9 Nisan 2026 Perşembe

Başarmak Umuduyla

 



        Bugün neler mi öğrendim?

1.  Nobel Ödülü alan ilk kadının kim olduğunu

2.  Avrupa'da doktora yapmış ilk kadının kim olduğunu

3.  Paris Üniversitesi'nde ders veren ve aynı üniversitede profesör unvanı alan ilk kadının kim olduğunu

4.  İki farklı alanda Nobel Ödülü almış ilk insanın kim olduğunu

 İnsan öğrendiğini, bildiğini paylaşmak zorundadır. Onun için paylaşıyorum: Yukarıdaki dört şıka bir cevap: Marie Curie1. Ayrıca birkaç madalya da almıştır.

İlköğretmen Okulu yıllarında Marie Curie’yi de kocası Pierre Curie’yi de öğrenmiştik ama konuyu bu kadar ayrıntılı öğrenmemiştik.

 Hayrola, Sabah sabah Marie Curie’yi anmak nereden icap etti? diye düşünebiliriz. Hemen açıklayayım:

 Beğenmediğimiz sosyal medyada bazen yararlı yayınlar da oluyor. Bugün Facebook’a göz gezdirirken prof. Dr. İsmail hakkı Aydın’a rastladım. Aydın diyor ki “İlme giden yol; asâlet, gurbet, hicret, zillet, sıklet, gayret, hasret, hayret, halvet ve mahrumiyet taşları ile döşelidir.”2 Bu konuda verdiği örneklerden biri de Marie Curiedir. Polanya asıllı olduğunu, zor koşullarda yetiştiğini belirtiyor. Kardeşini de okutuyor. Tabii çocuklarını da. Öyle ki çocukları da Nobel alıyor. Aynı aileden birkaç kişinin Nobel alması da ilktir.

 Aydın, aç kalan, gurbette olan, merak eden, şüphe eden vb. bilim adamlarından da söz etti kısaca.

 Aydın, büyük aydınlarımızdan biridir. Ona vr onun gibilere kulak vermek gerekir. Bunun için de bugünkü güncem bilime yönlendirme gibi oldu.

 Bir de şu var: Allah’ın (cc) izniyle tezgâhımdaki çalışmaları bitirebilirsem ileride İLKLER üzerinde bir çalışma tasarlıyorum. Bu çalışmanın olmazsa olmazı   Marie Curie olacak gibime geliyor. İnşallah başarabiliriz.

  Başarmak umuduyla…

   Sabahattin Gencal, İstanbul, 09. 04. 2026

   ____________________      

        1.               Marie Curie (1867–1934), bilim dünyasında çığır açan keşifleriyle tanınan Polonya asıllı Fransız fizikçi ve kimyagerdir. Modern bilimin en ilham verici figürlerinden biri olan Curie, radyoaktivite üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır.

İşte Marie Curie'nin hayatına ve bilime katkılarına dair temel başlıklar:

Bilimsel Başarıları ve Keşifleri

·                     Radyoaktivite: "Radyoaktivite" terimini bilim dünyasına kazandırmış ve bu alandaki temel prensipleri belirlemiştir.

·                     Yeni Elementlerin Keşfi: Eşi Pierre Curie ile birlikte yürüttüğü çalışmalar sonucunda polonyum ve radyum elementlerini keşfetmiştir.

·                     X-Işınları ve Tıp: Birinci Dünya Savaşı sırasında, yaralı askerlerin tedavisi için taşınabilir röntgen üniteleri (küçük Curieler) geliştirerek radyolojinin tıptaki kullanımına öncülük etmiştir.

                Tarihi İlkleri

                Marie Curie, bilim tarihinde pek çok "ilk"in sahibidir:

1.               Nobel Ödülü alan ilk kadın bilim insanıdır.

2.               İki farklı alanda (Fizik ve Kimya) Nobel Ödülü kazanan dünyadaki tek kişidir.

3.               Paris Üniversitesi'nde (Sorbonne) ders veren ilk kadın profesör olmuştur.


                Nobel Ödülleri

                Curie'nin başarısı iki farklı bilim dalında tescillenmiştir:

·                     1903 Nobel Fizik Ödülü: Radyasyon fenomenine yönelik araştırmaları için (Pierre Curie ve Henri Becquerel ile paylaştı).

·                     1911 Nobel Kimya Ödülü: Radyum ve polonyumun keşfi ile radyumun izolasyonu üzerine yaptığı çalışmalar için.

                Mirası ve Vefatı

                Uzun yıllar boyunca radyoaktif maddelerle doğrudan         ve korunmasız bir şekilde çalışması, Curie'nin sağlığını ciddi             şekilde etkilemiştir. 1934 yılında, aşırı radyasyona maruz                 kalmanın neden olduğu aplastik anemi nedeniyle hayatını                 kaybetmiştir. Çalışmaları bugün kanser tedavisinden nükleer             fiziğe kadar pek çok alanda temel taş olmaya devam                             etmektedir.

