13 Şubat 2026 Cuma

“Kalp Bulutu Değilse Yağmur Boşuna”

 



İnsan beynine sis çöker mi?

Bu anda sanki Alayısa Yaylamızda görülen sis içindeyim.

Bazen hiçbir şey görmüyorum.

Bazen zindanında bir kişi. Ayırt edemiyorum kadın mı erkek mi… Ayırt edemiyorum şu mudur, o mudur. Bu dönemde herkes olabilir.

Aha bizim Aynalı. Ama aynası fark edilmiyor. Yoksa? Otluyor çimende.

Keçiler görülmüyor. Yoksa keçileri mi kaçırdık?

Alayısa sisi sırasında ve sonrasında çise de var. Üşütmek de var bu çisede.

Beykanam çağırır. Hasta olursun oğlum. Eve gel...

O yoksul zamanlarda hasta olmamıştım. Ama şimdi depresyondayım.

“Alayısa’da kar yağayı, İstanbul’da üşiyurum.”

Toplumun üşütmesine de az kaldı gibime geliyor. Ama ne olursa olsun tolumun moralini yükseltmek… Yoksa halkın moralini bozmak suçundan…

Korktuğumuz için değil can-ı gönülden ve de sorumluluğu bilen bir yurttaş olarak halkımızı moralle doyuracağız.

Ben böyle yazmazdım. Nasıl oldu da… Oturdum bilgisayarın başına. Kafam sisli ne klavyeyi görüyorum doğru dürüst ne de yazacaklarımı. Ama çağrışımlarla adım atabiliyor insan.

Alaysa’dan     söz etmemeliydim. Alaysa bizim yaylamız. Bakarsın göz koyarlar yaylamıza…

Gerçekten korkuyorum.

Ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum. Bir ara Araplar bizim Uzungöl ve Haldizen yörelerine cennet burası deyip talip olmuşlardı. Bu konu epeyce gündemde kalmıştı.

Korkum konunun yeniden gündeme gelmesi.

***

Tövbe estağfurullah.

İnsan cümlesini hatta kelimesini de tamamlamadan son nefesini verebilir.

Yazı da öyle değil mi?

*** Üç yıldızdan, bu vakitten önce elektrikler kesilmesin mi…

Olur böyle vakalar dedim. Masamın üstündeki kitaplardan birini alıp okumaya başladım. Ben de boş durmak yok. Rahmetli Harun Çınar arkadaşım “Durma yorulursun.” demişti bana. Prof. İsmail hakkı Aydın da aynı şeyi söylüyor. “Boş duran beyin yorulur. Çalışan beyin dinlenir.”

Cemal Süreyya Ödülü alan Haydar Ergülen’in Keder Gibi Ödünç adlı şiir kitabından şiirler okudum. Okudum okudum bir yerde bu yazarım dedim. Şimdi yazmak nasip oldu:

Bazıları ağaçtan toplar kelimelerini

Bazıları taştan çıkarır şiirini

Bazıları aşkını çölden…

ben hiçbirinden…

İlk üç dizedeki tespitlere diyecek yok. Ama dördüncü dizeyi sana yakıştıramadım Ergülen. Sen de benim gibi karamsar olma şairim. Bak kitabın kapağında da şunu yazmışsın:

Kalp bulutu değilse yağmur boşuna,

Sen yine gazelini dök mırıldanarak:

Çocukluğum, hayatımdan düşen

                                      İlk yaprak!

Olmadı hiç olmadı. Çocukluğun hayatından hiç düşmemeli.

Bak 83’ünde olan Sabahattin hâlâ çocukluğunda yaşadığı Alayısa Yaylasına çıkıyor.

Yoksa sen yaylalara hiç çıkmadın mı?

Çimenlerde yalınayak koşmadın mı? Çise yemedin mi? Bazen halazlar düşmedi mi başına…

Çocukça yazıyorum değil mi?

Elektrik gelmedi.

İster istemez kalktım. Bizim şartelde sorun yok. Arkadaşlar da bilir bizim şarteller kolay kolay atmaz.

Dış kapıdaki şartele bakayım dedim. Giyindim. Evet eşofmanla dışarı adım atmam ben. Bi tarih çocuklara dedim ki, falancılar çıkıyor, ben çıksam olmaz mı? Olmazmış, bana yakışmazmış. Ne olacak babasının çocukları.

Uzatmayalım. Dairenin dış kapısını açtım. Bir komşuyu gördüm. Ondan rica ettim. O da bir sorun yok dedi. Elektrikler hâlâ yok. Çocuklarla telefonlaştık falan filan.

