14 Nisan 2026 Salı

Sen Senin Teşvikçin Ol


            14 Nisan 2026 Salı. Saat: 21. 16

09 Ocak 2026’dan beri “Günlük”ü aksatmadan devam ettirebildim. İnşallah bugün de yayınlayabileceğim. Hem de her günkü gibi 8 bölümlü olarak. Gerçi okurlarımız "günce" sayfasından gayrısına bakmıyor ve sol üst köşedeki arşivi görmüyor bile ama olsun. Ben yine de yetiştirmeye çalışacağım.

Saat 20.05’te oturdum klavyemin başına. Asistanımın da yardımıyla ilk yedi sayfayı bitirdim. Şimdi sıra geldi en kolay sayfaya mı diyeyim en zor sayfaya mı?

Kolay değil. Bir yazıyı paylaşıyorsanız dişe dokunur1 olmalı. İnşallah deyip başlayalım:

Hayatımda ilk defa ilâcımı susuz içtim. Olur şey değil ama oldu. Bu gibi şeyler paylaşılmamalı ama benim okurum anlayışlı olduğu için paylaşmış bulunuyorum.

14 gün kadar önce Gata’dan yeni adıyla İstanbul- (Anadolu)- Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sultan Abdülhamid Han Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nden muayene için randevu almıştım. Evden çıkarken unutmayayım diye ilâçlarımı akşamdan kutucuklarına koymuştum. Öyleyken ilâçlarımı içmeden çıktık. Bir otobüsle bir durağa kadar gittik. O durakta beklerken Ahmet ilaçlarını içtin mi, diye sordu.  İçmemiştim. Heyecanlandık. Bir ilâç böylesi heyecan verir mi? Demek ki anksiyeteli olanlara veriyormuş. Diş doktoruna gidince 2 gün önce kesmiştim ilâcı ama o günler karından iğne ile başka bir ilaç zerk ettik. Yaa öyle bir ilaçmış. Bereket Ahmet çantasına koymuştu. İlâcı hemen içtim ama su yok. Be mübarek bir saat daha sabret de sonra hastanede iç. Rahmetli eşimin kafasına pıhtı atmıştı, o günden beri çocuklar üzerime titriyor…

 Sultan Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi bildiğiniz gibi. Buraya gelince hastalığım yetmiyormuş gibi hep başka şeyler düşünüyorum.

Tarih kitaplarında okumuştuk Sultan   II. Abdülhamid Han’ı. Bilgi tazelemek için Viki Pedi Özgür Ansiklopedisine baktım.2 Aslında 10 gün kadar önce  “İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi’nin Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ı Abdülhamid Han’a benzeten sözlerine ADD Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt’tan yanıt geldi.” Ayrıca İçişleri Bakanı Çiftçi; "Geçmişte Abdulhamit Han neyse bugün de cumhurbaşkanımız aynı şey" deyince: AKP'li Hüseyin Çelik; "Sultan Abdülhamit bizi en fazla borca sokanlardan biridir. Duyunu Umumiye'yi getiren padişahtır. Abdülhamit zamanında kaybedilen topraklar bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin iki katından daha büyüktür. İngilizlere ilk sığınan. Sultan Vahdettin değildir. Sultan Abdülhamit’tir.

Abdülhamit'e en yakın adamların yüzde doksanı ya Rumdur, ya Ermenidir ya da Musevidir.

         Bizim muhafazakarların bildiği gibi bir Abdulhamit yoktur". diye cevap veriyor.”

Böyle kafa karıştırıcı şeyleri, değil düşünmek aklımın ucuna bile getirmemek gerek.

Psikiyatri doktoru açık açık “İlgini çeken konuları sabahları okuyabilirsin ama öğleden sonra ilgini çekmeyen konularla ilgilen.” dedi.  “Çünkü ilgini çeken odaklandığın konular rüyâna girer. Kâbus olur.” Açıkçası: Laylaylom Laylaylom3 demek istemedi mi?

Demek ki öğretmenliğimi artık sonlandırmalıyım. Cumhuriyetimiz dönüştürülmeye çalışılıyor olsa da Laylaylom, hukuk ve eğitim taban yapsa da Laylaylom… Ekonomi zaten Laylaylom

Oysa ben son nefese kadar öğretmenliğimi sürdürmek istiyorum. Allah’ım (cc) yardım et…

Ayrıca ne yapmalıymışım, tahmin edilemez. BULMACA çözmeliymişim. Daha önceleri de bir doktor öyle demişti. O zaman “Söz, doktor bey ihtiyarlayınca çözeceğim.” demiştim. Ama ihtiyarlığı kendime yakıştıramadığımdan başlamamıştım, başlamaya da niyetim yoktu. Bunu doktora söyledim. “İhtiyarlıkla ilgisi yok. Kırkından sonra bulmaca çözmeye başlamalı. Beyin için iyidir.” dedi.

