Sisifos
ile ilgili yazıda şu cümle dikkatimi çekti: “Fransız yazar ve düşünür Albert
Camus'un yazdığı "Sisifos Söyleni"2 hikâyeye
daha derin bir bakış açısı getirirken, "Sisyphean" Yunanca'da
sıkı çalışma gerektiren fakat bitmek bilmeyen işler için kullanılmıştır.” Evet,
benzetmemizin o kadar da ilgisiz olmadığını anlamış olduk. Neymiş sıkı çalışmak
gerekirmiş. Felsefe öğrenimi de bitmek bilmeyen bir konu olduğuna göre. Bakın,
insan önceden yazmayı düşünmediğini de yazıveriyor. Ne demişiz: “Felsefe
öğrenimi sonu bitmeyen bir konudur.” Güzel demişiz değil mi?
Aklıma
gelenlerden bir önemlisi de kayalara tırmanan dağcılar. Bir yerde
okumuştum; büyük kayalara tırmanırken aşağıya bakmazlar ki
korkmasınlar, yukarıya da bakmazlar ki umutsuzluğa kapılmasınlar. Doğrusu
ben biraz korkmuyor değilim, tabii biraz da umutsuzum. Eee, 75’inden sonra
böylesine konulara tırmanınca böyle oluyor. Oysa ne demiştik? 19 yaşında bir
genç gibi olacağız. Bütün geçmişleri bilmiyor varsayacağız, önümüzdeki dağ gibi
sorunları da…
İşte
böylece, kendi kendime bir çalışma yöntemi belirlemiş oldum:
Mümkün
olursa eğer korkmadan ve umutsuzluğa düşmeden, gerekirse tekrar tekrar okuyarak
öğrenmeğe çalışacağım.
Getirisi
de olmasa çalışmak güzel.
________________________
Sabahattin Gencal, YENİ YENİTAZELENİYORUM BEN, Cinius yayınları, İstanbul, 2019
