Allah(cc) uzun ömürler versin, bu an, “15 dakika ömrünüz kaldı.” dense, ne yapardınız? Hayırdır, hani ölüm temaları üzerinde durmayacaktık. Doğru. Çocuklara öyle söz vermiştim. Ama bugün okuduğum bir yazı kafamı çeldi de…
Muhsin Kızılkaya’nın 07.01.2026 tarihli
Habertürk gazetesindeki İdama
giden Dostoyevski'nin son 15 dakikası başlıklı yazısını okudum. Bir kere daha
etkilendim. Yazıyı yapay zekâya özetlettirerek gazetelerden alıntılara koydum.
Bu yazıyı okumaya zamanı olmayanlar için birkaç paragraf yazalım:
Geri Gelen Hayat ve "Yeni Bir İnsan"
Tam kurşunlar sıkılacakken, Çar’ın af kararı gelir ve ceza kürek
mahkûmiyetine çevrilir. Bu "mucizevi" dönüş, Dostoyevski için bir
vahiydir:
·
Hayatın bir hediye olduğunu ve her anın
sonsuz bir mutluluk barındırdığını fark eder.
·
Geçmişteki hoyratça harcanan zamanın
pişmanlığını duyar.
·
Nefret ve öfke duygularından arınarak,
düşmanlarına bile sarılabilecek bir merhametle dolar.
Nasıl ama? Benim bir şey söylememe gerek kaldı mı?
Artık, “her gün yeni bir gündür…” diyebiliriz, değil mi? Evet, hayatımız
tek düze görülse de… Ama her anda öyle güzellikler var ki…
Biraz da gönül gözlerimizi açabilirsek…
Sabahattin Gencal, İstanbul, 22.01.2026
Not: Etkinliklerin
tümünü bir arada görmek isteyenler
aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler.
……………………………………………………………………………………………………………
.jpg)