26 Şubat 2026 Perşembe

Çalışma Masam

          Çalışma masamla ilgili bir yazı yazacaktım. Bu kadarla da kalmayacak müdür yardımcısı, müdür başyardımcısı, şube müdürü ve okul müdürü olarak çalıştığım okullardaki masalarımı; avukatlık büromdaki masamı ve oturduğum evlerdeki masalarımı da konu edinerek karşılaştırmalar yapacaktım.  Nereden nereye geldiğimizi de ekleyecektim. Sonra fotoğrafları peş peşe yayınlamak yeterlidir dedim. Bir dediğim bir dediğime uymamaya başladı.

25. 02. 2026’da oğlum Ahmet Gencal'a, masanın fotoğrafını çek, dedim. Sağ olsun 20.03’te dört fotoğraf çekiverdi.

Ben bu fotoğrafı Yapay Zekâ Gemini’ye gönderdim. Altına da aşağıdaki yazıyı yazdım:


Sabahattin Gencal'ın Çalışma Masası
Çekmeköy, 25. 02. 2026, 20.03

Bu tabloda görülen fotoğraf bu anda kullandığım masamın fotoğrafıdır.

Masanın önündekiler izaha muhtaç olmadan anlaşılabilir. Ama tam karşıdaki aynadaki akisler arkada yönde olan kapaklı kütüphanemdir. Siyah gibi görülen de koltuğum.

Aynanın tamamı fotoğraf karesine girdirilememiştir. Orada;

ÖNCE

KENDİNİ GÖR

SABAHATTİN GENCAL

___________________

Yazmaktadır.

Bu sözü bana verilen ilâhı bir emir gibi kabul ediyorum.

Ben ölürsem (ÖNCE KENDİNİ GÖR.) nokta konacak dolayısıyla benim gençlere tavsiyem olacak. Okunamaz durumda olan bu bölümü Power Point yardımıyla sağ üst kısma yerleştirdim.

Sağ altta bilgisayarımın ekran kenarı görülüyor.

Ortadaki fotoğraf torunum Fatmanur’un düğününde çekilen fotoğraftır.

Böyle bir masam olacağını rüyamda görsem inanmazdım.

Gerek okul müdürü olarak çalıştığım okullardaki masalarım. Müdür yardımcısı ve planlama şube müdürü olarak çalıştığım zamanlardaki masalarım hep düzenli olmuştur. Hele evimdeki masalarım…

Masamın üzerinde ansiklopediler, kitaplar, dergiler ve broşürler olurdu. Çalışma dosyaları, kalem, kâğıt defter ayrıca çalar saatim, radyom, masa aydınlatıcısı, çiçeğim vb. bulunurdu.

Zaman içinde değişe değişe bu hale geldi masam. “Değişmeyen tek şey değişimdir” mealindeki sözü doğruluyor bu masam.

83 yaşında bir emekli öğretmene ait olan bu masanın dili olsa ne dersi acaba?

Ünlü beyin cerrahımız Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın diyor ki “Cisimlerin frekanslarını bilmiş olsak onlarla konuşabilirdik…”

Masayı konuşturamayacağımıza göre üzerindekileri ben sayayım:

Solda bir kutu. Kutunun içinde çeşitli marka kolonyalar. İç kenarda da bir baş soğan.

(Odaya soğan koymak neye iyi gelir?

“Soğan, doğal bir nemlendirici olarak da görev yapabilir. Odadaki havayı nemlendirerek bebeğinizin cildinin kurumasını önleyebilir. Bu durum, özellikle kuru havaya maruz kalan bebekler için faydalıdır.”) Yani çocuklarım beni bir bebekmişim gibi koruyor.

Kutunun üstündeki bibloda suni göz yaşı var…

Kâğıt havlunun önündeki bardakta kuruyemiş var. Havlunun solunda ıslak mendiller ve hemen yanında parfüm. Fotoğrafın önünde gözlük kabı. İlaç saklama kutucuğu açıkça görülüyor. Sıcak su termosu… Fotoğrafın bize göre solundaki fincanı ve üzerindeki salma çayı söylemeyi unuttum. Su şişelerinin yanındaki kapalı kapta meyve var. Masa aydınlatıcısı ve arkasındaki çiçekli vazo.

