“An”ı anlayamadım gitti.
An
konuşma dilinde genel olarak zamanın en küçük dilimi olarak kullanılıyor. Ama
değil…
En
küçük zaman diliminin bittiği yerden başlayıp diğer en küçük zaman diliminin
başladığı yere kadar olandır. “An”da zaman durur.
Miraca
çıkılır. Dönüşte abdest suyu dalgalanmaktadır. Çıkışla dönüş arasındadır an. Başka
bir örnek: Falan derviş arkadaşlarının yanından ayrılır. Gittiği yerde sever
sevilir, evlenir. Çoluk çocuğa kavuşur. Zaman geçer dede olur vb. derken
kendini arkadaşlarının yanında bulur. İşte onun için “An’ı anlayamadım gitti.” diye
yazdım.
Bu
an sorunu ile baş edemezken koskoca çağ sorunu çıkıyor karşıma.
Nice
çağlarla karşılaştım ömrüm boyunca: Atam çağında başladım hayata.
Sanayi
çağını pek anlayamamışken bir başka çağa. Adlarını bile unuttum. Teknoloji
çağı, bilgi çağı. Dijital çağda olduğumuzu zannederken dünkü güncemde "Dünya
Teknopolitik Çağa Girdi." yazmıştım.
Bugün
güneş doğunca yeni bir çağla karşılaştım Haber Türk gazetesinde. Güntay Şimşek'in 24.01.2026 tarihli Haber Türk
gazetesinde yer alan “Trump Antroposen Çağı'nın kapısını açtı” başlıklı yazısı
epeyce düşündürdü beni.
“Yazı,
insanın doğa üzerinde bir jeolojik güç haline geldiği, doğayı şekillendirdiği
ve aynı zamanda büyük bir tahribata yol açtığı "Antroposen Çağı"na
girildiğini vurguluyor. Bu dönem sadece ekolojik bir değişim değil;
"Sermaye, Tüketim ve Cehalet Çağı" gibi kavramlarla da anılan,
ekonomik ve ideolojik tercihlerle şekillenmiş bir düzendir.”
Gel
de üzülme. Biz niçin dünyaya gönderildik? Niçin evren bize emanet edildi? Daha
öğretmenliğe başlamadan önce “insanlık” çağına hazırlanırken bu da mı gelecekti
başımıza. “İnsan çağı” demelerine de kızıyorum. Gerçi olumsuz anlamda
kullanıyorlar ama olsun yanlış anlayanlar da olabilir. Demek ki gele gele
Cahiliye dönemine gelmiş bulunuyoruz. Bunu anlamalıydım. Belediye otobüs şoförleri
boşuna “Lütfen geriye doğru ilerleyiniz.” demiyorlardı.
Şoförlerimiz
arabaları devirmek üzereyken ben böyle oturmalı mıydım? Beni “sabah u din” (dinin
aydınlatıcısı) diye seslenenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Özür diliyorum.
Bunca
çağlardan aştık da gele gele nereye geldik?
Ben
dünyada mıyım, rüyada mıyım, anda mıyım?
Ben
yazdıklarımın farkında mıyım?
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 25. 01. 2025
|
DİĞER |
|||||||
|
Not: Etkinliklerin
tümünü bir arada görmek isteyenler aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri
tarihi tıklayabilirler. |
|||||||
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
.jpg)