön.

Ahlak - Etik

 


Ahlak kavramı ile etik kavramı bazen karıştırılmakta bazen de birbiri yerine kullanılmaktadır.

Ahlak, erdemlerin eyleme (söz ve davranışlara) dönüşmesi; etik ise erdemlerin ve davranışların kaynaklarını, nedenlerini, niçinlerini vb. irdeleyen felsefe dalıdır.

Genellikle ahlak yerel, etik evrensel olarak kabul edilmekle beraber bazı ahlaki kurallar da evrensel olabilmektedir.

Prof. Dr. Niyazi Kahveci, etik ile ahlak arasında birçok açıdan çok büyük temel farklar olduğunu ileri sürmektedir. Hatta birbirlerinin tamamen zıddı olduklarını savunmaktadır:

 “Ahlak klasik çağ öncesinde kalan bir kurumdur. Kendine özgü nitelikleri vardır. Dinler de bu arkaik hâliyle ahlakı kullanırlar. Etik ise çağdaş bir şeydir.

Ahlak tek tek davranışlarla ilgilenir, davranışçıdır. Etik davranışların arkasındaki değerlerle ile ilgilenir, değercidir.

Ahlak emredicidir, etik öğreticidir.

Ahlak duygulara hitap eder, etik fikirlere.

Ahlak; Allah, ceza ve mükâfat gibi dış faktörlere dayalıdır, dışla bağlantılıdır. Etik insanın kendisine dayanır içe dönüktür.

Ahlak grupsaldır, cinsiyetçidir, kaynağı itibariyle şahıslarla bağlantılıdır. Çifte standarttır. Mesela müminlere başka, kâfirlere başka davranmayı ister4

Bu çalışmada, Kahveci ve onun gibi düşünenlere saygı duyulmakla birlikte ahlak çağ öncesi kurum olarak değil çağdaş bir kurum olarak olarak ele alınacaktır; açık deyişle Kur’an ahlakı üzerinde durulacaktır. Kur’an evrenseldir ve bütün zamanlarda da evrensel kalacaktır. Onun için, Kur’an’ın buyurduğu kurallar, tabii çağdaş bir tefsir olursa evrenseldir.

SabahattinGencal, EVRENSEL Yüce Bir AHLAK üzere Olmalı, Cinius Yayınları, İstanbul, 2021

https://cinius.shop/product/evrensel-yuce-bir-ahlak-uzere-olmali-1/

 Geldiğin yere dön.

Yeniden Doğmak

                                                     

      


       Çiçekler de insanlar gibi. Onların hayatının da bir anlamı var. Her şey zamanını bekliyor. Günü gelince yeni bir hayat var önünde. Ben merakla gözlemeye devam edeceğim. Tekrar ne zaman can bulacak? Baharı mı bekleyecek, kış uykusuna mı yatacak? 

Önce tomurcukların açmasını beklemiştim. Çiçekler güzelliklerini sergilediler ve tükendiler adeta. Tıpkı insanlar gibi. Ama inanıyorum ki hayat devam ediyor. Umudumu yitirmedim. Gün gelecek, Robyn sağlam köklerinden güç alarak yeniden uyanışa geçecek. Öyküsü mutlu son'la bitecek.

Makbule ABALI-Eğitimci, 11 Ocak 2026

https://ucunkuslar.blogspot.com/2026/01/yeniden-dogmak.html

 

 Geldiğin yere dön.