Sümen içindeki dosyalar belli oluyor. Sümenin hemen solunda kalın ajanda defter belirsiz gibi…

Ayaklarımda venüz var. Masada okusam şişiyor ayaklarım. Onun için yatak odasında başucumdaki komedinin üzerinde kitaplarım…

Sağa dönünce elimin altında klavyemden, önümdeki ekrandan söz etmedim. Asıl zamanımı harcadığım onlar. Harcadığım zaman yerine değerlendirdiğim demek isterdim.

Masada bir de görülmeyen var. Az kalsın unutuyordum. Kalemlik termos ile vazonun arkasında. Klavye icat edilince kalem…

Masada bedenin ve beynin beslenmesi açıkça görülüyor mu? Yaşlı birinin masada çalışma ısrarı sonucu mu masanın düzeni?

Yukarıda masanın dili olsa dedik, cisimlerin frekanslarını bilsek onlarla konuşurduk dedik. Ve sıra ve sistem gözetmeden aklımıza gelenleri yazdık.

Yapay zekâ olarak teması, konusu, mesajı olan akılda kalıcı güzel bir metin yazabilir miyiz?

*

Bu paylaştığınız fotoğraf ve yazdığınız satırlar, sadece bir çalışma masasını değil, 83 yıllık bir ömrün süzülmüş bilgeliğini, disiplinini ve bir öğretmenin hiç bitmeyen öğrenme aşkını anlatıyor. Masanızdaki o soğan detayı, çocuklarınızın size olan şefkati; o ayna ise sizin kendinize olan dürüstlüğünüzü simgeliyor.

İstediğiniz temayı, konuyu ve mesajı içeren, bu derin hikâyeyi özetleyen metni aşağıda bulabilirsiniz:


Aynadaki Miras: Bir Öğretmenin Masası

83 yıllık bir ömür, bir aynanın sırrına ve bir masanın düzenine sığar mı? Eğer o masa bir öğretmene aitse, evet.

Bu masa, sadece eşyaların dizildiği bir mobilya değil; bedenin, zihnin ve ruhun bir arada ağırlandığı bir "yaşam istasyonu". Bir yanda modern dünyanın anahtarı olan klavye ve ekran, diğer yanda kadim bir şifa niyetine başucunda bekleyen soğan... Evlatlarının bir bebeği korur gibi onu sarmalayan şefkatiyle, yaşlılığın getirdiği ilaç kutuları aynı zeminde buluşuyor.

"Önce Kendini Gör"

Masanın tam karşısında, bakışların her an çarptığı o aynada sarsılmaz bir düstur yazılı: "Önce Kendini Gör." Bu, Sabahattin Gencal’ın hem kendine verdiği bir emir hem de gençliğe bıraktığı en kıymetli vasiyet. İnsan dünyayı tanımadan önce kendi iç dünyasına bakmalı, kendi eksiklerini ve fazlalıklarını o aynada tartmalı.

Değişimin ve Disiplinin Dengesi

Müdürlük makamlarından emeklilik günlerine kadar değişmeyen tek şey, o sarsılmaz "düzen" duygusu. Ansiklopedilerin yerini dijital ekranlar, kalemlerin yerini tuşlar alsa da; masanın ruhu aynı kalıyor: Üretmek. * Zihin için: Kitaplar ve ekran.

·                     Beden için: Termostaki sıcak su ve meyveler.

·                     Ruh için: Bir vazo çiçek ve torunların sıcak gülümsemesi.

Masanın Sessiz Dili

Eğer bu masanın frekansını çözebilseydik, bize "vazgeçmemeyi" anlatırdı. Ayakları şişse de okumaktan geri durmayan, zamanı "harcamak" yerine "değerlendiren" bir iradenin öyküsünü fısıldardı.

Sonuç olarak; Bu masa, yaşlılığın bir köşeye çekilmek değil, aksine en bilge haliyle hayata tutunmak olduğunu kanıtlıyor. Nokta konduğunda bile arkasında "kendini görmüş" bir nesil bırakmak isteyen bir öğretmenin en güzel dersi bu masada veriliyor.


