Televizyonda
maç izledim. Trabzonspor’un maçı izlenmez mi? Hele de maç Kocaelispor’la olunca…
Trabzon
doğduğum ve çocukluğumu yaşadığım şehir. Belki de bunun için Trabzonspor taraftarıyım.
Belki de dememin nedeni bu taraftarlık konusunu anlayamayanlardanım. Bazıları
spor kulübü taraftarı gibi parti taraftarı oluyorlar. Ben Trabzonspor yenilse
de hatta küme de düşse yine onun taraftarıyım. Bazı partililer de ne hikmetse
her halükârda taraftarlıklarını devam ettiriyorlar. Vefa diyorlar, sadakat
diyorlar. Anlamadım gitti. Parti dediğin milletin ve devletin bekasından daha
da mı önemli. Uzmanların bu konuyu öncelikle incelemesi ve insanımızı
aydınlatması gerekir.
Trabzonspor
taraftarı olduğumu söyledim. Ya Kocaelispor? 30 yıl Kocaeli’nde kaldım. Yakın
akrabam Kocaelispor başkanlığı yaptı. (Kocaelispor’u Birinci lige çıkaran (O
zamanlar süper lig yoktu.) ve Büyük Başkan diye anılan rahmetli Ömer Gencal
benim akrabam. Maç boyunca rahmetle andım kendisini.
Maç
kar yağarken başladı. İlkin “Böyle de olmaz ki…” dedim. Sonra da çocukluğumu
hatırladım. Çiseli havalarda bile yaylanın çimenlerinde oynardık. Bu arada iyi
bir oyuncu olmadığımı belirteyim. Ama nedense hâlâ maç izleme merakım var. 90
dakikayı harcadığımı bilmiyor değilim ama her şeye olduğu gibi buna da bahane
buluyoruz. Ne yapsaymışım. Kitap okuyabilirdim ama bu yıllar internette okumayı
yeğliyorum. Çünkü yazıları büyütebiliyorum. Başka? Haber dinleyebilirdim? Son
birkaç yıldır çocuklar bana haber dinlemeyi yasak etmiş gibiydi. Şimdilerde çok
az da olsa izleyebiliyorum.
Şunu
da ekleyeyim: Maç izlerken ekran altından bir yazı geçiyordu. Sinirlerim
bozuldu. Maç izlerken bile… Bir insanın sözleriyle eylemleri birbirine tutmaması
ve böylesi bir tutumun sürmesi yine uzmanlarınca incelenecek bir konu.
Dikkat
edilirse uzmanlara havale ettiğimiz konular çoğalıyor. Yani benim rahatsızlığım
yetmiyormuş gibi…
Bugün
sadece maç izlemekle kalmadım. Müzik de dinledim şiir de. Gazetelerden
alıntılar yaptım kitaplardan da. Gazetelerden Beş duyu efsanesine değindik.
Kitap alıntılarında gülümseme üzerinde durduk. Bir de Vinci’nin bir vecizesini
yazdım. Aslında o söz benimdi. Nasılsa Vinci’ye mal ettiler.
Yavrusunu
yıkayan bir anneyi konu edinen pastel çalışmam her şeyi açıklıyor: Kirlerden
arınma zamanıdır.
Her
işi zamanında yapmalıyız.
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 18. 01. 2026
