19 Mayıs 2026 Salı

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı

            


       19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız hepimize kutlu olsun

Bugün bağımsızlık mücadelemizin ilk adımının 107. Yıldönümü. Bugün bütün yurtta olduğu gibi yurt dışında da Atatürk anılmakta ve “Gençlik ve Spor Bayramı” kutlamaları yapılmaktadır.

Televizyondan izlediğim kadarıyla kutlamalar güzel, coşkulu ve candan. Mesajlar da güzel. Gazetelerde de mesajlar ve kutlamalar yer aldı. Bazı yazarlar da bayramın anlamını ve önemini anlatmaya çalıştılar.

İnternette araştırdım. Atatürk ve 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramıyla ilgili yayınlar var. Araştırma ve incelemeler de var…

Gönlüm arzu ederdi ki bu 107 yılın adım adım nasıl geçtiğini kronolojik olarak açıklayan belirleyen toplumbilim alan araştırması olsun. Peygamberimiz (sav) “İki günü bir olan aldanmıştır, zarardadır”, buyurmuşlardır. Acaba 107 yılda hukukta, eğitimde, ekonomide, yönetimde ve diğer alanlarda çağdaş uygarlık düzeyine doğru nasıl bir ilerleme kaydettik? Mehter takımı gibi iki ileri bir geri mi yürüdük2 yoksa bu son çeyrek asırda olduğu gibi bir ileri iki geri mi? Mehter müziğine takılıp ileri mi geri mi gittiğimizin farkına mı varamadık?

Genel bir araştırma yapamadık. Hiç olmazsa gençlerle ilgili araştırmalar yapılsaydı. Milyonlarla ifade edilen işsiz gençlik ne durumda? Aslında “Geleceğimiz nasıl görünüyor?” deseydik daha iyi ifade etmiş olurduk.

Kutlamaları izleyemedim ama herhalde Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi her yerde okunmuştur:

 "Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur…

Yine her halde gençliğin cevabı da okunmuştur.

Hepimizin de bir cevabı olmalıdır. Çünkü gençlik denince sadece biyolojik bakımdan gençlik anlaşılmıyor. Bakın bu konuda Atatürk ne diyor:

 "Benim anladığım gençlik, bu inkılâbın fikirlerini ve ideolojisini benimseyip gelecek kuşaklara götürecek kimselerdir. Benim nazarımda yirmi yaşında bir yobaz ihtiyar, yetmiş yaşında bir idealist ise zinde bir gençtir.3

 Atatürk’e göre “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.” Günümüzde başta siyasetçiler olmak üzere birçokları kendi yaptıklarını doğru görme gafleti ve saplantısı içindedir. Bunca üniversitesi olan ülkemize yakışmıyor bu gaflet. Üniversitelerden, ne pahasına olursa olsun aydınlatma hareketinin başlatılmasını bekliyoruz. Bu aydınlatmalardan sonra böylesi akıl dışı, yasa dışı, ahlak dışı vb. uygulamalar görülürse cahillikten çok bir ihanet içinde olduğumuz anlaşılır…

Bugün 19 Mayıs.

83’ünde olmama rağmen benim de kanım kaynayarak diyorum ki:

Devletimizin temel ilkelerini bilerek veya bilmeyerek yozlaştırmak ve ortadan kaldırmak isteyenlere fırsat verilmemelidir. Bunun için de İnsan haklarına dayalı laik, demokratik, sosyal hukuk devletimizin çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkması için hep beraber üstümüze düşen görevleri yerine getirmeye çalışmalıyız.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 19. 05. 2026

____________________________

1.

AI Bakışı

Mustafa Kemal Atatürk, vizyonunu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini her zaman gençlere emanet etmiştir. Bilime, akla ve vatan sevgisine dayanan sözleri, onların yolunu aydınlatmaya devam etmektedir. Yandex +4

Öne çıkan ve gençliğe ışık tutan başlıca Atatürk sözleri şu şekildedir:

·                     "Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir." (Gençliğe Hitabe)

·                     "Bütün ümidim gençliktedir."