                Öyle ki, kullandığı laboratuvar defterleri ve kişisel             eşyaları hala yüksek düzeyde radyasyon içerdiği için kurşun             kaplı kutularda saklanmakta ve ancak özel koruyucu                         ekipmanlarla incelenebilmektedir.

            2. İsmail Aydın’ın ilim yolculuğunu betimlediği bu                 etkileyici söz, bir talebenin (öğrencinin) geçtiği psikolojik ve             sosyolojik aşamaları özetler. Bu kavramlar, sadece sözlük                 anlamlarıyla değil, ilim geleneği içerisindeki derin manalarıyla           ele alınmalıdır.

            İşte bu on aşamalı yolculuğun kavram sözlüğü:

Kavram

Açıklama

Asâlet

Kişinin özündeki temizlik, niyetindeki dürüstlük ve ilmi taşıyabilecek ahlaki altyapıdır. İlim, soylu bir niyet üzerine inşa edilir.

Gurbet

İlim için vatanından, alışık olduğu çevreden ve konfor alanından uzaklaşmak; yabancı olduğu bir iklime adım atmaktır.

Hicret

Sadece fiziksel bir yer değiştirmeyi değil, cehaletten bilgiye, kötü alışkanlıklardan erdemli bir hayata doğru yapılan bilinçli göçü ifade eder.

Zillet

Başkalarına boyun eğmek değil, ilim karşısında kibrini kırmak ve öğrenmek için tevazu göstermek; bazen imkansızlıklar içinde hor görülmeyi göze almaktır.

Sıklet

İlim yükünün ağırlığıdır. Zihinsel yorgunluk, sorumluluk duygusu ve öğrenme sürecinin getirdiği ağır yükü omuzlamayı temsil eder.

Gayret

Çalışma azmi ve sürekliliktir. İlmin statik değil, dinamik bir çaba gerektirdiğini; uykusuz geceleri ve bitmek bilmeyen okumaları simgeler.

Hasret

Sevdiklerinden, memleketinden ve bazen dünyevi zevklerden uzak kalmanın getirdiği özlemdir. İlim yolcusu, büyük kavuşma (bilgi) için küçük ayrılıklara katlanır.

Hayret

Bilginin derinliği karşısında duyulan şaşkınlık ve hayranlıktır. Gerçek ilim, insanda "ne kadar az şey bildiği" hissini ve varoluşa karşı duyulan kutsal merakı uyandırır.

Halvet

Yalnızlık ve içe dönüştür. Kişinin zihnini dış dünyadaki gürültüden arındırıp öğrendikleriyle baş başa kalması, derinleşme ve tefekkür sürecidir.

Mahrumiyet

Maddi imkanların kısıtlılığına sabretmektir. Lüks ve şatafatın ilimle her zaman yan yana gelmeyeceğini, bazen yokluk içinde varlığın (bilginin) keşfedildiğini anlatır.


Not: Bu kavramlar bir silsile gibidir; asaletle başlar, mahrumiyetle sabrı sınar ve sonunda kişiyi hakiki ilme ulaştırır. Aydın'ın bu ifadesi, ilmin sadece kitap okumak değil, bir karakter terbiyesi olduğunu vurgular.

 

 

Çöp Meselesi

 



27. 07. 2024, 04. 24, (KİKE)

