(…)
İnsanı anlatmaya
çalışacağımız bu eserde kendimizden söz etmemiz - kişisel doyumu saymazsak-
okuyuculara ip ucu vermek içindir. Yunus Emre gibi: “Bir siz dahi görün/ Benim bende bulduğumu.” diyemem.
Montaigne,
bir insanda bütün insanlığın sorunları bulunduğuna inanıyordu. Ben, kendimi
dolayısıyla insanı anlatıyorum dersem, yukarıda da değinildiği gibi çok iddialı
olmuş olurum. Doğru da olmaz bu. Çünkü hiçbir
insan hiçbir insana tam olarak benzemez.
Kendimizi tanıtacağız dedik. Düşünce ve duygulardan söz
ettik. Fiziki yapımız, yetişmemiz ve bulunduğumuz ortamlardan söz edeceğimizi
belirtmedik. Düşünceler, duygular kuşkusuz ki bu saydıklarımızdan etkilenir.
Daha ileri giderek kaynaklanır diyebiliriz.
Dale Carnegie: “İnsana özellik veren şey düşünceleridir.
Düşünceleri öğrenilen insanın kim olduğu da anlaşılmış olur.” der.
Düşünce
ve duyguların daha iyi anlaşılabilmesi için, yorumlanması için kişinin
bulunduğu ortamın bilinmesi gerekir. Biz içinde bulunduğumuz ortamdan açıkça,
ayrıntılı olarak söz etmeyeceğiz. Yani kendimizi eksik tanıtacağız. İnsan tam
olarak tanıtılabilir mi?
İnsan,
her düşündüğünü, duyduğunu yasal ve toplumsal sınırlamalardan ötürü de
anlatamaz…
(…)
__________________________
Sabahattin Gencal, KendimiziGörme Denemesi veya Bilimsel Dedikodu, Cinius Yayınları, İstanbul, 2018
