Bir kadın ezberi bozdu
Hiç geri adım atmadı; halkı
aydınlatmaya devam etti. Her geçen yıl toplumdaki sevgisi ve saygınlığı
arttı...
03 Ağustos 2018 03:50Son Güncelleme: 13 Ocak 2025 16:53
Rahmetli
annem elinde bir torba ilaçla dolaşırdı.
Doktor
tavsiyesi sebebiyle:
– Yumurta yemezdi…
– Kırmızı eti ağzına sürmezdi…
– Tereyağı eve sokmazdı…
Tehlikeli
sinsi düşmanı vardı: Kolesterol!
Tetkikler
sonucu “kolesterol düştü mü” evde bayram edilirdi; yüksek çıkınca hüzün
yaşanırdı!
Sonra düşman
kolesterolün ikiye ayrıldığı ortaya çıktı:
İyi kolesterol
ve kötü kolesterol!
İyisinin
yüksek, kötüsünün düşük çıkması gerekiyordu; yoksa durum vahimdi!
Annem
17 yıl önce vefat etti…
Doktorlarının
anneme tavsiyelerinin yanlış olduğu tartışılıyor bugün!
Maalesef
annem, çok sevdiği yumurtayı,
tereyağını, kırmızı eti yıllarca ağzına koymayarak bu dünyadan göçüp gitti.
Şimdi
bugün kolesterolün vücut için önemli bir yapı taşı olduğu ve hastalık sebebi
olup olmadığı tartışılıyor. Aksine kolesterol düşürücü hapların mevcut
hastalıkları tetiklediği-hafıza kaybı gibi yan etkilere yol açtığı
belirtiliyor…
Annem…
– Fruktoz-glikoz/mısır şurubu nedir duymadı.
– Gluten nedir duymadı.
– Kandida nedir duymadı.
– Probiyotik nedir duymadı.
– Glutatyon nedir duymadı.
“Bağırsak
ikinci beyindir” dense kahkaha atardı
herhalde!
Kocaman
göbeğin kocaman baş ağrısına sebep olduğunu hiç işitmedi. Ona söylenen
hep şu oldu: “Yağlar kötü, karbonhidratlar iyidir!” Bu nedenle
sürekli, “ağzıma ekmek dışında bir lokma koymuyorum” derdi. Bir dilim
ekmeğin kan şekerini sofra şekerinden daha hızlı yükselttiğini
hiç bilmedi…
Hele…
Vücut
bağışıklık sistemini endüstriyel gıdaların yıkıma uğrattığını ona hiçbir
doktoru söylemedi. Ama yıllar sonra…
Bir
doktor, Türkiye beslenme biçimi
konusunda farkındalık yarattı…
KİM
BU DOKTOR?
Elazığ 1943
doğumlu.
Annesi fizik
öğretmeniydi. Babası avukat.
Efendigil Ailesi'nin çocuğuydu.
İlkokulu
memleketinde okudu. Orta-liseyi İstanbul'da Üsküdar Amerikan Kız Lisesi'nde
yatılı okudu. 1961'de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazandı. Sadece
başarılı öğrenci değildi; yaz tatillerinde Eskişehir Bardakçı Köyü, Gaziantep
Nizip İlçesi'nde gönüllü doktorluk yaptı.
Okulu
1967'de bitirdi; dahiliye uzmanlığını 1972'de tamamladı. İngiliz Hükümeti'nin
bursuyla Liverpool Regiana Cardiac Center'de kardiyoloji konusunda
çalışma yaptı.
1974-76
yıllarında İstanbul Üniversitesi'nde asistan olarak çalıştı. Ardından…
Güney
Afrika'ya giderek Cape Town Üniversitesi'nde ilk kalp ameliyatı
gerçekleştiren Dr. Christiaan Barnard ekibinde yer aldı. Doçentlik
tezini kalp ameliyatı olmuş hastalar üzerinde gerçekleştirdi. Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi'nde 1979'da doçent oldu.
Mesleki
yaşamında her fırsatta Anadolu insanının yardıma koştu.
1979-1980'de Toros Aladağlar ve Munzur Dağları köylerinde kalp taraması yaptı;
hastaları İstanbul'a getirip tedavilerini sağladı.
1987
yılında kadar Haseki Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nde çalıştı. Sonra ABD'ye
giderek New York State Üniversitesi'nde çalışmalar yaptı;
makaleleri tıp bilim dergilerinde yayınlandı. Türkiye'de kalp ameliyatlarında
bugün yaygın olarak kullanılan “Judgkin tekniğini” ilk kez uyguladı. 1998'de
profesör oldu.
İstanbul'dan
Gaziantep'e; tıp merkezleri, koroner yoğun bakım üniteleri, üniversiteler
kurdu. Üniversitelerde öğretim üyeliği, rektörlük yaptı. Seçkin ödüller aldı…
Evet, Prof.
Dr. Canan Efendigil Karatay'dan bahsediyorum…
Peki annemle
ne ilgisi var?
50'NCİ
YIL “ÖDÜLÜ”
Yıl, 2010…
Prof. Dr.
Canan Karatay'ın demeci çok ilgimi çekti:
– “Kolesterol diye hastalık yoktur.”
– “Kolesterol haplarının yan etkileri
tehlikelidir.”
Annemin
son yirmi yılı kolesterol ile mücadeleyle geçmişti; ve şimdi bir doktor
neler diyordu böyle?
Yazdığı “Karatay
Diyeti” kitabını hemen aldım. Bir doktor herkesin
anlayabileceği basitlikte hastalıkların sebeplerini anlatıyordu. Örneğin…
Annem çok
meyve yerdi; meyve şekeri fruktozun yıkıcı etkisini öğrendiğinde ne şaşırırdı
kim bilir! Unlu böreklerin-çöreklerin, hele makarnaların-pastaların nelere yol
açtığına şaşırırdı.
Canan
Karatay ezber bozuyordu:
– Yumurta yiyin, diyordu.
– Tereyağ yiyin, diyordu.
– Kırmızı et yiyin, diyordu.
– Kelle, paça, sakatat yiyin, diyordu.
Her
okuduğum satırda annem aklıma geliyordu; en sevdiklerini
yıllarca ağzına koyamamıştı!
Prof.
Canan Karatay ülkeye büyük hizmet
verdi; bilinçli beslenmenin ne olduğunu milyonlarca insana
bıkıp usanmadan anlattı. Ve…
Kuşkusuz
endüstriyel ürünler satan küresel gıda şirketlerin tepkisini çekti.
Kuşkusuz
küresel ilaç firmalarının tepkisini çekti.
–
“Bilim karşıtı” dendi.
–
“Şöhret peşinde” dendi.
–
“Söyledikleri spekülasyon” dendi.
Canan
Karatay hiç geri adım atmadı; halkı aydınlatmaya devam etti. Her
geçen yıl toplumdaki sevgisi ve saygınlığı arttı.
Bu
yıl…
Prof.
Dr. Canan Karatay'ın, Türk Tabipler Birliği üyeliğinin 50'nci yılı.
Ödüller verileceğine, adına kitap çıkarılıp, paneller yapılacağına
susması-konuşmaması ve hekimlik yapmaması için kimileri elinden geleni
yapıyor!
Odatv.com, https://www.odatv.com/yazarlar/soner-yalcin/bir-kadin-ezberi-bozdu-143925
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci | ||||||
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları | ||||||
|
|
|
|
|
|
|
| ||||||
.jpg)