çöp

televizyonda bir akademisyen

kitaplar çöp

evet bazı kitaplar çöp diyor

bu çöp meselesini daha önce de duymuştum

çöp olacakmış

bizim kitap

ben zaten çöpüm be

der mi der

güzel

okuyucu da rahatlar

çöplüklere gitmekten

akıntılardan toplamaktan

kurtarır mı kurtarır

öyle ya

işte sana paketlenmiş

çöp

siz takılmayın

çöp meselesine

o da

bizim meselemiz olsun

olsun mu dedik

oysa dün

dün yani yıllar önce

yararlanılamayacak kitap yoktur

diyordu birileri

ben de manşet gibi

kullanıyordum vecizeyi

demek çöp

işte bu anda

aklıma gelen

aklımızın çapı o kadar dar ki

öyle malumat yüklü cümleler

giremez bu delikten

girse girse çöpler girer

hiç olmazsa

geri dönüşümlük olsun

bir şeycik alıveririz

aslında ben

çöpçüydüm ama bilmiyormuşum

yeleğimin cebinde

küçük bir pusula buldum

pusulada birkaç not yani alıntı var

olağan karşıladım

çünkü ben böylesi alıntılarla derlemelerle

çöp evler kurardım

bazen derleyip düzenlerdim

alıntı deyip geçmeyelim

kimden

hangi eserinden

hangi tarihte yazılı olan vesaire

hepsini yazardım

şimdi mi

böylesi teferruatı göze alamıyorum

nasılsa çöp çöp olacak değil mi

oldu mu sana

çöp çöp

bir yandan da

isim düşünüyorum

bugünlerde çocuğa doğmadan isim veriyorlar

çöp çöp

ismine ne dersiniz

peki düşünelim biraz daha

bak

düşünelim dedik

neyse

sözünü ettiğim

alıntıları merak eden varmıymış

konferanslarda başarısızlık öykülerinin   

anlatılması

güzel olmaz mıydı

diyor sayın yazar

altında bir not

o da benden olacak

peki

başarısızlıklarımızdan ders çıkarıyor muyuz

çok uzun ve de imalı yazmışız

çöplerden

bir şeyler çıkarabilir miyiz

diye yazamaz mıydık

vay anasını

rahmetli babam geldi aklıma

vay anasını beş kulaç derdi

sözlüklerimizde var mı bu deyim

sözü edilen alıntıda bir ayet de var

tevbe suresi 110

takva sahibi olalım

sadıklar beraber bulunalım

bir de hadis var

yine düşünce aldı beni

ayetleri de hadisleri de

çöpe karıştırmayalım

beynimizde saklayalım bir de

gereğini yapalım yeter

tabi tabi

saygı önemli

çöp önemsiz mi

ya sürdürmekte olduğumuz

bu tarz iyi gibi olacak

baksanıza

biz mi ekliyoruz

kesin yargıdan kurtuluyoruz

düşünürler kesin yargıda bulunur mu

kesin yargı olursa

son noktası konmuş olur

ve de

düşünme işlemi durur

biz nokta mokta koymayacağız

düşünmeye devam diyoruz

bakın

şaşırarak da olsa

biz dedik

kim bilir

belki bir gün

davul çalan da

davulu taşıyan bir olur

o zaman

çöpler pis kokulu olmaz mı

ne zannettiniz

çöp meselesi

kentlilerin en büyük meselesi olur mu bir gün

 

Darmadağın, Çalışma Masası, Kirli


_______________________

Sabahattin Gencal, PAKETLENMİŞ ÇERÇÖP (kelimeler başkaldırırsa), Cinius Yayınları, İstanbul, 2024

 

Rabbani'nin Mektupları- 047

 Belirttiğiniz URL’de yer alan İmam-ı Rabbani (k.s.) Hazretleri’nin 47. Mektubu, Hindistan’da Babür İmparatoru Ekber Şah dönemindeki baskıların sona erip Cihangir Han’ın tahta geçmesi üzerine Şeyh Ferid (Murtaza Han) adlı devlet görevlisine yazılmıştır.

Metnin sistematik özeti şöyledir:

1. Devlet Başkanı ve Toplum İlişkisi (Kalp ve Beden Analojisi)

  • Sultanın Önemi: İslam âlimleri ve tasavvuf büyüklerine göre bir devletin yöneticisi (Sultan), insan bedenindeki "kalp" gibidir. Kalp sağlıklı ve temiz olursa bütün organlar doğru çalışır; kalp bozuk olursa bütün vücut ifsat olur.

  • Toplumsal Etki: Hükümdarın iyi ve adil olması, tüm tebaanın ve memleketin huzur ve selametine vesile olur; onun bozulması ise toplumu felakete sürükler.

2. Geçmişteki Zulüm ve İslam'ın Durumu (Ekber Şah Dönemi)

  • Baskı Dönemi: Bir önceki dönemde (Ekber Şah) Müslümanların ağır baskılar altında kaldığı, kâfirlerin hükümlerini açıkça yürüttüğü ve İslam’ın emirlerini yerine getirmenin imkânsız hale geldiği vurgulanır.

  • İslami Değerlerin Aşağılanması: Müslümanların aşağılandığı, buna karşılık inançsızların el üstünde tutulduğu, dini değerlerle alay edildiği bir dönem yaşandığı anlatılır.

3. Yeni Dönem ve Müslümanların Sorumluluğu

  • Hürriyet ve Müjde: Din düşmanlarının yönetimden gitmesi ve yerine İslam'a hürriyet tanıyan bir sultanın (Cihangir Han) gelmesi, büyük bir müjde ve fırsat olarak değerlendirilir.

  • Destek Borcu: Bu yeni dönemde Müslümanların, dinin kuvvetlenmesi ve şeriatın ihyası için devlete sözle, kalemle ve fiilen yardım etmelerinin "mukaddes bir vazife" ve borç olduğu ifade edilir.

4. Bozuk Âlimlerin (Ulema-i Sû) Zararları

  • Felaketin Kaynağı: Geçmişte yaşanan zulümlerin ve sultanın yoldan çıkmasının asıl sebebi olarak "kötü âlimler" (ulema-i sû) gösterilir.

  • Saptırıcı Etki: 72 sapık fırkanın ortaya çıkışında ve devletin bozulmasında bu dünya menfaati peşindeki âlimlerin payı büyüktür. Eğer bir âlim ihlaslı değilse, sadece kendisini değil tüm toplumu uçuruma sürükler.

5. Netice ve Tavsiye

  • Mektup, Şeyh Ferid gibi yetki sahibi kişilerin, yeni sultana rehberlik ederek İslamiyet'in emirlerini yaymalarını, geçmişteki karanlık günlerin tekrar etmemesi için gayret göstermelerini öğütler. Gerçek kurtuluşun ancak Ehl-i Sünnet inancına ve şeriatın hükümlerine tam bağlılıkla mümkün olacağı hatırlatılır.