1 Mayıs 2026 Cuma

Birlik ve Dayanışma İçinde Olmalı

 


          Bugün 01 Mayıs 2026 Cuma. Bugün bayram: 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı. Hepimize kutlu olsun. Bugün 1 Mayıs resmî tatil olarak kabul edilmektedir. Ama çoğu yerde bayram kutlamalarına izin verilmemektedir. Sözün gelişi kutlama dedik. Kutlanacak bir şey yok. Hak arama, haksızlıkları dile getirme denebilir. Bu da engellenirse pes doğrusu.

İşçi ve emekçiler hakkında yazılı ve görsel basında söylenecekler söylenmiştir. Tekrara ne hacet.

       Bu anda yazı yazmanın da kutsal bir emek olduğunu düşünüyorum. Tabii işe olumlu tarafından bakarak bu yargıya vardık. Yoksa?

        Emeklerimiz amacı nedir? Tek cümle ile: iki dünyada da mutlu olabilmek.

       Emeklerimizin değersizleşmesine veya çalınmasına engel olmak için birlik ve dayanışma içinde olmalı. En azından aklımızı kullanabilmeliyiz.

    Sabahattin Gencal, İstanbul, 01. 05. 2026

Türkân Şoray’ın Gözünden Yeşilçam

 


Belirttiğiniz URL’de yer alan Türkân Şoray’ın Yeşilçam tanımlamaları ve sinema kariyerine dair açıklamaları, sistematik olarak şu başlıklar altında özetlenebilir:

1. Yeşilçam’ın Tanımı ve Ruhuna Bakışı

Türkân Şoray, Yeşilçam’ı sadece bir film endüstrisi olarak değil, toplumsal bir karşılık olarak nitelendirir. Ona göre Yeşilçam:

  • Samimiyet ve Sevgi: İzleyici ile kurulan bağın temelinde karşılıklı sevgi ve samimiyet yatar.

  • Toplumsal Hafıza: Dönemin Türkiye’sinin değer yargılarını, aile yapısını ve insan ilişkilerini yansıtan bir aynadır.

  • İmkânsızlıklar İçinde Başarı: Teknik ve maddi yetersizliklere rağmen, büyük bir tutku ve özveriyle inşa edilmiş bir dönemdir.

2. "Sultan" Unvanı ve Halkla İlişkisi

Şoray, kendisine verilen "Sultan" lakabının ardındaki en büyük gücün halkın teveccühü olduğunu vurgular:

  • Halkın kendisini ailesinden biri gibi görmesi, onun için kariyerindeki en büyük kazanımdır.

  • Sinema hayatı boyunca izleyicinin beklentilerini ve hassasiyetlerini ön planda tuttuğunu ifade eder.

3. Mesleki Disiplin ve İlkeler (Şoray Kanunları)

Metinde Şoray’ın sinemaya olan profesyonel yaklaşımı ve prensipleri üzerinde durulur:

  • Senaryo Seçimi: Topluma ters düşmeyecek, kadın figürünü güçlü kılan veya halkın dertlerini anlatan rollere öncelik vermiştir.

  • Mesleki Sorumluluk: Sinemanın bir eğitici ve dönüştürücü gücü olduğuna inanarak, bu sorumluluk bilinciyle hareket etmiştir.

4. Türk Sinemasının Dönüşümü ve Geleceği

Şoray, Yeşilçam’dan günümüze sinemanın geçirdiği evrimi şu şekilde değerlendirir:

  • Teknolojik Gelişim: Günümüzde teknik imkânların çok arttığını kabul etmekle birlikte, o eski "duygunun" ve "sıcaklığın" korunmasının önemine dikkat çeker.

  • Genç Kuşak: Yeni nesil sinemacıların ve oyuncuların yetenekli olduğunu, ancak Yeşilçam’daki o "ekol" ve "usta-çırak" ilişkisinin benzersiz olduğunu belirtir.

5. Sinemaya Duyulan Tutku

Kariyerini özetlerken "Sinema benim yaşam biçimim" diyen sanatçı için Yeşilçam; bir iş sahasından ziyade, ömrünü adadığı bir aşk ve toplumsal bir görev alanıdır.

