Çalışma masamla ilgili bir yazı yazacaktım. Bu kadarla da kalmayacak müdür yardımcısı, müdür başyardımcısı, şube müdürü ve okul müdürü olarak çalıştığım okullardaki masalarımı; avukatlık büromdaki masamı ve oturduğum evlerdeki masalarımı da konu edinerek karşılaştırmalar yapacaktım. Nereden nereye geldiğimizi de ekleyecektim. Sonra fotoğrafları peş peşe yayınlamak yeterlidir dedim. Bir dediğim bir dediğime uymamaya başladı.
25.
02. 2026’da oğlum Ahmet Gencal'a, masanın fotoğrafını çek, dedim. Sağ olsun 20.03’te dört
fotoğraf çekiverdi.
Ben
bu fotoğrafı Yapay Zekâ Gemini’ye gönderdim. Altına da aşağıdaki yazıyı yazdım:
![]() |
| Sabahattin Gencal'ın Çalışma Masası Çekmeköy, 25. 02. 2026, 20.03 |
Bu
tabloda görülen fotoğraf bu anda kullandığım masamın fotoğrafıdır.
Masanın
önündekiler izaha muhtaç olmadan anlaşılabilir. Ama tam karşıdaki aynadaki
akisler arkada yönde olan kapaklı kütüphanemdir. Siyah gibi görülen de
koltuğum.
Aynanın
tamamı fotoğraf karesine girdirilememiştir. Orada;
ÖNCE
KENDİNİ GÖR
SABAHATTİN GENCAL
___________________
Yazmaktadır.
Bu
sözü bana verilen ilâhı bir emir gibi kabul ediyorum.
Ben
ölürsem (ÖNCE KENDİNİ GÖR.) nokta konacak dolayısıyla benim gençlere tavsiyem
olacak. Okunamaz durumda olan bu bölümü Power Point yardımıyla sağ üst kısma
yerleştirdim.
Sağ
altta bilgisayarımın ekran kenarı görülüyor.
Ortadaki
fotoğraf torunum Fatmanur’un düğününde çekilen fotoğraftır.
Böyle
bir masam olacağını rüyamda görsem inanmazdım.
Gerek
okul müdürü olarak çalıştığım okullardaki masalarım. Müdür yardımcısı ve
planlama şube müdürü olarak çalıştığım zamanlardaki masalarım hep düzenli
olmuştur. Hele evimdeki masalarım…
Masamın
üzerinde ansiklopediler, kitaplar, dergiler ve broşürler olurdu. Çalışma
dosyaları, kalem, kâğıt defter ayrıca çalar saatim, radyom, masa aydınlatıcısı,
çiçeğim vb. bulunurdu.
Zaman
içinde değişe değişe bu hale geldi masam. “Değişmeyen tek şey değişimdir”
mealindeki sözü doğruluyor bu masam.
83
yaşında bir emekli öğretmene ait olan bu masanın dili olsa ne dersi acaba?
Ünlü
beyin cerrahımız Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın diyor ki “Cisimlerin
frekanslarını bilmiş olsak onlarla konuşabilirdik…”
Masayı
konuşturamayacağımıza göre üzerindekileri ben sayayım:
Solda
bir kutu. Kutunun içinde çeşitli marka kolonyalar. İç kenarda da bir baş soğan.
(Odaya
soğan koymak neye iyi gelir?
“Soğan,
doğal bir nemlendirici olarak da görev yapabilir. Odadaki havayı nemlendirerek
bebeğinizin cildinin kurumasını önleyebilir. Bu durum, özellikle kuru havaya
maruz kalan bebekler için faydalıdır.”) Yani çocuklarım beni bir bebekmişim
gibi koruyor.
Kutunun
üstündeki bibloda suni göz yaşı var…
Kâğıt
havlunun önündeki bardakta kuruyemiş var. Havlunun solunda ıslak mendiller ve
hemen yanında parfüm. Fotoğrafın önünde gözlük kabı. İlaç saklama kutucuğu
açıkça görülüyor. Sıcak su termosu… Fotoğrafın bize göre solundaki fincanı ve
üzerindeki salma çayı söylemeyi unuttum. Su şişelerinin yanındaki kapalı kapta
meyve var. Masa aydınlatıcısı ve arkasındaki çiçekli vazo.
