HASBİHAL
Hatırla sevgili okuyucu o mesut okul
yıllarını. İşlenmesi gereken her konudan önce yapılması gereken hazırlık
çalışmaları vardı. Vardı, değil mi?
Peki, samimiyetle söylersek sözü
edilen çalışmaları ancak yarı buçuk yapardık. Benzetme yerindeyse ısınmadan
maça çıkardık. Tabii sonuç ortada.
Okuma oranı düştü. Anlayan kalmadı.
Özümsemek?
Soru işaretleri çoğalınca dara mı
düştük?
Düştüğümüz yerden kalkmasını
bileceğiz. En azından çabalayacağız ki patinaj yapmayalım.
Patinaj yapmamamız için yüksek hız
yapmamamız gerekir. “Yüksek hız, sadece patinaj konusunda değil, her konuda
risklidir.” Onun için tane tane okuyacağız. Yani “açık ve düzgün bir şekilde,
tane tane ve yavaş yavaş, manası üzerinde düşünerek okuyacağız.” Ayrıca “fren
sistemlerinizin yavaşlatma ve durdurma fonksiyonlarının doğru seviyede ve doğru
zamanda çalışması gerekir.” Unutmamalısınız ki Sabahattin Gencal’ın derleyip
düzenlediklerini ve damıtmaya hazır olan çalışmasını okuyorsunuz.
Dikkatinizi çekerim; damıtılan
demiyoruz, bal yapılan demiyoruz; başka deyişle kitap bile demiyoruz, damıtmaya
hazır diyoruz.
Yavaş yavaş anlıyoruz, değil mi? Öyle
ya, Hint’ten derlenen bir fikrin kaynama derecesi ile Yemen’ den derlenen bir
fikrin kaynama derecesi farklıdır. “Kısmet ise gelir Hint'ten Yemen'den; kısmet
değilse ne gelir elden.” atasözünü iyi yorumlayın. Allah (cc) bir şeyi bize
kısmet etmişse o mutlaka bize gelir; ama Allah’ın kısmet etmesi için çalışmamız
gerekir. Çalışma yöntemini de az çok bilmeliyiz değil mi?
Konuyu sağa sola, aşağı yukarı
saptırmadan söylüyoruz:
Tabula Rosa (Bir İnsanlık Yolculuğu)
adını verdiğimiz bu çalışmayı, bir zamanlar bucağa attığımızın öyküsü uzundur.
Şimdilik şu kadarını bilin yeter: “Ne atarsan bucağa, o kalır ocağa.”
Evet, damıtma dereceleri farklı olan
bu başka, bambaşka derlememizi, bucakta yani kenarda, köşede, daha doğrusu
unutulmuş bir dosyada bulan editörümüz Ahmet Gencal, nektarı bala çevirdi.
Aslında bu görev okuyucularındır. Ancak böylesi okuyucu az olur. Onun için
yazarlar bu görevi de çoğunlukla yapıyor. Evet evet; bal gibi eserler
sunuyorlar. Biz böylesini beceremediğimiz için Ahmet Bey devreye girdi. Peki,
işlem tamamlandı mı? Hayır. Kitapta (A) dosyası var ki o editöre ait. (B)
dosyası Yazara, (C) dosyası da okura ait. Anlıyorum, birazcık şaşırdınız. Çünkü
böylesini hiç görmemiştiniz. Doğrudur. Ben de görmemiştim. Ama ne olduysa böyle
bir düşünce aklıma geldi. Deneyin bir. Kitabın sağına soluna, üstüne altına
notlar alın. Buna “derkenar” diyorlarmış büyüklerimiz. İsterseniz ayrı notlar
da alabilirsiniz.
“Büyük lokma ye büyük söz söyleme.”
derlermiş atalarımız. Şimdi biz, bu çok basitmiş gibi görünen derleme ve
düzenlemelerimizin açılımları şöyle olur böyle olur dersek çitayı yükseltmiş
oluruz bir, hayal kırıklığı yaratmış oluruz iki. Ben kendimi bildim bileli
büyük söz etmemeye çalıştım; ama sayın editörümüzün yazdıklarını okuyunca
“meğer ben neymişim,” dedim doğrusu. Bu kadarı da bana mahcubiyet veriyor.
Bu arada aklıma ne geldi, biliyor
musunuz?
“Altının kıymetini sarraf bilir.”
“Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca
yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok
parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip: “Oğlum” der, “Bunu al,
önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor; en sonra da kuyumcuya
göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel
bana bildir...” (https://haberton.com/mucevherin-degerini-kuyumcu-bilir/ ) Bu
öyküyü bilenler? Bilmeyenler? Peki, bilenler bilmeyenlere anlatsın. Ya da
bilmeyenler internete baksın.
Samimi olarak itiraf edeyim ki,
şimdiye dek elime çok gizemli taşlar geçti; ama onları çevre duvarlarında
kullandım. Tabula Rosa da, değil bir kitap bir çevre duvarından başka bir şey
değildi editörümüz olmamış olsa.
Kim bilir okuyucularımızın ceplerinde
de ne kıymetli taşlar vardır. O taşları, eleştireceğim diye sakın bana
atmayınız. Onları uzmanlarına gösteriniz.
Şimdi ne taşı düşünün, ne de editörü.
Ne de bu anda yazdıklarımı...“Sen yazana değil, yazdırana bak.”
Çalışma bizden, teşvik okurdan ve
Tevfik Allah’tan.
Sabahattin GENCAL,
Çekmeköy-İstanbul, 13. 10. 2024
_______________________________________
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
|
|
| ||||||
