İsmet İnönü muhalefet yıllarında, CHP Genel Merkezi
ile Pembe Köşk arasında gidip gelirken taksiye binerdi. Paşa’yı götürecek
taksi, semtin durağından çağrılırdı. Her yolculuk sonunda cüzdanından beş lira
çıkarıp taksi şoförüne uzatırdı.
Bir zaman bu böyle sürdü.
Bir gün durakta taksi kalmamıştı. Paşa da eve dönmek
için bekleyecek değildi. Caddeden geçen rastgele bir taksi çevirdiler. İsmet
İnönü arka koltuğa kuruldu. Pembe Köşke geldiğinde, bermutat beş lira çıkarıp
uzattı şoföre.
Taksi şoförü beş lirayı alıp ötesini bekledi. Başka
para gelmediğini görünce hemen itiraz etti:
“Beybaba!” dedi. “On lira daha vereceksin!”
İnönü kendinden emin:
“Taksi ücreti beş lira, evladım!”
“Olur mu, Beybaba? On beş lira… İstersen tarifeyi
göstereyim sana.”
Resmi fiyat listesinin basılı olduğu kâğıdı çıkarıp
Paşa’ya uzattı. Paşa listeye bakınca taksi ücretinin gerçekten on beş lira
olduğunu gördü ve çaresiz bir on lira daha çıkarıp verdi.
Şoför, yaşlı müşterisinin İsmet İnönü olduğunu
bilmeden, parasını alıp gitti.
Ancak İsmet Paşa açısından konu kapanmamıştı.
Ertesi gün durağının sorumlusunu çağırıp taksi ücreti
konusunda bilgi aldı.
Anlaşıldı ki, durağın şoförleri, Paşa ne verirse
itirazsız alıyorlar; hatta kimileri, bu tarihi şahsiyetin cüzdanından çıkma beş
liraları çerçeveletip duvara asıyordu.
İsmet Paşa o günden sonra on beş lira ödemeye başladı.
Cumhuriyet’in ikinci mimarı ve ikinci cumhurbaşkanının
zamane politikacıları gibi bir makam otosu serisi hiç olmamıştı.
Ali Rıza Çakır, https://www.facebook.com/
