10 Mayıs 2026 Pazar

Eskimeyen Dostluk

 



10 Mayıs 2026 Pazar.

İstanbul’da hava güneşli halk sokağa çıktı. Ben bile…

Saat: 15.00’da Dörtyol Kafede buluştuk değerli arkadaşım Erdoğan Beyle.

Saymadım kaçıncı kez buluştuk Erdoğan Beyle. 9 yıldır hamt olsun buluşuyoruz. Karşılaşma öncesindeki o kısa süreli heyecan, kavuşma anında birbirimizi iyi ve sağlıklı görmenin verdiği rahatlama. Sohbetlerimiz sıcaklığını ve samimiyeti eksilmeden devam ediyor.

Günlük hayatın stresinden uzak olabiliyoruz çünkü hayatı olduğu gibi kabul edenlerdeniz. Anın tadını da çıkarmıyor değiliz. Örneğin Erdoğan Bey’in ikramları… Çayın yanında simit, börek ve çörek, onlar da yetmedi paket içinde mısır gevreği…

Aslında sohbetlerimiz de gevrek gevrek oluyor Erdoğan Bey sayesinde. Türkiye’mizin durumu üzerinde, yazılı ve görsel medyadan alıntılarla sohbet ettikten sonra Erdoğan Bey bir Temel fıkrası anlatıyor. (Öyküsü demek belki daha doğru olur.) İşte birinci özet: Şanzımanın bozulması. Tık tık (Bir temel öyküsü)

Sohbetimizin sonlarına doğru Erdoğan Bey, Fikir Masası Üyelerimizden emekli öğretmen Ahmet Mutoğlu’nu görüntülü aradı.

Sordum Mutoğlu’na Belçika’dan bir mesajınız olur mu?  “Hep aynı” dedi. Tekrar sordum yine “hep aynı” dedi.  Bu söz beni ta 1954’e götürü verdi. Dernekpazarı’ndan (Kondu’da), çarşının arkasındaki dere kenarındaki çayırda yapılan seçim konuşmalarını izliyorduk.  O konuşmalardan yalnız rahmetli Osman Bölükbaşı’nın bir sözü aklımda kaldı. “Aynı tas aynı hamam” Ahmet Bey “hep aynı” derken bunu kastetmiyordu. Çünkü o zamanlar belki de daha doğmamıştı.

İki saatten biraz fazla sohbet ettik. Sonuçta her sorunun altında cahillik ve ahlaksızlık yattığı konusunda hemfikir olduk.

"Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" hadisi (Muvatta, Hüsnü'l-Hulk, 8), Hz. Muhammed'in (s.a.v.) peygamberlik görevinin temel amacının, insan davranışlarını en üst seviyeye çıkarmak, yozlaşmış ahlakı düzeltmek olduğunu ifade eder.” Yeni bir peygamber beklemediğimize göre güzel ahlâkı tamamlamak bizim görevimiz.

Bu konuda çalışılmıyor değil ama tamamen ters yönde. Gönül isterdi ki uzmanların işine karışılmasa…

Konuşmanın sonuna doğru. Arkamdan bir ses. Bu caminin kıblesi yanlış. Minaresi eğri dese, Mimar Sinan gibi iple düzeltirdik kendisine ama cami…

Tamam da bize niçin söylüyor bunu? Arkaya döneyim dedim ama dönemedim. Herhalde bunu fark etti ki masamıza geldi. Bu sahneyi oğlum Ahmet Bey ayrıntılı yazdı. Tık tık Ben tekrar etmeyeceğim. Her halde bizim konuşmalara kulak misafiri oldu ve konuşmalarımızın kısa özetini verdi. Kıble yanlış.

İki kolunu da açıp sağa sola dönmesi beni ta, (624'te Hz. Muhammed'in cemaatin kıblesini Kudüs'ten Mekke'ye çevirdiği,) Mescid-i Nebevi'ye yaklaşık 5 km uzaklıkta olan iki kıbleli mescit’e götürdü. 1995’te kendisinden Allah (cc) razı olun oğlum Fuat beni hacca göndermişti. İşte o sırada bizim rehberimiz de iki kolunu açıp gövdesini çeviriyordu…

Bunu niye mi yazdım?

