7 Mayıs 2026 Perşembe

Millet İradesine Güvenelim

  



İnsanlar birbirlerinin aynasıdır.” derler. Ben aynalara bakıyorum: Kendimi bitkin1görüyorum. Usanmış2 görüyorum. Gözlerimde başka bir bozukluk mu var yoksa? Miyop vardı, hipermetrop vardı ve astigmat da vardı. Ama ameliyat olunca bütün bunlar düzeldi gibi. Bu kez de başka bir bozukluk mu oluştu? Eğer sizde böyle bir bitkinlik, bezginlik, usanmışlık, yorgunluk vb. durumlar varsa ne yapmak gerekir dersiniz? Hep beraber göz doktoruna mı gidelim seçim sandığına mı?

Seçim sandığından bahsetmek birilerine hakaret anlamına gelir mi?3 Yapay zekâ “olmaz, dedikten sonra ancak deyip devam ediyor…

Bu aralar yapay zekâsız bir şey yapamıyorsunuz, demeyesiniz. Ben Google’dan soruyorum. Google yapay zekâ ile cevap veriyor. Anlaşılan bana özel bir yardımcı tahsis etti. Sağ olsun…

Nerede kalmıştık? Ha, usanmaktan söz ediyorduk. Böyle bir güfte var4. Aşağıdaki bu şiiri okurken (İçimdeki güneşe bi' deniz olsan) dizesi aldı götürdü beni: Rahmetli eşimi güneşe benzetirdim o da beni okyanusa.  (Biz Sanur ya da Aile mutluluğunun sırlarıadlı video ayrıca sunulacaktır. Tıklayınız.) Yine raydan çıktık. Bu ruh sağlığının bozulduğuna işarettir. “Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı.”5 Nasıl derler? Sus sus kimseler duymasın, öğrencilerim duymasın. Yılların öğretmeni böyle konudan konuya atlar mı?

Çok ustaca bir taktik kullanılıyor. Her gün her gün onlarca konu sandığı kapatıyor.

Şu hususa da ayrıca ve önemle dikkat edelim. Sandığın önü kapatılması elbette üzücü ama sıra sandığın öneminin azımsanmasına gelirse ki Allah (cc) göstermesin hiç de iyi olmaz.

Aynaların üzerindeki buğuyu silelim. Demokrasi sandığını da bir görelim.

Millet iradesine de güvenelim.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 07. 05. 2026

__________________________  




1. AI Bakışı

bitkin

Bitkin, gücü tükenmiş, aşırı yorgun, halsiz ve dermansız kişi veya durumları ifade eden bir sıfattır. Eş anlamlıları rasında halsiz, bîtap, argın, dermansız, bitmiş ve pestil gibi kelimeleri bulunur. Uzun çalışma günü sonrası bitkin düştü veya Hastalık onu tamamen bitkin bıraktı, şeklinde kullanılır. Vikisözlük +2

Bitkin Kelimesinin Kullanım Özellikleri:

·                     Anlamı: Enerjisi tamamen tükenmiş, yorgunluktan hareket edemeyecek durumda olma.

·                     Eş Anlamlıları: Dermansız, halsiz, bîtap, argın, baygın, takatsiz, yorgun.

·                     Doğru Yazılış: "Bitkin" (TDK'ya göre).

·                     Örnek Cümleler:

o        "Bütün gün temizlik yapmaktan bitkin düştü."

o        "O kadar bitkinim ki yerimden kalkamıyorum."

o        "Bitkin halde bulunan yavru kedi korumaya alındı." 

Vikisözlük +3

İlgili Kavramlar:

·                     Halsizlik/Yorgunluk: Bitkinlik durumu genellikle düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve su tüketimi ile giderilmeye çalışılır.

·                     Doğada Bitkinlik: Genellikle bakımsız kalmış veya hasta hayvanlar için "bitkin halde bulundu" ifadesi kullanılır.

