İmam-ı Rabbani Ahmed el-Faruki es-Serhendi Hazretleri tarafından Şeyh Nizameddin Tehaniserî’ye yazılan 30. Mektup, tasavvufi yolculuğun (seyr u sülûk) en derin makamlarını ve bu makamların şeriatla olan tam uyumunu ele alır.
Metnin sistemli özeti aşağıdadır:
1. Şühud Kavramı ve Mertebeleri (Afakî ve Enfüsî)
Afakî Şühud: Kişinin kendi nefsi dışındaki alemde (dış dünyada) bir takım tecellilere şahit olmasıdır. İmam-ı Rabbani’ye göre bu aşamada elde edilenler henüz tam değildir.
Enfüsî Şühud: Manevi yolculuğun sonunda, kişinin her ne görürse kendi nefsinde (iç dünyasında) görmesi makamıdır. Bu makam "Hakkal-yakîn" mertebesidir ve kemalâtın sonudur.
Önemli Uyarı: Enfüsî şühud, Allah'ın kulun içine girmesi veya kulun Allah ile birleşmesi (ittihad) değildir. Allah, her türlü nitelikten (keyfiyetten) münezzehtir. Bu makamda hayret ve acziyet esastır.
2. Fenâ ve Bekâ Kavramları
Vücud-u Adem (Yokluğun Varlığı): Bazı saliklerde geçici bir cezbe ile beşeri sıfatlar kaybolur ama sonra geri dönebilir. Bu durum "hal" ve "vakit" ile sınırlıdır, zeval bulabilir (bitebilir).
Vücud-u Fenâ: Gerçek fenâdan sonra gelen bekâ (Bekâbillah) ise daimîdir ve bozulmaktan korunmuştur. Bu makama erenlerin halleri değişmez; onlar vakitleri yaratan Zat (Allah) ile meşguldürler.
3. İbadetin ve Aşkın Gayesi: Ubudiyet (Kulluk)
Yaratılışın Gayesi: İnsanın yaratılmasından temel maksat, aşk veya keşif değil, sadece kulluk (ibadet) vazifelerini yerine getirmektir.
Aşkın Rolü: Tasavvuftaki aşk ve muhabbet, bir amaç değil; kişiyi Allah'tan başka her şeyden (masivadan) koparıp gerçek kulluğa hazırlayan bir araçtır.
Velayetin Zirvesi: Velayet makamlarının en üstü "Kulluk Makamı"dır. Burada kul, kendi acizliğini ve ihtiyacını, Allah’ın ise sonsuz zenginliğini (istiğnasını) tam olarak idrak eder.
4. Tevhid-i Ef’al (Fiillerin Birliği) ve Şeriatla Uygunluk
Fiillerin Yaratıcısı vs. İşleyicisi: "Fail tektir" (Lâ fâile illallah) diyerek kulun iradesini yok saymak yanlıştır. Doğru olan; fiillerin yaratıcısının (Hâlık) tek olması, ancak işleyicilerinin (fâillerinin) çok olmasıdır.
Manevi Sarhoşluk (Sekir): Bazı sufilerin "Her şeyi yapan Allah'tır, ben yokum" gibi sözleri, manevi bir sarhoşluk (sekir) halidir. Hakikat ise Ehl-i Sünnet alimlerinin bildirdiği gibidir.
Kriter: Bir keşif veya ilham, Ehl-i Sünnet alimlerinin bildirdiği şer'i hükümlere kıl payı aykırı ise o keşif hatalıdır ve sekir halinin sonucudur.
5. Sülûkün (Tasavvufi Yolun) Neticesi
Şah-ı Nakşibend’in ifadesiyle; bu yolun gayesi şeriata ek bilgiler öğrenmek değil, şeriatın bildirdiği bilgilerin (marifetin) delile ihtiyaç duymayacak kadar net bir şekilde kalbe inmesidir.
Peygamberlerin vahiy ile aldığı ilimler, kamil velilere ilham yoluyla açılır; ulema ise bu ilimleri delillerle açıklar. Hepsi aynı hakikatte birleşir.
Sonuç olarak; Mektup, tasavvufun nihai amacının şeriattan kopmak değil, şeriatın özüne ve tam bir kulluk (ubudiyet) şuuruna ulaşmak olduğunu vurgular.
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
|
|
| ||||||
İkinci bin yılın müceddididir. İsmi Ahmed’dir. Hazreti Ömer radıyallahu anhın soyundan geldiği içim kendisine ‘’ Ahmed-i Faruki’’ denir. ‘’ Bedreddin’’ , ‘’Ebü’l-Berekat’’,’’Müceddid-i Elf-i Sani’’, ‘’Serhendi’’ gibi unvanlarıyla tanınır.