Yine
sabah sabah girdim internet dünyasına.
Dıştaki
savaşları içteki dolapları okudum bir bir.
Bana
yazacak bir şey bırakmadılar. Daha doğrusu, diğer yazarlardan farklı bir şey
yazamadım. Bir Doğu Karadeniz deyişiyle yazalım: “Olmayince olmayi”
Kahvaltı
için televizyonlu salona geçtim. Kanal kanal gezerken bir kanalda kaldım. Hem
de kalakaldım. Bir “görüşün” tarihini anlatıyorlardı. Meğer ortanın tam
merkezinde bir görüşmüş. Zamanımızda kıyıda köşede bir konuma yerleştirmişti
onu medya. Ah bu medya!
Yine
bir deyiş: “Paktun olmayi pakmayacaksun.”
Ben
de bakmamaya karar verdim. Daha doğrusu bakıp gördüklerimi yazmamaya. Peki, ya
ne yazayım?
Ne
yazarsan yaz bugünkü medyamızdan daha …
Sadede
gel. Ciddi ol. Çöp gibi de olsa…
Gazetelerde
“çöp evler” haberleri okumuşuzdur. Tıpkı benim ev gibi. Defterlere, kâğıtlara
aldığım alıntılar… Bilgisayarda sonradan okurum, değerlendiririm diye aldığım
alıntılar… Bir tarih bunları “Paketlenmiş Çerçöp” ve “Tabula Rosa” adlı
kitaplarla okuyuculara postalamıştım.
Can
çıkmadan huy çıkmaz demişler. Yine birikti çöpler. Bunlardan da kitap yapacak
değilim ya. İstesem de olmaz. Ne olur? Böyle Medyaya “pakmaduğum” zamanlarda
yazılara eklemek, iliştirmek.
Haa,
aklıma geldi. Okuduğum haberler arasında, bir adamın çöpte çil çil altınlar
bulduğu da yazılı…
Bizim
çöplükte de altın bulunur, demek istemiyorum. Zaten ne yazacağımı henüz
bilmiyorum. Açacağım defteri ya da kâğıtları ne gelirse bahtımıza:
Bir
kere söz verdim. Söz vermeseydim karşıma çıkan alıntıları atlayıverecektim.
“Bir
İletişim Aracı Olarak KUR’ANDA BEDEN DİLİ”
Prof.
Dr. Necati Kara
Ensar
Neşriyat, İstanbul, 2015
17
yaprak alıntı yapmışım. Kitabın hangi sayfasından alındığını yazmayı da ihmal
etmemişim.
Peşi
sıra gelen alıntılara gelince;
PEYGAMBERİMİZİN
(s.a.v.) BEDEN DİLİ
Mustafa
Karataş
Timaş
Yayınları, 1. Baskı, 2012, İstanbul.
Bundan
da 4 yaprak.
Bunlar
unutulacak notlar mıydı?
Şimdi
hatırlıyorum: 2019’da Beden Dili ve Diksiyon kursuna gitmiştim. Çok güzel
örnekler gösterildi. Eğitmenimiz de mükemmeldi. Allah razı olsun. Ama örnekler
hep batıdan verildiği için hep yapmacık gelmişti bana ve ben de bir kitap
yazmak istemiştim. Teorik çalışmalara başlamıştım bile. Ama 2020’de Covid19’a
yakalandık. Allah’a şükür ölümden döndüm ama unutkanlık ve kalp ritim bozukluğu
hatıra olarak kaldı. Bir de şişmanlık ve evden çıkamama.
Her
şeyde bir hayır var derler ki doğrudur.
Bugün
bir şey yazamamaktan memnunum. Çünkü çöpte altın bulmuş gibi oldum. Söz vermeyeyim.
Artık bundan sonra böyle bir kitap yazamam ama hiç değilse dişe dokunur bir
makale yazarım inşallah.
Gözyaşlarım
nenin nesi bilemiyorum. Ne sevinç gözyaşları ne de üzüntü göz yaşları ama bir
sebebi vardır.
Merakı
gidermek için yukarıda sözünü ettiğim Kara’nın kitabından bir alıntı:
“Anlamı
olmayan hiçbir davranış yoktur. Zira şuursuzca yapılan davranışlar da
şuursuzluğun ifadesidir.” (s: 006)
İşte
böyle durumlar da oluyor hayatımda…
Sabahattin
Gencal, İstanbul, 28. 03. 2026
|
"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci |
||||||
|
Sabahattin Gencal’ın Bugünkü
Etkinliklerinden Bazıları |
||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||
