Hz. Ali’ye (r.a) atfedilen"Kendini bilen Rabbini bilir" (Arapçası: Man arefe nefsehû fekad arefe Rabbehû) sözünü küçük yaşlarda duydum. O gün bugün Rabbimizi bilmek için çabalıyorum. Başta Kendimizi Görme Denemesi olmak üzere birçok deneme kitabımda bu uğraşılarımı yazdım.
Bir
de şiir yazdıydım 6 0cak 1988’de:
Ben Yunus oldum, Mevlâna oldum.
Aristo oldum, Gazali oldum.
Nasıl anlatayım bilmiyorum
Bazen “sen” oldum, bazen “ben” oldum.
Sabahattin
Gencal
Gerçekten epey bir yol katetmişken Allah’tan (cc) unuttum
öğrendiklerimi. Doktorların hafıza testlerinden tam puan aldım. Doktorlar bir
teşhis koyamadılar unutkanlığıma. Onlar da şaşırdı. Ben zaten şaşkınım öteden
beri. Unuttum dediğim bir hadise öyle bir zaman geliyor ki sanki bir video
oynuyor gibi karşımda. Bu duruma üzülüyordum doğrusu. Şimdilerde Prof. Dr. İsmail
Hakkı Aydın, “Hiçbir şey unutulmaz.” diyor da… Doğru diyor. Ne var ki hafızanın
derinliklerinden anında çıkartamamak var… Onda da bir hayır var.
Unutup bildiğini ârif isen nadan ol
Bezm-i
vahdette ne ilim ne de âlim isterler.1
(İsmail
Hakkı Erzurumi)
(Erzurumlu
İbrahim Hakkı Hazretleri adlı bir inceleme ve derlemem de var. Allah rahmet
etsin ondan da çok yararlandım.
*
Bugün
12. 05. 2026 Salı. Odamda yapayalnızken ve GÜNLÜK’ün sayfalarını düzenlerken
Ahmet Gencal’ın YAVAŞ YE, HIZLI YÜRÜ: RUHUN ANAYASASI başlıklı (ŞiirdenŞarkıya- Tıkla) yazısı epeyce düşündürdü beni.
“Arşimet'in hamamda suyun kaldırma kuvvetini
keşfedip "Eureka!" (Buldum!) diye bağırması, taçtaki sahteciliği
ortaya çıkardığı anı simgeleyen en ünlü bilimsel hikâyeyi” de hatırladım. "Buldum"
(Eureka)
Önce
şiirden bir dörtlük.
Eşyaya
bağlanma, hafifle biraz,
Ruhunda
başlasın o sonsuz niyaz.
Mevlânâ’nın
diliyle, Yunus’un sesiyle,
Can
bulur bu hayat, sevda nefesiyle.
Ahmet
Gencal, Nisan 2026
https://gencalsabahatti.blogspot.com/2026/05/incinme-incitme.html
Artık
ben de buldum. Mevlâna’nın Şems-i Tebrizi’yi2 bulması gibi ben de
oğlum Ahmet Gencal’ı buldum. Demek ki körmüşüm. Şimdiye dek yanımda olanı
görmemişim. Allah (CC) ömür verirse ve izin ederse Ahmet’le Okyanuslara açılımı
deneyeceğiz.
Sabahattin
Gencal, 12. 05. 2026
_______________________
1. 1. İsmail Hakkı Erzurumi’ye ait olan
bu dizeler, tasavvuf düşüncesinin en derin ve vurucu noktalarından birini, yani
"terk" ve "hiçlik"
makamını anlatır. Şair, zihinsel bir bilgi birikiminden ziyade, kalbi bir
tecrübeye vurgu yapmaktadır.
Dizeleri kelime anlamları ve tasavvufi derinliğiyle şu şekilde analiz
edebiliriz:
1. Dize: "Unutup bildiğini
ârif isen nadan ol"
- Ârif: Gerçeği
bilen, sezgi ve irfan sahibi kişi.
- Nadan: Cahil,
bilmeyen, ham kişi.
Açıklama: Şair burada bir paradoks
kullanıyor. Eğer gerçekten bir "ârif" (hakikat yolcusu) isen, şimdiye
kadar öğrendiğin tüm teorik bilgileri, zihinsel yükleri ve benliğini besleyen
malumatı unut diyor. Tasavvufta buna "ilimden irfana
geçiş" denir. Buradaki "nadan (cahil) ol" ifadesi,
gerçek bir cehalet değil; bildikleriyle övünmeyi bırakmak, kibrinden arınmak ve
Allah’ın huzurunda bir "hiç" olduğunu kabul etmek demektir.
2. Dize: "Bezm-i vahdette ne
ilim ne de âlim isterler"
- Bezm-i Vahdet: Birlik
meclisi, Allah’ın tekliğinin ve varlığının tam olarak hissedildiği manevi
makam.