·                     "Gençler! Vatanın bütün ümidi ve geleceği size, genç kuşakların anlayış ve enerjisine bağlanmıştır."

·                     "Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık meziyetlerinin, vatan muhabbetinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız."

·                     "Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz."

·                     "Biz her şeyi gençliğe bırakacağız... Gelecek umudunun ışıklı çiçekleri onlardır." 

ATAM | Atatürk Araştırma Merkezi +3

Atatürk'ün gençliğe hitaben söylediği bu ölümsüz mesajların tamamını ve derin anlamlarını incelemek isterseniz, T.C. Canik Kaymakamlığı veya Atatürk Araştırma Merkezi gibi güvenilir resmi kaynakları ziyaret edebilirsiniz. 

2


AI Bakışı

Mehter takımı yürüyüşü; halk arasında bilinenin aksine "iki ileri, bir geri" şeklinde ritmik bir hareket değildir. İki tarafı selamlamaya dayanan bu askeri düzende, daima sağ ayakla yürüyüşe başlanır. Atılan her üç adımda bir duraklayıp sağa ve sola dönülerek hem devlet protokolü hem de halk selamlanır. 

3

AI Bakışı

Mustafa Kemal Atatürk'ün gençlik ve vizyon üzerine söylediği bu tarihi söz, fiziksel ya da nüfus cüzdanındaki yaştan ziyade, zihinsel duruşa, fikri bağımsızlığa ve ideallere bağlılığa verilen değeri vurgular. ATAM | Atatürk Araştırma Merkezi +1

Atatürk, gençliği yalnızca bir yaş grubu olarak değil, Cumhuriyeti ve değerlerini sahiplenip gelecek nesillere aktaracak bir idealler bütünü olarak tanımlar. Bireyin ruhen ve fikren yeniliğe kapalı, dogmatik ("yobaz") düşüncelerde olması durumunda yirmisinde bile yaşlı; zihni açık, ülkesi ve idealleri için heyecan duyan birinin ise yetmiş yaşında dahi genç ve zinde kalabileceğini ifade eder. Anıtkabir Derneği +2

Bu vizyonu ve Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini gençlere emanet ettiği tarihi hitapları daha detaylı incelemek için Atatürk Araştırma Merkezi kaynaklarını ziyaret edebilir veya orijinal metinlere Anıtkabir Derneği üzerinden göz atabilirsiniz. 

 

Edebiyatın 'Dijital' Çırakları

 Edebiyatın 'dijital' çırakları Türk Edebiyatı'nın ustalarını geçti mi?

Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde yapılan çarpıcı bir araştırma, yapay zekânın edebî yeteneğinin artık insan algısını yanıltacak düzeye ulaştığını kanıtladı. Yapılan çalışmada, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde edebî metinler konusunda formasyon olan kişilerin yapay zekanın yazdığı öyküleri, Türk edebiyatının usta isimlerinin kaleminden ayırt etmekte zorlandıkları ve hatta daha "başarılı" buldukları ortaya konuldu

Habertürk

Giriş: 02 Mayıs 2026

Yapay zekâ, edebiyatı solluyor mu?

Yapay zekâ kod yazmanın ötesinde artık ruhu olan hikayeler de yazabilir mi? Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Prof. Dr. Gökhan Tunç tarafından kaleme alınan “Öykü Yazarı Olarak Yapay Zekâ: ChatGPT Örneğinde Yapay Zekânın Öykü Yazma Kabiliyeti” başlıklı bilimsel çalışmanın sonuçları, edebiyat dünyasında kartların yeniden karılacağını gösteriyor. 160 lisans ve lisansüstü öğrencisinin katıldığı “edebî kör tadım” testinde, ChatGPT 4.5’in performansı usta yazarlardan ayırt edilemedi.