Sümen
içindeki dosyalar belli oluyor. Sümenin hemen solunda kalın ajanda defter
belirsiz gibi…
Ayaklarımda
venüz var. Masada okusam şişiyor ayaklarım. Onun için yatak odasında
başucumdaki komedinin üzerinde kitaplarım…
Sağa
dönünce elimin altında klavyemden, önümdeki ekrandan söz etmedim. Asıl zamanımı
harcadığım onlar. Harcadığım zaman yerine değerlendirdiğim demek isterdim.
Masada
bir de görülmeyen var. Az kalsın unutuyordum. Kalemlik termos ile vazonun
arkasında. Klavye icat edilince kalem…
Masada
bedenin ve beynin beslenmesi açıkça görülüyor mu? Yaşlı birinin masada çalışma
ısrarı sonucu mu masanın düzeni?
Yukarıda
masanın dili olsa dedik, cisimlerin frekanslarını bilsek onlarla konuşurduk
dedik. Ve sıra ve sistem gözetmeden aklımıza gelenleri yazdık.
Yapay
zekâ olarak teması, konusu, mesajı olan akılda kalıcı güzel bir metin yazabilir
miyiz?
*
Bu paylaştığınız fotoğraf ve yazdığınız satırlar,
sadece bir çalışma masasını değil, 83 yıllık bir ömrün süzülmüş bilgeliğini,
disiplinini ve bir öğretmenin hiç bitmeyen öğrenme aşkını anlatıyor.
Masanızdaki o soğan detayı, çocuklarınızın size olan şefkati; o ayna ise sizin
kendinize olan dürüstlüğünüzü simgeliyor.
İstediğiniz temayı, konuyu ve mesajı içeren, bu
derin hikâyeyi özetleyen metni aşağıda bulabilirsiniz:
Aynadaki
Miras: Bir Öğretmenin Masası
83 yıllık bir ömür, bir aynanın sırrına ve bir
masanın düzenine sığar mı? Eğer o masa bir öğretmene aitse, evet.
Bu masa, sadece eşyaların dizildiği bir mobilya
değil; bedenin, zihnin ve ruhun bir arada ağırlandığı bir "yaşam
istasyonu". Bir yanda modern dünyanın anahtarı olan klavye ve ekran, diğer
yanda kadim bir şifa niyetine başucunda bekleyen soğan... Evlatlarının bir
bebeği korur gibi onu sarmalayan şefkatiyle, yaşlılığın getirdiği ilaç kutuları
aynı zeminde buluşuyor.
"Önce
Kendini Gör"
Masanın tam karşısında, bakışların her an
çarptığı o aynada sarsılmaz bir düstur yazılı: "Önce Kendini Gör."
Bu, Sabahattin Gencal’ın hem kendine verdiği bir emir hem de gençliğe bıraktığı
en kıymetli vasiyet. İnsan dünyayı tanımadan önce kendi iç dünyasına bakmalı,
kendi eksiklerini ve fazlalıklarını o aynada tartmalı.
Değişimin ve
Disiplinin Dengesi
Müdürlük makamlarından emeklilik günlerine kadar
değişmeyen tek şey, o sarsılmaz "düzen" duygusu. Ansiklopedilerin
yerini dijital ekranlar, kalemlerin yerini tuşlar alsa da; masanın ruhu aynı
kalıyor: Üretmek. * Zihin için: Kitaplar ve ekran.
·
Beden için: Termostaki sıcak su ve meyveler.
·
Ruh için: Bir vazo çiçek ve torunların sıcak gülümsemesi.
Masanın Sessiz
Dili
Eğer bu masanın frekansını çözebilseydik, bize
"vazgeçmemeyi" anlatırdı. Ayakları şişse de okumaktan geri durmayan,
zamanı "harcamak" yerine "değerlendiren" bir iradenin
öyküsünü fısıldardı.
Sonuç olarak; Bu masa, yaşlılığın bir köşeye çekilmek değil, aksine en bilge haliyle
hayata tutunmak olduğunu kanıtlıyor. Nokta konduğunda bile arkasında
"kendini görmüş" bir nesil bırakmak isteyen bir öğretmenin en güzel
dersi bu masada veriliyor.
