Huzur Parkı’nın bir bankında orta boylu, şişman ve yaşlı bir adam oturuyor.
Saçlarının tamamına yakını dökülmüş,
uzamış kaşları beyazlaşmış, göz kapakları da buutları gibi sarkmış. Elâ
gözlerinde fer kalmamış bu adam bir emekli öğretmen.
“İnsan
henüz kendini tanıyamamıştır.” cümlesini bloglarında kullanan bu adam “Nefsini bilen Rabbini bilir.” hadisinden
hareketle kendini tanıma uğraşısı içinde.
Ot dahil bütün yaratılmışların özel
bir görevi olduğunu düşünen bu adam,
hâlâ kendine has görevinin ne olduğunu arama peşinde.
100 kiloluk ağır bedeni bankta
dinlenirken o küçük gözleriyle çevreyi gözlüyor. Gördükleri işittikleriyle
birleşince beyni kayıtlar alıyor. Ses alma gücü, koku alma gücü zayıflamış olan
bu adam ne sıcağa dayanabiliyor ne de soğuğa.
Namaz vakitlerinde 5-10 dakika bu
bankta oturan bu adam, namazdan sonra Çekmeköy Huzur Camisi’nin hemen yakınında
olan ikametgâhına gidecek. Bilgisayarına girecek. Tek oyuncağı bilgisayar olan
bu adam, eşi vefat edeli beri televizyonu da çok az izliyor.
Okumaktan başka hobisi olmayan 76
yaşındaki bu adam, okuma oburu olduğunun yeni yeni farkına vardı. Ama yine
okuyor. Can çıkar huy çıkmaz misaline örnek teşkil edecek bu adam eşi öldükten
sonra anti depresyon ilâcı kullanıyor.
(…)
SabahattinGencal, İnsan Manzaraları veya İkindi Sohbetleri, Cinius Yayınları, 2029
https://cinius.shop/product/insan-manzaralari-veya-ikindi-sohbetleri/