- İlim ve Âlim: Kitabi
bilgi ve o bilgiye sahip olan kişi.
Açıklama: Vahdet (birlik) makamına
ulaşıldığında, artık aracı olan bilgilere ihtiyaç kalmaz. Çünkü ilim, bir şeyi
"hakkında" bilmektir; vahdet ise o şeyin bizzat kendisi
"olmak" veya onda yok olmaktır (fena). Güneş
doğduğunda mum ışığına gerek kalmaması gibi, Allah’ın tecellisi karşısında
insanın sahip olduğu sınırlı akıl ve bilgi hükmünü yitirir. O mecliste istenen
şey "diploma" veya "kitabi bilgi" değil, saf bir gönül ve teslimiyettir.
Genel Özet
Bu beyit, Mevlana’nın "Bilgi çamurdur, aşk ise
su" felsefesiyle paraleldir. Şair demek istiyor ki:
- Zihinsel
bilgi (kal ilmi), insanı bir yere kadar taşır ancak asıl hakikate (hal
ilmi) ulaşmak için bu bilgilerin yarattığı "benlik"
perdesini yırtmak gerekir.
- İlminle
gururlanmayı bırakıp, hiçbir şey bilmediğini fark ettiğin an, gerçek
bilgeliğin kapısı açılır.
- Yaratıcı
ile baş başa kalınan o "birlik" anında, kişinin unvanı, rütbesi
veya ezberlediği kitaplar aradan çekilir; sadece aşk ve hayret kalır.
Kısaca: Gerçek irfan, bildiklerini
unutacak kadar tevazu sahibi olmak ve Hakk’ın huzuruna sadece
"hiçlik" ile çıkmaktır.
***
AI Bakışı
2.
Şems-i Tebrizi ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rumi'nin karşılaşması, 1244 yılında
Konya'da gerçekleşen ve Mevlânâ'nın hayatını ilahi aşkla dönüştüren tarihi bir
buluşmadır. Şems, aradığı kâmil dostu Mevlânâ'da bulmuş, onu medrese
ilimlerinden alıp derin bir mistik tecrübeye taşımıştır. Anadolu Ajansı +1
Şems ve Mevlânâ'nın Buluşma Hikayesi
- İlk
Karşılaşma: Eflâkî'ye
göre, Mevlânâ babasının vefatından sonra Seyyid Burhâneddin'in emriyle
ilim tahsili için Dımaşk'a (Şam) gittiğinde, bir gün halkın arasında siyah
elbiseli Şems'i görmüş ve "Ey dünya sarrafı beni anla!" diyerek
onu manevi bir arayışla selamlamıştır.
- Konya'ya
Geliş: Şems-i
Tebrizi, 1244 yılında (H. 642) Konya'ya gelmiş ve Mevlânâ ile
karşılaşmıştır. Bu görüşme, Mevlânâ'nın manevi hayatında
"Şems"in doğuşu olarak kabul edilir.
- Derin Bağ
ve Halvet: İkili,
Selahaddin-i Zerkûb'un evinde üç ay boyunca kimseyle görüşmeyerek (halvet)
ilahi hakikatleri ve aşkı paylaşmış, bu süreçte sema yapmışlardır.
- Dönüşüm: Şems, Mevlânâ'yı ilahi aşk potasında
eriterek onu kamil bir Hak aşığı haline getirmiştir. Mevlânâ'nın 44 bin
834 beyitlik eseri "Divan-ı Şems-i Tebrizi" bu derin dostluğun
ve dönüşümün bir ürünüdür.
- Ayrılık ve İkinci Buluşma: Şems, Konya'daki huzursuzluklar nedeniyle iki kez şehri terk etmiştir. Mevlânâ, yıllar süren arayıştan sonra Şems'in Tebriz'de olduğunu duyunca oğlunu onu getirmesi için göndermiştir. TDV İslâm Ansiklopedisi +4
Bu buluşma, sadece iki dostun karşılaşması değil, aynı zamanda Mevlânâ'nın içindeki potansiyelin açığa çıkması ve ilahi aşkın sembolleşmesi olarak görülür. ŞEMS-i TEBRÎZÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi
*
21 Eyl 2018 — Şems-i Tebrizi ile Mevlana bu ikinci karşılaşmadan sonra Selahaddin-i Zerkûb'un evinde üç ay boyunca visal orucu tutarak iki defa ... Sorularla İslamiyet
- Mevlana'nın
kadim dostu: Şems-i Tebrizi - Anadolu Ajansı
15 Ara 2018 — Şems, Mevlana ile üç yıl süren beraberliği sonunda onu ilahi aşkın potasında eriterek, kamil bir Hak aşığı olmasında derin etkisi... Anadolu Ajansı



