19 Mayıs 2026 Salı

Biz Bu Hale Nasıl Geldik?

  

 


        Toplumumuzda güzel ahlakın yozlaşmasının birçok nedeni var kuşkusuz. Bu nedenleri bulmak için başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere, birçok kurum ve kuruluşun çalışmaları var. Konuyla ilgili birçok kitap, yine birçok tez yazılmışsa da burada bunlardan söz edilmeyecek ve birkaç çarpıcı alıntıyla yetinilecektir:

Biz Böyle Çürüdük!

Kültürümüz, geleneklerimiz, adetlerimiz, örfümüz toplumumuzun yazılı olmayan hukuk kurallarıdır.

Atalarımız, hasta tavuktan sağlıklı yumurta çıkmaz, derdi. Öyle sözler ağzımıza pelesenk oldu, atasözü olarak benimsedik ve kullanıyoruz ki, akıl işi değil… Sosyal medyada çok konuşulan o sözlerden küçük bir derleme…

 “Bal tutan parmağını yalar” dedik hırsızlığı mubah gösterdik.

“Devletin malı deniz, yemeyen domuz” dedik, devleti soymayı mubah gösterdik.                                    

“Yemeyenin malını yerler” dedik, dolandırıcılığı mubah gösterdik.

“At binenin, kılıç kuşananın” dedik, gaspçılığı mubah gösterdik.

“Kol kırılır, yen içinde kalır” dedik, şeyhlerin tacizini, aile içi şiddeti mubah gösterdik.

“Söz gümüş ise sükût altındır” dedik, ortamı yalancıya bırakmayı mubah gösterdik.

“Komşuda pişer bize de düşer” dedik hazırcılığı mubah gösterdik.

“Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” dedik, çıkarcılığı mubah gösterdik.

“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” dedik, yalan söylemeyi mubah gösterdik.

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” dedik, bencilliği mubah gösterdik.

“Üzümünü ye bağını sorma” dedik, haramı mubah gösterdik.

“Köprüden geçene kadar ayıya dayı de” dedik, kurnazlığı, takiyeyi mubah gösterdik.

Sonra toplum neden bozuluyor, diye oturup ağıt yaktık. Biz bozuyoruz…1

Şahin Zenginal

*

Bazı atasözlerimizde anlatılmak isteneni anlayamıyoruz. Bu tür atasözlerinde ima var, kınama var, söz sanatları var. Ancak bizler atasözlerini gerçek anlamlarıyla değerlendirdiğimiz için toplumca duyarsız hale geliyoruz. Demek ki toplumca duyarsızlığımızın bir nedeni de eğitim-öğretim eksikliğidir.

 *

    Bu Çağın İnsanı, İnsanı Unutmuştur

    “Genç kuşakların birçok alanda yetersiz yetişmelerinde hepimizin payı olduğunu kabullenmemiz gerekir. Devlet, siyasî yönetimler, eğitimciler, ebeveynler ve vatandaş olarak hepimiz çocuklarımızı ihmal ettik. Günümüzün modern insanı tarafından genç nesiller, sadece bilgi yüklenmesi gereken bir “makine” olarak algılanmıştır. Gençlere gerekli-gereksiz bol bol bilgi yüklenmiştir. Yüklenen bilgiyi nerede, nasılkullanacağı ve bunu yaparken ortaya koyduğu eylemlerinden sorumlu olacağı yeterince öğretilememiştir. Daha doğrusu bu çağın insanı, “insan” yetiştirmeyi ihmal etmiştir. Hatta insanı unutmuştur (Bolay, 2007, s.56 vd).”2

Doç. Dr. Hamdi Kızıler 

    *

    İnsansız evrenin ne anlamı olabilir ki? Halife potansiyeliyle yaratılan ve eşref-i mahlûk olan insana bakış açısı, vahşi kapitalizmin hüküm sürdüğü günümüzde değişmiştir. Okuyucularımızın da genellikle katılacakları insana bakış açılarıyla ilgili bir alıntı sunuyoruz:

İnsan’a Kim, Nasıl Bakıyor?

İnsanların toplumdaki konumlarına göre insan tanımı da değişiyor:

Siyasetçiler için bir insan; bir oydur.

Ticaret yapanlar için insan; bir alıcı demektir.

Dinler açısından insan; o yaratılmış kuldur.

Totaliter rejimler için insan; sürüden biridir.

Doktorların çoğu için insan; bir hastadır.

Yargıçlar ve savcılar içinse insan; sanık, mağdur veya tanıktır.

Askerler için insan; bir erdir. Ölmeye ve öldürmeye elverişli bir makinedir.

Televizyoncular için insan; rating birimidir.

Gazeteciler için insan; bir haber kaynağıdır.

Futbol takımları için insan; bir taraftardır.

Fahişeler için her insan; bir müşteridir.

Modacılar için insan; giydirilecek bir bedendir.

Mutasavvıflar için insan; bir ruhtur.

Cemaatler için insan; kullanılması gereken araçtır.

Mafya için insan; vurulacak bir gövdedir.

Oysa insan; bunların hem hepsidir hem de başlı başına hiçbiri değildir. İnsan bunların tümünden daha anlamlı, daha karmaşık, daha öte bir şeydir.

İnsanı bir tek özelliğine indirgemeden onu bütünüyle anlamaya çalışmak, tarih boyunca sanatın bir numaralı işlevi oldu. Ama o da toplumdan yavaş yavaş kovuluyor. Dolayısıyla düşünen insanlar ne olduklarına kendileri karar vermek zorunda.

Toplumsal çarkın, yapının bir vidası mı yoksa ruhuyla, bedeniyle bir insan mı?3

Nurullah Aydın

“Bütün yollar Roma’ya (İstanbul’a)4 çıkar.” yaygın sözü yerine “Bütün yollar Eğitim’den geçer.” diyemez miyiz? Güzel ahlakın kaybolmasının en büyük nedeni insanımızı eğitememektir. Evet, sözde ahlaki eğitim veriliyor. Hem de fazlasıyla ahlak üzerinde duruyorlar. Ancak kapitalistlere itaat ahlakı, sürü yapma ahlakı geliştiriyorlar. Birçokları bilerek veya bilmeyerek, maalesef bu projelere yardımcı oluyor.

    _______________ 

1.   Zenginal, Şahin; Torbadan kıdem çıktı! 26 Ekim 2020, http://www.istanbulgazetesi.com.tr/torbadan-kidem-cikti-makale,77113.html

2.   Kızıler, Doç. Dr. Hamdi; Ahlakî Değerlerin Şahsiyet Oluşumuna Etkisi, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/441915

3.   Aydın, Nurullah; 28 Mart 2011 https://ziraatcitr.wordpress.com/category/yazarlardan-secmeler/page/2/

4.   Bütün yollar Roma'ya çıkar sözü İstanbul için söylenmiş, https://www.haberturk.com/butun-yollar-roma-ya-cikar-sozu-istanbul-icin-soylenmis-2526047

 ____________________________

Sabahattin Gencal (DerleyipDüzenleyen), GÜZEL AHLAK AranıyoR, Cinius Yayınları, İstanbul, 2021,