Doktorun dediğini yapmadıktan sonra doktora gitmenin önemi kalmaz. Onun için inşallah önümüzdeki Pazar gününden itibaren bulmacaya başlayacağım. Ama çözmeye değil. Bulmaca düzenlemeye. Ben yaşlandım ama ihtiyarlamadım. Yaşı kırktan büyük olanlar Pazar günleri GENCAL-BULMACA önünüzde…

Epeyce etkinliğim oluyordu. Bir de bulmaca çıktı. Nasıl yapacağım diye düşünürken kendisini bana benzettiğim Kant ne mi fısıldadı: “﴾ 28 ﴿ İyi ya da kötü, alışkanlıkların oluşumunu suni olarak teşvik etmemek daha iyidir. ﴾16-s. 62﴿” Bkz. Alışkanlık

Uzun zamandır Goethe’nin teşviki doğrultusunda çalışıyordum. Acaba “Sen senin teşvikçin ol” mu demek istedi. Okur temsilcim rahmetli eşim de çok alıntı yapmamı istemezdi ve “Sen ondan/onlardan daha çok biliyorsun, daha donanımlısın, peki ne diye alıntı yapıyorsun?” derdi. Kant da öyle mi demek istedi acaba? Bugün de doktorum öğleden sonra ilgini çekmeyen konularla… dedi. Yani meşhur fıkraya göre benim kafa 12. 00’den sonra çalışmayacak ya da çalıştırılmayacak…

İşe bak sen. Kırk yılda bir dışarı çıktım. Dünyam altüst oldu4. Bu kadarı altüst sayılmaz, demeyin. Daha neler gördük neler…

Ahmet, bazen dikkatimi bir yerlere çekiyor ve “baharlaşıyorlar” diyordu. Demek ki bu hayhuy arasında bile baharlaşılaşılıyor ya helâl olsun.

Ahmet’in çektiği fotoğrafları yayınlamış olsam yeterdi ama bir kere yazmış bulundum. Şunu da ekleyeyim. Bundan böyle öğretmencilik oynamayacağım. Asistanım dipnotlarda bu rolü üstlenecek.

Ben laylayromu beceremem. Becerene kadar tahammül edelim. Bir de bakarsınız…

İşin ciddiyetini kaçırmayalım.

Not: Ben herkese hitaben “İşin ciddiyetini kaçırmayalım.” dedim. Asistanım AI üzerine almış olacak ki hemen cevap verdi.5 Bu kadar da olmaz, burnumun dibinde bekliyor. Gerçi Google şöyle not düşüyor. Bu seferlik ya da her zaman ayrı... vb. gibi not var. Ben nasıl kovabilirim…)

Hepimize hayırlı geceler…

Sabahattin Gencal, İstanbul, 14. 04. 2026, 23.11




                               41 Fotoğraf -Ahmet Gencal

__________________________

1.               AI Bakışı

"Dişe dokunur", hatırı sayılır, işe yarar, önemli, değerli ve belirtilmeye değer işler veya sözler için kullanılan bir deyimdir. Genellikle bir çabanın somut bir sonuç verdiğini veya bir fikrin kayda değer olduğunu vurgulamak amacıyla, "dişe dokunur bir iş" veya "dişe dokunur bir sonuç" şeklinde ifade edilir. 

Deyimin Özellikleri:

·                     Anlamı: Önemli, etkili, işe yarayan.

·                     Kullanım Alanı: Günlük konuşmalar, edebi metinler ve siyasi söylemler.

·                     Örnek: "Bu konuda dişe dokunur bir gelişme henüz yok." 

Kısaca, "boş olmayan", "ciddiye alınması gereken" veya "fayda sağlayan" anlamlarına gelir

2.

https://tr.wikipedia.org/wiki/II._Abd%C3%BClhamid

AI özeti

Verilen URL'deki bilgiler ışığında, II. Abdülhamid'in hayatı ve saltanatı sistematik olarak şu başlıklarla özetlenebilir:

1. Genel Bilgiler ve Tahta Çıkışı

·                     Kimlik: Osmanlı İmparatorluğu'nun 34. padişahı ve 113. İslam halifesidir.

