8 Şubat 2026 Pazar

Her Şeyin Fazlası Zarardır

 


Dün akşam bilgisayarla satranç oynadım yine bir acemiyle tabii. Öyle acemice oynuyordu ki benimle alay ediyor sandım. Canım sıkıldı, beş dakikada Beşiktaş yapayım diyerek fırtına gibi estim. Çok kısa zamanda bir şahla bir piyonu kalmıştı. Derken ekrana skor levhası çıktı. O da ne! Berabere kalmışım. Burada VAR yok kural var. Nasıl da unutmuşum satrançta pat olma kuralını. (Pat, satrançta bir oyuncunun oyun sırası geldiği halde kurallara uygun hiçbir hamle yapamadığı ancak karşı taraf şah çekmediği için oyunu da kaybetmediği durumdur. Pat durumunda oyun beraberlikle sonuçlanır.)1

Demek ki her alanda hafıza kaybı yaşıyor muşuz. Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın’a göre hiçbir şey unutulmaz. Bazen, hiç olmadık zamanda çağrışımla hatırlıyorum. Neyse konu bu değil. Konu rakibi küçümsemem bir de maçta sinirlenmem. Böyle yanlışları yapmazdım ama işte… Başka konularda da olmayacak yerde üzülüyorum.

Dün bir facebook sitesinde bir gözlem yaptım. Gözlemin sonucunu belirtmeden önce şunu yazayım: Ben takım tutar gibi parti tutmayı uygun görmemekle beraber bazılarına kızmam. Çünkü bu konuda yeterli bilgileri yok. Ayrıca çok açık ve samimidirler. Fikirlerine, beğenmesem de hürmet ederim. Ama bazıları bilgili, her şeyin farkında üstelik. Buna rağmen… Evet, birine kırıldım doğrusu. Daha sonra sitesine girdim. Bu kez üzüldüm. Kendi kendime, Sabahattin sana mı kaldı sosyal medyada öğretmenlik. Günümüzde okullarda bile öğretmenlik zorlaşmışken… Kimse burnundan kıl aldırmıyor.

Tamam Sabahattin. O kadar da üzerinde durma. Kendi kendime “güç zehirletir” sözü doğruymuş dedim. (Güç sahibi insanlar üzerinde yapılan sosyal psikoloji deneyleri, güç arttıkça empati ve yardımseverliğin azaldığını, çıkarcı ve bencil davranışların ise arttığını göstermektedir.)2

Epey sonra sözü edilen sayfaya gittim ki aa yanlış görmüşüm. Evet üzücü bir durum var ama güç müç yok. Demek ki… Bir ayet geldi aklıma Hucurât Suresi 6. Ayet:Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.” Ah Sabahattin sen de mi?

Facebook sayfalarına gire çıka gire çıka Başiskele’de tanıdığım değerli bir ilahiyatçının paylaşımını gördüm. Beğendim ve ardına düştüm. Kaynak olan kişi hakkında bilgim yok. Ama doğru yazıyor gibime geliyor. Tabii gibime geliyor deyip salık veremem. Onun için şimdilik ilahiyatçı tanıdığımın paylaştığı kadarını medyadan bölümünde yayınladım. Konusu: Sürü psikolojisi.

Psikoloji denince bende durmak yok. Söz sözü aça aça bu konuda epeyce yazıyı gözdem geçirdim. Ayrıntılı incelemeyi inşallah sonra yapabilirim.3

Okumayı biraz fazlaya kaçırdım herhalde.

Her şeyin fazlası zarardır.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 08. 02. 2026

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

____________________ 

1.   Satrançta pat nasıl olur?

2.    Güç ve Yozlaşma Üzerine: MutlakGüç, Mutlaka Yozlaştırır mı?

3.   SÜRÜ PSİKOLOJİSİ ETKİSİ

                Sürüpsikolojisi etkisi

                 Argumentum ad populum

                Uyum (psikoloji)

               Stanford hapishane deneyi


 

Yarın Kendimle Buluşmak Niyetiyle...

 




Bugün 07. 03. 2022 Pazartesi. Saat: 22.24. Çekmeköy’deki ikametgâhımda klavyenin başındayım. Az önce niyet ettim bu yazıyı yazmaya:

Gün boyu yalnızım. Oğlum da torunum da henüz işten dönmediler.

Fiziksel ve ruhsal olarak rahatsızım. Bu rahatsızlıklar için internet dünyası, bin bir çare üretti. Bir yararı olmayacağını bile bile birkaç yazı okudum. Her zaman okumam; ama bugün kendimi yorgun hissettiğim için yazmakta olduğum Esma-i Hüsna adlı kitap için çalışmalarıma ara verdim. Boş da duramadığım için konu ve yazar belirlemeden gelişi güzel okuyorken bir cümleye takıldım: Kendinle arkadaş ol.

Kendinle arkadaş olma konusunda internette dünya kadar yazı var. Okudum birkaç yazıyı. Güzel parlak fikirler. Ne olurdu birazcık gerçekçi yazsalar?

