Beyinle ilgili ilginç bir araştırmanın sonuçlarını, Berfu
Kargı’nın 25/11/2025 tarihli Karar gazetesindeki yazısında okudum.
Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacılar,
yaklaşık 4.000 kişinin beyin taramalarını inceleyerek insan beyninin yaşam
boyunca beş belirgin döneme ayrıldığını ortaya koydu:
1. Çocukluk – Doğumdan 9 yaşa kadar
2. Ergenlik – 9 yaş ile 32 yaş arası
3. Yetişkinlik – 32 ile 66 yaş arası
4. Erken Yaşlanma – 66 ile 83 yaş arası
5. Geç Yaşlanma – 83 yaş ve sonrası
Ben, yaşam evrelerinin beşincisine hayırlısıyla girmiş
bulunuyorum.
Sözü edilen yazıyla ilgili olmaksızın şunu söylemek
durumundayım:
Yaşamımızın her anını, o anın gerektiği biçimde
değerlendirmek zorundayız. Bunun “kazası” yoktur. Bir benzetmeyle söyleyecek
olursak kılınamayan namazların kazası olabiliyor ama değerlendirilemeyen
anların kazası olamıyor. Onun için tekrar söylüyorum: Yaşadığımız anları,
gerektiği biçimde değerlendirmek gerekir.
Ben, bir muhasebe yaptım: Yaşadığım anları, duruma ve
şartlara göre ancak bu kadar değerlendirebilirdim. Evet, avukatlık
yapabilirdim. Kamuda uzman yönetici olarak çalışabilirdim. Bunları geçelim ticari
hayata da atılabilirdim. Bütün görevler kutsaldır ve kendilerine özgü üstün
yanları vardır. Ama benim mizacım yalnız ve yalnız öğretmenlik yapmaya
müsaitti. Allah (cc) şahittir ki bu konuda elimden geleni yapmaya çalıştım.
İnşallah, 29 Eylül 2025 tarihi itibariyle girdiğim
yaşlanma dönemimi de iyi değerlendirebilirim.
Evet, arkadaşlar, istemeyerek sizin gibi kıymetli
gençlerden ayrılarak yaşlılar sınıfına gireceğim. Ama teneffüslerde siz de
uygun bulursanız hep aranızda olmaya çalışacağım. Bu arada yaşlılar sınıfında
günlerimi nasıl geçirdiğimi de zaman zaman anlatırım. Sizler için de bir ön
hazırlık olabilir.
İlkin bir Günlük tutmakla işe başlıyorum. Bildiğiniz
gibi başta doktorlar olmak üzere birçok uzman günlük tutmayı tavsiye ediyor.
Gerçi daha önceleri de günce yazdım hatta bu konuda
dört kitap yayınladım. Kaç kitap yaktığımı hiç sormayın.
Günlük tutmak oldukça zor. Düşünebiliyor musunuz,
insanın hafızasından günde 60 bin, yetmiş bin duygu ve düşünce geçermiş. Hangi
biri yazılabilir. Bugün şunu yaptım, bunu yazdın, onu şey ettim vb. gibi
yazılarla günlük olmaz. Nitekim ünlü günlük yazanlar da sınırlama getirdiler.
Örneğin edebiyat günlüğü, cephe günlüğü, aşk günlüğü…
İnsanoğlunu görüyor musunuz? Şimdiden gerekçe hazırlıyoruz.
Evet. Açtığımız bu blog sayfalarında bugün şu müziği
dinledim. Şu resimlere doyasıya baktım. Şu yazıyı yazdım, şu vecizeyi öğrendim.
Şu bankta oturup çocukları gözledim. Martılara yem attım vb. şeylerden birini
bile yazabilirsem kendimi iyi hissedeceğim. Yazamazsam da canımız sağ olsun
diyeceğim.
“Hiç kimse benim ayranım ekşidir.” demezmiş ama ben rahatlıkla
ve samimiyetle yapamadığımı da söyleyebiliyorum.
Bu yaşlılık sınıfındaki çalışmalarıma göz atarsanız
memnun olurum. Hele de eksiklikleri ve yanlışları gösterirseniz daha da çok
memnun olurum.
Allah izin ederse yarın yaşlılar sınıfındaki ilk
dersime gireceğim. İnanın heyecanlanıyorum.
Heyecan, aydınlanmanın ilk alevidir.
Sabahattin Gencal, İstanbul, 09. 01. 2026