Ben bu kez masamdaki sümenin altına attıklarımı gözden geçireyim, dedim. Vay be! Derler ya halının altına süpürmek. Aynı deyip geçeyim. Bundan böyle kimseyi eleştirmeyeyim.

Eleştirmek yok. Sadece dua etmek var.

Dua ediyorum ki bizim yaylalar kimsenin aklına gelmesin de satıştan kurtulsun.

Allah’ım hepimize akıl fikir ver. Aklımızı çalıştırmayı nasip et. Fikrimizi paylaşmayı kolaylaştır.

Amin!

Sabahattin Gencal, İstanbul, 13. 02. 2026

Not. Bütün mahallenin elektrikleri kesikmiş. Bir müddet sonra elektik geldi. Ama yazmayı unuttum. Ama anlaşılmıştır sanırım. Aksi durumda bu yazıyı tamamlayabilir miydim?

İşlerimizi tamamlayabilme umuduyla…

SG

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

 

 

 

 

Şemsi Tebrizi'den Vecize

 

Şems-i Tebrîzî (Farsça: شمس تبريزى; 1185-1247), İranlı mutasavvıf. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin gönül dünyasında büyük değişikliklere sebep olan ve Mevlânâ tarafından yazılan ilâhî aşk şiirlerinden oluşan "Dîvân-ı Şems-î Tebrîzî" adındaki nazım eser sayesinde tanınan Mevlana'nın sohbet şeyhidir.

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 


Hasbihal

 

 


HASBİHAL

Hatırla sevgili okuyucu o mesut okul yıllarını. İşlenmesi gereken her konudan önce yapılması gereken hazırlık çalışmaları vardı. Vardı, değil mi?

Peki, samimiyetle söylersek sözü edilen çalışmaları ancak yarı buçuk yapardık. Benzetme yerindeyse ısınmadan maça çıkardık. Tabii sonuç ortada.

Okuma oranı düştü. Anlayan kalmadı. Özümsemek?

Soru işaretleri çoğalınca dara mı düştük?

Düştüğümüz yerden kalkmasını bileceğiz. En azından çabalayacağız ki patinaj yapmayalım.

Patinaj yapmamamız için yüksek hız yapmamamız gerekir. “Yüksek hız, sadece patinaj konusunda değil, her konuda risklidir.” Onun için tane tane okuyacağız. Yani “açık ve düzgün bir şekilde, tane tane ve yavaş yavaş, manası üzerinde düşünerek okuyacağız.” Ayrıca “fren sistemlerinizin yavaşlatma ve durdurma fonksiyonlarının doğru seviyede ve doğru zamanda çalışması gerekir.” Unutmamalısınız ki Sabahattin Gencal’ın derleyip düzenlediklerini ve damıtmaya hazır olan çalışmasını okuyorsunuz.

Dikkatinizi çekerim; damıtılan demiyoruz, bal yapılan demiyoruz; başka deyişle kitap bile demiyoruz, damıtmaya hazır diyoruz.

Yavaş yavaş anlıyoruz, değil mi? Öyle ya, Hint’ten derlenen bir fikrin kaynama derecesi ile Yemen’ den derlenen bir fikrin kaynama derecesi farklıdır. “Kısmet ise gelir Hint'ten Yemen'den; kısmet değilse ne gelir elden.” atasözünü iyi yorumlayın. Allah (cc) bir şeyi bize kısmet etmişse o mutlaka bize gelir; ama Allah’ın kısmet etmesi için çalışmamız gerekir. Çalışma yöntemini de az çok bilmeliyiz değil mi?

Konuyu sağa sola, aşağı yukarı saptırmadan söylüyoruz:

Tabula Rosa (Bir İnsanlık Yolculuğu) adını verdiğimiz bu çalışmayı, bir zamanlar bucağa attığımızın öyküsü uzundur. Şimdilik şu kadarını bilin yeter: “Ne atarsan bucağa, o kalır ocağa.”

