Siyasete girmedim, zaten giremezdim.
Siyasetle ilgili
yazılar yazmadım, zaten yazamazdım da. Çünkü, anlayamıyorum anlayamıyorum. Örnek
vereyim: Geçen millet vekili seçimlerinde milletin karşısına çıkamazlar,
çıksalar bile barajı zor geçerler dediğim parti birinci parti çıktı. Onun için
kendi kendime dar anlamda siyasi konularda yazmayı yasakladım.
Siyasi konularda
bir yazı yazmayacağım demek görsel ve yazılı basında siyasi konuları pas
geçeceğim anlamı taşır mı bilemem. O zaman yurttaşlık vazifelerini de
yapamayacağım demek olmaz mı? Yani bir yazar gözüyle değil bir yurttaş gözüyle bakacağız,
izleyeceğiz. Dinlememiz de yurttaşımızın dinlemesi gibi olacak. Bu da yazılır
mı, denir mi acaba? Niye densin. Sürünün kaval dinlemesi gibi dinleyecek
değiliz ya…
Bugün Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar’ı Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet
Zirvesi sonrası Bloomberg HT- Habertürk yayınında izledim. Kendisini bilgili,
bilinçli ve gerçekçi buldum. Umutlandım. Şöyle bir izlenim bıraktı bende.
Bakanım bu projenizde şu yanlış var, dersek hemen incelemeye alır. Yine şu da
şöyle olabilirdi desek yine dinler ve gerekirse incelemeye alır. İnşallah
yanılmamışım. Yukarıda dediğim gibi Türkiye’mizdeki dar anlamda siyaset çok
yanıttı beni.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, okullarda alınacak 7 yeni tedbiri açıklamasını
da dinledim. Yakın vadede güzel önlemler. Bu önlemleri güzel bulmam Cumhuriyeti,
bilerek veya bilmeyerek monarşiye çevirme çabalarını desteklediğim anlamına
gelmez. Yine bunca olumsuzluklara rağmen hâlâ görevde kalmasını onayladığım
anlamına da gelmez.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamalarını da izledim: “Devlet, adaletin
tecellisi için gereken tüm imkanları seferber etme iradesine sahiptir. Hiçbir
adli vakada savcılarımız dosyanın kapağındaki isme bakmaz. Bu isimlerin kim
olduğuna, makamına, mevkisinin ne olduğuna bakmaz. Soruşturma içerisindeki vaka
ve yetkilerini kullanır." ifadelerini beğendim. Bu sözleri beğenmem sayın
bakanın Adalet bakanı yapılmasının doğru olmadığı Kanaatımı değiştirmez. Sayın
bakanımız ne kadar iyi ve güzel çalışırsa çalışsın adalet terazisi bozuk
kalacaktır.
Ben genellikle isim zikretmezdim. Nasılsa bugün zikretmiş oldum. Bu da
hayırlara gitsin. Benim için bu veya şu ya da o hiç fark etmez. Aslında
yanlışlarını da anlayabilirim. Beşer şaşar, yanlışsız kul olmaz. Ancak kasıtlı
veya bilinçli olarak yanlış yapılıyorsa ki bunun vebali çok büyüktür ben de
herkes gibi bu yanlışı kınarım.
Kınamak sana mı kaldı, denmez inşallah. Bakanlar meclise karşı zaten
sorumlu değil. Milletvekillerinin sorularını isterlerse cevap veriyorlar. Yurttaş
olarak da kınamazsak veya kınayamazsak o zaman ABD’nin Ankara Büyük elçisi Tom
Barrack’ın “Türkiye’nin rejimine rota çizmesini” nasıl kınarız?
“Siyasi yazı yazmayacağım diyorsun ama bu yazı bal gibi siyasi bir yazıdır.”
demeyi düşünenlere cevabım yine hayırdır. Bu olsa olsa günün haberleridir veya
durum tespitidir.
Bu tespitten sonra, Ey aziz yurttaşlarım, Ey saf ve tertemiz yurttaşlarım! diye
başlayıp da doğru-yanlış her neyse çözümlerimizi sunsak ve bunun için
desteğinizi istesek işte o zaman siyasi bir yazı yazmış olurduk.
Defalarca belirttiğim gibi dar anlamda ve dar alanlarda böylesi yazılar
yazmayacağım ancak bazı âlimlerin siyaset anlayışlarıyla ilgili bir kitap yazma
niyetim var. Allah izin ederse tezgâhımdaki çalışmaları bitirebilirsem bu tür
çalışmayı tezgâha koyacağım.
İşlerimizin kolaylaşması dileğiyle…
Sabahattin Gencal, İstanbul, 23. 04. 2026
|
HOBİ TÜTÜNDEN
YAZILAR (RAKAMLARIN ÜZERİNİ TIKLAYINIZ) |
||||||||
|
-9- |
||||||||
