Tarık Çelenk’in "Türkiye ve İslam Dünyasında Düşünememe Sorunu" başlıklı makalesi (25/01/2026 tarihli Karar gazetesi), eğitim sistemimizdeki temel bir eksikliği; bilgi aktarımı ile düşünme yetisi arasındaki derin uçurumu ele almaktadır.
Makalenin temel çıkarımları ve özet noktaları şunlardır:
1. Eğitimin Esas Meselesi:
Düşünmeyi Öğretmek
Yazar, eğitimin temel amacının öğrenciye bilgi ezberletmek değil, "nasıl düşüneceğini" öğretmek olması
gerektiğini vurgular. Türkiye'de düşünce kuruluşlarının saygınlığına rağmen,
hem kurumsal hem de bireysel düzeyde metodik düşünme yetisinin henüz
kazanılamadığını savunur.
2. Zekâ ile Akıl Arasındaki Fark
Makaledeki en dikkat çekici tespitlerden biri akıl ve zekâ ayrımıdır:
·
Zekâ: Hayvanlarda da bulunan, hızlı
sonuç üreten, uyum sağlayan ancak vicdan ve sorumluluk taşımayan bir
kapasitedir. Türkiye'deki sınav sistemi zekâyı ödüllendirir.
·
Akıl: İnsana mahsustur; sorumluluk alır,
muhasebe yapar ve eleştirel düşüncenin merkezidir. Yazara göre bizde "zekâ
parlamakta ama akıl inşa edilememektedir."
3. Metodoloji Eksikliği ve Komplo
Teorileri
Doğru düşünme metodolojisinin yokluğu, toplumu komplo teorilerine
ve bilgi kirliliğine itmektedir. Komplo zihniyeti kanıt yerine niyet arar, suçu
sürekli dışsallaştırır ve öz eleştiriyi yok eder. Bu durum, "ahlaki bir
çözülmeyi" de beraberinde getirir; çünkü doğru olan "ilkelere"
değil, "bizden olan tarafa" göre belirlenmeye başlar.
4. Merakın Bastırılması
Yazar, merakı "epistemik bir erdem" olarak tanımlar. Batı
düşüncesinde (Sokrates’ten Popper’a) merak ve metodik şüphe ilerlemenin
motoruyken; Türkiye ve İslam dünyasında merak çoğu zaman bir "ahlaki
tehdit", "sadakatsizlik" veya "fitne" olarak görülüp
bastırılmıştır.
5. İslam Dünyasındaki Kırılma
İslam dünyasının Aristo mantığını tanıdığı ancak onun sorgulayıcı metodunu
kurumsallaştıramadığı belirtilir. Mantık, hakikati arama aracı olmaktan çıkıp,
mevcut dogmaları savunma aracına (apolojetik) dönüşmüştür. Câbirî’nin
"burhânî akıl" (kanıtlayıcı akıl) tespitiyle, düşüncenin metin
tekrarına hapsolduğu vurgulanır.
Sonuç
Makaleye göre, Türkiye ve İslam dünyasındaki "düşünememe sorunu"
sadece bir bilgi eksikliği değil, merakın ve eleştirel aklın
ahlaki/vicdani bir sorumluluk olarak kabul edilmemesidir. Sahici bir
düşünce geleneği için zekânın kurnazlığından ziyade, aklın muhasebesine,
yanlışı kabul etme erdemine ve merakın özgürleşmesine ihtiyaç vardır.
Gemini
DİĞER | |||||||
Not: Etkinliklerin tümünü bir arada görmek isteyenler aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler. | |||||||
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