·                     Müzik: Spotify ve Apple Music gibi platformlarda "Bitkin" isimli şarkılar mevcuttur. Spotify +5

2.

Usanmış, bir işin tekrarlanması veya uzun sürmesi nedeniyle bıkmış, bezmiş, bıkkınlık getiren veya sıkılmış duruma gelmiş kimse demektir. Bir şeyden artık hoşlanmayan, yorulan veya tahammülü kalmayan kişi için kullanılan sıfat halidir. 

Usanmış Kelimesinin Anlamı ve Detayları

·                     Temel Anlamı: Bıkmış, bezmiş, yorulmuş (bıkkınlık anlamında).

·                     İngilizce Karşılıkları: Weary, fed up, tired of, exhausted, exasperated.

·                     Köken/Kullanım: "Usanmak" fiilinden türetilmiştir, sıklıkla bir duruma karşı aşırı bıkkınlık hissini ifade eder.

·                     Eş Anlamlıları: Bıkkın, bezgin, bizar. 

Örnek Kullanım:

·                     "Bu kadar beklemekten artık usanmış görünüyordu." (Bıkmış, bezmiş).

·                     "Tom Mary'den usanmış." (Fed up). 

3. AI Bakışı

Seçim sandığından bahsetmek tek başına hakaret suçu oluşturmaz, ancak bu ifadenin kullanılış biçimi, bağlamı ve hedef alınan kişiye yönelik "somut bir fiil veya olgu isnadı" içerip içermediği belirleyicidir. 

Ekin Hukuk Bürosu

Konuyla ilgili hukuki detaylar şöyledir:

·                     İfade Özgürlüğü ve Eleştiri: Seçim sandığı, oy kullanma süreci veya sandık sonuçları üzerine yapılan siyasi eleştiriler genellikle ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilir.

·                     Hakaretin Oluştuğu Durumlar: Bir kişiye, seçimle bağlantılı olarak "hırsız", "sahtekar" gibi onur kırıcı kelimeler kullanılması veya somut bir delil olmaksızın suç isnat edilmesi hakaret sayılabilir.

·                     Yargıtay Kararları: Yargıtay kararlarına göre, kişilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikteki sözler hakaret suçunu oluşturur.

·                     Bağlam Önemlidir: Sandık üzerinden birinin dürüstlüğüne, kişiliğine veya onuruna doğrudan saldırı yapılması durumu, olayın gelişimine göre suç teşkil edebilir. 

Ekin Hukuk Bürosu +3

Özetle, sadece "sandık" kelimesini kullanmak hakaret değildir, ancak bu kelime ile birine onur kırıcı bir isnatta bulunulursa hakaret suçu oluşabilir.

Not: Hakaret suçları somut olayın özelliklerine göre değişebilir. 

·                     Hakaret Suçu ve Cezası (TCK m. 125) - Ekin Hukuk

27 Ara 2023 — Hakaret Suçunda Fiil Hakaret suçunun eylem unsuru, iki seçenekli hareketten oluşur: somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövm... Ekin Hukuk Bürosu

·                     Hakaret Sayılmayan Kelimeler Nelerdir? Hukukta Hakaret mi?

Bir kişiye yönelik somut bir fiil veya olgu isnadı yapmak (örneğin “şu suçu işledin” gibi) ya da sövme suretiyle kişiyi küçültmek ... Tahancı Hukuk Bürosu

·                     Türk Ceza Kanunu Madde 125 Kapsamında Hakaret Suçu Amk vb. kısaltmalarla sosyal medya üzerinden yazılan yazılar hakaret suçu oluşturur. Kişiye isnat edilen somut olgu kişinin mevcut... bamarmarahukuk.com

Yapay zekâ tarafından üretilmiş yanıtlarda hata olabilir. Hukuk konusunda tavsiye almak için bir profesyonele danışın. 

4.

Şarkı Sözleri

Usandım artık yazmaktan

Var bi' de yolu, bunu anlatsam

Susamam geceleri bir yaksam

Yine ben sen gibi olmam

 

Sora sora gidiyoruz, yol bize dar

Hiçbiri olamıyo' bu kalbe yâr

Yaz beni bir kâğıda sil baştan

Beni bir görsen, beni bir duysan

Bahtına kara, alın yazına ne der?

"Gel" diyo'sun bana ama gelemem

Uğruna vazgeçerim yeniden

Beni bir bilsen, beni bir sevsen

İçimdeki güneşe bi' deniz olsan

Kırılan kalplere beni sorsan

Herkese, herkese yok gülemem

Siz gül olursunuz, dikeni de ben

Üzerime geliyo' bu şehir fazla

Çıkamıyo' içimden umut yarına

İsmini hecelerim gecelerde

Bir dilek ol bize, düş yüreğe

Kaynak: Musixmatch

Besteciler: Denizkan Boz / Hasan Kiliç

5. AI Bakışı

"Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı" deyimi, bir konuşma veya konu sırasında birbiriyle tamamen alakasız, tutarsız ve saçma sözler söylendiğinde kullanılan bir ifadedir. Bağlamdan kopuk, mantık ilişkisi kurulamayan durumlar için "ne alaka" anlamında tepki olarak dile getirilir. Hürriyet +4

Kullanım Özellikleri:

·                     Anlamı: Yersiz, konu dışı ve mantıksız söz.

·                     Kullanım Yeri: Konuşulan konuyla ilgisi olmayan bir yorum yapıldığında veya mantıksız bir düşünce öne sürüldüğünde, tepki göstermek amacıyla kullanılır.

·                     Kökeni: Halk arasında, cümlenin aslı "dal üstünde saksağan, vur beline baltayı" şeklinde olsa da, zamanla "dam üstünde" ve "kazma" şeklinde değişime uğrayarak bu halini almıştır. Ekşi Sözlük +4

Özetle, söylenenlerin mantık sınırlarını zorlayan bir saçmalık içerdiğini vurgular. 

 

 

Ailede Mutluluk

 


Biz Sanur

Sabahattin Gencal- Nurhayat Gencal
Ailede mutluluğun sırrını belirten slayt gösterisi...

Marifet Deryası

 

Malumat Hamallığından Marifet Deryasına!



Malumat Hamallığından Marifet Deryasına!

Fatİh Yüksektepe,17.03.2026 - 05:05Yayınlanma


İnsan, hayat yolculuğuna çıktığında cebine koyduğu ilk azığı "merak", sırtına aldığı ilk yükü "bilmek arzusu ", içine düştüğü ilk telaşı ise "anlam/aslını bulma" arayışıdır. Oysa bilmek ve bildiğini anlamlandırmak; aklın kılı kırk yaran öğrenme hırsından değil, "Lâ" diyerek zihindeki putları kırmaktan, yani bildiklerinin, O’nun bilgisi karşısında bir hiçlikten ibaret olduğunu idrak etmekten geçer.

(...)

Gerçek mânâda öğrenme, bir “biriktirme süreci” değil, bir "eksiltme sanatı"dır; yani "nefs-i emmare"nin "her şeyi biliyorum" diyen mağrur sesini susturarak, "bilmiyorum" diyebilme erdemidir. Bu yolda atılan her adım, insana ne kadar çok şey bildiğini değil, ne kadar "hiç" olduğunu, yani cehaletinin, o sonsuz "Bilgi" karşısında nasıl da kıymetli bir boşluk olduğunu fısıldar. Bu, akıl yoksulluğu değil, aksine aklın sınırlarını idrak edip onu Yaratıcı’nın kudreti karşısında bir "hizmetkâr/kul" kılma tevazusudur. Öğrendikçe kendi cahilliğinin ufkunu genişleten insan, aslında kibir duvarlarını yıkarak, yaratılanın ardındaki Yaratıcı’nın ince sanatını fark etmeye başlar.

(...)


Unutulmamalıdır ki;

"Kıyıda 'ben' diyen taş yosun tutar,

Akışta 'hiç' olan damla derya olur."

https://www.milligazete.com.tr/malumat-hamalligindan-marifet-deryasina

Asılı Çamaşırlar

 



Paylaştığınız görsel, bir stok fotoğraf sitesi olan Pexels üzerinden erişilebilen, fotoğrafçı Katia Boduar'a ait bir çalışmadır.

Bu kare, genellikle Avrupa'daki (özellikle İtalya veya Akdeniz mimarisini anımsatan) eski yapıların karakteristik pencerelerini, dokulu duvarlarını ve günlük yaşamın bir parçası olan asılı çamaşırları estetik bir bakış açısıyla yansıtmaktadır. Görseldeki renk kontrastı ve ışık kullanımı, bu tarz mimari ve sokak fotoğraflarında sıkça tercih edilen bir kompozisyondur.

Rabbani'nin Mektupları- 075

 İmam-ı Rabbani Ahmed el-Faruki es-Sirhindi tarafından Mirza Bediüzzaman'a yazılan 75. Mektup, dünya ve ahiret saadetinin formülünü içeren, tasavvufi ve fıkhi bir yol haritası niteliğindedir. Metnin sistematik özeti şu şekildedir:

1. Temel Hedef: Resulullah’a (s.a.v.) Tabi Olmak

Mektubun ana ekseni, dünya ve ahiret saadetinin ancak Peygamber Efendimize (s.a.v.) tam bir bağlılık (mutabaat) ile mümkün olacağıdır. Bu bağlılığın ölçüsü ise Ehl-i Sünnet âlimlerinin bildirdiği esaslar olarak belirlenmiştir.

2. Manevi Yolculuğun İki Kanadı (Sistematik Adımlar)

İmam-ı Rabbani, "kudsi aleme uçmak" için iki temel şart (kanat) öne sürer:

  • Birinci Adım: İtikadı Düzeltmek: Öncelikle inancın (akidenin), fırka-i naciye olan Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat büyüklerinin bildirdiği esaslara göre düzeltilmesi şarttır.

  • İkinci Adım: İlmihal Bilgisi ve Amel: İtikad düzeltildikten sonra haram, farz, vacip, sünnet, mendub, mübah ve şüpheli olanları kapsayan fıkıh bilgilerinin öğrenilmesi ve bu bilgilerle mutlaka amel edilmesi gerekir.

3. Dünyaya Bakış ve Himmet

  • Dünyanın Değersizliği: Geçici dünya menfaatlerinin ve emellerinin peşinde koşmanın kıymetsiz olduğu vurgulanır.

  • Yüksek Gaye: Müminin himmetini (gayretini) yüksek tutması ve asıl maksat olan Allah’ın rızasını araması gerektiği ifade edilir.

4. Manevi Terakki İçin "Teveccühün Birliği" Şartı

Mektubun sonunda, manevi gelişim ve "vüslat" (ulaşma) için kritik bir uyarı yapılır:

  • Kıbleyi Birlemek: Salikin (manevi yolcunun) kalbini ve yönünü tek bir merkeze (şeyhine veya muradına) bağlaması gerekir.

  • Tefrika Uyarısı: Eğer ilgi ve teveccüh çok farklı yönlere dağılırsa, kişi parçalanır ve hiçbir yerde tam bulunamaz. Metinde geçen "Bir yerde ikamet eden her yerde bulunur; her yerde gezen ise hiçbir yerde olmaz" sözüyle, odaklanmanın önemi vurgulanır.

Sonuç

Mektup, kurtuluşun reçetesini sırasıyla; doğru itikat, şer'i hükümlerle amel ve tek bir noktaya yönelmiş yüksek bir gayret olarak özetlemektedir. Bunların dışındaki her şey "boş bir ağaç kabuğu" gibi kıymetsiz görülmüştür.