13 Mart 2026 Cuma

Balon Yazılar

 


Öteden beri, arkadaşlarıma ve soranlara terapi amaçlı yazı yazdığımı söylüyorum.

Birileri buna neden ihtiyaç duyduğumu sorsa ne cevap verirdim?

Doktor tavsiyesi, derdim.

Doktor neden tavsiye etmiş? Stresimi azaltmak kaygı bozukluğunu düzeltmek ve zihinsel iyileşmek için.

Doktor tam da böyle mi dedi? Hayır doktor meşguliyet, dedi. Ben başka neyle meşgul olabilirdim?

 

Her tür terapi yazıyı kabul etmez. Niçin mi?

Niçin olacak bu tür yazılarda imlâ kurallarına, noktalama işaretlerine riayet edilmediği gibi dilbilgisi ve estetik kurallara da riayet edilmez. Mükemmellik şöyle dursun yazım iyi olması, etkili olması gibi hususlar bile düşünülmez. Sadece içteki duygular ortaya dökülür hem de zihin akışı dedikleri dur durak bilmeyen bir anlatımla. Durum böyle olunca makale de yazamazsınız, eleştiri de söyleşi de… Günlük tutmak iyi gelirmiş anacak duygu günlüğü tutmak koşuluyla. Bilinçli olarak böyle bir günlük tutulabilinirse insan kendi kendinin psikoloğu olabilirmiş.

 

Makale ve benzeri yazılarda düşünce, deneme ve günce gibi yazılarda duygu hakimdir.

Ben, ne kadar çabaladımsa duygu ve düşüncelerimi birbirlerinden ayıramadım. Çok önceleri de benim düşünce ve duygularım birbirlerine aşık olmuş sarmaşık gibidirler demişimdir. Gerçekte bazı yazılarım duygu karışmış diye, bazıları da fikir karışmış diye beğenilmiyor. Tabii bazı eleştirmenlerce. İşte bunun için onlarca kitap, hem de her çeşitinden kitap yazmama rağmen kendime yazar sıfatını yakıştıramadım. Ama geçende bir yazı okuyunca az da olsa içim açıldı.

 Adını unuttuğum bir yazar diyor ki fikir yazısı da olsa duygusuz olmaz. Duygulu yazılar da fikirsiz. İşte bu. Ben hep böyle diyordum zaten. Hatta bu konuyu pekiştirecek bir benzetme var. Kuşlar nasıl ki iki kanat sayesinde uçuyorsa insanların da akıl ve gönül kanatları olması gerekir. Peki, olmazsa ne olur? Ne olacak? Bugünkü manzaralar ortaya çıkar:

 Siyonist + evangelist= emperyalist güçlerin Gazze’ye, Beyrut’a ve Tahran’a vb. saldırılarına bakalım. Teknik oldukça yüksek. Peki, acıma, merhamet vb. güzel duygular? Savaş bu dememeli; savaşın da haklı gerekçeleri olmalı, savaşta da insani duygular olmalı değil mi? Buna savaş hukuku mu diyorlar?

Savaşta hukukmuş. Barışta bile hukuk tunne. Sözde barıştayız. Sözde barış sürecindeyiz.

Bu sözde sözcüğünü de çok kullanıyorum. Güya eleştiri yapıyorum. Sözüm ona belirli kişileri kınıyorum gibisinden.

İşte “zurnanın zırt dediği yer” yani yapılmakta olan bir işin en önemli, en özen isteyen, en can alıcı yeri. Terapi amaçlı yazılarda ne olurdu? Duygular kâğıda dökülürdü. Olumlu olumsuz, haklı haksız, güzel çirkin vb. Allah (cc) ne verdiyse insan içini boşaltılırdı…

Sen de boşalt ama yayınlama. Sen de boşalt ama yazma. Sen de boşalt ama konuşma… O zaman balon gibi olurdu insanlar. Balonlarım var!

 Ve bir de balon yazılar olur. Daha okunmadan Fıss diye sönen. Küçük bir iğneleme ile pat pat diye patlayıp dökülen…

İçinde ne olduğu herkes tarafından anlaşılmayan yazılara yazı demem ben. Bir yazıda en azından yazarın nefesi olmalıdır1.

 Sabahattin Gencal, İstanbul, 13. 03. 2026

Not: Kitaplardan bölümünde, trabzon Hakimiyet Gazetesinde 1963 ılında yayınlanan bir yazım var. Hâlâ geçerliliğini devam ettiriyor: ÇAĞRI

_______________________

 

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ



1.   Okkalı bir söz ettim değil mi? “Bunu anlamadık.” mı diyorsunuz? Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, videosunu izlediğim bir konuşmasında bir sözü için “Bunu anlamadık diye fazla düşünmeyin. Çünkü ben de anlamadım.” demişti.

Sordum Google’ye (Google AI bakışı kullanıyor artık) “Bir yazıda en azından yazarın nefesi olmalıdır.” Ne demek? El-cevap:

 

"Bir yazıda en azından yazarın nefesi olmalıdır" ifadesi, metnin özgün, samimi ve yazarın kişisel üslubunu (sesini/ruhununu) taşıması gerektiğini vurgulayan edebi bir yaklaşımdır. Teknik kuralların ötesinde, yazının ruhunu yansıtan bu yaklaşım, özellikle deneme türü gibi öznel anlatımlarda, yazarın kendi düşüncelerini hissettirdiği bir atmosferi ifade eder. 