Özetle: Metin, Türkân Şoray’ın gözünden Yeşilçam’ı; insani değerlerin ön planda olduğu, toplumsal dayanışmayı pekiştiren ve Türkiye’nin kültürel kimliğinde silinmez izler bırakan bir "altın çağ" olarak betimlemektedir.

“An”ın Önemini Tam Kavrayamadık

 

 


 

Kantla ilgili çalışmalarıma devam ediyorum. Bugünkü çalışmam, bugünkü yorgunluğum dünkü ve önceki günlerdeki dikkatsizliğim yüzünden. Kaydetme anı çok kısa bir an değil mi? İşte, bu çok kısa zannedilen anı da gereğini yapamazsan daha sonra ne kadar çalışacağın kaydetmediğin duruma göre değişiyor.

Bu unutkanlığı, anın değerlendirilememesi temasına göre yazıya başladık; ama “Kınadığın başına gelir.” sözünü doğrulamak için de kullanabilirdim bunu. Bundan 25 yıl önce çalıştığım bir özel okuldaki bilgisayar öğretmeni çalışma sonlarında “kaydet”e basmayı unuttuğu için, kendisine dergide yayınlamak üzere verdiğimiz yazılar için birkaç gün harcadı. En sonunda yanına gittim ve bu işi ortaokul çocukları da yapabilir, onun için çekinme, heyecanlama vb. sözler söyledim. Ses tonum nazik olmasına, kelimelerin doğru olmasına rağmen “ortaokul çocukları” kelimesiyle moralını kırdım herhalde. Her halde diyorum. Belki de nezaketimizin içinde kaynamıştır o sözcük. O belki anlamadı; ama ben hâlâ unutmadığıma göre? Demek ki hiç kimseyi kınamayacaksın.

Hayatımız, “Aynı tas, aynı hamam.” Örneği devam ediyor.

“Tas”kafamızı hâlâ donatamadık. Hiç olmazsa mevcutları koruyabilsek.

14. 01. 2023, 23.33

 ______________________

SabahattinGencal, GÜNCE (Yarınlara Hazırlık), Cinius Yayınları, İstanbul, 2023

 

Biraz Kül, Biraz Duman

 


Nesrin Sipahi - Biraz Kül, Biraz Duman (Official Audio)

Artık Dayanamıyorum

 



ARTIK DAYANAMIYORUM - Zamanı Durdurmak İsterdim
Bu şarkı, dayanma gücünün sınırlarında gezinen, zamanla ve duygularla savaşan bir ruhun hikayesini anlatıyor. Hayali bir dünya yaratıp, o dünyada kaybolmak isteyen birinin içsel yolculuğunu ifade ediyor. "Parmağımı şıklatsam, Çevremizdeki herkes donsa, Hani filmlerdeki gibi bir an, Gözlerinden girebilsem içine..." Bu şarkı, zamanın akışına ve duygusal karmaşaya karşı koyamayan birinin içsel feryadı. Belki de hepimiz zaman zaman durup her şeyi dondurmak isteriz. Bu hisleri sizinle paylaşmak istedim. Umarım bu şarkı size de dokunur.

Şarkı Sözleri: ARTIK DAYANAMIYORUM
Artık dayanamıyorum Ne istiyorum biliyor musun? Parmağımı şıklatsam Çevremizdeki herkes donsa Hani filmlerdeki gibi Bir an Gözlerinden girebilsem içine Rengini görsem İçine içimi dökebilsem Sonra seni de dondursam Alıp cebime koysam mesela Getirsem Sonra şimdiye döndüğümde Çıkarsam seni Bak beğendin mi yaptığını desem Neden diye sorsam Sen yine anlamasan Yoksa anlıyor muydun? Şıklatsam parmağımı Kendimi dondursam Seni çıkardıktan sonra ama Alıp götürsünler Unutur muyum acaba O kalabalıkta Hani donmuştum Neden hâlâ şıklatmadın Artık dayanamıyorum

Görkemli Kubbe

 


Bu görsel, Vatikan Şehri'nde bulunan Aziz Petrus Bazilikası'nın (St. Peter's Basilica) görkemli kubbesini iç mekandan bir pencere çerçevesi aracılığıyla göstermektedir.

