Odamdayım.
Derin sessizlik içinde oldukça sakin. Hatıralara ve hayallere gömülmüşüm. Işık
hızından daha hızlı olarak ta nerelere gidip de dönmüşüm. Bu nasıl oluyor? Sakinliğin içinden doğan bunca hız.
Hatırlarda
kalmama doktorlar müsaade etmiyor. Hayaller de çoğu zaman beni kesmiyor.
Odamdayım.
Bilgisayar başında. Daha birkaç kelime yazmadan. Sana uğruyorum ama aldırdığın
yok bana. Sana kızamıyorum çünkü görmüyorsun beni. Zararı yok beni görmeyiver
ama gör memleketin halini ahvalini.
Bugün
hangi konuyu ele alacağıma henüz karar veremedim. Karar vermenin de bu kadar zor
olduğunu yeni öğrendim: Ortalama 86 milyar nöron var beyinde. Karar vermek için
bir nöron bütün nöronlarla iletişime geçer. Bir nöron 86 milyar nöronla ikinci
nöron 86 milyar nöronla. 3 nöron…86 milyarıncı… Sonra tekrar… Üstelik nöronlar
aktif enerji üretimi için binlerce mitokondriye ev sahipliği yapabilir… Vay be.
Basit bir karar için beyindeki faaliyetlere bak. Acaba bu karar verme işini patronlara
veya patrona mı bıraksak. Öyle ya beyinsiz yaşamak çok rahat. “Azıcık aşım,
ağrısız başım.” Diye diye düştük bu hallere… Kanaatkârlığı da yanlış anlamışız.
Zaten neyi doğru anladık ki?
Yakınmaya
başlamam demek sınırı aşmam demek. Çünkü yakınmak bana yasak. Sadece yakınmak
mı? Bütün olumsuz düşünceler yasak…
Doktorlara
bak. Olumsuz düşünceler yasakmış. Bari olumlu düşünceleri de yasakla ki hepten
kurtulalım. Yan gelip yatalım… Yan gelip yatmak on dönümlük bostan olduğu
zamanlarda idi. Şimdilerde şu veya bu
şekilde mal edinmiş olanlar için de kullanılabilir: “On dönüm bostan yan gel
yat Osman.”
Güzel
düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma! Ne varsa doğrudadır doğruluk şaşar sanma! (Tevfik
Fikret)
Fikret
elbette doğru söylüyordur. Ama doğrusunu söylemek gerekirse düşüne düşüne değil
kelimelerin izini süre süre Tevfik Fikret’in sözünü bulduk. Şimdi bir koşuda
Âşiyan’a gidip gelelim mi? Oldu olacak Fikret’ten bir şiir de okuyalım mı / dinleyelim
mi?
Şiir
sevmeyen olur mu? Olmaz mı? Bizim memlekette her şey olur. Onun için şiiri
dipnot kısmına alalım ve bütün dedikoduları savalım.
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 30. 04. 2026
______________________________
Han-ı
Yağma
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın
giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı
iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
https://www.antoloji.com/tevfik-fikret/siirleri/