"Zaman içinde değişe değişe bu hale geldi masam. Ama içindeki o öğrenme ateşi, 83 yıldır hiç değişmedi."

Bu metni bir anı defterinin başına eklemek ya da çocuklarınıza, torunlarınıza bir mektup olarak bırakmak ister misiniz? Belki de bu masanın üzerine, aynanın yanına asılacak kısa bir şiir de yazabilirim?

-                   

Memnuniyetle. O vakur duruşu, aynadaki o derin sözü ve bir ömrün özetini bir şiirle mühürleyelim. Bu şiir, masanızın bir köşesinde o aynanın ağırlığını ve sizin bilgeliğinizi temsil etsin.


 

AYNADAKİ SIR, MASADAKİ ÖMÜR

 

Seksen üç yılın yorgunluğu değil bu,

Bir öğretmenin hiç sönmeyen feridir.

Masanın üstü bir dünya okulu,

Her eşya bir ömrün alın teridir.

 

Sağda bir sığınak: şifalı soğan,

Evlat elinden bir şefkat nişanı.

Solda ajandalar, yeniden doğan

Fikirlerle süsler geçen zamanı.

 

Klavye dile gelir, kalem susunca,

Ekranda bir ömür demlenir durur.

Torun gülümser, boylu boyunca

Düğün karesinde saadet vurur.

 

Ama asıl ders o camın içinde,

Bir emir gibi çakılı duvara:

"Önce kendini gör" her biçimde,

Bakma uzağa, bakma yıllara.

 

Ben giderim, bu masa kalır yadigâr,

Gençlere vasiyet, aynada duran.

Kendini görenin yolu aşikâr,

Kendini bilenle vuslat kurar an.


- ...

Harika bir fikir. Bu anlamlı fotoğrafı ve hikâyeyi, torunlarınıza ve gelecek nesillere bir "Hayat Dersi Rehberi" gibi miras bırakacak şekilde bölümlere ayıralım. Bu, sadece bir masa tanıtımı değil, bir ömür felsefesinin görsel kanıtı olacaktır.

İşte masanızdaki her detayı bir bilge öğüdüne dönüştüren o sunum taslağı:


🖋️ Bir Ömür, Bir Masa:

Sabahattin Gencal’dan Hayat Dersleri

 

Bu masa, 83 yıllık bir öğretmenin "çalışma alanı" değil, hayata bakış açısının bir özetidir. Her nesne, gençlere bir mesaj fısıldar:

1. Bölüm: Öz’e Bakış (Ayna ve Vasiyet)

·                     Aynadaki Yazı: "Önce Kendini Gör"

·                     Ders: Başkalarını eleştirmeden, dünyayı yargılamadan önce insan kendi içine bakmalı. Kendi kusurunu gören, olgunluğa giden kapıyı aralar. Bu söz, bir aynadan yansıyan en büyük hakikattir.

2. Bölüm: Vefa ve Şefkat (Soğan ve Gözyaşı)

·                     Kutudaki Soğan ve Biblo: Çocukların babalarını bir bebek gibi koruma arzusu.

·                     Ders: İnsan ne kadar büyürse büyüsün, sevdiklerinin gözünde daima korunmaya muhtaç bir hazinedir. Aile bağları, odadaki havayı temizleyen o soğan gibi, hayatın mikrobunu kırar.

3. Bölüm: Devamlılık ve Adaptasyon (Klavye ve Kitaplar)

·                     Eski Düzen vs. Yeni Ekran: Ansiklopedilerden dijital dünyaya geçiş.

·                     Ders: "Değişmeyen tek şey değişimdir." 83 yaşında bile ekrandan ve klavyeden kopmamak, zihnin asla emekli olmayacağının kanıtıdır. Beden yorulsa da (venüz sebebiyle ayaklar şişse de), üretim başka bir odada, başka bir biçimde devam eder.

4. Bölüm: Disiplin ve Zarafet (Düzen ve Çiçekler)

·                     Masa Tertibi: Dosyalar, ilaç kutuları ve her şeyin yerli yerinde olması.

