Ne güzel diyor Prof. Dr. Osman Müftüoğlu: “Unutmayın: Kuşlar uçar, balıklar yüzer, ceylanlar koşar, insanlar yürürler...”
Keşke uçabilseydim.
Ne diyordu ünlü şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca:
“Bir uzaydır düşünce, kelimeler uzayda yürüyenler.” Düşünce
uzayında kanat çırpmak nasip olur mu her kula. Ve de kelebek etkisi yaratmak…
Keşke yüzebilseydim.
Ne diyordu Yunus Emre’miz:
“Çevik bahrî olmak gerek bir denize dalmak gerek
“Bir gevher çıkarmak gerek hergiz sarraf bilmez ola”
Gevher çıkarmak nasip olur mu her kula. Ve de toplumla paylaşmak.
Keşke koşabilseydim.
Öğretmen Marşı’nda ne diyordu İsmail Hikmet Ertaylan:
“Öğren, öğret Hakk'ı halka, gürle coş;
“Durma durma koş.”
Hakk’ı halka öğretmek nasip olur mu her kula. Ve de yalnız Allah rızasını
gözeterek.
Uçmaktı, yüzmekti, koşmaktı konumuz değil. Mecazlı anlatım da…
“Keşke yürüyebilseydim” dersem şükürden aciz olurum. Allah’a bin şükür
yürüyebiliyorum.
Yürümekten söz ediyor doktorlar. En açık, en sade, en basit anlamıyla
yürümekten. Bu basit anlamın içinde de bir mecaz olabilir mi? Örneğin yürüyen
sağlık bulur, sağlık bulan düşünür, düşünen güzel şeyler yapar.
Ne de çok duruluyor bu yürümek konusu üzerinde. Kısaca değinelim mi?
Duymuş muydunuz? Aristo derslerini yürüyerek verirmiş.
(...)
Sabahattin Gencal, Yok Say, Cinius yayınları İstanbul
DİĞER | |||||||
Not: Etkinliklerin tümünü bir arada görmek isteyenler aşağıdaki arşiv butonundan istedikleri tarihi tıklayabilirler. | |||||||
