1 Mayıs 2026 Cuma

“An”ın Önemini Tam Kavrayamadık

 

 


 

Kantla ilgili çalışmalarıma devam ediyorum. Bugünkü çalışmam, bugünkü yorgunluğum dünkü ve önceki günlerdeki dikkatsizliğim yüzünden. Kaydetme anı çok kısa bir an değil mi? İşte, bu çok kısa zannedilen anı da gereğini yapamazsan daha sonra ne kadar çalışacağın kaydetmediğin duruma göre değişiyor.

Bu unutkanlığı, anın değerlendirilememesi temasına göre yazıya başladık; ama “Kınadığın başına gelir.” sözünü doğrulamak için de kullanabilirdim bunu. Bundan 25 yıl önce çalıştığım bir özel okuldaki bilgisayar öğretmeni çalışma sonlarında “kaydet”e basmayı unuttuğu için, kendisine dergide yayınlamak üzere verdiğimiz yazılar için birkaç gün harcadı. En sonunda yanına gittim ve bu işi ortaokul çocukları da yapabilir, onun için çekinme, heyecanlama vb. sözler söyledim. Ses tonum nazik olmasına, kelimelerin doğru olmasına rağmen “ortaokul çocukları” kelimesiyle moralını kırdım herhalde. Her halde diyorum. Belki de nezaketimizin içinde kaynamıştır o sözcük. O belki anlamadı; ama ben hâlâ unutmadığıma göre? Demek ki hiç kimseyi kınamayacaksın.

Hayatımız, “Aynı tas, aynı hamam.” Örneği devam ediyor.

“Tas”kafamızı hâlâ donatamadık. Hiç olmazsa mevcutları koruyabilsek.

14. 01. 2023, 23.33

 ______________________

SabahattinGencal, GÜNCE (Yarınlara Hazırlık), Cinius Yayınları, İstanbul, 2023