7 Mayıs 2026 Perşembe

Marifet Deryası

 

Malumat Hamallığından Marifet Deryasına!



Malumat Hamallığından Marifet Deryasına!

Fatİh Yüksektepe,17.03.2026 - 05:05Yayınlanma


İnsan, hayat yolculuğuna çıktığında cebine koyduğu ilk azığı "merak", sırtına aldığı ilk yükü "bilmek arzusu ", içine düştüğü ilk telaşı ise "anlam/aslını bulma" arayışıdır. Oysa bilmek ve bildiğini anlamlandırmak; aklın kılı kırk yaran öğrenme hırsından değil, "Lâ" diyerek zihindeki putları kırmaktan, yani bildiklerinin, O’nun bilgisi karşısında bir hiçlikten ibaret olduğunu idrak etmekten geçer.

(...)

Gerçek mânâda öğrenme, bir “biriktirme süreci” değil, bir "eksiltme sanatı"dır; yani "nefs-i emmare"nin "her şeyi biliyorum" diyen mağrur sesini susturarak, "bilmiyorum" diyebilme erdemidir. Bu yolda atılan her adım, insana ne kadar çok şey bildiğini değil, ne kadar "hiç" olduğunu, yani cehaletinin, o sonsuz "Bilgi" karşısında nasıl da kıymetli bir boşluk olduğunu fısıldar. Bu, akıl yoksulluğu değil, aksine aklın sınırlarını idrak edip onu Yaratıcı’nın kudreti karşısında bir "hizmetkâr/kul" kılma tevazusudur. Öğrendikçe kendi cahilliğinin ufkunu genişleten insan, aslında kibir duvarlarını yıkarak, yaratılanın ardındaki Yaratıcı’nın ince sanatını fark etmeye başlar.

(...)


Unutulmamalıdır ki;

"Kıyıda 'ben' diyen taş yosun tutar,

Akışta 'hiç' olan damla derya olur."

https://www.milligazete.com.tr/malumat-hamalligindan-marifet-deryasina