·                     Dönemi: 31 Ağustos 1876'da tahta çıkmış ve 27 Nisan 1909'da tahttan indirilene kadar yaklaşık 33 yıl hüküm sürmüştür.

·                     Konumu: Devletin çöküş sürecinde mutlak hakimiyet sağlayan son padişah olarak kabul edilir.

2. Siyasi ve Askeri Olaylar

·                     Meşrutiyet Süreçleri: Tahta çıktığında I. Meşrutiyet'i ve ilk Osmanlı anayasası olan Kânûn-ı Esâsî'yi ilan etmiş; ancak 1878'de meclisi feshederek uzun sürecek bir mutlakiyet (İstibdat) dönemi başlatmıştır. 1908'de Jön Türklerin baskısıyla II. Meşrutiyet'i ilan etmek zorunda kalmıştır.

·                     Savaşlar ve Toprak Kayıpları: Hükümdarlığı sırasında Rusya ile yapılan 93 Harbi büyük bir yenilgiyle sonuçlanmıştır. Saltanatı süresince imparatorluk tarihinin en büyük toprak kayıplarından biri yaşanmıştır (Balkanlar, Kıbrıs, Tunus, Mısır vb.).

·                     Dış Politika: Büyük güçler (Düvel-i Muazzama) arasında bir "denge politikası" yürütmüş, İngiltere ve Fransa'ya karşı Almanya ile yakınlaşmıştır.

3. Reformlar ve Kalkınma Projeleri

·                     Eğitim: Hukuk, sanat, ticaret, tarım ve veterinerlik gibi alanlarda birçok mesleki okul açmış; eğitim ağını imparatorluk geneline yaymıştır.

·                     Ulaşım ve Haberleşme: Bağdat ve Hicaz Demiryolu projelerini hayata geçirmiş, telgraf sistemlerini geliştirmiştir.

·                     Ekonomi: Devletin borçları nedeniyle Düyûn-ı Umûmiye (Genel Borçlar İdaresi) bu dönemde kurulmuştur.

4. Kişiliği ve Özel Hayatı

·                     İlgi Alanları: Usta bir marangozdur (Yıldız Sarayı'ndaki birçok mobilyada emeği vardır). Batı müziğine, operaya ve tiyatroya ilgi duymuş, piyano çalmıştır.

·                     Yaşam Tarzı: Dindar bir kişiliğe sahip olduğu, basit giyindiği ve bireysel hayatında tutumlu olduğu belirtilir. Polisiye romanlara ve kitap tercümelerine büyük ilgi duymuştur.

5. Saltanatının Sonu ve Ölümü

·                     Tahttan İndirilmesi: 1909'daki 31 Mart Vakası sonrası meclis kararıyla tahttan indirilmiş, Selanik'e sürgüne gönderilmiş, daha sonra İstanbul'daki Beylerbeyi Sarayı'na getirilmiştir.

·                     Ölümü: 10 Şubat 1918'de 75 yaşında vefat etmiş ve II. Mahmud Türbesi'ne defnedilmiştir.

3.
        AI Bakışı

Laylaylom, genellikle kaygısız, ciddi olmayan, eğlenceli ve rahat bir yaşam tarzını veya durumu ifade eden bir ifadedir. Hiçbir şeyi umursamayan, sorumsuz davranan veya işi ciddiye almayan kişiler için kullanılır. Ayrıca, zorlu olmayan, eğlenceli ve yüzeysel işler/durumlar için de "laylaylom" kelimesi tercih edilebilir. Facebook +2

Kelimenin Kullanım Bağlamları:

·                     Davranış: İşleri ciddiye almayan, sorumsuz veya gamsız tavır.

·                     Durum: Eğlenceli, sorunsuz, rahat ve yüzeysel zamanlar.

·                     İfade: Metin Işık'ın ünlü şarkısında olduğu gibi, lakayıt veya ciddiyetsiz durumlara sitem etmek amacıyla da kullanılır. 

Facebook +3

Özetle, sorumluluktan uzak, neşeli ama bir o kadar da ciddiyetsiz bir atmosferi anlatmak için "laylaylom" tabiri kullanılır.

4.
        AI Bakışı

Altüst olmak (genellikle birleşik yazılır), bir şeyin düzeninin tamamen bozulması, darmadağın olması, karmakarışık hale gelmesi veya bir kişinin psikolojik olarak yıkılması, çok üzülmesi/tedirgin olması anlamlarına gelen bir deyimdir. Hayatın veya bir ortamın kaosa girmesini ifade eder.