Evet, damıtma dereceleri farklı olan bu başka, bambaşka derlememizi, bucakta yani kenarda, köşede, daha doğrusu unutulmuş bir dosyada bulan editörümüz Ahmet Gencal, nektarı bala çevirdi. Aslında bu görev okuyucularındır. Ancak böylesi okuyucu az olur. Onun için yazarlar bu görevi de çoğunlukla yapıyor. Evet evet; bal gibi eserler sunuyorlar. Biz böylesini beceremediğimiz için Ahmet Bey devreye girdi. Peki, işlem tamamlandı mı? Hayır. Kitapta (A) dosyası var ki o editöre ait. (B) dosyası Yazara, (C) dosyası da okura ait. Anlıyorum, birazcık şaşırdınız. Çünkü böylesini hiç görmemiştiniz. Doğrudur. Ben de görmemiştim. Ama ne olduysa böyle bir düşünce aklıma geldi. Deneyin bir. Kitabın sağına soluna, üstüne altına notlar alın. Buna “derkenar” diyorlarmış büyüklerimiz. İsterseniz ayrı notlar da alabilirsiniz.

“Büyük lokma ye büyük söz söyleme.” derlermiş atalarımız. Şimdi biz, bu çok basitmiş gibi görünen derleme ve düzenlemelerimizin açılımları şöyle olur böyle olur dersek çitayı yükseltmiş oluruz bir, hayal kırıklığı yaratmış oluruz iki. Ben kendimi bildim bileli büyük söz etmemeye çalıştım; ama sayın editörümüzün yazdıklarını okuyunca “meğer ben neymişim,” dedim doğrusu. Bu kadarı da bana mahcubiyet veriyor.

Bu arada aklıma ne geldi, biliyor musunuz?

“Altının kıymetini sarraf bilir.”

“Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip: “Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor; en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir...” (https://haberton.com/mucevherin-degerini-kuyumcu-bilir/ ) Bu öyküyü bilenler? Bilmeyenler? Peki, bilenler bilmeyenlere anlatsın. Ya da bilmeyenler internete baksın.

Samimi olarak itiraf edeyim ki, şimdiye dek elime çok gizemli taşlar geçti; ama onları çevre duvarlarında kullandım. Tabula Rosa da, değil bir kitap bir çevre duvarından başka bir şey değildi editörümüz olmamış olsa.

Kim bilir okuyucularımızın ceplerinde de ne kıymetli taşlar vardır. O taşları, eleştireceğim diye sakın bana atmayınız. Onları uzmanlarına gösteriniz.

Şimdi ne taşı düşünün, ne de editörü. Ne de bu anda yazdıklarımı...“Sen yazana değil, yazdırana bak.”

Çalışma bizden, teşvik okurdan ve Tevfik Allah’tan.

Sabahattin GENCAL,

Çekmeköy-İstanbul, 13. 10. 2024

 

_______________________________________

 Sabahattin Gencal (Derleyip Düzenleyerek Sunan), TABULA ROSA (Bir İnsanlık Yolculuğu), Cinius Yayınları, İstanbul, 2024

 

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

Sezen Aksu - Firuze

 


Sezen Aksu - Firuze (Lyrics | Şarkı

Söz: Aysel Gürel Beste: Attila Özdemiroğlu Düzenleme: Attila Özdemiroğlu

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

Charles Camoin - Kıyı Manarası

 

Paylaştığınız bu tablo, ünlü Fransız ressam Charles Camoin'e aittir.

Sağ alt köşeye dikkatli bakarsanız sanatçının imzasını ("Ch. Camoin") görebilirsiniz. Camoin, 20. yüzyılın başında ortaya çıkan ve parlak, cesur renk kullanımıyla bilinen Fovizm (Fauvism) akımının önemli temsilcilerinden biridir.

Tablo Hakkında Kısa Bilgiler:

·                     Sanatçı: Charles Camoin (1879–1965)

·                     Tarz: Fovizm / Post-Empresyonizm

·                     Konu: Genellikle Akdeniz kıyılarını, limanları (özellikle Marsilya ve Saint-Tropez) ve tekneleri konu alan canlı manzaralar üzerinde çalışmıştır.

Camoin, Henri Matisse ile olan yakın dostluğuyla tanınır ve eserlerinde ışığın sudaki yansımasını bu tabloda olduğu gibi oldukça dinamik fırça darbeleriyle aktarır.

 

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

Topladım - Umuda Yolculuk

 

Birlikte yürümek, zor zamanları aşmak ve her adımda biraz daha güçlenmek... 'Topladım' şiirinden esinlenerek hazırladığım bu şarkı, neşeyle, dayanışmayla ve umutla yol alanlara ithaf edilmiştir. Zorluklara rağmen, birlikte yol almanın güzelliğini ve gücünü anlatıyor. Siz de yol arkadaşıyla hayata yürüyenlerdenseniz, bu şarkı sizinle...
https://www.youtube.com/watch?v=tqg5vXWIZHc

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

Devlet Nasıl Çöker

 

Necdet TOPÇUOĞLU

DEVLET NASIL ÇÖKER

Yıl 1986. Turgut Özal, başbakanlığının en güçlü dönemini yaşamaktadır. Başbakan Özal, Malatya’da bir miting düzenler. ANAP’ın bütün önde gelen isimlerinin katıldığı bu miting, Özal’ın gövde gösterisine dönüşür.