 

  • Özgünlük ve Kimlik: Yazı, yazarın tarzını, düşünce yapısını ve o konuya yaklaşımını yansıtarak taklit olmaktan çıkmalı ve kişisel bir "imza" taşımalıdır.
  • Samimiyet: Yazarın içtenliği, yazının samimi ve etkileyici olmasını sağlar.
  • Üslup (Tarz): Yazarın kendine has kelime seçimi, cümle yapısı ve anlatım biçimi, onun nefesini (ruhunu) metne yansıtır. 

Bu yaklaşım, özellikle Mavera Ödülleri makalesinde belirtildiği gibi, yazarın kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi hissettiren deneme türü için temel bir unsurdur. 

 

 

 

Portre

 


Bu etkileyici dışavurumcu tablo, Alman-İsviçreli sanatçı Hermann Scherer'e aittir.

Tablo hakkındaki temel detaylar şunlardır:

  • Sanatçı: Hermann Scherer (1893–1927)

  • Stil: Dışavurumculuk (Ekspresyonizm)

  • Dönem: 1920'lerin ortaları (yaklaşık 1924-1925)


Tablonun Özellikleri

Scherer, bu eserinde Die Brücke (Köprü) akımının ve özellikle dostu Ernst Ludwig Kirchner'in etkilerini taşır. Tablonun dikkat çeken yanları şunlardır:

  • Renk Kullanımı: Gerçeklikten uzak, duygusal yoğunluğu artırmak için seçilmiş sert sarılar, derin maviler ve yeşiller.

  • Form: Figürün yüzündeki ve vücudundaki köşeli, neredeyse kaba hatlar, sanatçının heykeltıraş kimliğinin resmine yansımasıdır.

  • Duygu: Sanatçının eserlerinde sıkça rastlanan melankoli, huzursuzluk ve içsel bir gerilim bu portrede de belirgindir.

Hermann Scherer, genç yaşta hayatını kaybetmesine rağmen İsviçre dışavurumculuğunun en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir.

 

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ


Kültürel Kalkınma

  


ÇAĞRI

        Yükselmek, mutlu olmak isteğimizi bir ideal olmaktan çıkarmak ve bunu gerçekleştirmek için ulusça kültürlü olmamız gerekir.

        Memleket kalkınmasının kültürel kalkınma ile olacağına inanan kimi kişiler, kültürü çeşitli biçimlerde tanımlamışlardır. Bu tanımlarda öz hep aynıdır:

        “Kültür, ilmin, felsefenin, sanatın, dinin kaynaşması ve sevilmesi; her milletin, insanlık içinde kendi varlığına da inanması ve bu varlığını insanlık lehinde yetiştirmeye çalışmasıdır.” der bir yazar.

        Kültürel kalkınma şüphesiz ki eğitim-öğretimle olacaktır. Eğitim-öğretim kurumları olan okullarımızda, üzülerek söylüyorum, kültür az verilmektedir. Akıl yürütme, eleştiri yetenekleri geliştirilmekten çok, bellek çalışmalarına önem verilmekte; kapılar çevreye kapatılmaktadır…

        Gazetelerimizi de bir okul olarak düşünebiliriz. Bence bu okulların ödevleri toplumu ilgilendiren önemli sorunları, yönetim işlerindeki aksaklıkları halkımıza açıklamak ve ilerlememiz için gerekli kültürü vermektir. Fakat gazetelerimiz bu ödevlerini tam olarak yerine getirememektedirler.

        Bütün eğitim-öğretim kurumları en kısa zamanda halkımıza yararlı olacak şekilde düzenlenmelidir. Yalnızca bunu düzenlemekle de iş bitmez. Başta öğretmenlerimiz ile gazeteciler olmak üzere tüm aydınlarımız el ele vermeli. Kültürel kalkınmayı engelleyen nedenleri bulmalı ve bunları gidermek için çalışmalıdırlar. Bu araştırma, kanımca halktan başlamalı. Halkımızı her türlü yönleriyle incelemeli, tanıtmalı.

        Ulusal kültür araştırması için zaman geçmemiştir henüz. Bu fırsatı kaçırmayalım. Çünkü sağdan-soldan gelen soğuk esintiler, ulusal kültürümüzü yerinden oynatabilir. Aynı zamanda kalkınma çabalarımızı da engelleyebilir…

        Kültürel kalkınma söz ile değil, planlı çaba göstermekle olur. Ulusumuz aydınlarımızdan atılım bekliyor.

        Sabahattin GENCAL,

Bursa, Aralık 1963

Not: Bu yazı, Trabzon Hâkimiyet Gazetesinde,  28 Aralık 1963 tarihinde yayınlanmıştır.

 ___________________

Sabahattin Gencal, Kültür Taşıyıcısı DİL, Cinius Yayınları, İstanbul, 2021

 

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