13 Şubat 2026 Cuma

Hasbihal

 

 


HASBİHAL

Hatırla sevgili okuyucu o mesut okul yıllarını. İşlenmesi gereken her konudan önce yapılması gereken hazırlık çalışmaları vardı. Vardı, değil mi?

Peki, samimiyetle söylersek sözü edilen çalışmaları ancak yarı buçuk yapardık. Benzetme yerindeyse ısınmadan maça çıkardık. Tabii sonuç ortada.

Okuma oranı düştü. Anlayan kalmadı. Özümsemek?

Soru işaretleri çoğalınca dara mı düştük?

Düştüğümüz yerden kalkmasını bileceğiz. En azından çabalayacağız ki patinaj yapmayalım.

Patinaj yapmamamız için yüksek hız yapmamamız gerekir. “Yüksek hız, sadece patinaj konusunda değil, her konuda risklidir.” Onun için tane tane okuyacağız. Yani “açık ve düzgün bir şekilde, tane tane ve yavaş yavaş, manası üzerinde düşünerek okuyacağız.” Ayrıca “fren sistemlerinizin yavaşlatma ve durdurma fonksiyonlarının doğru seviyede ve doğru zamanda çalışması gerekir.” Unutmamalısınız ki Sabahattin Gencal’ın derleyip düzenlediklerini ve damıtmaya hazır olan çalışmasını okuyorsunuz.

Dikkatinizi çekerim; damıtılan demiyoruz, bal yapılan demiyoruz; başka deyişle kitap bile demiyoruz, damıtmaya hazır diyoruz.

Yavaş yavaş anlıyoruz, değil mi? Öyle ya, Hint’ten derlenen bir fikrin kaynama derecesi ile Yemen’ den derlenen bir fikrin kaynama derecesi farklıdır. “Kısmet ise gelir Hint'ten Yemen'den; kısmet değilse ne gelir elden.” atasözünü iyi yorumlayın. Allah (cc) bir şeyi bize kısmet etmişse o mutlaka bize gelir; ama Allah’ın kısmet etmesi için çalışmamız gerekir. Çalışma yöntemini de az çok bilmeliyiz değil mi?

Konuyu sağa sola, aşağı yukarı saptırmadan söylüyoruz:

Tabula Rosa (Bir İnsanlık Yolculuğu) adını verdiğimiz bu çalışmayı, bir zamanlar bucağa attığımızın öyküsü uzundur. Şimdilik şu kadarını bilin yeter: “Ne atarsan bucağa, o kalır ocağa.”

Evet, damıtma dereceleri farklı olan bu başka, bambaşka derlememizi, bucakta yani kenarda, köşede, daha doğrusu unutulmuş bir dosyada bulan editörümüz Ahmet Gencal, nektarı bala çevirdi. Aslında bu görev okuyucularındır. Ancak böylesi okuyucu az olur. Onun için yazarlar bu görevi de çoğunlukla yapıyor. Evet evet; bal gibi eserler sunuyorlar. Biz böylesini beceremediğimiz için Ahmet Bey devreye girdi. Peki, işlem tamamlandı mı? Hayır. Kitapta (A) dosyası var ki o editöre ait. (B) dosyası Yazara, (C) dosyası da okura ait. Anlıyorum, birazcık şaşırdınız. Çünkü böylesini hiç görmemiştiniz. Doğrudur. Ben de görmemiştim. Ama ne olduysa böyle bir düşünce aklıma geldi. Deneyin bir. Kitabın sağına soluna, üstüne altına notlar alın. Buna “derkenar” diyorlarmış büyüklerimiz. İsterseniz ayrı notlar da alabilirsiniz.

“Büyük lokma ye büyük söz söyleme.” derlermiş atalarımız. Şimdi biz, bu çok basitmiş gibi görünen derleme ve düzenlemelerimizin açılımları şöyle olur böyle olur dersek çitayı yükseltmiş oluruz bir, hayal kırıklığı yaratmış oluruz iki. Ben kendimi bildim bileli büyük söz etmemeye çalıştım; ama sayın editörümüzün yazdıklarını okuyunca “meğer ben neymişim,” dedim doğrusu. Bu kadarı da bana mahcubiyet veriyor.

Bu arada aklıma ne geldi, biliyor musunuz?

“Altının kıymetini sarraf bilir.”

“Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip: “Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor; en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir...” (https://haberton.com/mucevherin-degerini-kuyumcu-bilir/ ) Bu öyküyü bilenler? Bilmeyenler? Peki, bilenler bilmeyenlere anlatsın. Ya da bilmeyenler internete baksın.

Samimi olarak itiraf edeyim ki, şimdiye dek elime çok gizemli taşlar geçti; ama onları çevre duvarlarında kullandım. Tabula Rosa da, değil bir kitap bir çevre duvarından başka bir şey değildi editörümüz olmamış olsa.

Kim bilir okuyucularımızın ceplerinde de ne kıymetli taşlar vardır. O taşları, eleştireceğim diye sakın bana atmayınız. Onları uzmanlarına gösteriniz.

Şimdi ne taşı düşünün, ne de editörü. Ne de bu anda yazdıklarımı...“Sen yazana değil, yazdırana bak.”

Çalışma bizden, teşvik okurdan ve Tevfik Allah’tan.

Sabahattin GENCAL,

Çekmeköy-İstanbul, 13. 10. 2024

 

_______________________________________

 Sabahattin Gencal (Derleyip Düzenleyerek Sunan), TABULA ROSA (Bir İnsanlık Yolculuğu), Cinius Yayınları, İstanbul, 2024

 

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN