"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
| |
| ||||||
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
| |
| ||||||
Bugün bir şey öğrendim:
“Ağlama
gözyaşı göz kapaklarının şişmesine ve gözde enfeksiyonlara sebep olur.”
Ben
birkaç yıldır bu dertten müzdaribim. Gözyaşı kanallarım tıkandı. Gözümde
enfeksiyon oluştu hem de yumurta kadar. Sağ olsunlar doktorlar önce enfeksiyonu
kuruttular sonra da sağ gözüme yeni kanal açtılar.
Sol
gözümün ameliyat sırası geldi de geçti bile. Nedense ameliyattan korkuyorum. Daha
doğrusu narkozdan korkuyorum. Nasıl korkmayayım? Narkozlanmış memleketimin
halini görüyoruz.
Sürekli
tetikteyim. Göz yaşı ilacı kullandığım gibi antibiyotikli ve kordizonlu ilaç da
kullanıyorum ara ara. Devamlı kullanmak sakıncalıymış.
Çok
dikkat etmeme rağmen gözüm çapaklanıyor. Enfeksiyon oluşuyor… Meğer bu ağlamak
göz yaşındanmış…
Bu
ne demek? Bu demektir ki bu gidişle gözlerim kapanana kadar enfeksiyon devam
edecek. Öyle ya. Ağlamam durmuyor ki benim. O kadar hassasım ki anlatamam.
Gerçi tonla ilâç içiyorum ama ...
Durumu
az çok seziyorduk. Çocuklar haber kısıtlaması getirdiler, nihayet geçende yapay
zekâ da “haber diyeti" koydu. Daha ne yapabilirim bilemiyorum. En iyisi
doğduğum yöredeki Alayısa yaylasına çıkmak ama… Çocuklar haberleri kısıtlıyor
bu demektir ki iyi haber yok. Ya, bir gün olsun iyi haber, doğru haber, güzel
haber olmaz mı?
Bir
de şu var: Benim diz kapaklarım, Kemal Sunal’ın diz kapakları gibi. Meterooloji
istasyonu mübarek. Bir de rüyalarım ve sezgilerim var. Onun için haber
diyetleri işe yaramıyor.
Haber dinlemeyeceğiz hele haberleri analiz edenlerin atmasyonlarını hiç dinlemeyeceğiz. Peki, maç da mı izleyemeyeceğiz? Neyse ki Trabzonspor ve Beşiktaş maçlarına izin çıktı.
Dizilere gelince…
Beni daha çok vefa ağlatır. Sadık kalmak,
merhametli olmak, iyi niyetli olmak vb. duygular ağlatır. Türk filmlerinde,
eskiden bunlar fazlasıyla vardı ama şimdilerde nadiren. Onun için haftada
birkaç diziye müsaade var. Bu meşhur dizilerde göz yaşım akmıyor ama müthiş
sinirlendiğim zamanlar oluyor. Öyle sahneler oluyor ki Türkiyede’ki bütün
öğretmenlerin bir yılda oluşturduğu erdemleri bir dizide heba ediyorlar.
İşlerine gelmediği konulara ceza kesen RÜTÜK bu filimleri seyretmiyor bile.
Geçende bir haber okudum Turizm Bakanlığı Yurt Dışına satılan filimlere 100
milyon liracık teşvik mi destekleme mi ne dersen de para verecekmiş.
Anlaşılan
toprak olmadan kurtulamayacağız. Haber dinlersek enfeksiyon, dizi izlersek
obsesyon…
Düşünüyorum:
Beni rahatsız eden yönetim mi? Yoksa rahmetli hocalarım mı?
“Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun / Yurdum seni yüceltmeye andlar olsun.” Veya
“Gül ki sen, neş’enle gülsün ay, güneş, toprak,
deniz./ Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.”
Dahası var Gençlik Marşı, İzmir Marşı vb. marşları diye diye…
Bir rahmetli arkadaşım, "Sabahattin biz b…u yedik. Bizi öyle doldurdular ki…" demişti. Gerçekten öyle dolduk ki... Derler ya "Ey gidi Karadeniz, doldi da taşamayi..."
(Marşlar Medyadan bölümünde)
Yani vatan millet aşkından sarhoş olan bizim
kuşak böyle enfeksiyonla ve obsesyonla uğraşıp dururken "atı alan Üsküdar’ı
geçiyor." Eee sosyal medyadan fetva verenler de ağlamamamız lazım diyor. (Ali
Ekber Çiçek de öyle diyor. Aşağıda)
“Ağlamayan çocuğa meme vermezler.” sözünü unutalım.
Ne ağlayalım ne de birbirimize yakınalım. Öyle istiyorlar...
Tövbe tövbe, nasıl başladık nasıl bitirdik?
İşte bu dönemde böyle oluyor insan.