Ben sorsanız kafedeydim ama bir anda Medine’ye ve Mekke’ye gidip geldim. O kadar mı? Değil. Ahmet Bey’le konuşurken, hiç görmediğim Belçika’ya gittim. Ahmet Bey, dün 30 kilometre ötede, 40 sene önce çalıştığı yere gittiğini ve eski dostlarla görüştüğünü söyleyince, eski dostlar eski dostlar diye mırıldandık. (Bulursam siteme yerleştiririm.) Ahmet beyin yüzü kızarmıştı, yayla havası mı var orada deyince yaylalardan söz ettik. Onların yaylası Cahmut, bizimkisi Alaysa. Çocukluğum oralarda geçti. Ahmet Beyin de… işe bak sen Alaysa, Gerigi Yayla Cahmutlar, Sarıkaya, Yente, Haldizen yaylalarında bir tur atmak da varmış…

Bir gün bu buluşmalarımız da anılara karışacak. Umarım ki hep böyle tatlı sohbetlerimizin satır aralarında kalan inciler çıkarılabilir. Örnek olarak gösterilebilir.

İyi günler, güzel günler dileğiyle…

Sabahattin Gencal, İstanbul, 10. 05. 2026

 

 


Adnan Şenses - Eski Dostlar (Official Audio) 

 

 Şarkı Sözleri:

Unutulmuş birer birer Eski dostlar eski dostlar Ne bir selam ne bir haber Eski dostlar eski dostlar Hayal meyal düşler gibi Uçup giden kuşlar gibi Yosun tutan taşlar gibi Eski dostlar eski dostlar Unutulmuş isimlerde Bilinmez ki nasıl nerde Şimdi yalnız resimlerde Eski dostlar eski dostlar Hayal meyal düşler gibi Uçup giden kuşlar gibi Yosun tutan taşlar gibi Eski dostlar eski dostlar Söz: Hayri Mumcu Müzik: Gültekin Çeki Bizi Takip Etmek için: Fono Müzik Facebook:   / fonomuzik  

 

Garip Anam

 



Garip Anam | Anneler Günü İçin Duygusal Arabesk Şarkı | Official Music Video


“Garip Anam”… Bu şarkı; annesine özlem duyanların, içindeki çocuk hâlâ annesini arayanların ve yokluğun en ağırını yaşayanların hikâyesini anlatıyor. Bu şarkı tüm annelere ve annesini özleyen herkese armağan olsun… 💔 🎧 Kulaklıkla dinlemeniz önerilir 💬 Annesini seven herkes yorum bıraksın 🔔 Abone olarak destek olabilirsiniz

Bekle Beni Anneciğim

 



