9 Ocak 2026 Cuma

83 Yaş ve Sonrası

 


Beyinle ilgili ilginç bir araştırmanın sonuçlarını, Berfu Kargı’nın 25/11/2025 tarihli Karar gazetesindeki yazısında okudum.

 Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacılar, yaklaşık 4.000 kişinin beyin taramalarını inceleyerek insan beyninin yaşam boyunca beş belirgin döneme ayrıldığını ortaya koydu:

1.⁠ ⁠Çocukluk – Doğumdan 9 yaşa kadar

2.⁠ ⁠Ergenlik – 9 yaş ile 32 yaş arası

3.⁠ ⁠Yetişkinlik – 32 ile 66 yaş arası

4.⁠ ⁠Erken Yaşlanma – 66 ile 83 yaş arası

5.⁠ ⁠Geç Yaşlanma – 83 yaş ve sonrası

Ben, yaşam evrelerinin beşincisine hayırlısıyla girmiş bulunuyorum.

Sözü edilen yazıyla ilgili olmaksızın şunu söylemek durumundayım:

Yaşamımızın her anını, o anın gerektiği biçimde değerlendirmek zorundayız. Bunun “kazası” yoktur. Bir benzetmeyle söyleyecek olursak kılınamayan namazların kazası olabiliyor ama değerlendirilemeyen anların kazası olamıyor. Onun için tekrar söylüyorum: Yaşadığımız anları, gerektiği biçimde değerlendirmek gerekir.

Ben, bir muhasebe yaptım: Yaşadığım anları, duruma ve şartlara göre ancak bu kadar değerlendirebilirdim. Evet, avukatlık yapabilirdim. Kamuda uzman yönetici olarak çalışabilirdim. Bunları geçelim ticari hayata da atılabilirdim. Bütün görevler kutsaldır ve kendilerine özgü üstün yanları vardır. Ama benim mizacım yalnız ve yalnız öğretmenlik yapmaya müsaitti. Allah (cc) şahittir ki bu konuda elimden geleni yapmaya çalıştım.

İnşallah, 29 Eylül 2025 tarihi itibariyle girdiğim yaşlanma dönemimi de iyi değerlendirebilirim.

Evet, arkadaşlar, istemeyerek sizin gibi kıymetli gençlerden ayrılarak yaşlılar sınıfına gireceğim. Ama teneffüslerde siz de uygun bulursanız hep aranızda olmaya çalışacağım. Bu arada yaşlılar sınıfında günlerimi nasıl geçirdiğimi de zaman zaman anlatırım. Sizler için de bir ön hazırlık olabilir.

İlkin bir Günlük tutmakla işe başlıyorum. Bildiğiniz gibi başta doktorlar olmak üzere birçok uzman günlük tutmayı tavsiye ediyor.

Gerçi daha önceleri de günce yazdım hatta bu konuda dört kitap yayınladım. Kaç kitap yaktığımı hiç sormayın.

Günlük tutmak oldukça zor. Düşünebiliyor musunuz, insanın hafızasından günde 60 bin, yetmiş bin duygu ve düşünce geçermiş. Hangi biri yazılabilir. Bugün şunu yaptım, bunu yazdın, onu şey ettim vb. gibi yazılarla günlük olmaz. Nitekim ünlü günlük yazanlar da sınırlama getirdiler. Örneğin edebiyat günlüğü, cephe günlüğü, aşk günlüğü…

İnsanoğlunu görüyor musunuz? Şimdiden gerekçe hazırlıyoruz.  

Evet. Açtığımız bu blog sayfalarında bugün şu müziği dinledim. Şu resimlere doyasıya baktım. Şu yazıyı yazdım, şu vecizeyi öğrendim. Şu bankta oturup çocukları gözledim. Martılara yem attım vb. şeylerden birini bile yazabilirsem kendimi iyi hissedeceğim. Yazamazsam da canımız sağ olsun diyeceğim.

“Hiç kimse benim ayranım ekşidir.” demezmiş ama ben rahatlıkla ve samimiyetle yapamadığımı da söyleyebiliyorum.

Bu yaşlılık sınıfındaki çalışmalarıma göz atarsanız memnun olurum. Hele de eksiklikleri ve yanlışları gösterirseniz daha da çok memnun olurum.

Allah izin ederse yarın yaşlılar sınıfındaki ilk dersime gireceğim. İnanın heyecanlanıyorum.

Heyecan, aydınlanmanın ilk alevidir.

Sabahattin Gencal, İstanbul, 09. 01. 2026