Görselin sanatsal ve mimari detaylarına dair bilgiler şunlardır:

  • Mimari Yapı: Odak noktasında yer alan ana kubbe, Michelangelo tarafından tasarlanmış olan ve Rönesans mimarisinin en önemli örneklerinden biri kabul edilen yapıdır.

  • Bakış Açısı: Fotoğraf, muhtemelen Vatikan Müzeleri veya Apostolik Saray içerisindeki dekoratif bir odadan dışarıya bakacak şekilde çekilmiştir.

  • İç Mekan Detayları: Pencere kenarındaki freskler, mermer dokuları ve ağır perdeler, Vatikan'ın klasik Barok ve Rönesans estetiğini yansıtmaktadır.

Bu ikonik manzara, Roma'nın tarihi dokusunu ve Katolik dünyasının merkezini simgeleyen en tanınmış görüntülerden biridir.

Rabbani'nin Mektupları- 069

 İmam-ı Rabbani Hazretleri tarafından Hanlarhanı'na yazılan 69. Mektup'un sistematik özeti aşağıdadır:

1. Mektubun Genel Mahiyeti ve Giriş

  • Gönderen ve Alıcı: Bu mektup, İmam-ı Rabbani tarafından "Hanlarhanı" olarak anılan devlet büyüğüne, Mevlana Muhammed Sıddık aracılığıyla gönderilmiştir.

  • Temel Konular: Mektubun iki ana ekseni vardır: Tevazuun önemi ve Ehl-i Sünnet yoluna bağlılığın kurtuluş için zarureti.

2. Tevazu ve Manevi Yükseliş

  • Edep ve Alçakgönüllülük: İmam-ı Rabbani, mektup sahibinin dervişlere (fukaraya) karşı gösterdiği nazik ve mütevazı tavrını takdirle karşılamaktadır.

  • İlahi Müjde: "Kim Allah için tevazu gösterirse, Allah onu yükseltir" hadis-i şerifini hatırlatarak, bu tutumun hem dünyevi hem de dini bir yükselişe vesile olacağını ve bir müjde niteliği taşıdığını belirtmektedir.

  • İnabe (Yöneliş): Mektup sahibinin bir derviş aracılığıyla manevi bir yöneliş içine girmesini önemsemekte ve bu durumun hukukuna riayet edilmesi gerektiğini tavsiye etmektedir.

3. Kurtuluş Yolu: Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat

  • Fırka-i Naciye: Tam kurtuluşun ancak "Fırka-i Naciye" (kurtuluşa eren fırka) olan Ehl-i Sünnet vel-Cemaat yoluna tabi olmakla mümkün olduğu vurgulanmaktadır.

  • Bütüncül Tabi Olma: Bu bağlılığın sadece sözde kalmaması; amelde, inancın esaslarında (usul) ve ayrıntılarında (füru) tam bir uyum içinde olması gerektiği belirtilmektedir.

  • Uyarı: Bu yolun dışındaki fırkaların helak ve zeval ile karşı karşıya olduğu, bugün fark edilmese bile ahirette bu gerçeğin açıkça görüleceği ifade edilmektedir.

4. İlim ve Nasihat Üzerine

  • Alimlerin Mirası: Müçtehid alimlerin ve hakikat ehli sufilerin her konuyu detaylıca açıkladıklarını, bu nedenle ek bir açıklamaya gerek kalmadığını belirtmektedir.

  • Mektubat Metinleri: Kendi yazdığı bazı notların/müsveddelerin alıcıya ulaştığını tahmin etmekte ve bu bilgilerin rehberliğini hatırlatmaktadır.

5. Özel İstirham ve Sonuç

  • Seyyid İbrahim’in Durumu: Mektubun sonunda, bu manevi kapıya eskiden beri bağlı olan Seyyid İbrahim için yardım talep edilmektedir.

  • Yardım Talebi: Kendisinin ve ailesinin fakirlikten kurtulması için ona destek olunması istenmekte; böylece gönül huzuruyla dua ile meşgul olabileceği ifade edilmektedir.