Anneler Günü'nde En Sessiz Veda: Bekle Beni Anneciğim (Duygusal Şiir)
"Bugün dışarıda bir telaş, ellerde çiçekler, yüzlerde bayram gülüşleri var... Benim ise ellerim boş, içim senin özleminle dolu anne. Senin tembihlediğin gibi çiçeklerine baktım, 'evi süpür' dediğin o sesi mermerleri silerken duydum. Yarın Anneler Günü... Herkes annesinin dizine, ben ise senin toprağına yaslanıyorum." Şiir Sözleri: BEKLE BENİ ANNECİĞİM
Dışarıda bir telaş, bir renk cümbüşü, Her köşe başında çiçekçiler, ellerde buketler, saksılar... İnsanlar yürüyor anne, gözlerinde bayram gülüşü, Ben ise yanına, en sessiz yanına geliyorum, Ellerim boş, içim boş, her yanım senin özleminle dolu... "Evi süpür, yerleri sil" derdin ya hani, Toz konmasın diye üstüne, süpürüyorum her yanı şimdi, Sen çiçeklerine ne de güzel bakardın, kıyamazdın, "Unutma sulamayı" diye tembihler, bir bir anlatırdın. Biliyor musun, bugün o çiçekçi de dedi senin gibi; "Bu güller çok su istemez, çok az su ver" dedi... Oysa benim gözyaşlarım durmuyor ki sel gibi, Bak suladım çiçeklerini, mermerler ışıldıyor, Görüyor musun anne, “Serçen” hâlâ köz gibi yanıyor... Yine her zamanki yerimdeyim, ayak ucunda, Sana anlattıklarımı dinliyorsun yine dikkatle. Hadi anne, bir şeyler söyle, neden susuyorsun? O gün geldiğimde, sağına mı yatayım, yoksa soluna mı? Kim dindirebilir evladının bu bitmez acısını? "Azrail, sevdiğinin kılığında gelirmiş" diye derler ya, Eskiden "öğrencilerimden biridir" derdim. Şimdi ise seni göreceğim o sahneyi bekliyorum. Özledim anne, dizlerine başımı koymayı çok özledim, Sana kavuşacağım günü, takvimlerden bir bir gizledim. Yarın Anneler Günü anne... Herkesin annesi evinde, Benim annem ise kalbimin tam orta yerinde. Toprağın ellerime değiyor, kokun geliyor rüzgârla, Bekle beni anneciğim, kavuşacağız elbet o büyük baharla. Ahmet Gencal 10 Mayıs 2026 Kanal Bilgisi & İletişim: Bu çalışma, Ahmet GENCAL (İki Kalpli Adam) tarafından vefat etmiş tüm annelerimizin aziz hatırasına ithaf edilmiştir. Yazan: Ahmet GENCAL Müzik & Seslendiren & Prodüksiyon: AI Destekli Multimedia Projesi Kanalımıza Abone Olun:

“Manavlarda Baklalar, Laf Üstüne Taklalar

 


Manavlarda baklalar, laf üstüne taklalar

İhsan Üren’den bir şiirle bitirelim yazıyı: 

Şiirsizlere 

Ulan kitapsızlar,  

Ulan kitaplılar,  

Ben ne diyeyim size!.. 

İşsiz güçsüz uçuk şairim 

elimden bu kadarı gelir. 

Bu kötü gidişli toplumda; 

dilimi tutsam, kalemim delirir. [Çetin Altan, Şeytanın gör dediği, (03.04.2011)]

 

______________________

Sabahattin Gencal, Pazar Günlerine Özel SANDVİÇ/DENEMELERİM, Cinius yayınları, İstanbul, 2020

 

Casa Batlló



 Bu görseldeki yapı, dünyaca ünlü Katalan mimar Antoni Gaudí'ye ait olan ve Barselona'da bulunan Casa Batlló'dur.

Modernizm akımının en ikonik örneklerinden biri kabul edilen bu bina, mimarın kendine has organik formlarını, renkli seramik mozaiklerini (trencadís) ve maskeye benzeyen dökme demir balkonlarını açıkça sergilemektedir.

Görselin öne çıkan bazı özellikleri şunlardır:

  • Cephe Süslemesi: Binanın dış yüzeyi, durgun bir suyun yüzeyindeki yansımaları andıran renkli cam ve seramik parçalarıyla kaplıdır.

  • Balkonlar: Halk arasında "Kemik Evi" (Casa dels ossos) olarak anılmasına neden olan, kafatası veya maske formundaki balkon tasarımları dikkat çekicidir.

  • Çatı Yapısı: Binanın çatısı, bir ejderhanın sırtını andıracak şekilde tasarlanmış renkli kiremitlerden oluşur.

Gaudí'nin bu eseri, doğadan ilham alan dokuları ve ışık oyunlarıyla sanat tarihinin en özgün mimari yapılarından biri olarak kabul edilmektedir.

Rabbani'nin Mektupları- 078

 İmam-ı Rabbani Ahmed el-Faruki es-Serhindi hazretleri tarafından Cebbarî Han’a yazılan 78. Mektup, tasavvufi yolculuğun esaslarını, şeriat ile hakikat arasındaki ayrılmaz bağı ve mürşid-mürid ilişkisindeki incelikleri konu almaktadır.