Türk Dili ve Edebiyatı Öğrencileri Bile Yanıldı: “Bu Hikâyeyi Bir İnsan Yazmış Olmalı”

Araştırma kapsamında katılımcılara, modern Türk öykücülüğünde iki farklı üsluba sahip Sait Faik Abasıyanık ve Ferit Edgü’nün orijinal öyküleri ile yapay zekânın bu yazarların üslubuyla kaleme aldığı metinler sunuldu. Sonuçlar ise literatürde eşine az rastlanır türden:

Ferit Edgü Vakası: Katılımcıların %40,6’sı bizzat Edgü tarafından yazılan öyküyü “yapay zekâ ürünü” sanırken; yapay zekanın Edgü stilinde yazdığı öyküyü doğru teşhis edebilenlerin oranı %29,4'te kaldı.

Sait Faik Sürprizi: Sait Faik’in insancıl ve sıcak anlatımı bile yapay zekâ tarafından o kadar başarıyla taklit edildi ki, uzmanların önemli bir kısmı yapay zekanın yazdığı metni “daha insani” bularak asıl ustayı eledi.

https://www.haberturk.com/edebiyatin-dijital-ciraklari-turk-edebiyati-nin-ustalarini-gecti-mi-3881798

Yiğidim Aslanım

 


Zülfü Livaneli - Yiğidim Aslanım

Zülfü Livaneli'nin, Yaşar Kekeva Plakçılık etiketiyle yayınlanan "Deniz Gezmiş 70 Yaşında" albümünde yer alan "Yiğidim Aslanım" isimli şarkısı, video klibiyle netd müzik'te. Söz: Bedri Rahmi Eyüpoğlu Müzik: Zülfü Livaneli Yönetmen: Kemal Kekeva Türkçe Pop oynatma listesi: http://bit.ly/ndm-turkcepop Yeni Hit Şarkılar: http://bit.ly/ndm-hitsarkilar netd müzik’te bu ay: http://bit.ly/ndm-enyeniler

Ayakkabımı Bağla Baba

 



Bu şarkı, babalarımızdan aldığımız güven ve desteğin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Her adımımızda onların yanımızda olması, bize cesaret veriyor. Bu duygusal şarkıyı sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Eğer beğendiyseniz, beğenmeyi ve abone olmayı unutmayın. Yorumlarınızı bekliyorum!

Ayakkabımı Bağla Baba Ayakkabımı bağla baba Birilerine dolanmasın parmaklarım Sımsıkı bağla düğüm atma ama Kolayca çözebilmesini öğret bana Duyduklarım korkutuyor beni Geri çekiyor gördüklerim Yanımdan gidenlere bakıyorum Bağları engel değilmiş onlara Hani erkekler korkmazdı baba Ben neden böyleyim üşüyorum Ayakkabımı bağla baba Söz bir daha çözmeyeceğim Her adımda bir adım daha uzak Gölgesinde kaldı geçmiş zaman Yüreğimde ağırlık sanki bin ton Beni bırakma düşerim kenardan Bir yanım dayan der diğer yanım sus Hayallerim uçurtma rüzgâra kapılmış Belki ben de bir gün olurum cesur Ama şimdi senin eline bırakılmış Hani erkekler korkmazdı baba Ben neden böyleyim üşüyorum Ayakkabımı bağla baba Söz bir daha çözmeyeceğim

Biz Bu Hale Nasıl Geldik?

  

 


        Toplumumuzda güzel ahlakın yozlaşmasının birçok nedeni var kuşkusuz. Bu nedenleri bulmak için başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere, birçok kurum ve kuruluşun çalışmaları var. Konuyla ilgili birçok kitap, yine birçok tez yazılmışsa da burada bunlardan söz edilmeyecek ve birkaç çarpıcı alıntıyla yetinilecektir:

Biz Böyle Çürüdük!

Kültürümüz, geleneklerimiz, adetlerimiz, örfümüz toplumumuzun yazılı olmayan hukuk kurallarıdır.

Atalarımız, hasta tavuktan sağlıklı yumurta çıkmaz, derdi. Öyle sözler ağzımıza pelesenk oldu, atasözü olarak benimsedik ve kullanıyoruz ki, akıl işi değil… Sosyal medyada çok konuşulan o sözlerden küçük bir derleme…

 “Bal tutan parmağını yalar” dedik hırsızlığı mubah gösterdik.

