23 Mart 2026 Pazartesi

Rabbani'nin Mektupları- 030

 İmam-ı Rabbani Ahmed el-Faruki es-Serhendi Hazretleri tarafından Şeyh Nizameddin Tehaniserî’ye yazılan 30. Mektup, tasavvufi yolculuğun (seyr u sülûk) en derin makamlarını ve bu makamların şeriatla olan tam uyumunu ele alır.

Metnin sistemli özeti aşağıdadır:

1. Şühud Kavramı ve Mertebeleri (Afakî ve Enfüsî)

  • Afakî Şühud: Kişinin kendi nefsi dışındaki alemde (dış dünyada) bir takım tecellilere şahit olmasıdır. İmam-ı Rabbani’ye göre bu aşamada elde edilenler henüz tam değildir.

  • Enfüsî Şühud: Manevi yolculuğun sonunda, kişinin her ne görürse kendi nefsinde (iç dünyasında) görmesi makamıdır. Bu makam "Hakkal-yakîn" mertebesidir ve kemalâtın sonudur.

  • Önemli Uyarı: Enfüsî şühud, Allah'ın kulun içine girmesi veya kulun Allah ile birleşmesi (ittihad) değildir. Allah, her türlü nitelikten (keyfiyetten) münezzehtir. Bu makamda hayret ve acziyet esastır.

2. Fenâ ve Bekâ Kavramları

  • Vücud-u Adem (Yokluğun Varlığı): Bazı saliklerde geçici bir cezbe ile beşeri sıfatlar kaybolur ama sonra geri dönebilir. Bu durum "hal" ve "vakit" ile sınırlıdır, zeval bulabilir (bitebilir).

  • Vücud-u Fenâ: Gerçek fenâdan sonra gelen bekâ (Bekâbillah) ise daimîdir ve bozulmaktan korunmuştur. Bu makama erenlerin halleri değişmez; onlar vakitleri yaratan Zat (Allah) ile meşguldürler.

3. İbadetin ve Aşkın Gayesi: Ubudiyet (Kulluk)

  • Yaratılışın Gayesi: İnsanın yaratılmasından temel maksat, aşk veya keşif değil, sadece kulluk (ibadet) vazifelerini yerine getirmektir.

  • Aşkın Rolü: Tasavvuftaki aşk ve muhabbet, bir amaç değil; kişiyi Allah'tan başka her şeyden (masivadan) koparıp gerçek kulluğa hazırlayan bir araçtır.

  • Velayetin Zirvesi: Velayet makamlarının en üstü "Kulluk Makamı"dır. Burada kul, kendi acizliğini ve ihtiyacını, Allah’ın ise sonsuz zenginliğini (istiğnasını) tam olarak idrak eder.

4. Tevhid-i Ef’al (Fiillerin Birliği) ve Şeriatla Uygunluk

  • Fiillerin Yaratıcısı vs. İşleyicisi: "Fail tektir" (Lâ fâile illallah) diyerek kulun iradesini yok saymak yanlıştır. Doğru olan; fiillerin yaratıcısının (Hâlık) tek olması, ancak işleyicilerinin (fâillerinin) çok olmasıdır.

  • Manevi Sarhoşluk (Sekir): Bazı sufilerin "Her şeyi yapan Allah'tır, ben yokum" gibi sözleri, manevi bir sarhoşluk (sekir) halidir. Hakikat ise Ehl-i Sünnet alimlerinin bildirdiği gibidir.

  • Kriter: Bir keşif veya ilham, Ehl-i Sünnet alimlerinin bildirdiği şer'i hükümlere kıl payı aykırı ise o keşif hatalıdır ve sekir halinin sonucudur.

5. Sülûkün (Tasavvufi Yolun) Neticesi

  • Şah-ı Nakşibend’in ifadesiyle; bu yolun gayesi şeriata ek bilgiler öğrenmek değil, şeriatın bildirdiği bilgilerin (marifetin) delile ihtiyaç duymayacak kadar net bir şekilde kalbe inmesidir.

  • Peygamberlerin vahiy ile aldığı ilimler, kamil velilere ilham yoluyla açılır; ulema ise bu ilimleri delillerle açıklar. Hepsi aynı hakikatte birleşir.

Sonuç olarak; Mektup, tasavvufun nihai amacının şeriattan kopmak değil, şeriatın özüne ve tam bir kulluk (ubudiyet) şuuruna ulaşmak olduğunu vurgular.

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ



Altın Silsile - Hazreti İmam-ı Rabbani kuddise sırruhu

İkinci bin yılın müceddididir. İsmi Ahmed’dir. Hazreti Ömer radıyallahu anhın soyundan geldiği içim kendisine ‘’ Ahmed-i Faruki’’ denir. ‘’ Bedreddin’’ , ‘’Ebü’l-Berekat’’,’’Müceddid-i Elf-i Sani’’, ‘’Serhendi’’ gibi unvanlarıyla tanınır.