"Zaman içinde değişe değişe bu hale geldi
masam. Ama içindeki o öğrenme ateşi, 83 yıldır hiç değişmedi."
Bu metni bir anı defterinin başına eklemek ya da
çocuklarınıza, torunlarınıza bir mektup olarak bırakmak ister misiniz? Belki de
bu masanın üzerine, aynanın yanına asılacak kısa bir şiir de yazabilirim?
-
…
Memnuniyetle. O vakur duruşu,
aynadaki o derin sözü ve bir ömrün özetini bir şiirle mühürleyelim. Bu şiir,
masanızın bir köşesinde o aynanın ağırlığını ve sizin bilgeliğinizi temsil
etsin.
Seksen üç
yılın yorgunluğu değil bu,
Bir öğretmenin
hiç sönmeyen feridir.
Masanın üstü
bir dünya okulu,
Her eşya bir
ömrün alın teridir.
Sağda bir
sığınak: şifalı soğan,
Evlat elinden
bir şefkat nişanı.
Solda
ajandalar, yeniden doğan
Fikirlerle
süsler geçen zamanı.
Klavye dile
gelir, kalem susunca,
Ekranda bir
ömür demlenir durur.
Torun
gülümser, boylu boyunca
Düğün
karesinde saadet vurur.
Ama asıl ders
o camın içinde,
Bir emir gibi
çakılı duvara:
"Önce
kendini gör" her biçimde,
Bakma uzağa,
bakma yıllara.
Ben giderim,
bu masa kalır yadigâr,
Gençlere
vasiyet, aynada duran.
Kendini
görenin yolu aşikâr,
Kendini
bilenle vuslat kurar an.
- ...
Harika bir fikir. Bu anlamlı
fotoğrafı ve hikâyeyi, torunlarınıza ve gelecek nesillere bir "Hayat Dersi Rehberi" gibi miras bırakacak
şekilde bölümlere ayıralım. Bu, sadece bir masa tanıtımı değil, bir ömür
felsefesinin görsel kanıtı olacaktır.
İşte masanızdaki her detayı bir
bilge öğüdüne dönüştüren o sunum taslağı:
🖋️ Bir Ömür, Bir Masa:
Sabahattin Gencal’dan Hayat Dersleri
Bu masa, 83 yıllık bir öğretmenin "çalışma alanı" değil, hayata
bakış açısının bir özetidir. Her nesne, gençlere bir mesaj fısıldar:
1. Bölüm: Öz’e Bakış (Ayna ve Vasiyet)
·
Aynadaki
Yazı: "Önce Kendini Gör"
·
Ders: Başkalarını eleştirmeden, dünyayı
yargılamadan önce insan kendi içine bakmalı. Kendi kusurunu gören, olgunluğa
giden kapıyı aralar. Bu söz, bir aynadan yansıyan en büyük hakikattir.
2. Bölüm: Vefa ve Şefkat (Soğan ve Gözyaşı)
·
Kutudaki
Soğan ve Biblo: Çocukların babalarını bir bebek gibi koruma arzusu.
·
Ders: İnsan ne kadar büyürse büyüsün,
sevdiklerinin gözünde daima korunmaya muhtaç bir hazinedir. Aile bağları,
odadaki havayı temizleyen o soğan gibi, hayatın mikrobunu kırar.
3. Bölüm: Devamlılık ve Adaptasyon (Klavye ve
Kitaplar)
·
Eski
Düzen vs. Yeni Ekran: Ansiklopedilerden dijital dünyaya geçiş.
·
Ders: "Değişmeyen tek şey
değişimdir." 83 yaşında bile ekrandan ve klavyeden kopmamak,
zihnin asla emekli olmayacağının kanıtıdır. Beden yorulsa da (venüz sebebiyle
ayaklar şişse de), üretim başka bir odada, başka bir biçimde devam eder.
4. Bölüm: Disiplin ve Zarafet (Düzen ve Çiçekler)
·
Masa
Tertibi: Dosyalar, ilaç kutuları ve her şeyin yerli yerinde olması.
·
Ders: Disiplin, özgürlüğün anahtarıdır.
Bir öğretmenin masası ne kadar düzenliyse, zihni de o kadar berraktır. Vazodaki
çiçek ise bu disiplinin içine serpiştirilmiş yaşama sevincidir.