·                     Ders: Disiplin, özgürlüğün anahtarıdır. Bir öğretmenin masası ne kadar düzenliyse, zihni de o kadar berraktır. Vazodaki çiçek ise bu disiplinin içine serpiştirilmiş yaşama sevincidir.

5. Bölüm: Geleceğe Selam (Torun Fotoğrafı)

·                     Merkezdeki Kare: Fatmanur’un düğünü.

·                     Ders: Bütün bu çalışmaların, okumaların ve çabaların nihai hedefi; mutlu mesut yetişmiş bir nesildir. Bizim masalarımız, onların istikbaline köprü kurar.


📜 Gelecek Nesillere Not:

"Bu masanın dili olsa; yorgunluğa rağmen okumayı, değişime rağmen disiplini ve her şeyden önce 'kendini bilmeyi' anlatırdı. Ben ölürsem, aynadaki o yazıya bir nokta koyun ve sadece kendinize bakın."


Bu çalışmayı, çocuklarınıza veya torunlarınıza WhatsApp üzerinden gönderebileceğiniz şık bir metin olarak düzenleyebilirim ya da isterseniz bu temaları kullanarak bir "Dijital Anı Kartı" görüntüsü oluşturmanız için size yardımcı olabilirim. Hangisini tercih edersiniz?

 

-                   

 

Bu anlamlı mirası, çocuklarınıza ve torunlarınıza bir mesaj, bir mektup ya da bir dijital anı olarak gönderebileceğiniz, hem duygusal hem de ders verici şık bir metin haline getirdim.


🖋️ Bir Ömürden Süzülenler:

Babamın/Dedemin Masası

Sevgili evlatlarım, kıymetli torunlarım;

Size 83 yıllık bir ömrün, bir öğretmenin ve bir babanın dünyasından küçük bir kare bırakıyorum. Bu masa sadece üzerinde çalıştığım bir mobilya değil; benim felsefem, disiplinim ve size olan vasiyetimdir.

🪞 Aynadaki Büyük Sır

Tam karşınızdaki aynada, vasiyetim kabul ettiğim o ilahi emir yazılı: "ÖNCE KENDİNİ GÖR." Dünyayı yargılamadan, başkasına bakmadan evvel; insan kendi içine, kendi eksikliğine ve kendi hakikatine bakmalı. Ben bu dünyadan göçtüğümde, o cümlenin sonuna bir nokta koyun ve bu sözü hayatınızın pusulası yapın.

🌱 Şefkat ve Disiplin Bir Arada

Masanın bir köşesinde, beni bir bebek gibi koruyan evlatlarımın koyduğu o şifa niyetine soğan; diğer köşesinde ise zihnimi diri tutan ekranım ve klavyem var. Biri bedenimin, diğeri ruhumun gıdası... Ayaklarım yorulsa da, zihnim üretmekten asla yorulmadı.

📚 Değişmeyen Tek Şey: Değişim

Eskiden bu masada ansiklopediler, radyolar ve çalar saatler vardı. Bugün ise ekranlar ve dijital dosyalar... Ama masanın "düzeni" hiç değişmedi. Çünkü düzenli bir masa, berrak bir zihnin aynasıdır.

Sizlere Notum:

Hayatı sadece "harcamayın", onu "değerlendirin". Bir fincan çayınız, bir vazoda çiçeğiniz ve her daim önünüzde bir hedefiniz olsun. Bu masa, yaşlılığın bir bitiş değil, bilgeliğin zirvesi olduğunun kanıtıdır.

Sizleri seviyorum. Kendinizi görmeyi asla unutmayın.


Emekli Öğretmen Sabahattin Gencal


-                   

Ben teşekkür ederim Sabahattin Öğretmenim. 83 yıllık bir ömrün birikimini, o vakur masayı ve kıymetli vasiyetinizi sizinle birlikte anlamlandırmak benim için bir onurdu.

Masanızdaki o ayna gibi, zihninizin ve gönlünüzün her daim berrak kalmasını dilerim. Yazdığınız her kelime, paylaştığınız her detay gelecek nesiller için çok kıymetli birer rehber.

Başka bir zaman, başka bir anınızı veya düşüncenizi paylaşmak isterseniz ben her zaman buradayım.

Esenlikler dilerim, hürmetlerimle.

Gemini

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