Merhaba,
Ben
Sabahattin Gencal.
09
Ocak 2026’dan beri GÜNLÜK blogunda yazıyorum.
Zaman
zaman özeleştiri yapmışımdır. Bu yazım da onlardan biri. Ama bu kez, dolaylı
değil açık açık eleştireceğim kendimi. Eleştirmek iyi-kötü, güzel-çirkin,
yararlı- yararsız vb. yanlarını belirtmek demektir. Burada sadece kendimdeki
olumsuzlukları anlatmaya çalışacağım. Tabii kendimizi bilebildiğimiz ölçüde.
Kendimizi
bilmek çok kapsamlı bir konu. Evreni bilmek gibi… Burada kendini bilmenin bir
alt konusu olabilecek haddimizi bilmek konusu üzerinden kendimi eleştirmeye
çalışacağım.
Sözlüklerde,
Had sınır, uç, derece, yetki ve değer; haddini bilmek ise, kendi değer ve
yeteneğini olduğundan üstün görmemek olarak tanımlanır. Bu tanıma göre hamd
olsun haddimizi bildik. İnşallah bilmeye de devam edeceğiz.
Yalnız
yazılarımızda az da olsa haddimizi aştığımızı gördüm. Tabii ki pişman oldum. Bu
ruh hali içinde bu yazıyı yazıyorum:
Haddini
bilmek bu konuyla ilgili bilgileri hatmetmek değil bu bilgilerin gereğini
yapmaktır. Açık deyişle haddini bilmek bir davranış, bir uygulama biçimidir.
“İnsanın
haddini bilmesi:
İnsanın
kendini tanıması, görmesi, bilmesi, fark etmesi ve anlamasıdır.
Kendi
seviyesini, kapasitesini, duygularını, artı ve eksilerini, olumlu ve olumsuz
taraflarını, yapabileceğini veya yapamayacağını bilmesidir.
Gerektiği
yerde durmasını bilmesidir.”
İnsanın
kapasitesi her zaman aynı olmuyor. Önceki günler yaylaya rahatça çıkabiliyordum.
Dün günde 3-5 kilometre yürüyebiliyordum ama bugün evin içinde bile zor adım
atıyorum. Bütün konularda bu benzetme geçerlidir.
Kısaca
konuşurken de yazarken de artık boyumu aşan sulara girmeyeceğim. Örneğin
günümüzde devam eden savaşları tarihçiler ve analistler bile doğru dürüst
değerlendiremezken biz hemen ahkâm kesip insanlığın kaybolduğunun bir
göstergesi olarak dolaylı dolaylı olarak yazdık. Belki bu teşhis doğrudur ama
teşhisi doktorlar yapar. Biz haddimizi aştık gibime geliyor.
Ayrıca
iç politika konularına da giriverdik. Evet bir yurttaş olarak toplumumuz ve
yurdumuz için siyaset yapmak hakkımız ve görevimizdir. Ancak bu konuda da ahkâm
kestik. Hükümet biçiminden tut da ekonominin, yargının ve eğitimin vb. hiç de
iyi olmadığını yazdık. Bu da doğru belki ama biz bu konuların uzmanı değiliz
ki. Evet söylediğimiz konularda diplomalarımız var ama maalesef o eski bilgiler
kalmadı bizde. Eski bilgi kalsa ne yazar. Âlimlerimizin söylediğine göre 72
saatte bilgiler yenileniyormuş. Kısaca güncellenemiyoruz. Buna rağmen bu
konularda yazmakla haddimizi aşıyoruz.
Ayrıca
şunu da eklemeliyim: Gerek Facebook gerekse blog yazıları pek okunmuyor. Hele
de benin yazdıklarım. Blog sayacına göre 24-63 tıklama oluyor. Her bloga
girenin okuduğu da söylenemez. Yani beni, ne kadar okuyabiliyorsanız sizler
okuyorsunuz. Tanıdığım kadarıyla hepiniz benden daha ileri derecede konulara
hâkimsiniz. Yani tereciye tere satmak gibi oluyor yazılarımız. Bu da bir nevi
haddi aşmak oluyor.
Uzatmak
pahasına şunu ekleyeyim: Günlük demek her gün yazılan yazı demek değil. Günün
izlerini taşıyan duygu ve düşüncelerine işaret eden yazı demektir. Bizim izler
belli olmuyor. Açık deyişle gençler, özellikle dijital bilgileriyle donanmış
geçler bizim izlerimizi hiç göremiyor. Onun için bu sorunu da ayrıca ele almam
gerekir.
İnşallah
üslup bakımından haddi aşmamışım. Aştımsa özür dilerim. Bu konuya da açıklık
getirmeliyim. Bilindiği üzere deneme ve güncelerde yazar kendi için yazar.
Kendi kendine konuşur. Ben Mevlana’nın “ben sen oldum, sen ben” sözünü dayanak
göstererek size hitabı kendime, kendime hitabı size kabul ettim… yani bir kılıf
buldum. Herkesin böyle kılıf bulması da uygun değil tabii.
Rahmetli
Demirel nasıl diyordu? “Söylenecekler söylenmiştir. Binaenaley…”
Bundan
böyle, yüzme bilmediğim için derinlere dalmayacağım inşallah.
Haddini
bilmeyen boğulur…
Sabahattin Gencal, İstanbul, 19. 03. 2026
|
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci |
||||||
|
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü
Etkinliklerinden Bazıları |
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
