26 Mart 2026 Perşembe

Kendini Bilen Rabbini Bilir

 


Gençliğimde,

Rabbimi bilme arzusu ile tutuşurken

"Kendini bilen Rabbini bilir." kibâr-ı kelâmını duydum.

Bu hikmetli sözü hâlâ irdeleyip duruyorum.

İrdelemek elbette gerekli, elbette bilimsel bir süreç ama

Yayıklamayı tercih ederdim.

Ah, ne güzel olurdu yoğurdu yayıkta vurmak ne tatlı olurdu

Tereyağını topak topak toplamak…

"Kendini bilen Rabbini bilir." özlü sözünden hareketle

Kendimizi Görme Denemesi adlı kitap yazdım.

Denemelerde Kendimizi Görme genel başlığı ile kitaplar yazdım. Ama

Kendimi yayıktaki yağ gibi göremedim topak topak. Demek ki

Bu dünyada daha çok çalkalanmam gerek yayık örneği.

Bir ara

Goethe’nin,

İnsan kendini yalnızca insanda tanır.”  Sözüne inandım. Ve

Evde, kahvede, kafede; belediye otobüsünde, yolcu otobüsünde, çeşmede, bankta vb. kısaca her yerde konuştuğum, sohbet ettiğim insanları,

Müsaadeleriyle kaleme aldım. Yayınladım.

Tabii her birini ayna kabul ettim.

Bir gün Muhyiddin İbnü’l – Arabî’ gibi, bir gün Mevlâna gibi başka bir gün Şeyh Gâlip gibi bakmaya çalıştım aynalara. Demek ki onlar gibi bakamamışım, dedim.

Hayır, aynalar da gördüğüm ben olamaz… Acele karar vermişim

Demek ki bütün bilgilerimi cem edememişim.

Meğer aynada görülen değil görülene tepki beni belirler. Bu da nasıl oluyor? Kendimce,

Nasıl ki evrenin bir modeliyiz.

Nasıl ki evrendeki tüm elementler bizde de var…

Allah (cc) tüm insanları adil olarak aynı biçimde kodlamış. Yani

Her birimizde güzel ahlak kodları da var çirkin ve kötü ahlak kodları da… İşte imtihan burada başlıyor:

Görevimiz güzel, iyi ve doğru kodları işler hale getirmektir. Diğer kodları kökünden kazımak değil işlevsiz hale getirmektir. Burada irademiz devreye giriyor. Diğer canlılardan önemli farklarımızdan biri.

Son günlerden örnek verelim:

Aynalara bakıyorum: Müslümanlara zulmeden yüzler görüyorum. Bu ben değilim. Bu içimde çimlendirmediğim kötü tohumdur.

Uzun zamandır yalnızım.

İçime bakıyorum hep.

Yoksa içime baka baka aynalara bakmayı da mı öğrendim?

Aslında bir başka biçimde bu konuyu biliyormuşum gibime geliyor. Çünkü

Ya ders alırız ya da ibret, derdim çoğu kez. Demek ki aynalarda görünenin ardındaki hikmeti görmekmiş marifet.

“Marifet, Arapça kökenli olup sözlükte "bilmek, tanımak, beceri, hüner ve ustalık" anlamına gelir. Günlük dilde bir işi becerme yeteneği veya el yatkınlığı (hüner) olarak kullanılırken, tasavvufta (Marifetullah) Allah’ı kalp ve tecrübe yoluyla vasıtasız tanıma (irfan) anlamını taşır.”

Tekrar edelim marifetli olabilirsek ki bu, halife potansiyelimizi  doldurmak, kendimizi gerçekleştirmek demektir. İşte o aman inşallah Rabbimizi de bilebiliriz.

 Rabbimizi bilebilmek dileğiyle...

Sabahattin Gencal, 26. 03. 2026

"Basitlik en üst düzey gelişmişliktir." - Leonardo da Vinci

Sabahattin Gencal’ın Bugünkü Etkinliklerinden Bazıları

 

GÜNCE

 

MEDYADAN

 

MÜZİK

 

RESİM

 

VECİZE

 

ŞİİR

 

KİTAPLARDAN

 

MEKTUBÂT-Î RABBÂNÎ