“Devletin malı deniz, yemeyen domuz” dedik, devleti soymayı mubah gösterdik.                                    

“Yemeyenin malını yerler” dedik, dolandırıcılığı mubah gösterdik.

“At binenin, kılıç kuşananın” dedik, gaspçılığı mubah gösterdik.

“Kol kırılır, yen içinde kalır” dedik, şeyhlerin tacizini, aile içi şiddeti mubah gösterdik.

“Söz gümüş ise sükût altındır” dedik, ortamı yalancıya bırakmayı mubah gösterdik.

“Komşuda pişer bize de düşer” dedik hazırcılığı mubah gösterdik.

“Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” dedik, çıkarcılığı mubah gösterdik.

“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” dedik, yalan söylemeyi mubah gösterdik.

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” dedik, bencilliği mubah gösterdik.

“Üzümünü ye bağını sorma” dedik, haramı mubah gösterdik.

“Köprüden geçene kadar ayıya dayı de” dedik, kurnazlığı, takiyeyi mubah gösterdik.

Sonra toplum neden bozuluyor, diye oturup ağıt yaktık. Biz bozuyoruz…1

Şahin Zenginal

*

Bazı atasözlerimizde anlatılmak isteneni anlayamıyoruz. Bu tür atasözlerinde ima var, kınama var, söz sanatları var. Ancak bizler atasözlerini gerçek anlamlarıyla değerlendirdiğimiz için toplumca duyarsız hale geliyoruz. Demek ki toplumca duyarsızlığımızın bir nedeni de eğitim-öğretim eksikliğidir.

 *

    Bu Çağın İnsanı, İnsanı Unutmuştur

    “Genç kuşakların birçok alanda yetersiz yetişmelerinde hepimizin payı olduğunu kabullenmemiz gerekir. Devlet, siyasî yönetimler, eğitimciler, ebeveynler ve vatandaş olarak hepimiz çocuklarımızı ihmal ettik. Günümüzün modern insanı tarafından genç nesiller, sadece bilgi yüklenmesi gereken bir “makine” olarak algılanmıştır. Gençlere gerekli-gereksiz bol bol bilgi yüklenmiştir. Yüklenen bilgiyi nerede, nasılkullanacağı ve bunu yaparken ortaya koyduğu eylemlerinden sorumlu olacağı yeterince öğretilememiştir. Daha doğrusu bu çağın insanı, “insan” yetiştirmeyi ihmal etmiştir. Hatta insanı unutmuştur (Bolay, 2007, s.56 vd).”2

Doç. Dr. Hamdi Kızıler 

    *

    İnsansız evrenin ne anlamı olabilir ki? Halife potansiyeliyle yaratılan ve eşref-i mahlûk olan insana bakış açısı, vahşi kapitalizmin hüküm sürdüğü günümüzde değişmiştir. Okuyucularımızın da genellikle katılacakları insana bakış açılarıyla ilgili bir alıntı sunuyoruz:

İnsan’a Kim, Nasıl Bakıyor?

İnsanların toplumdaki konumlarına göre insan tanımı da değişiyor:

Siyasetçiler için bir insan; bir oydur.

Ticaret yapanlar için insan; bir alıcı demektir.

Dinler açısından insan; o yaratılmış kuldur.

Totaliter rejimler için insan; sürüden biridir.

Doktorların çoğu için insan; bir hastadır.

Yargıçlar ve savcılar içinse insan; sanık, mağdur veya tanıktır.

Askerler için insan; bir erdir. Ölmeye ve öldürmeye elverişli bir makinedir.

Televizyoncular için insan; rating birimidir.

Gazeteciler için insan; bir haber kaynağıdır.

Futbol takımları için insan; bir taraftardır.

Fahişeler için her insan; bir müşteridir.

Modacılar için insan; giydirilecek bir bedendir.

Mutasavvıflar için insan; bir ruhtur.