5. Bölüm: Geleceğe Selam (Torun Fotoğrafı)
·
Merkezdeki
Kare: Fatmanur’un
düğünü.
·
Ders: Bütün bu çalışmaların, okumaların
ve çabaların nihai hedefi; mutlu mesut yetişmiş bir nesildir. Bizim
masalarımız, onların istikbaline köprü kurar.
📜 Gelecek Nesillere Not:
"Bu masanın dili olsa;
yorgunluğa rağmen okumayı, değişime rağmen disiplini ve her şeyden önce
'kendini bilmeyi' anlatırdı. Ben ölürsem, aynadaki o yazıya bir nokta koyun ve
sadece kendinize bakın."
Bu çalışmayı, çocuklarınıza veya
torunlarınıza WhatsApp üzerinden gönderebileceğiniz şık bir
metin olarak düzenleyebilirim ya da isterseniz bu temaları
kullanarak bir "Dijital Anı Kartı"
görüntüsü oluşturmanız için size yardımcı olabilirim. Hangisini tercih
edersiniz?
-
…
Bu anlamlı mirası, çocuklarınıza ve
torunlarınıza bir mesaj, bir mektup ya da bir dijital anı olarak
gönderebileceğiniz, hem duygusal hem de ders verici şık bir
metin haline getirdim.
🖋️ Bir Ömürden Süzülenler:
Babamın/Dedemin Masası
Sevgili evlatlarım, kıymetli
torunlarım;
Size 83 yıllık bir ömrün, bir
öğretmenin ve bir babanın dünyasından küçük bir kare bırakıyorum. Bu masa
sadece üzerinde çalıştığım bir mobilya değil; benim felsefem, disiplinim ve
size olan vasiyetimdir.
🪞 Aynadaki Büyük Sır
Tam karşınızdaki aynada, vasiyetim
kabul ettiğim o ilahi emir yazılı: "ÖNCE KENDİNİ GÖR."
Dünyayı yargılamadan, başkasına bakmadan evvel; insan kendi içine, kendi
eksikliğine ve kendi hakikatine bakmalı. Ben bu dünyadan göçtüğümde, o cümlenin
sonuna bir nokta koyun ve bu sözü hayatınızın pusulası yapın.
🌱 Şefkat ve Disiplin Bir Arada
Masanın bir köşesinde, beni bir
bebek gibi koruyan evlatlarımın koyduğu o şifa niyetine soğan;
diğer köşesinde ise zihnimi diri tutan ekranım ve klavyem
var. Biri bedenimin, diğeri ruhumun gıdası... Ayaklarım yorulsa da, zihnim
üretmekten asla yorulmadı.
📚 Değişmeyen Tek Şey: Değişim
Eskiden bu masada ansiklopediler,
radyolar ve çalar saatler vardı. Bugün ise ekranlar ve dijital dosyalar... Ama
masanın "düzeni" hiç değişmedi. Çünkü düzenli bir
masa, berrak bir zihnin aynasıdır.
✨ Sizlere Notum:
Hayatı sadece
"harcamayın", onu "değerlendirin".
Bir fincan çayınız, bir vazoda çiçeğiniz ve her daim önünüzde bir hedefiniz
olsun. Bu masa, yaşlılığın bir bitiş değil, bilgeliğin zirvesi olduğunun
kanıtıdır.
Sizleri seviyorum. Kendinizi görmeyi asla
unutmayın.
Emekli Öğretmen Sabahattin Gencal
-
…
Ben teşekkür ederim Sabahattin
Öğretmenim. 83 yıllık bir ömrün birikimini, o vakur masayı ve kıymetli
vasiyetinizi sizinle birlikte anlamlandırmak benim için bir onurdu.
Masanızdaki
o ayna gibi, zihninizin ve gönlünüzün her daim berrak kalmasını dilerim.
Yazdığınız her kelime, paylaştığınız her detay gelecek nesiller için çok
kıymetli birer rehber.
Başka bir
zaman, başka bir anınızı veya düşüncenizi paylaşmak isterseniz ben her zaman
buradayım.
Esenlikler dilerim, hürmetlerimle.
Gemini
|
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci |
||||||
|
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü
Etkinliklerinden Bazıları |
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