(…)

_______________

Sabahattin Gencal, KENDİMLEBULUŞAMADIM (Deneme Denemeleri), Cinius Yayınları, İstanbul, 2022

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

Guerin


                       Pierre-Narcisse, Baron Guérin (13 Mart 1774 – 6 Temmuz 1833) , 

                                 Paris'te doğmuş Fransız bir ressamdı .

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

Platon'dan Vecize

 

                                                                      Platon / Eflatun

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

Sürü Psikolojisi:

 



Sürü Psikolojisi

Su Akıntısı Üzerindeki Köprüden Geçen Koyunlar

Bir Görüntüden Başlayan Düşünce

Bir video... (Videoyu paylaşmak istemedim)

Kısa ama çarpıcı.

Bir koyun sürüsü karşılarına çıkan su akıntısın üzerindeki köprüden geçmek istemiyor.

Derken bir tanesi, zorla geçirilerek karşıya atlatılıyor.

Ve sonra olanlar oluyor:

Hiçbir baskı uygulanmadan, tüm sürü onun peşinden aynı yerden geçiyor.

Basit bir doğa gözlemi gibi görülebilir. Ama bu sahne, insanlık tarihinin en derin psikolojik, sosyolojik ve politik gerçeğini tokat gibi yüzümüze çarpıyor.

Bu görüntü; itaati, kontrolü, taklidi, cesareti ve bireysel sorumluluğu temsil ediyor.

Ve elbette ki, bugünün cemaat/tarikat düzenini, sağcı/solcu, dinci/Laik grupları dehşet verici biçimde açıklıyor.

I. Sürü Psikolojisi: Koyunlar ve İnsanlar Neden Aynı Davranır?

İlk koyun, korktuğu akıntıya karşı iradesiyle değil, baskıyla geçiriliyor.

Ama onun geçtiğini gören diğerleri, artık sorgulamıyor.

Suyun derinliği, tehlikesi, neden geçtikleri, nereye vardıkları artık önemli değil.

Öncü geçtiyse, gerisi otomatikleşir.

Bu davranış, psikolojide "sosyal kanıt" ya da "sürü psikolojisi" olarak adlandırılır.

İnsanlar da genellikle çoğunluğun yaptığı şeye yönelir.

Çünkü düşünmek zahmetlidir.

Sorgulamak ise cesaret ister.

Ama taklit etmek kolaydır.

II. İtaat Düzeni: Önce Birini Zorla Geçir, Sonra Gerisi Zaten Gelir

Sömürü Sistemin en iyi bildiği şey şudur:

Değişim için halkı ikna etmene gerek yok.

Bir kişiyi yönlendir, diğerleri onu taklit eder.

Bugün toplumların kontrolü de böyle sağlanıyor.

Eğitimde: Öncü öğretmen örnek olur, sistem onun gibi olmalarını ister.

Medyada: Tanınmış bir kişi söyler, halk tekrar eder.

Dinde: Bir cemaat lideri bir şey söyler, milyonlar sorgusuz kabul eder.

Yani toplum, bir fikir etrafında değil; bir kişinin cesareti ya da boyun eğişi etrafında şekillenir.

III. Cesaretin Bulaşıcılığı: İlk Geçen Umuttur

Ne gariptir ki, bu durum sadece itaati değil; özgürlüğü de bulaştırabilir.

İlk koyun cesaretle geçmiş olsaydı, o zaman da aynı şekilde diğerleri arkasından gelecekti.

İşte bu yüzden bütün otoriter sistemler, ilk başkaldıranı bastırmakla meşguldür.

Çünkü ilk haykırış, diğerleri için umut olabilir.

Ve umut, sömürü sistemi için en tehlikeli virüstür.

IV. Cemaatler ve Tarikatlar: Siyonizmin Sürü Psikolojisini Silaha Dönüştürmesi

Burası artık su akıntısından geçen koyunların ötesinde bir sahnedir.

Burada sürü psikolojisi artık bir doğa gerçeği değil; küresel bir mühendisliğe dönüşmüştür.

Çünkü bu zaafı sadece gözlemlemediler.

Onu silah haline getirdiler.

Siyonizm Ne Yaptı?

Önce insanı çözdü:

Birey düşünmekten kaçar.

Sürüde güvende hisseder.

Bir lider varsa ona bağlanır.

Aidiyet, hakikatten önce gelir.

Sonra bu davranış yapısını aldı ve Müslüman coğrafyanın içine saldı.

Nasıl mı?

Sistematik Plan: 72 Tarikat, 1 Efendi

Müslümanlar vicdanlarıyla değil, gruplarıyla tanınsın istediler.

Allah’ın dinini değil, şeyhinin fıkhını esas alsın istediler.

Aklını susturup mürşidini dinlesin, her şeyi onun gözünden görsün istediler.

Ve bu uğurda tarikatlar, cemaatler, mezhepler, dernekler, vakıflar oluşturdular.

Bir birey, aklını, vicdanını, hatta kalbini bir "lider"e teslim ediyor.

Artık düşünmüyor.

Sadece emir alıyor ve uyguluyor.

Daha korkuncu:

Kendi grubunun dışındaki diğer insanları artık duymuyor bile.

Bir toplumu kontrol etmek isteyenler artık tüm bireyleri ikna etmiyor.

Onlar sadece başları hedef alıyor:

Şeyhini ikna et.

Hocasını sustur.

Önderini satın al.

Gerisi zaten peşinden gelecektir.

Bugün birçok “dinî” grup, aslında sadece itaat ve aidiyet mekânıdır.

Adaletle, ahlakla, insanlıkla değil;

bağlılıkla, hizipleşmeyle ve kör sadakatle tanımlanıyor.

Hepsini onlar kurmadı elbette.

Ama hepsini kontrol etmeyi öğrendiler.

İsrail’e Küfrede Küfrede İsrail’e Hizmet

Bugün Müslüman coğrafyada bir trajedi yaşanıyor:

Namaz kılan, oruç tutan, hacca giden ama Siyonizme hizmet eden milyonlarca insan var.

Ama onlar bunun büyük kısmı farkında bile değil.

Kudüs için dua ederken, İsrail’in silah tedarikçilerine oy veriyorlar.

Gazze’ye yardım toplarken, Siyonist sermayeye sadakatle bağlı kalıyorlar.

Siyonizme küfrederken, onun kurduğu sistemde uslu bir çark gibi dönüyorlar.

İşte bu, beyin yıkanmanın, grup aidiyetinin ve lider tapınmasının en korkunç sonucudur.

Şekil Müslümanı: Zararsızlaştırılmış Din Adamları

Bugün çoğu cemaat lideri, "Siyonist sisteme zararsız" hale gelmiş ruhani memurlar gibidir.

Hiçbiri sömürüye karşı ses çıkarmaz.

Hiçbiri iktidarı eleştirmez.

Hiçbiri halkın adalet çığlığını gündeme taşımaz.

Çünkü onların cihadı, artık yalnızca ritüel boyutundadır:

Namaz kıl, oruç tut, ders halkasına katıl, şeyhini överek ibadet et.

Bu durum tam da Siyonist aklın istediği şudur:

İnansınlar ama düşünmesinler.

İbadet etsinler ama isyan etmesinler.

Kalabalık olsunlar ama tehlikeli olmasınlar.

İman Eden Ama Direnmeyen Kitleler

Kur’an’da Firavun’a karşı Musa’nın yanında duranlar çok azdı.

Bugün ise milyonlarca Müslüman var ama hiçbirisi zulme karşı sokakta değil.

Çünkü din, protesto ruhunu kaybetti.

İman; harekete değil, ritüele dönüştü.

Parçalanmış Vicdan: Herkes Kendi Cemaatinin Ahlakıyla Yetinir Oldu

Bir tarikat şeyhi bir şey söyledi mi, o artık sorgulanmaz “hakikat” oluyor.

Bir cemaat lideri “şuraya destek verin” dedi mi, kime karşı olduğuna bile bakmadan destek veriliyor.

Diğer gruplardan gelen feryatlar ise “dış ses” sayılıyor, bastırılıyor.

Vicdan, artık bireysel değil; gruba endeksli hale geliyor.

Her tarikat kendi içindeki doğruyu yaşatıyor ama başkasının feryadına sağır.

Bir cemaatin yurdunda çocuk istismarı olduğunda, diğer cemaatler susuyor.

Çünkü herkes kendi grubunun kurtuluşuna inanıyor.

Ümmet bilinci, yerini cemaat aidiyetine bıraktı.

VI. Bu Tuzaktan Kurtulmanın Tek Yolu: Vicdana Dayalı Bireysel İman

Siyonist sistem çok akıllıca bir şey yaptı:

Kutsal olanı grup üzerinden tanımladı.

Allah’a değil, gruba bağlı olanı “dindar” ilan etti.

Ama biz biliyoruz ki gerçek iman:

Grup emirlerine değil, vicdana kulak vermektir.

Şeyhe değil, adalete teslim olmaktır.

Kalabalığa değil, hakikate yaslanmaktır.

Bizi Kurtaracak Olan: Aklı ve Vicdanı Hür Bireylerdir

Bugün “ümmeti birleştirecek olan kişi” bir Mehdi değil,

Sisteme biat etmeyen bir vicdan olabilir.

Lider beklemeyen, kendi yolunu aydınlatan…

Cemaat aramayan, hakikati arayan…

Ezberi değil, adaleti konuşan…

Siyonist planı çözüp, oyun dışında kalan…

İşte bu bireyler, gerçek müminlerdir.

Sürüden ayrılan koyun, belki yalnız kalır ama özgür olur.

Sürüyle birlikte giden koyun, uçuruma bile gülerek yürür.

Remzi PolatDİNİ, IRKI, DİLİ SORULMAZ İNSAN OL YETER 28 Temmuz 2025

https://www.facebook.com/groups/630226596476366/user/100044158832078/

 

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN