Aydınları Göreve Çağırıyorum
Bugün 20 Mayıs 2012. Düşünüyorum...
“19 Mayıs’ın coşkusundan geriye ne
kaldı?” diye düşünüyorum.
Düşünce özgürlüğümüze diyecek yok.
Düşün düşünebildiğin kadar. Ama düşündüklerini nasıl ifade edebileceğini ayrıca
düşünmelisin. Suya sabuna dokunmadan, iktidarlara ve bazı gruplara çatmadan
ifade etmek gerek. Aksi takdirde huzurun kaçar.
Huzurumuzun
kaçmayacağı bir yazı kaleme almak öyle kolay olmasa gerek.
Gelin
işi kolaylaştıralım, etliye sütlüye karışmadan, karıştırmadan bir iki kelâm
edelim:
Günümüzde iktidara sahip olanların
Atatürk ilke ve inkılaplarını etkisizleşmeye ve Türkiye Cumhuriyeti’ni
dönüştürmeye çalıştıklarını siyasi parti sözcülerinden ve bazı köşe
yazarlarından dinliyoruz, okuyoruz. Bu
söylenenlere, yazılanlara inanmak istemiyorum. Emperyalistlerin ve yerli
işbirlikçilerinin Atatürk düşüncesini silmeye çalışmaları anlaşılabilir; ama
iktidardakilerin ve onlara destek verir gözükenlerin böyle bir hataya
düşebileceklerine inanamıyorum.
“İnanmıyorum” diyerek yan gelip yatmak
elbette doğru olmaz. Atatürkçü düşüncenin önemini vurgulamak gerekir. Bunu
yapamadığım için üzgünüm.
“1981’de
Milliyet Karacan Armağanında mansiyon alan “Atatürkçü Düşünce Denemesi” adlı eserimizi hâlâ bastıramadık.
“Yüzlerce
eser basılıyor da ne oluyor?” demeyelim. En azından, elimizden geldiğince
görevimizi yapmış olur ve bu derece vicdan azabı duymazdık.
Gerçekten
azap duyuyorum.
Yanlış
anlaşılmasın halkımızın Atatürkçülüğü bilmemesinden değil sadece. İsminin önüne
büyük büyük sıfatlar eklenmiş kişilerin Atatürkçülüğü kavrayamaması,
benimseyememesi; ya da yanlış kavraması ister istemez üzüyor insanı.
Üzülmek neye yarar?
Hiçbir
şeye yaramaz. Bunu bile bile, üzgün üzgün bütün gazeteleri taradım. Köşe
yazılarını okudum. Bağlantı kurduğum bu yazılara göz gezdirirseniz bir kere
daha anlayacaksınız ki:
İktidara
sahip olanların Atatürkçü düşünceye karşı oldukları imajı yaygındır. Her şeyden önce bu yanlış imajın, bu imaja
sebep olanlar tarafından düzeltilmesi gerekir.
Oy
kaygısı ya da başka düşüncelerle bu sağlıksız durumun sürmesine izin vermek
olumsuzluklara sebep olabilir.
Bu arada başta Üniversite öğretim
görevlileri olmak üzere, bütün aydınları göreve çağırıyorum.
Atatürkçü düşünceyi şimdi açıklamazsanız ne zaman
açıklayacaksınız?
Akılcı
düşünceyi, aydınlığı şimdi savunmazsanız ne zaman savunacaksınız?
Özetle Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde
bulunduğu durum ve genel manzara iç açıcı değil.
Herkes
elini taşın altına koysun ki bu olumsuzlukları hep beraber aşalım. İktidar,
muhalefet demeden, şucu bucu demeden birlik olalım ki özgürlüğümüzü, her
bakımdan bağımsızlığımızı koruyup mutlu olalım. Mutluluğu hak edelim.
Mutluluk
hepimizin hakkı.
Başiskele-Kocaeli, 20. 05. 2012
__________________
Sabahattin Gencal, KitaplaraSığdırılamayan FARKLI YAZILAR, Cinius yayınları, İstanbul, 2020