Sabahattin Gencal, İstanbul, 06. 03. 2026
|
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci |
||||||
|
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü
Etkinliklerinden Bazıları |
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
***
Ağlama Gözlerim (Gurbet Elde)
Ali Ekber Çiçek'in şarkısı ‧ 1999
Şarkı Sözleri
Gurbet elde bir hal geldi başıma, geldi başıma
Ağlama gözlerim Mevla Kerim'dir
Derman arar iken derde düş oldum
Ağlama gözlerim Mevlam Kerim'dir, Mevla Kerim'dir
Derman arar iken derde düş oldum
Derman arar iken derde düş oldum
Ağlama gözlerim Mevlam Kerim'dir,
Ağlama gözlerim Mevla Kerim'dir
Kağıda yazarlar ufak yazılar, ufak yazılar
Anasız olur mu körpe kuzular
Derdi yüreğinde olan sızılar
Ağlama gözlerim Mevlam Kerim'dir, Mevla Kerim'dir
Derdi yüreğinde olan sızılar
Anasız olur mu körpe kuzular
Ağlama gözlerim Mevlam Kerim'dir,
Ağlama gözlerim Mevla Kerim'dir
Pir Sultan Abdal'ım böyle buyurdu, böyle buyurdu
Ayrılık donların biçti geydirdi
Ben ayrılmaz idim felek ayırdı
Ağlama gözlerim Mevlam Kerim'dir, Mevla Kerim'dir
Ben ayrılmaz idim felek ayırdı
Ben ayrılmaz idim felek ayırdı
Ağlama gözlerim Mevlam Kerim'dir,
Ağlama gözlerim Mevla Kerim'dir
Kaynak: Musixmatch
Besteciler: Sin Wong Wang
İmam-ı Rabbani Hazretleri tarafından mürşidi Muhammed Bakibillah’a (k.s.) yazılan bu mektup, tasavvufi yolun derinliklerini, ulaşılan makamların şeriatla olan tam uyumunu ve süluk sürecindeki manevi dönüşümleri konu almaktadır.
Metnin sistematik özeti aşağıdadır:
Mesafe ve Mücahede: Tasavvuf yolunun (tarikatın) ucu bucağı olmayan bir sonsuzluk olduğu vurgulanır. Kur’an-ı Kerim’deki "elli bin sene" ifadesine atıf yapılarak, manevi yolculuğun (seyr-i ilellah) insan takatinin ötesinde bir uzunluğa sahip olduğu belirtilir.
Ümit ve Rahmet: Yolun büyüklüğü karşısında insanın acziyete ve yeise (ümitsizliğe) düştüğü anlarda, Allah’ın rahmetinin ve inayetinin yetiştiği ifade edilir.
Müellif, kendisini irşad makamına tam ehliyetli görmemesine rağmen, talebelerin yoğun ısrarı ve mürüvvet (insaniyet) gereği onlara eğitim vermeye başladığını dile getirir. Bu, büyük zatların sahip olduğu "mahviyet" (nefsini hiçe sayma) halinin bir tezahürüdür.
Görüş Değişikliği: İmam-ı Rabbani, daha önce "Her şey Odur" (Vahdet-i Vücud) anlayışında durakladığını, ancak manevi ilerleme neticesinde hakikatin başka bir yüzünün açıldığını belirtir.
Yeni Makam: "Her şey Odur" yerine, "Her şey Ondandır" (Vahdet-i Şuhud) görüşünün kemal bakımından daha üstün ve yeterli olduğunu keşfettiğini ifade eder. Eşyanın, fiillerin ve sıfatların asıl ile olan bağının bu yeni pencereden tam bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde netleştiğini bildirir.
Tam Uyumluluk: Elde edilen tüm keşiflerin, şeriatın zahiri hükümlerine kıl payı kadar bile aykırı olmadığı vurgulanır.
Aykırılıkların Sebebi: Bazı mutasavvıfların şeriata aykırı görünen sözlerinin (şathiye) iki temel sebebi olduğu açıklanır:
Sehiv: Manevi yanılma.
Sekir: Manevi sarhoşluk ve kendinden geçme hali.
Müntehinin (Yolun Sonuna Varanın) Hali: Yolun başına veya ortasına ait olan aykırılıklar geçicidir. Yolun sonuna varan kâmil zatta batın (iç alem) ile zahir (şeriat) arasında tam bir mutabakat oluşur.
Ulema (alimler), hakikate delil ve dış bilgilerle ulaşırken; Meşâyih (veliler) aynı hakikate keşif, zevk ve yaşayarak ulaşır. Her iki grubun vardığı sonucun aynı olması (mutabakat), yolun sağlamlığının en büyük delilidir.
Sonuç ve İstirham: İmam-ı Rabbani, manevi hallerin bir kısmını kağıda dökebildiğini ancak hepsini anlatmaya vaktin ve imkânın yetmediğini belirterek; mürşidinden kendisini manevi teveccühünden mahrum bırakmamasını ve bu yolda yalnız terk etmemesini talep ederek mektubunu bitirir.
************************************************************************************************************
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
| |
| ||||||
Mektubat-ı İmam-Rabbani Farsça Mektubat 1.Ders 29.Mektup