Planlar ona göre yapılmıştır. Partinin miting otobüsü Malatya meydanına gelir. Turgut Özal otobüsün üzerine çıkıp konuşmaya hazırlanır. Protokol gereği kendisini karşılayan Malatya Valisi Naim Cömertoğlu’na direktif verir:

“Gel sen de çık otobüsün üzerine" der. Valinin, “Efendim ben devleti valisiyim, orada bulunmam uygun olmaz" demesi hiçbir işe yaramaz. Vali başbakanla birlikte otobüsün üzerine çıkmak zorunda kalır.

Miting meydanı kalabalıktır. Otobüsün üzeri daha da kalabalık! Meydandakiler boyu kısa olan Özal’ı aşağıdan bakınca göremezler. Meydandan otobüse doğru "Çök, çök, çök" sesleri duyulmaya başlar. Otobüsün üzerindekiler çökecek ki, meydandaki partililer başbakanı iyice görebilsinler!

Özal yanında duran bakanlardan dayısının oğlu Hüsnü Doğan’a; “Çömel bakalım Hüsnü",der. Mikrofon açık ve Özal’ın elindedir. Özal’ın söylediği bu sözleri herkes duymaktadır. Bakan Hüsnü Doğan yere çömelir. Aracın üstündekiler de çömelirler.

Özal, yanında duran Vali Naim Cömertoğlu’na döner: Elindeki mikrofondan kendisine özgü umursamazlıkla söylediği sözleri “Vali Bey. Sen de çök. çömel şuraya." Sözleri miting alanını dolduran on binlerce insan tarafından duyulur. Ancak, Vali Cömertoğlu’ndan gelen ve Malatya meydanına mikrofondan yankılanan ses aynen şöyledir: “Sayın Başbakanım, ben devletin valisiyim. Vali çökmez, vali çömelmez. Vali çökerse devlet çökmüş olur. İzin verirseniz ben aşağıya ineyim".

Valinin bu sözlerini duyan meydandaki kalabalıktan inanılmaz bir alkış kopar. Alkış, kudretli başbakan Özal’ın olurunu beklemeyen Vali Naim Cömertoğlu’nun seçim otobüsünden aşağıya inmesine kadar devam eder.

Evet, devlet; Naim Cömertoğlu gibi valilerle ayakta kalır. Bir de şimdiki valilere bir bakalım. PEKİ, DEVLET NE ZAMAN ÇÖKER?

·                     Fitne, kılcal damarlara sirayet ederse;

·                     İlim susarsa,

·                     Ayrımcılık tavan yaparsa devlet çöker.

·                     Yalan, riya, takiyye devlet yönetimine hakim olursa devlet çöker.

·                     Devletin maddi ve manevi varlığı talan edilir ve yağmalanırsa devlet çöker.

·                     Liyakat yerini adam kayırmaya bırakırsa;

·                     Hırs kurum ve kuruluşlara hakim olursa önce devletin dini olan adalet solar sonra da devlet çöker.

·                     İlim ve bilimden uzaklaşır hurafe, bidat ve üç beş üfürükcü sahtekarın sözüne inanırsa çöker...

·                     Devlet, yarınları ellerine teslim edilecek gençleri çağın gereklerine göre yetiştirmezse çöker.

·                     Devlet, yemin verdirerek kendisini emanet ettiği görevlileri;

·                     Kendisini aşağılarsa,

·                     Yok sayarsa,

·                     Kendisine karşı savaş açarsa çöker.

·                     Milletin inancını, dinini anlamadığı bir dille anlamaya, şekilciliğe, teslimiyetciliğe iterse çöker...

·                     Adalet, ahlak kavramını yitirip, yanlış ve doğrusuyla insanların her dediğini alkışlayan, yandaşlık gösterilirse devlet çöker... Allah, Yüce Türk Milletini devletsiz bırakmasın.

Necdet TOPÇUOĞLU (Emekli Müsteşar Sayıştay Uzman Denetçi 09 Şubat 2026 ANKARA)

Kaynak: Ali Rıza Çakır- https://www.facebook.com/ali.r.cakir

 


Ayrıca bakınız: https://www.erzurumekspres.com/haber/vali-cokerse-devlet-coker_14923/

 

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN