27 Ocak 2026 Salı

Türkiye ve İslam Dünyasında Düşünememe Sorunu

 


        Tarık Çelenk’in "Türkiye ve İslam Dünyasında Düşünememe Sorunu" başlıklı makalesi (25/01/2026 tarihli Karar gazetesi), eğitim sistemimizdeki temel bir eksikliği; bilgi aktarımı ile düşünme yetisi arasındaki derin uçurumu ele almaktadır.

Makalenin temel çıkarımları ve özet noktaları şunlardır:

1. Eğitimin Esas Meselesi: Düşünmeyi Öğretmek

Yazar, eğitimin temel amacının öğrenciye bilgi ezberletmek değil, "nasıl düşüneceğini" öğretmek olması gerektiğini vurgular. Türkiye'de düşünce kuruluşlarının saygınlığına rağmen, hem kurumsal hem de bireysel düzeyde metodik düşünme yetisinin henüz kazanılamadığını savunur.

2. Zekâ ile Akıl Arasındaki Fark

Makaledeki en dikkat çekici tespitlerden biri akıl ve zekâ ayrımıdır:

·                     Zekâ: Hayvanlarda da bulunan, hızlı sonuç üreten, uyum sağlayan ancak vicdan ve sorumluluk taşımayan bir kapasitedir. Türkiye'deki sınav sistemi zekâyı ödüllendirir.

·                     Akıl: İnsana mahsustur; sorumluluk alır, muhasebe yapar ve eleştirel düşüncenin merkezidir. Yazara göre bizde "zekâ parlamakta ama akıl inşa edilememektedir."

3. Metodoloji Eksikliği ve Komplo Teorileri

Doğru düşünme metodolojisinin yokluğu, toplumu komplo teorilerine ve bilgi kirliliğine itmektedir. Komplo zihniyeti kanıt yerine niyet arar, suçu sürekli dışsallaştırır ve öz eleştiriyi yok eder. Bu durum, "ahlaki bir çözülmeyi" de beraberinde getirir; çünkü doğru olan "ilkelere" değil, "bizden olan tarafa" göre belirlenmeye başlar.

4. Merakın Bastırılması

Yazar, merakı "epistemik bir erdem" olarak tanımlar. Batı düşüncesinde (Sokrates’ten Popper’a) merak ve metodik şüphe ilerlemenin motoruyken; Türkiye ve İslam dünyasında merak çoğu zaman bir "ahlaki tehdit", "sadakatsizlik" veya "fitne" olarak görülüp bastırılmıştır.

5. İslam Dünyasındaki Kırılma

İslam dünyasının Aristo mantığını tanıdığı ancak onun sorgulayıcı metodunu kurumsallaştıramadığı belirtilir. Mantık, hakikati arama aracı olmaktan çıkıp, mevcut dogmaları savunma aracına (apolojetik) dönüşmüştür. Câbirî’nin "burhânî akıl" (kanıtlayıcı akıl) tespitiyle, düşüncenin metin tekrarına hapsolduğu vurgulanır.

Sonuç

Makaleye göre, Türkiye ve İslam dünyasındaki "düşünememe sorunu" sadece bir bilgi eksikliği değil, merakın ve eleştirel aklın ahlaki/vicdani bir sorumluluk olarak kabul edilmemesidir. Sahici bir düşünce geleneği için zekânın kurnazlığından ziyade, aklın muhasebesine, yanlışı kabul etme erdemine ve merakın özgürleşmesine ihtiyaç vardır.

Gemini


GÜNCE

MEDYADAN

MÜZİK

RESİM

VECİZE

ŞİİR

KİTAPLARDAN

DİĞER

            Not: Etkinliklerin tümünü bir arada görmek isteyenler aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------