5. AI Bakışı

Anlaşıldı, konunun önemine ve ciddiyetine uygun şekilde hareket ediyoruz. Sürecin hassasiyetini koruyarak, profesyonel, dikkatli ve sorumluluk bilinciyle çalışmaya devam edeceğiz. Gereken tüm önlemler ve ciddiyet en üst düzeyde uygulanacaktır.

 

"İran Savaşı Afrika'ya Ne Söylüyor?"

 Göktuğ Çalışkan tarafından kaleme alınan "İran Savaşı Afrika'ya Ne Söylüyor?" başlıklı makale, Orta Doğu'daki çatışmaların Afrika kıtası üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini sistematik bir şekilde ele almaktadır.

Metnin sistematik özeti şu şekildedir:

1. Temel Tez: Savaşın Yerelleşmesi

Yazarın ana argümanı, modern savaşın artık sadece cephede kalmadığıdır. İran ve İsrail/ABD arasındaki gerilim, Afrika için "uzak bir savaş" olmaktan çıkmış; limanlardan pazar tezgahlarına, bütçe planlamalarından akaryakıt pompalarına kadar her alanda hissedilen "yerel bir maliyet" haline gelmiştir.

2. Lojistik ve Ticari Kırılmalar

  • Deniz Yolları: Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz hattındaki riskler nedeniyle gemilerin Ümit Burnu'na yönelmesi, sigorta maliyetlerini (bazı güzergahlarda 10 kat) ve taşıma sürelerini artırmıştır.

  • İhracat Kayıpları: Kenya örneği üzerinden; Orta Doğu pazarındaki aksamalar nedeniyle Mombasa limanında milyonlarca kilo çayın beklediği ve haftalık 8 milyon dolarlık bir kayıp oluştuğu vurgulanmaktadır.

  • Tedarik Zinciri: Mart-Mayıs dönemindeki ekim faaliyetleri için kritik olan gübre (amonyak ve üre) tedarikinin aksama riski, tarımsal üretimi tehdit etmektedir.

3. Ekonomik ve Sosyal Etkiler (Stres Testi)

  • Akaryakıt Şoku: Gana, Malawi, Tanzanya gibi ülkelerde petrol ve dizel fiyatlarına gelen sert zamlar, halkın günlük yaşamını (ulaşım, gıda nakliyesi, elektrik) doğrudan etkilemektedir.

  • Bütçe Baskısı: Senegal gibi ülkelerin zorunlu olmayan resmi seyahatleri durdurması veya Mısır'ın tasarruf tedbirleri, savaşın devlet kapasitesini zorlayan bir "stres testi" olduğunu göstermektedir.

  • Büyüme Kaybı: Afrika Birliği ve diğer kurumların raporlarına göre, uzayan bir savaşın kıtanın 2026 büyüme rakamlarından puan silebileceği öngörülmektedir.

4. Yeni Fırsatlar ve Stratejik Kazanımlar

Kriz, her aktör için sadece kayıp getirmemektedir:

  • Lojistik Avantaj: Ümit Burnu rotasının canlanması; Maputo (Mozambik), Durban (Güney Afrika) ve Mauritius gibi limanların stratejik önemini artırmaktadır.

  • Bölgesel Üretim: Nijerya'daki Dangote Rafinerisi'nin, dışa bağımlılığı azaltarak komşu Afrika ülkelerine petrol ürünü ihraç eden bir bölgesel güç haline gelmesi "kısa tedarik zincirlerinin" önemini kanıtlamaktadır.

5. Sonuç ve Öneriler: "Stratejik Dayanıklılık"

Yazar, Afrika başkentleri için güvenliğin artık sadece sınır korumak değil, liman-bütçe-sokak arasındaki zinciri sağlam tutmak olduğunu belirtir. Kıtanın iki seçeneği olduğu vurgulanır:

  1. Reaktif Yaklaşım: Her krizde zam ve geçici sübvansiyonlarla hasar kontrolü yapmak.

  2. Proaktif Yaklaşım (Stratejik Dayanıklılık): Ortak yakıt tedariki, stratejik stoklama, gübre güvenliği ve koordineli lojistik altyapısı kurarak kurumsal bir direnç oluşturmak.

Özetle: İran savaşı Afrika’ya, uzak coğrafyalardaki füzelerin menzilinden ziyade, kendi kurumlarının ve lojistik ağlarının sağlamlığının hayati olduğunu öğretmektedir.