Metni sistematik olarak şu başlıklar altında özetleyebiliriz:

1. Tasavvufi Bir Terim Olarak "Sefer Der Vatan" (Vatanda Sefer)

  • Tanım: Nakşibendiye yolunun temel kurallarından biri olan bu kavram, kişinin halk içindeyken Hak ile olması ve ruhun kendi içinde gerçekleştirdiği enfüsî (içsel) yolculuğu ifade eder.

  • Mahiyeti: İmam-ı Rabbani, "nihayetin bidayete derc edilmesi" (sonun başlangıçta yer alması) sırrı sayesinde, bu yolda olanların başlangıçta dahi bu içsel seferden zevk alabileceklerini belirtir.

  • Seyir Türleri: Tasavvuf yolunda önce dış dünyadan (afakî seyir) geçilir, ardından özün keşfine (enfüsî seyir) odaklanılır. "Vatanda sefer" tabiri, bu enfüsî seyrin ta kendisidir.

2. Şeriat ve Resulullah'a (s.a.v) Tâbi Olmanın Önemi

  • Temel Şart: Maddi ve manevi her türlü "devlet" ve saadete ermenin tek yolu, Hz. Muhammed’e (s.a.v) tam manasıyla tâbi olmaktır.

  • İstidrac Uyarısı: Bir kimsede bazı harikulade haller, vecidler ve keşifler görülse bile, eğer o kişi şeriatın emir ve yasaklarına uymuyorsa, bu haller "istidrac" (derece derece helake götüren yalancı keramet) hükmündedir ve sonu hüsrandır.

  • Öz ve Şekil: Nefis şeriatla terbiye edilip süslenmedikçe, gerçek tasavvufi kokuların ruhun sahasına ulaşması mümkün değildir.

3. Allah'ın Huzurunda Olma Bilinci ve Haya

  • Hazır ve Nazır: Allah’ın her an, her yerde kulu gördüğü ve her ameline muttali olduğu bilinciyle yaşanmalıdır.

  • İnsanların Yanılgısı: İnsanlar sıradan bir mahlukun yanında bir ayıp işlemekten çekinirken, Allah’ın huzurunda olduklarını bildikleri halde günah işlemekten kaçınmamaktadırlar. İmam, bu durumu ciddi bir iman eksikliği ve gaflet olarak niteler.

4. Tevbe ve Vaktin Değerlendirilmesi

  • Ertelenmemesi Gereken Görev: "Erteleyenler helak oldu" hadisine atıfta bulunarak, tevbenin ve salih amellerin yarına bırakılmaması gerektiği vurgulanır.

  • İmanı Tazelemek: "Kelime-i Tevhid" (La ilahe illallah) ile imanın sürekli tazelenmesi tavsiye edilir.

5. Ehliullah ve Mürşide Hürmet

  • İtirazın Tehlikesi: Allah dostlarına, özellikle de kendisinden faydalanılan mürşidlere itiraz etmekten şiddetle sakınılmalıdır. Bu tür itirazlar manevi hayat için "öldürücü zehir" olarak tanımlanır.

  • İnayet Kapısı: Allah’ın yardımının ve cezbelerin, bu zatların himmeti ve kapısı vasıtasıyla zuhur ettiği belirtilir.

6. Şahsi Tavsiyeler ve İstirhamlar

  • Mektubun sonunda İmam-ı Rabbani, Molla Ömer, Şah Hüseyin ve Şeyh İsmail isimli talebelerin veya hizmet erlerinin Cebbarî Han’ın himayesine alınmasını ve gözetilmesini rica ederek mektubunu sonlandırır.

Özetle; 78. Mektup, tasavvufun şeriatın dışında bir yol olmadığını, aksine şeriata tam bağlılık ve Resulullah'ın izinde gitmekle kemale erileceğini vurgulayan irşad edici bir metindir.