Cemaatler için insan; kullanılması gereken araçtır.

Mafya için insan; vurulacak bir gövdedir.

Oysa insan; bunların hem hepsidir hem de başlı başına hiçbiri değildir. İnsan bunların tümünden daha anlamlı, daha karmaşık, daha öte bir şeydir.

İnsanı bir tek özelliğine indirgemeden onu bütünüyle anlamaya çalışmak, tarih boyunca sanatın bir numaralı işlevi oldu. Ama o da toplumdan yavaş yavaş kovuluyor. Dolayısıyla düşünen insanlar ne olduklarına kendileri karar vermek zorunda.

Toplumsal çarkın, yapının bir vidası mı yoksa ruhuyla, bedeniyle bir insan mı?3

Nurullah Aydın

“Bütün yollar Roma’ya (İstanbul’a)4 çıkar.” yaygın sözü yerine “Bütün yollar Eğitim’den geçer.” diyemez miyiz? Güzel ahlakın kaybolmasının en büyük nedeni insanımızı eğitememektir. Evet, sözde ahlaki eğitim veriliyor. Hem de fazlasıyla ahlak üzerinde duruyorlar. Ancak kapitalistlere itaat ahlakı, sürü yapma ahlakı geliştiriyorlar. Birçokları bilerek veya bilmeyerek, maalesef bu projelere yardımcı oluyor.

    _______________ 

1.   Zenginal, Şahin; Torbadan kıdem çıktı! 26 Ekim 2020, http://www.istanbulgazetesi.com.tr/torbadan-kidem-cikti-makale,77113.html

2.   Kızıler, Doç. Dr. Hamdi; Ahlakî Değerlerin Şahsiyet Oluşumuna Etkisi, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/441915

3.   Aydın, Nurullah; 28 Mart 2011 https://ziraatcitr.wordpress.com/category/yazarlardan-secmeler/page/2/

4.   Bütün yollar Roma'ya çıkar sözü İstanbul için söylenmiş, https://www.haberturk.com/butun-yollar-roma-ya-cikar-sozu-istanbul-icin-soylenmis-2526047

 ____________________________

Sabahattin Gencal (DerleyipDüzenleyen), GÜZEL AHLAK AranıyoR, Cinius Yayınları, İstanbul, 2021,

Gelincikler

 


Bu meşhur tablo, İzlenimcilik (Empresyonizm) akımının öncülerinden Fransız ressam Claude Monet’ye aittir.

Eser hakkında öne çıkan detaylar şunlardır:

  • Eserin Adı: Gelincikler (Fransızca: Les Coquelicots veya Coquelicots, la promenade)

  • Yapım Yılı: 1873

  • Bulunduğu Yer: Paris, Orsay Müzesi (Musée d'Orsay)

Tablonun Kısa Bir Analizi

Monet bu eseri, İngiltere dönüşü yerleştiği ve en üretken dönemlerinden birini geçirdiği Paris yakınlarındaki Argenteuil kasabasında resmetmiştir.

  • Kompozisyon ve Figürler: Tabloda ön planda yürürken gördüğümüz şemsiyeli kadın ve çocuk, sanatçının ilk eşi Camille ve oğulları Jean'dır. Tepenin sırtında, adeta bir renk dalgasıyla birbirine bağlanan benzer bir çift figürü daha göze çarpar.

  • Işık ve Renk: Monet, kırların üzerindeki güneşli gün hissini mükemmel bir şekilde aktarmıştır. Ön planda adeta tarlaya saçılmış gibi duran canlı kırmızı gelincikler, arka plandaki yeşil dokuyla ve gökyüzünün yumuşak bulutlarıyla harika bir tezat (kontrast) oluşturur. Sanatçı, fırça darbelerini olabildiğince serbest bırakarak doğanın o anki geçici ışığını ve rüzgarın hareketini tuvale sabitlemiştir.

Bu eser, 1874 yılında düzenlenen ilk efsanevi Empresyonist sergide de yer almış ve akımın en simgesel doğa tasvirlerinden biri haline gelmiştir.