25 Nisan 2026 Cumartesi

Göreve ...

 

Aydınları Göreve Çağırıyorum

 

         Bugün 20 Mayıs 2012. Düşünüyorum...

         “19 Mayıs’ın coşkusundan geriye ne kaldı?” diye düşünüyorum.

        Düşünce özgürlüğümüze diyecek yok. Düşün düşünebildiğin kadar. Ama düşündüklerini nasıl ifade edebileceğini ayrıca düşünmelisin. Suya sabuna dokunmadan, iktidarlara ve bazı gruplara çatmadan ifade etmek gerek. Aksi takdirde huzurun kaçar.

Huzurumuzun kaçmayacağı bir yazı kaleme almak öyle kolay olmasa gerek.

Gelin işi kolaylaştıralım, etliye sütlüye karışmadan, karıştırmadan bir iki kelâm edelim:

        Günümüzde iktidara sahip olanların Atatürk ilke ve inkılaplarını etkisizleşmeye ve Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürmeye çalıştıklarını siyasi parti sözcülerinden ve bazı köşe yazarlarından dinliyoruz, okuyoruz.  Bu söylenenlere, yazılanlara inanmak istemiyorum. Emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin Atatürk düşüncesini silmeye çalışmaları anlaşılabilir; ama iktidardakilerin ve onlara destek verir gözükenlerin böyle bir hataya düşebileceklerine inanamıyorum.

        “İnanmıyorum” diyerek yan gelip yatmak elbette doğru olmaz. Atatürkçü düşüncenin önemini vurgulamak gerekir. Bunu yapamadığım için üzgünüm.

“1981’de Milliyet Karacan Armağanında mansiyon alan “Atatürkçü Düşünce Denemesi” adlı eserimizi hâlâ bastıramadık.

“Yüzlerce eser basılıyor da ne oluyor?” demeyelim. En azından, elimizden geldiğince görevimizi yapmış olur ve bu derece vicdan azabı duymazdık.

Gerçekten azap duyuyorum.

Yanlış anlaşılmasın halkımızın Atatürkçülüğü bilmemesinden değil sadece. İsminin önüne büyük büyük sıfatlar eklenmiş kişilerin Atatürkçülüğü kavrayamaması, benimseyememesi; ya da yanlış kavraması ister istemez üzüyor insanı.

      Üzülmek neye yarar?

Hiçbir şeye yaramaz. Bunu bile bile, üzgün üzgün bütün gazeteleri taradım. Köşe yazılarını okudum. Bağlantı kurduğum bu yazılara göz gezdirirseniz bir kere daha anlayacaksınız ki:

İktidara sahip olanların Atatürkçü düşünceye karşı oldukları imajı yaygındır.  Her şeyden önce bu yanlış imajın, bu imaja sebep olanlar tarafından düzeltilmesi gerekir.

Oy kaygısı ya da başka düşüncelerle bu sağlıksız durumun sürmesine izin vermek olumsuzluklara sebep olabilir.

        Bu arada başta Üniversite öğretim görevlileri olmak üzere, bütün aydınları göreve çağırıyorum.

    Atatürkçü düşünceyi şimdi açıklamazsanız ne zaman açıklayacaksınız? 

Akılcı düşünceyi, aydınlığı şimdi savunmazsanız ne zaman savunacaksınız?

        Özetle Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde bulunduğu durum ve genel manzara iç açıcı değil.

Herkes elini taşın altına koysun ki bu olumsuzlukları hep beraber aşalım. İktidar, muhalefet demeden, şucu bucu demeden birlik olalım ki özgürlüğümüzü, her bakımdan bağımsızlığımızı koruyup mutlu olalım. Mutluluğu hak edelim.

        Mutluluk hepimizin hakkı.

       Başiskele-Kocaeli, 20. 05. 2012

 __________________

Sabahattin Gencal, KitaplaraSığdırılamayan FARKLI YAZILAR, Cinius yayınları, İstanbul, 2020